Önceki ayet· 19:72Sonraki ayet· 19:74

Meryem Suresi 73. Ayet· 19:73

↗ Meryem suresi
Mekki
وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٖ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَيُّ ٱلۡفَرِيقَيۡنِ خَيۡرٞ مَّقَامٗا وَأَحۡسَنُ نَدِيّٗا
Ayetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkar edenler inananlara: "Bu iki takımın hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir?" derler
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ayetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkar edenler inananlara: "Bu iki takımın hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir?" derler
Elmalılı Hamdi Yazır
Âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman, o inkâr edenler, iman edenlere dediler ki: "Bu iki zümreden (Mümin ve kâfirlerden) hangisi mevki bakımından daha iyi, meclis ve topluluk itibariyle daha güzeldir?"
Yaşar Nuri Öztürk
Onlara ayetlerimiz açık-seçik okunduğunda, inkâr edenler inananlara şöyle derler: "İki zümreden hangisi makamca daha üstün, meclisce daha güzel?"
Süleyman Ateşen ayrışan
Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman, inkar edenler, inananlar için "İki topluluktan hangisinin makamı daha hayırlı, meclisi (mevkii) daha güzeldir?" derler.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.2%
İngilizce
And when Our verses are recited to them as clear evidences, those who disbelieve say to those who believe, "Which of [our] two parties is best in position and best in association
Fransızca
Et lorsque Nos versets évidents leur sont récités les mécréants disent à ceux qui croient: «Lequel des deux groupes a la situation la plus confortable et la meilleure compagnie?»
İspanyolca
Cuando se les recitan Mis claros versículos, los que se niegan a creer dicen con arrogancia a los creyentes: "¿Quién posee de nosotros moradas más placenteras y mejores lugares de encuentro
Rusça
Когда им читают Наши ясные аяты, неверующие говорят верующим: «Какая из двух групп занимает более высокое положение и более достойное место?»
Endonezce
Dan apabila dibacakan kepada mereka ayat-ayat Kami yang jelas (maksudnya), orang-orang yang kafir berkata kepada orang-orang yang beriman, "Manakah di antara kedua golongan yang lebih baik tempat tinggalnya dan lebih indah tempat pertemuan(nya)
Bengalce
যখন তাদের কাছে আমার সুস্পষ্ট আয়াতসমূহ তেলাওয়াত করা হয়, তখন কাফেররা মুমিনদেরকে বলেঃ দুই দলের মধ্যে কোনটি মর্তবায় শ্রেষ্ঠ এবং কার মজলিস উত্তম
Çince
对他们宣读我的明显的迹象的时候,不信道者对信道者说:“哪一派的地位更优越,会场更优美呢?”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
İnsanlara resulümüze indirilen apaçık ayetler okunduğunda, kâfirler Müminlere şöyle dediler: "Kalacak ve yerleşecek, meclis ve topluluk bakımından hangimizin grubu daha hayırlıdır. Bizim grubumuz mu sizin grubunuz mu?"
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
73- Âyetlerimiz onlara açık açık okunduğunda kâfirler, mü’minlere:“Şu iki topluluktan hangisinin durumu daha iyi ve meclisi daha güzel (biz mi siz mi)?” dediler 74- Halbuki biz, onlardan önce hem mal hem de görünüş itibariyle onlardan daha iyi olan nice nesilleri helâk ettik. 73. Yani bu kâfirlere Allah’ın vahdâniyetine ve peygamberlerinin doğruluğuna apaçık delil teşkil eden ayetlerimiz okunduğunda -bunlar dinleyenlerin imanı kabul etmelerini ve sağlam bir şekilde inanmalarını gerektirdiği halde- onlar gerekenin tam aksi şekilde âyetlere karşılık verdiler; hem âyetlerle hem de onlara iman edenlerle alay ettiler. Dünyadaki güzel durumlarını, mü’minlerden daha iyi oluşlarına delil göstererek hakka karşı çıkan bir tavır ile:“Şu iki topluluktan” biz ve mü’minlerden “hangisinin durumu” dünyadaki makamı, mal ve evlât çokluğu, arzularının daha çok gerçekleşmesi açısından “daha iyi ve meclisi daha güzel? dediler.” Onlar doğru olmayan böyle bir önermeden, böyle bir sonuca ulaştılar. Müminlerden daha hayırlı oluşa gösterdikleri sebep, mallarının ve evlâtlarının daha çok olması, dünyadaki isteklerine daha çok nail olmaları, kendi meclislerinin, oturup kalktıkları toplantı yerlerinin allı pullu ve süslü olması idi. Mü’minler ise bunlara sahip değildir, o halde kendileri mü’minlerden daha hayırlıdırlar. Bu, son derece yanlış ve tutarsız bir delildir. Böyle bir delil gerçekleri tersyüz etme kabilindendir. Yoksa mal ve evladın çokluğu, görünüşün güzelliği çoğu kere bunlara sahip olan kimsenin helak ve bedbaht olmasına, kötülüklerle karşı karşıya kalmasına sebep olmaktadır. Bu nedenledir ki Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 74. “Halbuki biz onlardan önce hem mal” kullandıkları kaplar, kacaklar, yataklar, döşekler, evler, süsler vs. “hem de görünüş” geçimlerinin rahatlığından, aldıkları zevklerin verdiği sevinçten ve suretlerinin güzelliğinden dolayı görünümlerinin daha iyi olması “itibariyle onlardan daha iyi olan nice nesilleri helâk ettik.” Daha önceden helâk edilmiş olan bu kimseler gerek malları, gerekse görünüşleri itibariyle bunlardan daha iyi idiler. Ama böyle olmaları ilâhi azabın tepelerine inmesine engel olmadı. Peki, bunlar onlardan sayıca daha az ve daha güçsüz olduklarına göre ilâhi azaptan kendilerini nasıl koruyacaklar? “Sizin kâfirleriniz bunlardan hayırlı mı yoksa kitaplarda sizin için bir beraat (azaptan kurtuluş belgesi) mi var?”(el-Kamer, 54/43) Böylelikle dünyada sahip olunan iyi halin âhiretteki iyi hale delil gösterilmesinin en tutarsız delillerden ve kâfirlerin tutturdukları yollardan birisi olduğu ortaya çıkmaktadır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Genellikle peygamberlere ilk inananlar toplumun zayıfları ve fakirleridir. Onları inkâr edenler ise servet ve iktidar sahipleridir. Bu kesim inananları daima küçümsemiş, horlamış ve ezmeye çalışmıştır; Kur’an’da bunun örneklerine yer veren birçok âyet vardır. Hz. Peygamber Allah’ın âyetlerini açıkça okuyup da müminleri müjdelediği, müşrikleri de uyardığı zaman, o şımarık müşrikler gurura kapılıp, “Eğer bu iyi bir şey olsaydı bizi bırakıp da onlara gelmezdi!” (Ahkaf 46/11) diyerek kendilerinin daha üstün, müminlerin daha aşağı olduğunu ileri sürmüşler, onlara “Hangimizin konumu daha üstün ve mensupları daha iyi? Siz mi daha güzel konaklarda yaşıyorsunuz, biz mi?” şeklinde sorular yöneltmişlerdir. Burnu büyük müşrikler, ancak fakirleri yanından kovduğu takdirde Hz. Peygamber’in tebliğini dinleyebileceklerini bildirmişlerdir (bk. En‘âm 6/52-53). 74. âyette bu kendini beğenmişlere, toprağı işleyerek bayındır ülkeler meydana getiren, sonra da inkârcılıkları yüzünden Allah’ın gazabına uğrayan Âd ve Semûd gibi eski kavimlerin akıbetleri hatırlatılarak onların kalıntılarına bakıp ibret almaları tavsiye edilmektedir. Sert bir tehdit içeren 75. âyet, 73. âyetteki soruya verilmiş bir başka cevaptır. Allah Teâlâ bu tehditle müşriklere vermiş olduğu evlât, devlet ve servetin gerçekte bir lutuf olmadığını, onlara bu nimetlerin verilmesinin bir istidrâc olduğunu ifade etmektedir (İstidrâc için bk. Âl-i İmrân 3/53). Kul, Allah’ın vermiş olduğu nimeti hayırlı işlerde kullanıyorsa bu nimetin arttırılması, sürekli kılınması bir lutuftur; eğer sahip olduğu nimet sebebiyle şımarıyor ve onu kötü şeylerde kullanıyorsa ona mühlet ve fırsat verilmesi de bir istidrâcdır (bk. A‘râf 7/182). Âyette söz konusu edilen müşriklerin durumu buna örnektir (krş. Nahl 16/97; Müminûn 23/55-56).
Meryem Suresi 73. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
İnsanlara resulümüze indirilen apaçık ayetler okunduğunda, kâfirler Müminlere şöyle dediler: "Kalacak ve yerleşecek, meclis ve topluluk bakımından hangimizin grubu daha hayırlıdır. Bizim grubumuz mu sizin grubunuz mu?"