Önceki ayet· 68:47Sonraki ayet· 68:49

Kalem Suresi 48. Ayet· 68:48

↗ Kalem suresi
Mekki
فَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلۡحُوتِ إِذۡ نَادَىٰ وَهُوَ مَكۡظُومٞ
Sen Rabbinin hükmüne kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma, o, pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Sen Rabbinin hükmüne kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma, o, pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti
Elmalılı Hamdi Yazır
Rabbinin hükmüne sabret, balık sahibi gibi olma. Hani o öfkeye boğulmuş da nida etmişti.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Artık, Rabbinin hüküm vermesi için sabret! Balığın dostu Yûnus gibi olma! Hani o, öfkelendirilmiş bir halde yakarmıştı.
Süleyman Ateş
Sen Rabbinin hükmüne sabret, balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, sıkıntıdan yutkunarak (Allah'a) seslenmişti.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.3%
İngilizce
Then be patient for the decision of your Lord, [O Muhammad], and be not like the companion of the fish when he called out while he was distressed
Fransızca
Endure avec patience la sentence de ton Seigneur, et ne sois pas comme l'homme au Poisson [Jonas] qui appela (Allah) dans sa grande angoisse
İspanyolca
Ten paciencia ante el designio de tu Señor y no seas como el que fue tragado por la ballena, que Me imploró angustiado
Rusça
Потерпи же до решения твоего Господа и не уподобляйся человеку в рыбе (Йунусу), который обратился с мольбой вслух, сдерживая свою печаль
Endonezce
Maka bersabarlah engkau (Muhammad) terhadap ketetapan Tuhanmu, dan janganlah engkau seperti (Yunus) orang yang berada dalam (perut) ikan ketika dia berdoa dengan hati sedih
Bengalce
আপনি আপনার পালনকর্তার আদেশের অপেক্ষায় সবর করুন এবং মাছওয়ালা ইউনুসের মত হবেন না, যখন সে দুঃখাকুল মনে প্রার্থনা করেছিল।
Çince
故你应当忍受你的主的判决,不要像那个葬身鱼腹的人一样。当时,他拗着怒呼吁他的主;
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Rabbinin bir aldatma olarak onlara mühlet verilmesi hükmüne sabret. Sakın balığın arkadaşı kavmine gücenen Yunus -aleyhisselam- gibi olma! Hani denizin ve balinanın karnının karanlığı içinde sıkıntılı bir halde Rabbine seslenmişti.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
44- O halde sen, bu sözü (Kur'ân’ı) yalanlayanları bana bırak. Biz onları bilmeyecekleri bir yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız. 45- Ben onlara mühlet veririm. Ama Benim tuzağım gerçekten sağlamdır. 46- Yoksa sen onlardan (davete karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar bu borç yükü altında mı eziliyorlar? 47- Yoksa gayb bilgisi onların yanındadır da onlar mı yazıyorlar? 48- O halde sen, Rabbinin hükmüne sabret ve balık sahibi (Yunus) gibi olma! Hani o, gamla dolu bir halde (Rabbine) seslenmişti. 49- Eğer Rabbinden bir nimet ona yetişmemiş olsa idi o açık alana kınanmış bir halde atılırdı. 50- Ama Rabbi onu seçti de salihlerden kıldı. 51- Kâfirler Zikri/Kur'ân’ı işittiklerinde neredeyse (öfkelerinden) gözleri ile seni devirecekler/yiyecekler. Üstelik bir de:“O gerçekten deli!” derler. 52- Halbuki o (Kur'ân), ancak âlemler için bir öğüttür. 44-45. Yani bu yüce Kur’ân’ı yalanlayanlarla Beni başbaşa bırak! Onları cezalandırmak Benim işimdir. Onların cezaya çarptırılmaları için acele etme! “Biz onları bilmeyecekleri bir yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.” Onlara mal ve evlat vereceğiz. Bol rızıklar ve uzun ömür vereceğiz. Ama bu, aldansınlar ve kendilerine zarar verecek şeyleri sürdürsünler diyedir. Bu, Yüce Allah’ın onların kötü amellerine karşılık kurduğu bir tuzaktır. Allah’ın düşmanlarına kurduğu tuzak ise çok sağlam ve güçlüdür. Bundan dolayı onların karşılaşacakları ceza ve görecekleri zarar pek büyüktür. 46. “Yoksa sen onlardan (davete karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar bu borç yükü altında mı eziliyorlar?” Yani onların senden kaçışlarının, seni tasdik etmeyişlerinin haklı bir sebebi yoktur. Çünkü sen onlara hakkı öğretmekte ve onları sırf kendi faydaları için Allah’ın yoluna çağırmaktasın. Bunun için de mallarından onlara ağır gelecek herhangi bir ücret istemiyorsun. 47. “Yoksa gayb bilgisi onların yanındadır da onlar mı yazıyorlar?” Onların yanında bulunan gayb bilgilerini onlar mı yazıyorlar? O bilgiler içinde kendilerinin hak üzere olduklarını ve Allah nezdinde de onlar için mükâfat bulunduğu mu yazılı? Hayır, böyle bir şey yoktur. Aksine onların bu hali, inatçı ve zalim kimselerin halidir. 48. Artık geriye eziyetlerine sabretmekten ve yaptıklarına tahammül edip onları davet etmeyi sürdürmekten başka bir şey kalmıyor. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“O halde sen, Rabbinin hükmüne sabret.” Rabbinin dini ve kaderi hükümlerine karşı sabret. O’nun kaderî hükmü içinde eziyet verici olanlara sabredilir. Onlar öfke ve tahammülsüzlükle karşılanmaz. Şer’î hükmüne de kabul ve teslimiyetle ve emrine itaat etmek sureti ile karşılık verilir. “Ve balık sahibi gibi olma!” Balık sahibinden kasıt, Metta oğlu Yunus aleyhisselam’dır. Yani balığın karnında hapsolmasını gerektirecek duruma kadar kendisini götüren halinde ona benzeme! Sözü edilen bu hâl ise kavmine karşı göstermesi istenen sabrı göstermemesi, Rabbi için öfkelenerek kavminin yanından uzaklaşıp denizde yolculuğa çıkmasıdır. Gemi, yolcularının çokluğu dolayısı ile ağırlığından hareket edemeyince geminin yükünün hafiflemesi için kimin denize atılacağını tespit etmek üzere gemidekiler arasında kura çekildi. Kura da ona çıktı ve balık onu yuttu. “Hani o gamla dolu bir halde (Rabbine) seslenmişti.” Yani o, balık tarafından yutulmuş ve onun karnında iken dua etmişti. Yahut da kendisi gamlı ve kederli bir halde Rabbine dua ederek şöyle demişti:“Senden başka (hak) ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zulmedenlerden oldum.”(Enbiyâ, 21/87) Yüce Allah da onun duasını kabul buyurmuş ve balık onu karnından çıkarıp hasta bir halde açık bir alana atmıştı. Yüce Allah, onun için kabağa benzer bir ağaç bitirmişti. Bu konuda burada da şöyle buyrulmaktadır: 49. “Eğer Rabbinden bir nimet ona yetişmemiş olsa idi o açık alana” ıssız bir düzlüğe “kınanmış bir halde atılırdı.” Ama Yüce Allah, rahmeti ile onu kuşattı ve kınanmış değil övülmüş olarak oraya atılmış oldu. Onun hali ilk halinden daha da güzel oldu. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 50. “Ama Rabbi onu seçti de” ve her türlü kederden, olumsuzluktan onu arındırdı ve “onu salihlerden kıldı.” Amelleri, sözleri, niyetleri ve durumları düzgün olan kimselerden kıldı. 51. Peygamberimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Allah’ın emrine uyarak Rabbinin hükmüne âlemlerden hiç kimsenin gösteremeyeceği şekilde sabır gösterdi. Yüce Allah da ona güzel âkıbeti gösterdi. Zaten güzel âkıbet hep takvâ sahiplerinindir. Düşmanlarının onun hakkında ulaştıkları sonuç ise kendilerinin hoşuna gitmeyecek şeylerden ibaretti. Hatta onlar, gözleri ile ayağını kaydırıp onu devirmeye çalıştılar. Yani kıskançlıklarından, ona duydukları kin ve öfkelerinden dolayı ona nazarları değsin istediler. İşte fiili olarak ona verebilecekleri eziyet en fazla bu kadardı. Zira onu koruyan ve ona yardım eden Allah’tı. Sözlü olarak ona eziyet vermelerine gelince onun hakkında kalplerinin vesveselerine uygun sözler söylüyorlardı. Kimi zaman deli, kimi zaman şair, kimi zaman da sihirbaz diyorlardı. 52. “Halbuki o” bu Kur’ân-ı Azîm ve Zikr-i Hakîm “ancak âlemler için bir öğüttür.” Onlar bununla öğüt alırlar, dini ve dünyevi maslahatlarını öğrenirler. Kalem Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Allah’a hamdolsun. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Rabbinin hükmü”nden maksat Hz. Muhammed’e (s.a.v.) verilen peygamberlik ve dini tebliğ görevidir (krş. Müddessir 74/1-7; ayrıca bk. İbn Âşûr, XXIX, 104) veya Allah’ın inkârcılara mühlet vererek onlara karşı Hz. Peygamber’e yardımını ertelemesidir (Râzî, XXX, 98). “Balığın arkadaşı” ise Yûnus peygamberdir. Hz. Peygamber’e, Allah’ın verdiği görevi sabırla yerine getirmesi emredildikten sonra Yûnus’a atıf yapılmakta ve Resûlullah’a onun hatalı davranışını tekrar etmemesi telkin edilmektedir. Çünkü Yûnus, tebliğ ettiği dini halkın kabul etmediğini görünce sabır ve azimle görevine devam edeceği yerde, halkına kızarak ülkeyi (Ninova) terketmiş, bir gemiye binip denize açılmış, yolda fırtına çıkmış, yolcuların bir kısmının denize atılmasına karar verilince çekilen kurada Yûnus’un şansına denize atılmak düşmüştü; fakat denizde bir balık (balina) tarafından yutularak boğulmaktan kurtulmuş, sahile bırakılmıştı. Böylece kendisine burada da Allah’ın rahmeti yetişti. Yûnus Allah’ın emriyle ülkesine dönüp peygamberlik görevini sürdürmeye, tevhid inancını yaymaya devam etti. Bir rivayete göre Hz. Yûnus kavmine, inanmadıkları takdirde bir azaba uğrayacaklarını bildirmiş, ancak onlar tövbe edip imana geldikleri için bu azap tahakkuk etmemiştir. Fakat onların imana geldiklerinden habersiz olan Yûnus, belirttiği azabın vaktinde gerçekleşmediğini görünce kendisinin alay konusu olacağını düşünerek kızgın bir halde kavminden ayrılıp gitmiştir (bilgi için ayrıca bk. Sâffât 37/139-148). Burada Yûnus peygamberin kıssasına değinilerek Hz. Muhammed uyarılmakta, Mekke müşriklerinin kendisine gösterdiği muhalefete kızıp da ümitsizliğe kapılmaması ve peygamberlik görevini sürdürmesi telkin edilmektedir.
Kalem Suresi 48. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Rabbinin bir aldatma olarak onlara mühlet verilmesi hükmüne sabret. Sakın balığın arkadaşı kavmine gücenen Yunus -aleyhisselam- gibi olma! Hani denizin ve balinanın karnının karanlığı içinde sıkıntılı bir halde Rabbine seslenmişti.