Allah katında bundan daha kötü bir karşılığın bulunduğunu size haber vereyim mi?" de, Allah kime lanet ve gazab ederse, kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana kullar kılarsa, işte onlar yeri en kötü ve doğru yoldan en çok sapmış olanlardır
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Allah katında bundan daha kötü bir karşılığın bulunduğunu size haber vereyim mi?" de, Allah kime lanet ve gazab ederse, kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana kullar kılarsa, işte onlar yeri en kötü ve doğru yoldan en çok sapmış olanlardır
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: "Allah katında cezaya çarptırılma bakımından bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah, kimlere lanet etmiş ve gazabına uğratmışsa; kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana tapanlar yapmışsa, işte bunların makamı daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır".
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Allah katında ceza olarak bundan daha kötüsünü size bildireyim mi? Allah'ın lanetlediği, üzerine gazap indirdiğidir o. Allah böylelerinden maymunlar, domuzlar ve tağut uşakları yapmıştır. İşte bunlardır yer bakımından daha kötü, yolun denge noktasını kaybetme bakımından daha şaşkın olanlar."
Süleyman Ateş
De ki: "Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size söyleyeyim mi? Allah kim(ler)e la'net ve gazab etmiş, kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana tapanlar yapmışsa, işte onların yeri daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.8%
İngilizce
Say, "Shall I inform you of [what is] worse than that as penalty from Allah? [It is that of] those whom Allah has cursed and with whom He became angry and made of them apes and pigs and slaves of Taghut. Those are worse in position and further astray from the sound way
Fransızca
Dis: «Puis-je vous informer de ce qu'il y a de pire, en fait de rétribution auprès d'Allah? Celui qu'Allah a maudit, celui qui a encouru Sa colère, et ceux dont Il a fait des singes, des porcs, et de même, celui qui a adoré le Tâghût, ceux-là ont la pire des places et sont les plus égarés du chemin droit»
İspanyolca
Di: "¿No quieren acaso que les informe quiénes tendrán peor retribución que éstos ante Dios? Son quienes maldijo Dios, los que incurrieron en Su ira, los que convirtió en monos y cerdos, y los que adoran a los falsos dioses. Esos son los que se encuentran en una situación peor y son los más extraviados del camino recto
Rusça
Скажи: «Сообщить ли вам о тех, кто получит еще худшее воздаяние от Аллаха? Это - те, кого Аллах проклял, на кого Он разгневался, кого Он превратил в обезьян и свиней и кто поклонялся тагуту. Они займут еще более скверное место и еще больше сбились с прямого пути»
Endonezce
Katakanlah (Muhammad), "Apakah akan aku beritakan kepadamu tentang orang yang lebih buruk pembalasannya dari (orang fasik) di sisi Allah? Yaitu, orang yang dilaknat dan dimurkai Allah, di antara mereka (ada) yang dijadikan kera dan babi283) dan (orang yang) menyembah Tagut." Mereka itu lebih buruk tempatnya dan lebih tersesat dari jalan yang lurus
Bengalce
বলুনঃ আমি তোমাদেরকে বলি, তাদের মধ্যে কার মন্দ প্রতিফল রয়েছে আল্লাহর কাছে? যাদের প্রতি আল্লাহ অভিসম্পাত করেছেন, যাদের প্রতি তিনি ক্রোধাম্বিত হয়েছেন, যাদের কতককে বানর ও শুকরে রূপান্তরিত করে দিয়েছেন এবং যারা শয়তানের আরাধনা করেছে, তারাই মর্যাদার দিক দিয়ে নিকৃষ্টতর এবং সত্যপথ থেকেও অনেক দূরে।
-Ey Rasûl!- Sizlere, ayıplanmaya layık olanların ve en şiddetli cezayı hak edenlerin kimler olduğunu haber vereyim mi? Şüphesiz Allah'ın rahmetinden kovduğu ve kendilerine gazaplandığı geçmişte yaşamış bir takım kişilerdir. Onların suretlerini kötü bir hale dönüştürüp, maymunlara ve domuzlara çevirmiştir. Onları tağuta ibadet eden kimseler kılmıştır. Tağut ifadesi, Allah'tan başka rıza göstererek ibadet edilen her şeyi kapsamaktadır. O zikredilenler kıyamet gününde en kötü makama sahip ve ortaya koydukları gayret bakımından doğru yoldan en çok sapmış kimselerdir.
59- De ki:“Ey ehl-i kitap! Bizi kınamanızın bizim Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilenlere iman etmemizden ve sizin çoğunuzun da fasık olmasından başka bir sebebi var mı?” 60- De ki:“Allah nezdinde ceza bakımından bundan daha kötüsünü (hak edenleri) size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın kendilerine lanet ettiği, gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar, domuzlar ve tağuta tapanlar çıkardığı kimselerdir. İşte yerleri daha fena ve doğru yoldan daha çok sapmış olanlar bunlardır.” 61- Size geldikleri zaman “İman ettik” derler. Halbuki küfürle girerler ve yine küfürle çıkarlar. Allah onların gizlediklerini en iyi bilendir. 62- Onlardan pek çok kimsenin günah işlemekte, düşmanlık yapmakta ve haram yemekte birbirleri ile yarıştıklarını görürsün. İşledikleri amel ne kadar da kötüdür! 63- Rabbaniler ve hahamlar, onları günah söz söylemekten ve haram yemekten alıkoysalar ya! Yaptıkları iş ne kadar kötüdür!
59. Ey Peygamber, Kitab ehlini susturmak üzere “de ki: Ey ehl-i kitap” şüphesiz İslâm dini gerçek dindir. O nedenle onların bu dine dil uzatmaları ve onu kınamaları, ancak övülmesi gereken bir sebep dolayısıyladır. “Bizi kınamanızın bizim Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilenlere iman etmemizden ve sizin çoğunuzun da fasık olmasından başka bir sebebi var mı?” Yani sizin bize olan şu kininizin, bizim Allah’a iman edişimizden, önceki ve sonraki kitaplarına inanmamızdan, önceki ve sonraki peygamberlere iman etmemizden ve bizim bu şekilde iman etmeyen kimsenin yoldan çıkmış bir kâfir olduğunu kesin olarak bilip ortaya koymamızdan başka bir sebebi var mı? Aslında bütün mükelleflerin en birinci görevi olan bu tutumun dışında bizi kınamanızın başka bir sebebi var mı? Bununla birlikte onların çoğu fasıktırlar. Yani Allah’a itaat sınırlarının dışına çıkıp O’na isyan fiillerini işleme cesaretini gösteren kimselerdir. O halde ey fasıklar, sizin için susmak daha uygundur. Eğer sizler fasıklıktan uzak olmakla birlikte -ki bu oldukça uzak bir ihtimaldir- bizi kınamış olsaydınız; bu kusurunuz fasık olmakla birlikte bizi tenkit edip ayıplama halinizden kötülük itibariyle daha hafif olurdu.
60. Mü’minlere dil uzatıp onları kınamaları, mü’minlerin kötülük üzere olduklarına dair bir kanaate sahip olmalarını gerektirdiğinden dolayı Allah, kendilerinin üzerinde bulundukları halin ne kadar kötü olduğunu haber vermek üzere şöyle buyurmaktadır:“De ki: Allah nezdinde ceza bakımından bundan” yani -sizin dediğinizi doğru farzedecek olursak- sizin kendisi dolayısı ile bizi kınadığınız husustan “daha kötüsünü (hak edenleri) size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın kendilerine lanet ettiği” rahmetinden uzaklaştırdığı “gazabına uğrattığı” ve dünyada da âhirette de cezalandırdığı “içlerinden maymunlar, domuzlar ve tağuta” yani şeytana “tapanlar çıkardığı kimselerdir.” Allah’tan başka kendisine ibadet edilen her bir şey tağuttur. “İşte yerleri” mü’minlere göre “daha fena ve doğru yoldan daha çok sapmış olanlar” bu çirkin niteliklere sahip olan bu kimselerdir. Müminlere gelince Allah’ın rahmeti onlara yakındır, Allah kendilerinden razı olmuş, dünyada ve âhirette onları mükâfatlandırmıştır. Çünkü onlar, dinlerini yanlızca O’na halis kılmışlardır. “doğru yoldan daha çok sapmış olanlar” Yani bunlar doğru ve orta yoldan çokça uzaklaşmışlardır. Buradaki “daha fena” ve “daha çok sapmış” şeklindeki ifadeler, gerçek anlamından başka maksatla kullanılan tafdil kiplerindendir. (Yani bu ifadelerden “müminler de sapmıştır, ama onlar daha çok sapmıştır” gibi bir anlam kastedilmemektedir.)
61. “Size geldikleri zaman” münafıklık ederek ve size karşı hilekarlık kastı ile “İman ettik, derler. Halbuki küfürle” içli dışlı oldukları halde “girerler ve yine küfürle çıkarlar.” Onların girişleri de çıkışları da küfür iledir. Bununla birlikte mü’min olduklarını iddia etmektedirler. Bunlardan daha kötü kim olabilir? Bunlardan daha çirkin hal kimin hali olabilir? “Allah onların gizlediklerini en iyi bilendir.” O nedenle hayrı ile şerri ile amellerinin karşılığını verecektir.
62. Daha sonra Allah Teala, mü’min kullarına dil uzatmaları ve onları kınamlarına karşılık mü’minlere yardımcı olmak üzere böylelerinin kusurlarını saymaya devam ederek şöyle buyurmaktadır:“Onlardan” yahudilerden “pek çok kimsenin günah işlemekte, düşmanlık yapmakta ve haram yemekte birbirleri ile yarıştıklarını görürsün.” Yani bunlar gerek Yaratıcı ile ilgili masiyetlerde gerekse de yaratılmışlara karşı haksızlık ve düşmanlıkta hırs içinde yarışırlar. Haram yemekten de geri durmazlar. Yüce Allah onların bu işleri yaptıklarını haber vermekle yetinmeyip bir de bu konuda birbirleri ile yarıştıklarını haber vermektedir ki bu, onların kötülüklerine, murdarlıklarına, nefislerinin mayasında masiyet ve zulüm sevgisinin bulunduğuna delildir. Böyle olmasına rağmen bir de kendilerinin oldukça yüce ve üstün makamlara sahip olduklarını iddia etmektedirler. “İşledikleri amel ne kadar da kötüdür!” Bu, onları ileri derecede yermek ve onları tenkit edip ayıplamak anlamını taşımaktadır.
63. “Rabbaniler ve hahamlar, onları günah söz söylemekten ve haram yemekten alıkoysalar ya!” Allah’ın kendilerine ilim ve hikmet lütfettiği kimseler olan ve insanlara faydalı olmak için ortaya çıkan ilim adamları, işlemekte oldukları masiyetlerden neden onları alıkoymuyor? Onları bu masiyetlerden alıkoymalı değiller mi? Ta ki cahilliklerinden kurtulabilsinler ve Allah’ın bunlara karşı delili de ortaya konmuş olsun. Çünkü ilim adamları, insanlara ilâhi emir ve yasakları bildirmekle, onlara şer’î yolu açıklayıp hayır işlemeye teşvik etmekle, kötülüklerden de sakındırıp uzaklaştırmakla yükümlüdürler. “Yaptıkları iş ne kadar kötüdür!”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Tâgut, hakkı tanımayıp azan ve sapan her kişiye ve her güce veya Allah’tan başka tanrı edinilen şeylere verilen addır. Azgın ve sapkın olması sebebiyle şeytana da tâgut denilmiştir. Kur’an-ı Kerîm’de tâgut kelimesi insanlar tarafından ilâh edinilmiş bütün bâtıl tanrıları; insanların Allah Teâlâ’ya isyan etmelerine sebep olan, görünür ve görünmez varlıkları; insanlık tarihi boyunca hakkı bâtıl, bâtılı hak gösterme gayretkeşliğini yansıtan, bütün küfür ve ilhâd faaliyetlerini ifade eden bir terim olarak kullanılır. Kur’an-ı Kerîm’de –birinde cibt lafzıyla birlikte olmak üzere– sekiz yerde geçen bu kelimenin, tevhid akîdesinin insanlar tarafından benimsenmesine engel olan insan, şeytan, kâhin ve sihirbazların hepsini; Allah Teâlâ dışında insanlarca mâbud edinilmiş bâtıl tanrıların tamamını, gerçek mâbuda karşı kulluk görevlerini yerine getirmeyi engelleyen düşünce sistemlerini ve faktörleri ifade ettiği müfessirlerce kaydedilmiştir (Ali Bardakoğlu, “Tâgut”, İFAV Ans., IV, 225; bu konuda bilgi için bk. Elmalılı, II, 869).
“Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi?” sorusundaki yeri kötü olanların nitelikleri âyetin devamında tanıtıldığı halde kimlerin yerinden daha kötü olduğuna dair bilgi verilmemiştir. Bu konuda müfessirler farklı görüşler belirtmişlerse de bize göre âyetin bağlamına uygun olan şudur: 57-58. âyetlerde müminlerin dinini, ezan ve namazlarını küçümseyip alay ve eğlence konusu yaptıkları bildirilen kimselerin Allah katındaki yeri elbette kötüdür, cezaları da ağırdır. Fakat Allah katındaki yeri bunlardan daha kötü olanlar da vardır. Bunlar, Allah’ın lânetlediği, gazap ettiği, bir kısmını maymunlara ve domuzlara çevirdiği, tâguta tapan kimselerdir.
Âyetteki “bir kısmını maymunlara ve domuzlara çevirdiği”ne dair ifadenin gerçek bir dönüşmeye mi yoksa ahlâkî ve mânevî bir değişim ve bozulmaya mı işaret ettiği hususunda Kur’an’da herhangi bir açıklama yoktur. Müfessirlerin çoğunluğuna göre Allah’ın buyruklarına uymayanlar gerçekten fiziksel bir dönüşüme uğratılarak maymun veya domuz haline getirilmişlerdir. Ancak başta tâbiînin meşhurlarından Mücâhid olmak üzere bazı müfessirler bu tür ifadeleri, Allah’ın emir ve yasaklarını çiğneyen günahkâr kimselerin mâruz kalacağı ahlâkî çöküntünün mecazi bir anlatımı olarak yorumlamışlardır (Taberî, I, 332; Elmalılı, II, 1725; Reşîd Rızâ, I, 343-345; Ateş, I, 179; Muhammed Esed, I, 204).
Âyette belirtilen cezaların kimlere verildiği açıkça belirtilmese de, Kur’an’ın çeşitli yerlerinde İsrâiloğulları’nın bu tür cezalara çarptırıldığı bildirilmektedir. Yüce Allah İsrâiloğulları’na cumartesi (sebt) gününü kutsal tatil günü olarak ayırdığını bildirmiş ve bu günde çalışmalarını ebedî olarak yasakladığını haber vermişti. Ancak onlar hileli yollarla Allah’ın emrini çiğnediler, bu sebeple Allah onları lânetledi (Nisâ 4/47), onlara “Aşağılık maymunlar olun!” dedi (Bakara 2/65). “Allah’ın âyetlerini inkâra devam etmeleri ve peygamberleri öldürmeleri sebebiyle zillete, fakru zarûrete mahkûm oldular, Allah’ın gazabına uğradılar” (Bakara 2/61; Âl-i İmrân 3/112).
Tefsirini yaptığımız âyetin bağlamı yahudilerle ilgili olduğuna göre âyette belirtilen diğer cezaların yanında –gerçek veya mecazi anlamda– “maymunlara ve domuzlara çevirme” cezası da büyük bir ihtimalle yine onlara verilmiştir. Yahudilerin, çeşitli dönemlerde hak dinden saparak putlara taptıkları da Kur’an-ı Kerîm’de haber verilmiştir (meselâ bk. Bakara 2/54; Tâhâ 20/88). Şüphesiz Kur’an’ın bundan maksadı tarihî olayları anlatmak değil, yahudilerin bildiği ve kendi milletlerinin başından geçmiş olan olayları onlara hatırlatarak ders almalarını sağlamaktır. Yahudiler vahiy aracılığıyla yani Tevrat’la aydınlatılmış oldukları için Allah’ın buyruklarına aykırı davranmalarının mazereti kalmamış, sonuçta bu tür ağır cezalara çarptırılmışlardır. Âyetin ifade ettiği “Allah katında yeri daha kötü olanlar ve doğru yoldan daha fazla sapmış bulunanlar” bunlardır.
-Ey Rasûl!- Sizlere, ayıplanmaya layık olanların ve en şiddetli cezayı hak edenlerin kimler olduğunu haber vereyim mi? Şüphesiz Allah'ın rahmetinden kovduğu ve kendilerine gazaplandığı geçmişte yaşamış bir takım kişilerdir. Onların suretlerini kötü bir hale dönüştürüp, maymunlara ve domuzlara çevirmiştir. Onları tağuta ibadet eden kimseler kılmıştır. Tağut ifadesi, Allah'tan başka rıza göstererek ibadet edilen her şeyi kapsamaktadır. O zikredilenler kıyamet gününde en kötü makama sahip ve ortaya koydukları gayret bakımından doğru yoldan en çok sapmış kimselerdir.