Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi şüphesiz onlar için daha iyi olurdu. Allah bağışlayandır, merhamet edendir
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi şüphesiz onlar için daha iyi olurdu. Allah bağışlayandır, merhamet edendir
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Bununla beraber Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Yaşar Nuri Öztürk
Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya dek sabretmiş olsalardı, kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
Süleyman Ateş
Onlar, sen kendilerinin yanına çıkıncaya kadar bekleselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.3%
İngilizce
And if they had been patient until you [could] come out to them, it would have been better for them. But Allah is Forgiving and Merciful
Fransızca
Et s'ils patientaient jusqu'à ce que tu sortes à eux ce serait certes mieux pour eux. Allah cependant, est Pardonneur et Miséricordieux
İspanyolca
Mejor sería que esperaran pacientemente hasta que tú salgas; pero [sepan que] Dios es Absolvedor, Misericordioso
Rusça
Если бы они потерпели, пока ты выйдешь к ним, это было бы лучше для них. Аллах - Прощающий, Милосердный
Endonezce
Dan sekiranya mereka bersabar sampai engkau keluar menemui mereka, tentu akan lebih baik bagi mereka. Dan Allah Maha Pengampun, Maha Penyayang
Bengalce
যদি তারা আপনার বের হয়ে তাদের কাছে আসা পর্যন্ত সবর করত, তবে তা-ই তাদের জন্যে মঙ্গলজনক হত। আল্লাহ ক্ষমাশীল, পরম দয়ালু।
-Ey Peygamber!- Hanımlarına ait odaların arkasından sana seslenen bu kimseler, sen onların yanına çıkıncaya kadar sabredip sana seslenmeselerdi, sonra sen onların yanına çıkınca seslerini yükseltmeden sana hitap etmiş olsalardı, bunda sana hürmet etme ve tazimde bulunma olduğu için (bu davranış onlar için sana odaların arkasından seslenmelerinden) daha hayırlı olurdu. Şüphesiz Yüce Allah, kullarından günahlarına tövbe edenlerin günahlarını çokça bağışlayandır. Onların cehaletlerini çokça affeden ve onlara karşı çok merhametli olandır.
4- Odaların arkasından sana seslenenlerin birçoğu aklı ermeyen kimselerdir. 5- Eğer onlar, sen yanlarına çıkana kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu. Allah Ğafûrdur, Rahîmdir.
4. Bu âyet-i kerimeler, Yüce Allah’ın kabalıkla ve Allah’ın Rasûlüne indirdiklerinin sınırlarını bilmemeye lâyık olmakla nitelendirdiği birtakım bedevî Araplar hakkında inmiştir. Bunlar Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına heyet olarak geldiklerinde baktılar ki O, evinde hanımlarının odalarındadır. Dışarı çıkıncaya kadar sabretmek edebini takınmadılar da tuttular bunun yerine -yanımıza çık gel anlamına-: Muhammed! Muhammed! diye bağırdılar. Allah onları akılsız olmakla nitelendirerek bu davranışlarını yermiştir. Çünkü onlar, Allah’ın, Rasûlüne karşı edebli davranmaları ve ona saygı duymaları gerektiğine dair emrini belleyememişlerdi. Edepli hareket etmek ise aklın bir gereğidir. Kulun edebi, onun aklının göstergesidir ve Allah’ın o kimse hakkında hayır dilemiş olduğunu ortaya koyar.
5. Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Eğer onlar, sen yanlarına çıkana kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu. Allah Ğafûrdur, Rahîmdir.” Yani kullarının işledikleri günahları ve âdâba aykırı davranışları bağışlayandır. İşlemiş oldukları günahları dolayısı ile onları hemen cezalandırmadığından dolayı da onlara çokça merhametlidir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Benî Temîm isimli bedevî kabilesi Hz. Peygamber’i görmek, tanımak ve buna göre bir ilişki kararı almak üzere Medine’ye gelmişti. Peygamber efendimiz her öğleden sonra yaptıkları gibi bir süre dinlenmek (kaylûle yapmak) üzere odalarına çekilmişlerdi. Kabile mensupları, kendilerine bu durum bildirildiği halde Resûlullah’ın evinin önünde, kaba bir şekilde “Muhammed, Muhammed!” diye bağırmaya başladılar. Bu davranışları hem edebe aykırı idi hem de onu rahatsız etmişti. Ama eğitim ve idrak seviyeleri henüz yaptıklarının kabalığını, yersizliğini anlayacak ölçüde değildi (Kurtubî, XVI, 294 vd.). Böyle yapanların medeni inceliklerden uzak bedevîler olduğu düşünüldüğünde davranış tabii de görülebilirdi. Buna rağmen Allah Teâlâ’nın vahiy göndererek uyarıda bulunması iki önemli ve evrensel değer ve kurala dikkat çekmektedir: 1. Medenî inceliklerin, insanî erdemlerin bütün topluluğa yayılması; köylünün, bedevînin, şehirlerden uzak yaşayanların da uygarlıktan nasiplendirilmesi, bütün ümmetin medenîleşmesi gereklidir. 2. Hz. Peygamber’in Allah katındaki yeri ve değeri çok yüksek olup onun karşısında herkes bu idrak içinde olmak zorundadır.
-Ey Peygamber!- Hanımlarına ait odaların arkasından sana seslenen bu kimseler, sen onların yanına çıkıncaya kadar sabredip sana seslenmeselerdi, sonra sen onların yanına çıkınca seslerini yükseltmeden sana hitap etmiş olsalardı, bunda sana hürmet etme ve tazimde bulunma olduğu için (bu davranış onlar için sana odaların arkasından seslenmelerinden) daha hayırlı olurdu. Şüphesiz Yüce Allah, kullarından günahlarına tövbe edenlerin günahlarını çokça bağışlayandır. Onların cehaletlerini çokça affeden ve onlara karşı çok merhametli olandır.