Diyanet İşlerien ayrışan
Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini, doğruluk rehberi Kuran ve hak din ile gönderen O'dur. Şahit olarak Allah yeter
Elmalılı Hamdi Yazır
Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur. Şahit olarak Allah yeter.
Yaşar Nuri Öztürk
O, resulünü hidayet ve hak dinle gönderdi ki, o dini tüm dinlere üstün kılsın. Tanık olarak Allah yeter!
Süleyman Ateşen ayrışan
O, Elçisini hidayet ve hak dinle gönderdi ki, o(hak di)ni, bütün dinlere üstün kılsın. Şahid olarak Alah yeter.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Peygamberi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i apaçık bir beyan ve hak din olan İslam Dini ile o dinin kendisine muhalif olan bütün dinlere üstün gelmesi için gönderen Allah'tır. Allah, buna şahitlik etmiştir ve şahit olarak Allah yeter.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
27- Andolsun Allah, Rasûlüne (gösterdiği) rüyayı gerçekleştirecektir. Elbette siz, Mescid-i Haram’a güven içinde, başlarınızı tıraş ettirmiş ve (saçlarınızı) kısaltmış olarak, hiçbir şeyden korkmaksızın -inşaallah- gireceksiniz. Allah, sizin bilmediklerinizi bilmektedir. O, bundan (Mekke’ye girişinizden) önce de yakın bir fetih nasip etmiştir. 28- O, Rasûlünü hidâyetle ve onu bütün dinlere üstün kılmak üzere hak dinle gönderendir. Şahit olarak Allah yeter.
27. “Andolsun Allah, Rasûlüne (gösterdiği) rüyayı gerçekleştirecektir.” Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’de bir rüya görmüş ve bunu ashaba bildirmişti. Buna göre Mekke’ye giriyorlar ve Beyt’i tavaf ediyorlardı. Hudeybiye gününde bilinen olaylar meydana gelip de Mekke’ye girmeksizin geri döndüklerinde,bu konuda onlardan ileri geri konuşanlar oldu. Hatta bunu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e dahi söylediler ve: Sen bize Beyt’e varıp da onu tavaf edeceğimizi haber vermemiş miydin? diye sordular. Peygamber de: Ben bu sene diye bir şey söyledim mi? deyince onlar: Hayır, dediler. Bunun üzerine: O halde siz Beyt’e varacaksınız ve orayı tavaf edeceksiniz, diye buyurdu. İşte burada da Yüce Allah:“Andolsun Allah, Rasûlüne (gösterdiği) rüyayı gerçekleştirecektir” buyurmaktadır. Yani bu rüyanın gerçekleşmesi ve doğru olarak çıkması kaçınılmazdır. Bu rüyanın gerçekleşmesinin gecikmesi, onun hak oluşuna gölge düşürmez. “Elbette siz, Mescid-i Haram’a güven içinde, başlarınızı tıraş ettirmiş ve (saçlarınızı) kısaltmış olarak, hiçbir şeyden korkmaksızın -inşaallah- gireceksiniz.” Beyt-i Haram-ı tazimin gereği olan bu hal içinde gireceksiniz, ibadetlerinizi tamamlayacaksınız. Ayrıca başlarınızı traş ettirerek ve kısaltarak herhangi bir korku da söz konusu olmadan ibadetlerinizi eksiksiz yerine getireceksiniz. “Allah, sizin bilmediklerinizi” bu husustaki bir çok maslahat ve faydaları “bilmektedir. O, bundan” bu şekilde Mekke’ye girmeden “önce de yakın bir fetih nasip etmiştir.” Bazı mü’minlerin aklı karıştıran ve hikmetini anlayamayacakları böyle bir vakıa meydana geldikten sonra Yüce Allah, bu olayın hikmet ve menfaatini beyan etmiştir. İşte onun diğer şer’i hükümleri de hep böyledir. Hepsi hidâyettir, rahmettir.
28. Yüce Allah genel ve kapsamlı bir hükmü şöylece haber vermektedir:“O, Rasûlünü” sapıklıktan kurtarıp doğruluğa ileten ve hayır ile şer yollarını birbirinden ayırt eden faydalı bilgi demek olan “hidâyetle ve… hak dinle” yani adalet, ihsan ve rahmet demek olan “hak” vasfına sahip dinle “gönderendir.” Bu hak, kalpleri temizleyen, ruhları arındıran, güzel ahlâkı geliştiren ve değerleri yücelten her bir ameldir. “Onu” Allah’ın onunla birlikte gönderdiği apaçık delil ve belgelerle “bütün dinlere üstün kılmak üzere” göndermiştir. Bu özelliği ile de gerektiğinde onlara kılıç ve mızrak ile boyun eğdirmeye davet eder.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Daha önce Tevbe sûresinde (9/33) açıklanan bu âyet, Mâide sûresinde geçen (5/48), Kur’an’ın “müheymin” niteliği ile de yakından ilgilidir. Hepsi aynı kaynaktan gelen ilâhî dinlerin sonuncusu olan İslâm’ın kitabı Kur’an müheymindir; yani önceki kitaplarla ilgili olarak neyin gerçek, neyin gerçek dışı olduğuna şahitlik eden, onları koruyan, gözeten, denetleyen ve düzelten bir kitaptır. Kur’an-ı Kerîm bizzat yüce Allah’ın korumasında olup tahrifat ve bozulmadan korunduğu gibi (bk. Hicr 15/9) diğer kitapların iman ve amel edilmesi gereken bölümlerini de yok olmaktan korumaktadır. Kur’an onların öğretileri kaybolmasın, boşa gitmesin diye onları korur, Allah kelâmı olduklarına dair şahitlik eder, insanların yapmış olduğu katmalardan, te’vil ve tahrifattan onları arındırır; onları tasdik ve teyit eder. Bu konuda kendisine başvurulacak bir kaynaktır. Kitap olarak Kur’an, din olarak da İslâm diğer kitapların ve dinlerin ilâhî ve yürürlükte olan kısmını olmayanından ayırma ölçütü olunca tabii olarak mevcut dinlerin üstünde bir yere de sahip bulunmaktadır.