-Ey Resul!- Sen kavminden eziyet görüp yolundan alıkonuldun. Senden önce gelen peygamberlerden her birine kendi kavminin günahkârlarını birer düşman kıldık. Hakka hidayet edici ve düşmanına karşı sana yardım edici olarak Rabbin yeter.
30- Rasûl:“Ey Rabbim! Gerçekten kavmim bu Kur’ân’ı terk etti” dedi. 31- İşte bu şekilde biz, her bir peygambere günahkârlardan bir düşman var ettik. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
30. “Rasûl” Rabbine niyaz edip kavminin, getirdiklerinden yüz çevirmelerinden şikâyet ederek ve onların bu tutumlarına üzülerek: “Ey Rabbim! Gerçekten” beni kendilerine hidâyete eriştirmek ve onlara tebliğde bulunmak üzere göndermiş olduğun “kavmim, bu Kur’ân’ı terk etti, dedi.” Ondan yüz çevirdiler, uzaklaştılar. Onu bırakıp gittiler. Oysa onun hükmüne bağlı kalmaları, ahkâmına yönelmeleri, ardından yürümeleri gerekirdi. Allah, Rasûlünü teselli ederek, bu insanların geçmişlerinin de böyle olduğunu ve bunların yaptıkları gibi yaptıklarını haber vererek şöyle buyurmaktadır:
31. “İşte bu şekilde biz, her bir peygambere günahkârlardan bir düşman var ettik.” Yani hayra elverişli olmayan, hayır ile arınıp temizlenmeyen kimselerden peygamberlere karşı çıkacak, onların sözlerini reddedecek ve batıl ile mücadedele edecek kimseler kıldık. Ki bu gibilerin birtakım faydaları vardır: Hak batıla üstünlük sağlar. Hak açıklık kazanır ve çok büyük oranda netleşir. Çünkü batılın hakka karşı çıkması, hakkın açıklığını ve delillerinin mükemmelliğini arttırır. Ayrıca Yüce Allah’ın hak ehline ihsan ettiği lütufları ve batıl ehline uyguladığı cezaları açıkça görülür. O halde onlar için üzülme ve arkalarından kendini neredeyse öldürecek hale de getirme! “Yol gösterici” sana hidâyet veren ve böylelikle arzuladığını gerçekleştirip din ve dünya menfaatlerini elde etmeni sağlayacak “ve yardımcı” düşmanlarına karşı sana zafer verecek, din ve dünya işlerinde hoşuna gitmeyen her hususu senden uzaklaştıracak merci “olarak Rabbin yeter.” Sen de O’nu yeterli bil ve yalnızca O’na güvenip dayan.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Tebliğ ve irşad faaliyeti sırasında engellerle karşılaşan, insanları içine düştükleri inkâr bataklığından kurtarmak için çalışırken yine bu insanların bir kısmından düşmanlık görüp maddî ve mânevî baskılara, haksızlıklara mâruz kalan tek peygamber Hz. Muhammed değildir. Bütün peygamberler, kendi toplumlarının yaşayan inanç ve telakkilerini, ahlâk ve topyekün hayat düzenini sorgulamışlar, eleştirmişler ve değiştirmek istemişler; bu da o toplumlarda mevcut yapıdan memnun olan, özellikle bu yapı sayesinde servet yığmış; yüksek mevki, itibar ve sosyal statü kazanmış kesimleri rahatsız etmiş, bu rahatsızlık giderek düşmanlıklara dönüşmüştür. Bu gerçeğin “... her peygambere karşı, günaha batmış kimseler içinden bir düşman çıkardık” cümlesiyle ifade edilmesi, ilke olarak âlemde olup biten her şeyin ilâhî irade ve yasalar çerçevesinde gerçekleştiği şeklindeki Kur’an’ın hâkim yaklaşım ve üslûbunun bir yansımasıdır. Âyette, bu gerçeği özetleyen ifadenin ardından, “Ama yol gösterici ve yardımcı olarak rabbin yeterlidir” buyurularak müşriklerin bâtıl inançlar, yanlış fikirler, haksız iddialar ve bencil hesaplar üzerine kurulan düşmanca girişimlerinin başarılı olamayacağı; Allah’ın, yol gösterici, kurtarıcı desteği ve yardımıyla resulünü başarıya ulaştıracağı müjdelenmektedir. Aslında bu, daha genel anlamda Allah rızâsı ve insanlığın iyiliği, kurtuluşu ve mutluluğu için çalışan her mümine yönelik kutsal bir vaad ve müjdedir.
-Ey Resul!- Sen kavminden eziyet görüp yolundan alıkonuldun. Senden önce gelen peygamberlerden her birine kendi kavminin günahkârlarını birer düşman kıldık. Hakka hidayet edici ve düşmanına karşı sana yardım edici olarak Rabbin yeter.