Önceki ayet· 49:2Sonraki ayet· 49:4

Hucurât Suresi 3. Ayet· 49:3

↗ Hucurât suresi
Medeni
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَغُضُّونَ أَصۡوَٰتَهُمۡ عِندَ رَسُولِ ٱللَّهِ أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱمۡتَحَنَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُمۡ لِلتَّقۡوَىٰۚ لَهُم مَّغۡفِرَةٞ وَأَجۡرٌ عَظِيمٌ
Seslerini Peygamberin yanında kısan kimseler, Allah'ın gönüllerini takva ile sınadığı kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük ecir vardır
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Seslerini Peygamberin yanında kısan kimseler, Allah'ın gönüllerini takva ile sınadığı kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük ecir vardır
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah'ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, şüphesiz Allah'ın kalplerini takva ile imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah resulünün huzurunda seslerini alçaltanlar var ya, onlar Allah'ın, gönüllerini takva için imtihan ettiği kişilerdir. Bir bağışlanma vardır onlar için, bir büyük ödül vardır.
Süleyman Ateşen ayrışan
Allah'ın Elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, öyle kimselerdir ki Allah, onların kalblerini, takva için imtihan etmiş(onların takvaya ehil olduklarını anlamış)tır. Onlar için mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.3%
İngilizce
Indeed, those who lower their voices before the Messenger of Allah - they are the ones whose hearts Allah has tested for righteousness. For them is forgiveness and great reward
Fransızca
Ceux qui auprès du Messager d'Allah baissent leurs voix sont ceux dont Allah a éprouvé les cœurs pour la piété. Ils auront un pardon et une énorme récompense
İspanyolca
Quienes bajan sus voces cuando están en presencia del Mensajero de Dios son aquellos a los que Dios purificó sus corazones, infundiendo en ellos el temor devocional. Ellos recibirán perdón y una recompensa magnífica
Rusça
Воистину, сердца тех, которые при Посланнике Аллаха понижают свои голоса, Аллах очистил (или раскрыл) для богобоязненности. Им уготованы прощение и великая награда
Endonezce
Sesungguhnya orang-orang yang merendahkan suaranya di sisi Rasulullah, mereka itulah orang-orang yang telah diuji hatinya oleh Allah untuk bertakwa. Mereka akan memperoleh ampunan dan pahala yang besar
Bengalce
যারা আল্লাহর রসূলের সামনে নিজেদের কন্ঠস্বর নীচু করে, আল্লাহ তাদের অন্তরকে শিষ্টাচারের জন্যে শোধিত করেছেন। তাদের জন্যে রয়েছে ক্ষমা ও মহাপুরস্কার।
Çince
在安拉的使者面前低声说话的人们,安拉确已为敬畏者而试验他们的心,他们将蒙赦宥和重大的报酬。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in huzurunda seslerini kısanlar, şüphesiz Allah'ın kalplerini takva ile imtihan ettiği, kalplerini onun için halis kıldığı kimselerdir. Onlara günahları için mağfiret vardır ve Allah onları sorumlu tutmayacaktır. Ve yine kıyamet günü onlar için büyük bir mükâfat vardır ki o mükâfat; Allah'ın onları cennete koymasıdır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Ey iman edenler! (Söz ve işte) Allah’ın ve Rasûlünün önüne geçmeyin ve Allah’a karşı takvalı olun. Şüphesiz Allah Semidir, Alîmdir. 2- Ey iman edenler! Sesinizi Peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin ve onunla birbirinize bağırır gibi bağırarak konuşmayın. Yoksa siz farkında olmadan amelleriniz boşa gider. 3- Rasûlullah’ın yanında seslerini kısanlar var ya; işte onlar, Allah’ın kalplerini takvâ için sınayıp seçtiği kimselerdir. Onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır. (Medine’de inmiştir. 18 âyettir) Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. Bu buyruklar, Yüce Allah’a ve Rasulullah’a karşı takınılması gereken edebi, tazimi, saygı ve ikrâmı içermektedir. Yüce Allah, mü’min kullarına Allah ve Rasûlüne imanın bir gereği olarak, Allah’ın emirlerini yerine getirmelerini, yasaklarından kaçınmalarını ve bütün işlerinde Allah’ın emirlerinin ardından yürüyerek Rasûlünün sünnetine uymalarını emretmektedir. Yine Allah ve Rasûlünün önüne geçmemelerini, o buyurmadan bir söz söylememelerini ve o emretmedikçe emir vermemelerini istemektedir. İşte Allah’a ve Rasûlüne karşı takınılması gereken edebin gerçek mahiyeti budur, kulun mutluluğunun ve felahının anahtarı budur. Bunu elde edemeyen ebedi mutluluğu ve sonsuz nimetleri elden kaçırmış olur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in dışındakilerin sözlerini, Rasûlün sözünün önüne geçirmeye dair bu şiddetli yasak, şunu gerektirmektedir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünneti açıkça ortaya çıktı mı, artık ona uymak mutlak bir farzdır. Onun buyruğu, kim olursa olsun başkalarının sözlerinden önce gelir. 1. Daha sonra Yüce Allah, genel olarak takvâyı emretmektedir. Takvâ ise Talk b. Habîb’in dediği gibi “Allah’ın mükâfatını umarak, O’na itaat olan işleri Allah’tan bir nur üzere yapmak ve O’na isyanı gerektiren hususları da Allah’ın cezasından korkarak yine Allah’tan bir nur üzere terk etmek” demektir. “Şüphesiz Allah, Semi’dir” bütün zamanlarda, en gizli yer ve yönlerdeki her bir sesi işitendir. “Alîmdir.” Gizliyi, açığı, geçmişi, geleceği, varlığı zorunlu olanları, varlığı imkânsız olanları ve mümkün olanları hep bilir. Allah’ın ve Rasûlünün önüne geçmeyi yasaklayan ve ondan korkmayı emreden buyruklardan sonra bu iki şerefli ismin zikredilmesi, güzel emirleri ve güzel görülen adabı yerine getirmeye bir teşvik, bunların zıddı olan şeylerden de bir sakındırma anlamı taşımaktadır. 2. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler! Sesinizi Peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin ve onunla birbirinize bağırır gibi bağırarak konuşmayın.” Bu da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e hitap ederken takınılması gereken edebi göstermektedir. Yani ona hitap eden kimse onunla konuşurken sesini Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in sesinden fazla yükseltmemeli, bağırarak konuşmamalı, aksine sesini kısmalı, edeple, yumuşak ifadelerle, tazim ile ve gereken saygıyı göstererek ona hitap etmelidir. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem onlardan herhangi biri gibi değildir. Ümmet üzerindeki hakkı, ona iman etmenin farz oluşu, kendisi olmaksızın imanın tamamlanamayacağı sevgi vb. gibi hususlarda ayrıcalıklı olduğu gibi, hitaplarda da ayrıcalıklı olmalıdır. Bu konuda onun hakkına riâyet etmemek, sakınılması gereken bir husustur. Zira kulun amelinin o, farkında bile değilken boşa çıkmasından korkulur. Nitekim ona karşı gereken edebi takınmak da mükâfatın elde edilmesinin ve amellerin kabul edilmesinin sebepleri arasındadır. 3. Daha sonra Yüce Allah, Rasûlullah’ın huzurunda seslerini alçaltan kimseleri Allah’ın kalplerini takvâ için imtihan etmiş olması ile övmektedir. Bu imtihan sonucunda kalplerinin takvâya elverişli olduğu ortaya çıkmıştır. Daha sonra onlara günahlarının bağışlanmasını da vaat etmektedir. Bu da kötülüklerin ve hoşa gitmeyen şeylerin ortadan kalkmasını, buna karşılık pek büyük mükâfatın elde edilmesini içerir. Bu mükâfatın niteliklerini ise Allah’tan başka kimse bilmez. Böylece arzu edilen her şey elde edilmiş olur. Bu, Yüce Allah’ın emirlerle, yasaklarla ve çeşitli sıkıntılarla kalpleri sınadığına bir delildir. Allah’ın emrine sarılan, razı olacağı işlere uyan ve bu konuda elini çabuk tutan, onu hevâsının önüne geçiren kimseler, takvâyı elde etmiş ve kalpleri de ıslah olmuş olur. Böyle olmayan kimselerin ise takvâya elverişli kimseler olmadığı ortaya çıkar.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İşin önemini idrak etmedeki kusur ve İslâm öncesi alışkanlıkların etkisi yüzünden Hz. Peygamber’e karşı edepte kusur edenler ilâhî ikazı alınca imanları, takvâları ve iyi niyetleri sebebiyle derhal kendilerini toparladılar, onun yanında zor işitilen bir sesle konuşmaya başladılar. Allah’ın uyarısını ve rızasını hem alışkanlıklarının hem de öfkelerinin önüne geçirerek büyük bir takvâ imtihanı verdiler ve bu imtihandan başarılı çıktılar. Başarılan her imtihanın bir ödülü vardır, takvâ imtihanının ödülü de bu erdemin önem ve ölçüsünde büyük olacaktır.
Hucurât Suresi 3. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in huzurunda seslerini kısanlar, şüphesiz Allah'ın kalplerini takva ile imtihan ettiği, kalplerini onun için halis kıldığı kimselerdir. Onlara günahları için mağfiret vardır ve Allah onları sorumlu tutmayacaktır. Ve yine kıyamet günü onlar için büyük bir mükâfat vardır ki o mükâfat; Allah'ın onları cennete koymasıdır.