Diyanet İşlerien ayrışan
Allah kendisine inananları ve Kitabına sarılanları rahmetine ve bol nimetine kavuşturacak, onları Kendisine götüren doğru yola eriştirecektir
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah'a inanıp O'na sımsıkı sarılanları (Allah), kendisinden bir rahmet ve lutfa sokacak ve kendisine varan dosdoğru yola iletecektir.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'a inanıp O'na sarılanları O, kendisinden bir rahmetin ve lütfun içine sokacak ve onları kendisine ulaşan dosdoğru bir yola kılavuzlayacaktır.
Süleyman Ateşen ayrışan
Alah'a inanıp O'na yapışanları (Allah), kendinden bir rahmetin ve lutfun içine sokacak ve onları kendisine varan doğru bir yola iletecektir.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah'a iman edip peygamberine indirilen Kur'an'a sımsıkı tutunanlar var ya; Allah cennete girmekle onlara rahmet edecektir. Aynı zamanda derecelerini yükselterek sevaplarını da artıracaktır. Hiçbir eğriliği olmayan dosdoğru yoldan yürümeleri için onları muvaffak kılacaktır. O da Adn cennetlerine ulaştıran yoldur.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
174- Ey insanlar! Rabbinizden size bir burhan geldi. Size apaçık bir nur da indirdik. 175- Allah’a iman edip de O’na sarılanlara gelince O; onları kendinden bir rahmetin ve lütfun içine yerleştirecek ve kendisine varan dosdoğru bir yola iletecektir.
174. Yüce Allah, insanlara ulaştırmış olduğu kesin deliller ve apaçık nurlar dolayısı ile lütfunu hatırlatmakta, onlara karşı delili ortaya koyup izlemeleri gereken yolu da açıkça göstererek şöyle buyurmaktadır:“Ey insanlar! Size Rabbinizden bir burhan” yani hakkı gösteren ve onu açıklayıp netleştiren, hakkın zıddını da ortaya koyan kat’i deliller “geldi.” Bu, hem aklî delilleri hem de naklî delilleri kapsamakta, yine hem afakî (insanların dış dünyalarındaki) belgeleri hem de enfusi (iç dünyalarındaki) delilleri ihtiva etmektedir: “Onun, gerçeğin ta kendisi olduğu kendilerine apaçık belli oluncaya kadar âyetlerimizi onlara hem afakta hem kendi nefislerinde göstereceğiz.”(Fussilet, 41/53) Yüce Allah’ın: “Rabbinizden” buyruğunda, bu delilin ne kadar şerefli ve ne kadar büyük olduğuna delil teşkil edecek bir incelik vardır. Çünkü bu burhan, sizi hem dini hem dünyevi terbiyesi ile besleyip büyüten Rabbinizden gelmiştir. İşte kendisi sebebi ile övülmeye ve şükredilmeye layık olan size yönelik bu terbiyesinin bir parçası da kendileri vasıtası ile sizleri dosdoğru yola iletmek ve nimetlerle dolu cennetlere ulaştırmak için bu apaçık delilleri size ulaştırmış olmasıdır. “Size apaçık bir nur da indirdik.” Bu da Kur’ân-ı Kerim’dir. Ki o öncekilerin de sonrakilerin ilimlerini, faydalı ve doğru haberleri, adaleti, ihsanı ve hayır olan her bir emri, buna karşılık her türlü zulüm ve kötülüğü de yasaklamayı ihtiva etmektedir. Eğer insanlar onun nurları ile aydınlanmayacak olurlarsa karanlık içerisinde kalırlar. Eğer onun hayrından yararlanmayacak olurlarsa büyük bir bedbahtlık içerisine düşerler. Ancak insanlar, Kur’ân-ı Kerîm’e iman ve onunla yararlanmaları açısından iki kısma ayrılmışlardır:
175. “Allah’a iman edip de” yani O’nun varlığını kabul ederek, bütün kemal sıfatlara sahip olduğuna, her türlü eksiklik ve kusurdan da münezzeh olduğuna inanan ve “O’na sarılanlara” yani Allah’a sığınan, O’na güvenen, kendi güç ve imkânlarının bu hususta işe yaramadığını kabul ederek Rablerinin yardımını isteyenlere “gelince O, onları kendinden bir rahmetin ve lütfun içine yerleştirecek” yani Yüce Allah onları özel bir rahmetle saracak, onları hayırlara muvaffak kılacak, onları bol bol mükâfatlandıracak, her türlü belayı da onlardan uzaklaştıracak “ve kendisine varan dosdoğru yola iletecektir” Onları ilme, amele, hakkı bilip gereğince amel etmeye muvaffak kılacaktır. Diğer taraftan kim de Allah’a iman etmez, O’na sarılmaz, O’nun kitabına sıkı sıkıya tutunmaz ise Allah, onlara rahmette bulunmayacak ve onları lütfundan mahrum bırakacaktır. Onları kendi hallerine bırakacaktır. Bu nedenle de onlar hidâyet bulamayacaklar, aksine imanı terk etmelerinin bir cezası olarak apaçık bir sapıklığa düşecekler, bunun sonucunda da büyük bir zarar ve mahrumiyetle karşı karşıya kalacaklardır. Yüce Allah’tan af, afiyet ve esenlik temenni ederiz.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Arapça karşılığı burhan olan “kesin delil”den maksat akıldır ve aklın yürüyerek imanın ve hidayetin sınırına kadar gelmesini sağlayan işaret taşlarıdır; yani insanın kendi iç ve dış, maddî ve mânevî varlığı ile onu çepeçevre saran kâinatta sergilenmiş olan alâmetler, deliller, yol bulduran izlerdir. “Apaçık nur” ise “indirdik” yükleminin de delâletiyle Kur’an’dır (burhanın terim olarak anlamı için bk. Bakara 2/111). Burada tekrar bütün insanlara hitap edilmekte, akıllarını doğru kullanarak, kendilerini ve kainatı doğru gözlemleyip, okuyup yorumlayarak Allah’a inanmaları, bu imandan sonra Hz. Peygamber, onun gösterdiği mûcizeler ve özellikle getirip tebliğ ettiği kitap üzerinde doğru ve yeterli düşünerek Resûlullah’a ve Kur’an’a iman etmeleri; putlara, kendileri gibi beşer oldukları halde tanrılaştırdıkları insanlara, hayvanlara, hatta imanı dışlayan akla (sakat düşünce) sarılmak yerine Allah’a sarılmaları, O’nun gönderdiği dine sımsıkı tutunmaları istenmektedir. Bu imana kavuşan ve rehbere sarılanlar için üç mükâfat vaad edilmekte, başka bir deyişle üç güzel sonuç müjdelenmektedir: 1. Allah’ın rahmet deryasına dalmak. 2. O’nun lutfuna mazhar olmak. 3. Hidayet; yani insanı dosdoğru Allah’a, O’na kul olma şerefine erdiren ilâhî rehberlik. Dünya hayatında kul, bu üç değerli ödülden daha büyüğünü bulamaz ve elde edemez; bütün nimetler, mükâfatlar ve ecirler bu üç ödülün içindedir. İnsanlar Allah’ın rahmetiyle esirgenir, lutfuyla gönenir, hidayetiyle doğruyu, güzeli ve iyiyi bulurlar, bilirler ve yaşarlar.