4- Odaların arkasından sana seslenenlerin birçoğu aklı ermeyen kimselerdir. 5- Eğer onlar, sen yanlarına çıkana kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu. Allah Ğafûrdur, Rahîmdir.
4. Bu âyet-i kerimeler, Yüce Allah’ın kabalıkla ve Allah’ın Rasûlüne indirdiklerinin sınırlarını bilmemeye lâyık olmakla nitelendirdiği birtakım bedevî Araplar hakkında inmiştir. Bunlar Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına heyet olarak geldiklerinde baktılar ki O, evinde hanımlarının odalarındadır. Dışarı çıkıncaya kadar sabretmek edebini takınmadılar da tuttular bunun yerine -yanımıza çık gel anlamına-: Muhammed! Muhammed! diye bağırdılar. Allah onları akılsız olmakla nitelendirerek bu davranışlarını yermiştir. Çünkü onlar, Allah’ın, Rasûlüne karşı edebli davranmaları ve ona saygı duymaları gerektiğine dair emrini belleyememişlerdi. Edepli hareket etmek ise aklın bir gereğidir. Kulun edebi, onun aklının göstergesidir ve Allah’ın o kimse hakkında hayır dilemiş olduğunu ortaya koyar.
5. Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Eğer onlar, sen yanlarına çıkana kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu. Allah Ğafûrdur, Rahîmdir.” Yani kullarının işledikleri günahları ve âdâba aykırı davranışları bağışlayandır. İşlemiş oldukları günahları dolayısı ile onları hemen cezalandırmadığından dolayı da onlara çokça merhametlidir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Benî Temîm isimli bedevî kabilesi Hz. Peygamber’i görmek, tanımak ve buna göre bir ilişki kararı almak üzere Medine’ye gelmişti. Peygamber efendimiz her öğleden sonra yaptıkları gibi bir süre dinlenmek (kaylûle yapmak) üzere odalarına çekilmişlerdi. Kabile mensupları, kendilerine bu durum bildirildiği halde Resûlullah’ın evinin önünde, kaba bir şekilde “Muhammed, Muhammed!” diye bağırmaya başladılar. Bu davranışları hem edebe aykırı idi hem de onu rahatsız etmişti. Ama eğitim ve idrak seviyeleri henüz yaptıklarının kabalığını, yersizliğini anlayacak ölçüde değildi (Kurtubî, XVI, 294 vd.). Böyle yapanların medeni inceliklerden uzak bedevîler olduğu düşünüldüğünde davranış tabii de görülebilirdi. Buna rağmen Allah Teâlâ’nın vahiy göndererek uyarıda bulunması iki önemli ve evrensel değer ve kurala dikkat çekmektedir: 1. Medenî inceliklerin, insanî erdemlerin bütün topluluğa yayılması; köylünün, bedevînin, şehirlerden uzak yaşayanların da uygarlıktan nasiplendirilmesi, bütün ümmetin medenîleşmesi gereklidir. 2. Hz. Peygamber’in Allah katındaki yeri ve değeri çok yüksek olup onun karşısında herkes bu idrak içinde olmak zorundadır.