Onların içinde seni dinleyenler vardır; sonra senin yanından çıkınca, bilgili kimselere "Az önce ne demişti?" diye sorarlar. İşte bunlar, Allah'ın kalblerini mühürlemiş olduğu, kendi heveslerine uyan kimselerdir
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Onların içinde seni dinleyenler vardır; sonra senin yanından çıkınca, bilgili kimselere "Az önce ne demişti?" diye sorarlar. İşte bunlar, Allah'ın kalblerini mühürlemiş olduğu, kendi heveslerine uyan kimselerdir
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Ey Muhammed! Onlardan seni dinlemeye gelenler de var. Senin yanından çıktıkları zaman kendilerine ilim verilen kimselere alay yoluyla: "O demin ne söyledi?" diye sorarlar. İşte onlar Allah'ın kalplerini mühürlediği kimselerdir. Onlar sadece kendi heva ve heveslerine uyarlar.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
İçlerinden bir kısmı seni dinler, sonra senin yanından çıktıklarında, kendilerine ilim verilmiş olanlara şöyle sorarlar: "Az önce ne söyledi?" İşte bunlar, Allah'ın, kalplerine mühür bastığı kimselerdir, boş arzularının ardına düşmüşlerdir.
Süleyman Ateş
Onlardan kimi de gelip seni dinler. Fakat senin yanından çıktıkları zaman kendilerine bilgi verilmiş olanlara: "Demin ne söyledi?" derler. Onlar Allah'ın kalblerini mühürlediği, keyiflerinin ardına düşmüş kimselerdir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.8%
İngilizce
And among them, [O Muhammad], are those who listen to you, until when they depart from you, they say to those who were given knowledge, "What has he said just now?" Those are the ones of whom Allah has sealed over their hearts and who have followed their [own] desires
Fransızca
Et il en est parmi eux qui t'écoutent. Une fois sortis de chez toi ils disent à ceux qui ont reçu la science: «Qu'a-t-il dit tout à l'heure?» Ce sont ceux-là dont Allah a scellé les cœurs et qui suivent leurs propres passions
İspanyolca
Algunos te escuchan [¡oh, Mujámmad!], pero cuando se retiran les dicen [burlándose] a los que fueron agraciados con el conocimiento: "¿Qué es lo que acaba de decir?" Estos son a quienes Dios ha sellado sus corazones [con la incredulidad], y solo siguen sus pasiones
Rusça
Среди них есть такие, которые слушают тебя. Когда они вышли от тебя, то сказали тем, которым было даровано знание: «Что он сказал только что?». Это - те, сердца которых Аллах запечатал и которые потакают своим желаниям
Endonezce
Dan di antara mereka ada orang yang mendengarkan perkataanmu (Muhammad), tetapi apabila mereka telah keluar dari sisimu, mereka berkata kepada orang yang telah diberi ilmu (sahabat-sahabat Nabi), "Apakah yang dikatakannya tadi?" Mereka itulah orang-orang yang dikunci hatinya oleh Allah, dan mengikuti keinginannya
Bengalce
তাদের মধ্যে কতক আপনার দিকে কান পাতে, অতঃপর যখন আপনার কাছ থেকে বাইরে যায়, তখন যারা শিক্ষিত, তাদেরকে বলেঃ এইমাত্র তিনি কি বললেন ? এদের অন্তরে আল্লাহ মোহর মেরে দিয়েছেন এবং তারা নিজেদের খেয়াল-খুশীর অনুসরণ করে।
-Ey Peygamber!- Münafıklardan bazıları sana kulak verirler. Ancak onların bu kulak verişleri kabul ettikleri için değildir. Bilakis onlar yüz çevirirler. Öyle ki onlar, senin yanından çıktıklarında Allah'ın kendisine ilim verdiği kimseye; "O, az önce ne söylemişti?" derler. Onlar bunu bilmezlikten gelerek ve yüz çevirerek yaparlar. İşte bunlar, Allah'ın kalplerinin üzerine mühür vurduğu kimselerdir. Onların kalplerine hayır ulaşmaz. Onlar, hevâlarına tabi olurlar. Öyle ki hevâları sebebiyle hakkı göremezler.
16- O (münafıklardan) seni dinleyenler vardır. Ama yanından çıktıklarında kendilerine ilim verilmiş olanlara:“O, az önce ne söyledi?” derler. İşte onlar, Allah’ın kalplerine mühür vurduğu, hevâlarına uymuş kimselerdir. 17- Hidâyeti kabul edenlere gelince Allah, onların hidâyetini artırır ve onları takvâlı olmaya muvaffak kılar.
16. Allah, münafıklar hakkında şöyle buyurmaktadır:“Onlardan seni dinleyenler vardır” Senin söylediklerini kabul etmek ve sana itaat etmek için değil de kalpleri onlardan yüz çevirmiş bir halde dinlerler. İşte bundan dolayı şöyle buyurmaktadır:“yanından çıktıklarında kendilerine ilim verilmiş olanlara” senin neler söylediğini ve işittikleri içinden pek hoşlanmadıkları sözleri soruşturarak: “O, az önce ne söyledi?” derler.” Bu sözlerle onlar, çok ileri bir derecede yerilmektedirler. Çünkü onlar, gerçekten hayır elde etmek isteyen kimseler olsalardı, onu dikkatle dinler, sözlerini beller ve onun dediklerine itaat ederlerdi. Ancak onlar tam aksini yaptılar. Bundan dolayı şöyle buyrulmaktadır:“İşte onlar Allah’ın” batıldan başka bir şeyi arzu etmeyen hevâlarına uymaları sebebi ile “kalplerine mühür vurduğu” kendilerini hayra ulaştıracak bütün kapıları kapattığı “hevâlarına uymuş kimselerdir.”
17. Yüce Allah, hidâyet bulanların durumlarını açıklayarak şöyle buyurmaktadır: İmanla, emirlere itaatle, Allah’ı razı edecek şeylere uymak suretiyle “hidâyeti kabul edenlere gelince Allah onların hidâyetini” bu amellerini mükâfatlandırmak üzere “artırır ve onları takvâlı olmaya muvaffak kılar.” Onları hayırlar işlemeye muvaffak kılar ve kötülüklerden korur. Böylelikle hidâyet bulanlar için iki mükâfat vardır: faydalı ilim ve salih amel.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Burada mukayese münafıklar ile müminler arasındadır. Münafıklar Hz. Peygamber’in yanında ve yakınında bulunuyor ve onu dinliyorlardı, ama kalplerinde iman bulunmadığı için bu beraberlik ve ondan duydukları şeyler kendilerini rahatsız ediyor, yeri geldikçe alay ederek, olmadık sorular sorarak, problemler çıkararak rahatlamaya çalışıyorlardı. Hem dinleyip hem de başkalarına “O şimdi ne dedi!” diye soru sormak, bir yandan dinlediklerini alaya almak, bir yandan da söyleyeni önemsememektir. Bu tavır ve davranışın sonu kalbin kararması, zihnin şartlanması, doğruyu arama ve bulma kabiliyetinin körleşmesidir. Müminler ise peygamberlerini dinleyerek onun açıklamalarından yararlanmakta, akıllarını düzgün çalıştırmakta, doğru yolda ilerlemeye devam ederken davranışlarında Allah’a itaati merkeze almaktadırlar.
-Ey Peygamber!- Münafıklardan bazıları sana kulak verirler. Ancak onların bu kulak verişleri kabul ettikleri için değildir. Bilakis onlar yüz çevirirler. Öyle ki onlar, senin yanından çıktıklarında Allah'ın kendisine ilim verdiği kimseye; "O, az önce ne söylemişti?" derler. Onlar bunu bilmezlikten gelerek ve yüz çevirerek yaparlar. İşte bunlar, Allah'ın kalplerinin üzerine mühür vurduğu kimselerdir. Onların kalplerine hayır ulaşmaz. Onlar, hevâlarına tabi olurlar. Öyle ki hevâları sebebiyle hakkı göremezler.