Önceki ayet· 21:24Sonraki ayet· 21:26

Enbiyâ Suresi 25. Ayet· 21:25

↗ Enbiyâ suresi
Mekki
وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ مِن رَّسُولٍ إِلَّا نُوحِيٓ إِلَيۡهِ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعۡبُدُونِ
Senden önce gönderdiğimiz her peygambere: "Benden başka tanrı yoktur, Bana kulluk edin" diye vahyetmişizdir
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Senden önce gönderdiğimiz her peygambere: "Benden başka tanrı yoktur, Bana kulluk edin" diye vahyetmişizdir
Elmalılı Hamdi Yazır
Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki, ona şöyle vahyetmiş olmayalım: "Gerçek şu ki benden başka ilâh yoktur. Onun için bana ibadet edin."
Yaşar Nuri Öztürk
Senden önce hiçbir resul göndermedik ki ona şöyle vahyetmiş olmayalım: "Gerçek şu: İlah yok benden başka, artık bana kulluk/ibadet edin."
Süleyman Ateş
Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki ona: "Benden başka tanrı yoktur, bana kulluk edin!" diye vahyetmiş olmayalım.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.9%
İngilizce
And We sent not before you any messenger except that We revealed to him that, "There is no deity except Me, so worship Me
Fransızca
Et Nous n'avons envoyé avant toi aucun Messager à qui Nous n'ayons révélé: «Point de divinité en dehors de Moi. Adorez-Moi donc»
İspanyolca
No envié en el pasado a ningún Mensajero, excepto que recibiera la misma revelación que tú: "Nada ni nadie merece ser adorado excepto Yo, ¡Adórenme solo a Mí
Rusça
Мы не посылали до тебя ни одного посланника, которому не было бы внушено: «Нет божества, кроме Меня. Поклоняйтесь же Мне!»
Endonezce
Dan Kami tidak mengutus seorang rasul pun sebelum engkau (Muhammad), melainkan Kami wahyukan kepadanya, "bahwa tidak ada tuhan (yang berhak disembah) selain Aku, maka sembahlah Aku
Bengalce
আপনার পূর্বে আমি যে রাসূলই প্রেরণ করেছি, তাকে এ আদেশই প্রেরণ করেছি যে, আমি ব্যতীত অন্য কোন উপাস্য নেই। সুতরাং আমারই এবাদত কর।
Çince
在你之前,我所派遣的使者,都奉到我的启示:除我之外绝无应受崇拜的。所以你们应当崇拜我。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- "Senden önce gönderdiğimiz bütün resullere benden başka hak mabut (ilah) yoktur. O halde yalnızca bana ibadet edin ve bana hiçbir şeyi ortak koşmayın!" diye vahyetmişizdir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
21- Yoksa onlar yeryüzünden, birtakım ilâhlar edindiler de ölüleri onlar mı diriltecek? 22- Eğer göklerde ve yerde Allah’tan başka ilâhlar olsa idi, elbette ikisinin de düzeni bozulurdu. Arş’ın Rabbi olan Allah, onların nitelendirmelerinden münezzehtir. 23- O, yaptıklarından sorgulanamaz, ama onlar sorgulanacaklardır. 24- Yoksa O’ndan başka ilâhlar mı edindiler? De ki:“Delilinizi getirin. İşte benimle beraber olanların kitabı da benden öncekilerin kitabı da ortadadır.” Bilakis onların çoğu hakkı bilmezler, bundan ötürü de yüz çevirirler. 25- Senden önce gönderdiğimiz her bir peygambere mutlaka şunu vahyederdik:“Benden başka (hak) ilâh yoktur. O halde yalnız Bana ibadet edin.” 21. Yüce Allah kudretinin ve azametinin kemalini, her şeyin kendisine boyun eğdiğini söz konusu ettikten sonra yeryüzünden Allah’ın dışında son derece aciz ve hiçbir şeye güç yetiremeyen birtakım ilâhlar edinen müşriklerin bu tutumlarını reddetmektedir. “Ölüleri onlar mı diriltecek?” olumsuz anlamda bir sorudur. Yani edindikleri bu ilâhlar, ölüleri herhangi bir şekilde diriltemezler, haşredemez, bir araya toplayamazlar. Bunu Yüce Allah’ın şu buyrukları açıklamaktadır:“Onlar, Allah’ın yanı sıra hiçbir şey yaratamayan, aksine kendileri yaratılmış olan ve kendi kendilerine bile bir zarar ve fayda veremeyen, öldürmeye, diriltmeye ve ölümden sonra tekrar can vermeye gücü yetmeyen ilâhlar edindiler.”(el-Furkan, 25/3); “Kendilerine yardım olunur ümidi ile ondan başka ilahlar edindiler. Onlar, onlara yardım edemezler aksine kendileri, onlar için hazır duran askerlerdir.”(Yâsîn, 36/74-75) 22. Allah’a ortak koşanlar, hiçbir fayda sağlayamayan, hiçbir zararı önleyemeyen yaratılmışlara ibadet ederler ve bütün kemâl kendisinin olan, emir, fayda ve zarar kendi elinde bulunan Yüce Allah’a ihlâsla ibadeti terk ederler. Bu ise Allah’a ortak koşanların ilâhî tevfike mazhar olmayışlarından, bedbahtlıklarından, ileri derecedeki bilgisizliklerinden ve aşırı zulümlerinden dolayıdır. Hiç şüphesiz varlık aleminde nasıl ki bir ve tek Rab var ise aynı şekilde bir ve tek ilâh da yine O’dur. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Eğer göklerde ve yerde Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, elbette ikisinin de” hem kendi yapılarında bulunan “düzeni” hem de onlarda bulunan bütün varlıkların düzeni “bozulurdu.” Bunu şöyle açıklayabiliriz: İster ulvi alem, ister sufli alem olsun görüldüğü gibi en mükemmel bir düzen ve bir uyum içerisindedir. Bunda herhangi bir dengesizlik, bir kusur, bir düzensizlik veya tutarsızlık söz konusu değildir. Bu ise bütün kainatın işlerini yönetenin bir ve tek, Rabbinin bir ve tek, ilâhının da bir ve tek olduğunun delilidir. Eğer iki ve daha fazla yönetici ve Rab bulunmuş olsa idi, bu kainatın düzeni bozulur, onu ayakta tutan esaslar yıkılır giderdi. Çünkü iki ve daha fazla olan bu ilâh ve yöneticilerin iradeleri çatışır, birbirlerine karşı çıkarlardı. Onlardan birisi bir şeyi idare edip ihtiyaçlarını karşılamak isterken, diğeri aksini isterdi. Her iki zıt iradenin de bir arada var olması imkânsız bir şeydir. Bunlardan birisinin iradesinin gerçekleşip ötekinin olmaması halinde ise bu durum, iradesi gerçekleşmeyenin aciz olduğuna ve muktedir olmadığına delildir. Bütün işlerde aynı husus etrafında ittifak etmeleri ise imkânsız bir şeydir. O halde tek başına herhangi bir kimsenin karşı koyması söz konusu olmaksızın maksadını var edebilen ve karşı koyabilecek durumdaki bütün güçleri emri altında tutan kimsenin, tek ilâh ve kahhâr olanın, Allah’tan başkası olamayacağı ortaya çıkmaktadır. Bundan dolayı Yüce Allah temanu’ delili diye bilinen bu delili şu buyruğunda da şöylece dile getirmektedir:“Allah hiçbir evlat edinmedi. O’nunla birlikte herhangi bir ilâh da yoktur. Eğer olsa idi o takdirde her bir ilâh yarattığını yanına alır, elbette kimisi kimisine üstünlük sağlardı. Allah onların niteleyegeldiklerinden münezzehtir.”(el-Müminûn, 23/91) Konu ile ilgili iki yorumdan birisine göre Yüce Allah’ın şu buyruğu da bu kabildendir: “De ki: Onların dedikleri gibi onunla beraber başka ilâhlar olsa idi elbette o zaman Arş sahibine (ulaşıp onu yenmek için) bir yol ararlardı. O, bunların söylediklerinden münezzehtir, pek yücedir, pek büyüktür.”(el-İsrâ, 17/42-43) Bundan dolayı Yüce Allah, bu âyet-i kerimede de şöyle burmaktadır: Bütün mahlukatın tavanı durumunda olup hepsinden geniş ve hepsinden büyük olan “Arşın Rabbi” -ki bunun dışındaki diğer bütün varlıkların Rabbi olması öncelikle söz konusudur- “onların nitelendirmelerinden münezzehtir.” O, tek başına kemâl sahibi olduğundan dolayı bütün eksikliklerden münezzehtir. O, inkârcı kâfirlerin ileri sürdüğü şekilde evlat ve eş edinmekten herhangi bir şekilde ortak edinmekten, yücedir, münezzehtir. 23. “O” azamet, izzet ve kudretinin kemalinden dolayı “yaptıklarından sorgulanamaz” Hiç kimse de O’na karşı koyamaz, karşı çıkamaz. Ne sözlü olarak ne de fiili olarak. Hikmetinin kemâli, her şeyi yerli yerine koyması, sağlam yapması, aklın güzel gördüğü her bir şeyi en güzel ve mükemmel şekilde yapması dolayısı ile O’na herhangi bir soru yöneltilemez. Çünkü O’nun yaratmasında herhangi bir dengesizlik ve tutarsızlık yoktur. “Ama onlar” yani bütün yaratılmışlar, yaptıkları ve söylediklerinden dolayı “sorgulanacaklardır.” Çünkü onlar acizdir, muhtaçtır ve Allah’ın kullarıdırlar. Onların fiilleri ve davranışları sorgulanmayı hak eder. Onların kendi öz nefislerinde olsun, başkalarında olsun zerre ağırlığı kadar dahi bir tasarrufları yoktur. 24. Daha sonra Yüce Allah, müşriklerin durumlarının çirkinliğini ve Allah’tan başka birtakım ilâhlar edindiklerini tekrar söz konusu ederek onları azarlamak ve yaptıklarının kötülüğünü başlarına kakmak üzere:“Yoksa O’ndan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: Delilinizi getirin” buyurmaktadır. Yani yaptığınız işin ve kanaatlerinizin doğruluğuna dair belgeniz, deliliniz varsa ortaya koyun. Ancak bunu delillendirmeye asla imkanları olmayacaktır. Aksine onların ortak koşmalarının batıl olduğunun kat’i delilleri ortadadır. Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“İşte benimle beraber olanların kitabı da benden öncekilerin kitabı da ortadadır.” Bütün kitaplar ve şeriatler, benim size söylemiş olduğum şirkin batıl olduğu gerçeğinin doğruluğunu ittifakla ortaya koymaktadır. İşte her şeyden aklî ve nakli deliller ile söz eden Allah’ın Kitabı! İşte daha önce indirilmiş olan bütün kitaplar, benim bu söylediklerimin belgeleridir, delilleridir. Onların izledikleri yolun batıl olduğuna dair onlara karşı kat’i delil ve belgelerin ortaya konulduğu açıkça anlaşıldığına göre onların kendi lehlerine ileri sürebilecekleri herhangi bir delilleri olmadığı da ortaya çıkmaktadır. Çünkü kat’i delil, kesinlikle ona karşı çıkabilecek bir delil bulunmayan delildir. Aksi takdirde kat’i olamaz. Eğer birtakım karşı çıkışlar bulunacak olsa dahi, bunlar hak adına hiçbir şey ifade edemeyen bazı şüphelerden öteye gidemezler. “Bilakis onların çoğu hakkı bilmezler.” Yani onlar, bu tutturdukları yolu geçmişlerini taklit ederek sürdürmektedirler. Yoksa herhangi bir bilgi ya da hidâyete sahip oldukları için tartışmıyorlar. Onların hakkı bilmeyişleri ise hakkın gizliliği ya da kapalılığından dolayı değildir. Bu, onların haktan yüz çevirmelerinden dolayıdır. Aksi takdirde onlar hakka asgari bir şekilde dahi durup bakacak olsalar, gâyet açık ve seçik bir şekilde hakkı batıldan ayırt edebileceklerdir. Bundan dolayı Yüce Allah:“Bundan ötürü de yüz yüz çevirirler” buyurmaktadır. 25. Şanı Yüce Allah, öncekilerin kitabına atıfta bulunup bu meselenin açılığa kavuşturulması hususunda onlara başvurmayı emrettiğinden dolayı bu âyet-i kerimede de bu hususu en ileri derecede beyan etmektedir:“Senden önce gönderdiğimiz her bir peygambere mutlaka şunu vahyederdik: “Benden başka (hak) ilâh yoktur. O halde yalnız Bana ibadet edin.” Senden önceki bütün peygamberlerin risaletlerinin ve onlarla birlikte gönderilmiş kitapların özü ve esası, Yüce Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak üzere bir ve tek olarak ibadet etme emridir; O’nun hak mabud, yegane ilâh olduğunu, O’nun dışındaki varlıklara ibadet etmenin de batıl olduğunun bir açıklamasıdır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Allah Teâlâ’nın, insanlar arasından bazılarını peygamber olarak görevlendirip bunlara kitaplar göndermesindeki maksadı, insanların Allah’ın varlığına, birliğine inanmalarını ve sadece O’na kulluk etmelerini sağlamak, onları sapkın inançlardan ve kötü davranışlardan korumaktır. Bu bakımdan ilâhî dinler amaç ve öz itibariyle birdir, hepsi de tevhid inancında buluşurlar; ayet bunun en güçlü en net delillerinden biridir.
Enbiyâ Suresi 25. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- "Senden önce gönderdiğimiz bütün resullere benden başka hak mabut (ilah) yoktur. O halde yalnızca bana ibadet edin ve bana hiçbir şeyi ortak koşmayın!" diye vahyetmişizdir.