Önceki ayet· 2:217Sonraki ayet· 2:219

Bakara Suresi 218. Ayet· 2:218

↗ Bakara suresi
Medeni
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَٱلَّذِينَ هَاجَرُواْ وَجَٰهَدُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ أُوْلَـٰٓئِكَ يَرۡجُونَ رَحۡمَتَ ٱللَّهِۚ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ
İnananlar, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler Allah'ın rahmetini umarlar. Allah bağışlar ve merhamet eder
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
İnananlar, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler Allah'ın rahmetini umarlar. Allah bağışlar ve merhamet eder
Elmalılı Hamdi Yazır
Şüphesiz ki iman edenlere, Allah yolunda hicret edip, cihad edenlere gelince, işte onlar, Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Yaşar Nuri Öztürk
İnanıp hicret eden ve Allah yolunda uğraşıp didinenlere gelince, onlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah çok affedici, çok merhametlidir.
Süleyman Ateşen ayrışan
Onlar ki inandılar, göç ettiler, Allah yolunda savaştılar; işte onlar, Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.9%
İngilizce
Indeed, those who have believed and those who have emigrated and fought in the cause of Allah - those expect the mercy of Allah. And Allah is Forgiving and Merciful
Fransızca
Certes, ceux qui ont cru, émigré et lutté dans le sentier d'Allah, ceux-là espèrent la miséricorde d'Allah. Et Allah est Pardonneur et Miséricordieux
İspanyolca
Aquellos que creyeron, emigraron y se esforzaron por la causa de Dios son quienes pueden esperar con certeza la misericordia de Dios, y Dios es Absolvedor, Misericordioso
Rusça
Воистину, те, которые уверовали, совершили переселение и сражались на пути Аллаха, надеются на милость Аллаха. А ведь Аллах - Прощающий, Милосердный
Endonezce
Sesungguhnya orang-orang yang beriman, dan orang-orang yang berhijrah dan berjihad di jalan Allah, mereka itulah yang mengharapkan rahmat Allah. Allah Maha Pengampun, Maha Penyayang
Bengalce
আর এতে কোন সন্দেহের অবকাশ নেই যে, যারা ঈমান এনেছে এবং যারা হিজরত করেছে আর আল্লাহর পথে লড়াই (জেহাদ) করেছে, তারা আল্লাহর রহমতের প্রত্যাশী। আর আল্লাহ হচ্ছেন ক্ষমাকারী করুনাময়।
Çince
信道的人,离别故乡并且为主道而奋斗的人,这等人他们的确希望安拉的慈恩。安拉是至赦的,是至慈的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah'a ve resulüne iman eden, vatanlarını Allah'a ve resulüne hicret ederek terk eden ve Allah'ın kelimesi en üstün olsun diye savaşanlar, işte onlar Allah'ın rahmetini ve mağfiretini arzularlar. Allah, kullarının günahlarını bağışlar ve onlara merhamet eder.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
218- Şüphesiz iman edenler, hicret edip de Allah yolunda cihad edenler var ya işte onlar, Allah’ın rahmetini umabilirler. Allah da Ğafûrdur, Rahîmdir. 218. Bu üç çeşit amel, mutluluğun adresi ve ubudiyetin/kulluğun eksenidir. İnsanın kazancı, zarar ve ziyanı bunlarla ortaya çıkar. İmanı ele alalım. Onun faziletini anlatmaya imkân yoktur. Mutluları bedbahtlardan, cennetlikleri cehennemliklerden ayırt edici özelliğe sahip bir esas hakkında ne söylenebilir ki! Kul iman sahibi olduğu takdirde yaptığı hayır işler kabul olunur, ona sahip olmadı mı onun hiçbir harcaması, hiçbir fidyesi, farz ve nafilesi kabul olunmaz. Hicrete gelince; hicret sevilen ve alışılmış şeylerden Allah’ın rızası için ayrılmak demektir. Muhacir vatanını, mallarını, aile halkını, dostlarını Yüce Allah’a yakınlaşmak ve dinine yardımcı olmak kastı ile bırakıp gider. Cihad ise; düşmanlarla çarpışmak için bütün gayretini ortaya koymak, Allah’ın dinini zafere ulaştırıp şeytanın dininin kökünü kazımak için bütün gayreti ile çalışmaktır. Cihad salih amellerin zirvesidir. Ona verilen mükâfat da en üstün mükâfattır. İslâm dairesinin genişletilmesi, putlara tapanların yenik düşürülmesi, müslümanların can, mal ve çoluk çocuklarının güvenlik altına alınmasının en önemli yolu cihaddır. Sıkıntı ve zorluklarına rağmen bu üç ameli gereği gibi yerine getiren bir kimse diğerlerini daha ileri derecede ve daha mükemmel bir şekilde yerine getirir. Bu gibi kimselerin Allah’ın rahmetini ummaları haklarıdır. Çünkü bunlar rahmeti gerektiren sebepleri yerine getirmişlerdir. Bu buyrukta Allah’ın rahmetini ummanın ancak mutluluğun sebeplerini yerine getirdikten sonra olacağına delil vardır. Tembelliğe ve sebepleri yerine getirmemeye rağmen umut sahibi olmak ise bir acizliktir, boş bir temenni ve aldanıştır. Bu, o kimsenin gayretinin azlığına ve kıt akıllı olduğuna delildir. Zira bu, evlenmeden çocuk sahibi olmayı, tohum atıp sulamadan mahsul almayı ummak gibidir. Yüce Allah’ın:“İşte onlar Allah’ın rahmetini umabilirler” buyruğunda kulun -yaptığı ameller ne olursa olsun- onlara dayanıp güvenmemesi gerektiğine, bunun yerine Rabbinin rahmetini umması, amellerinin kabul edilerek günahlarının bağışlanıp kusurlarının da örtüleceğini umması gerektiğine delil vardır. Bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmuştur:“Allah Ğafûrdur” samimi bir şekilde tevbe edenlerin günahlarını bağışlayıcıdır; “Rahîmdir” onun rahmeti her şeyi kuşatmıştır, onun cömertlik ve bağışı bütün canlıları kapsamıştır. Bu buyrukta sözü geçen amelleri yerine getiren kimselerin Allah’ın mağfiretini elde edeceklerine delil vardır. Çünkü “Hiç şüphesiz iyilikler kötülükleri giderir.”(Hud, 11/114) Bunlar Allah’ın rahmetine nail olurlar. Allah’ın mağfiretine de nail olundu mu artık dünya ve âhiretin cezaları onlardan uzaklaştırılır. Çünkü cezalar günahların bir neticesidir. Onlar ise bağışlanmış ve etkileri ortadan kalkmıştır. Böyle bir kimse ilâhi rahmeti elde etti mi artık dünya ve âhiretindeki her türlü hayrı elde etmiş olur. Hatta bunların sözü geçen amelleri bile Allah’ın onlara rahmetinin bir parçasıdır. Zira Allah bu hususta muvaffakiyet vermemiş olsaydı onlar bu amellere yönelemezlerdi. Allah bu amelleri işleme gücünü vermemiş olsaydı, onları yapamazlardı. Allah bu amelleri işleyenlere ihsan ve lütufta bulunmamış olsaydı bu amellerini tamama erdirmez ve onlardan kabul etmezdi. Başında da sonunda lütuf yalnız O’nundur. Sebebi de lütfeden odur, sebebin sonucunu da.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kâfir olarak ölenlerin cehennemlik olacakları ve burada devamlı kalacakları bildirildikten sonra iman, hicret ve cihad edenlerin Allah’ın rahmetini umabilecekleri açıklanmakla bir gerçeğe yeniden dikkat çekilmektedir: Allah Teâlâ’nın madde âlemi için koyduğu kanunları yanında insanın dünya ve âhiret hayatını düzenleyen kanun ve kuralları da vardır. Bunlardan birine göre âhiret saadetini, cenneti, ebedî hayatta ilâhî rahmeti umabilmek için kulun üzerine düşen “iman etmek, gerektiğinde davası uğrunda yurdunu yuvasını terkedip diyâr-ı gurbete göçmek, müslümanca yaşayabilmek için elinden gelen çabayı sarfetmek” gibi vazifeler vardır. Bunları yerine getirmeden “Allah’ın rahmeti sonsuzdur, bizi yakıp da ne yapacak, kimse cehenneme gitmez veya orada kalmaz” demek, böyle düşünmek ve inanmak temelsiz kuruntulardan öteye geçemez ve Allah’ın koyduğu kurallara aykırıdır.
Bakara Suresi 218. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah'a ve resulüne iman eden, vatanlarını Allah'a ve resulüne hicret ederek terk eden ve Allah'ın kelimesi en üstün olsun diye savaşanlar, işte onlar Allah'ın rahmetini ve mağfiretini arzularlar. Allah, kullarının günahlarını bağışlar ve onlara merhamet eder.