Önceki ayet· 4:143Sonraki ayet· 4:145

Nisâ Suresi 144. Ayet· 4:144

↗ Nisâ suresi
Medeni
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُواْ ٱلۡكَٰفِرِينَ أَوۡلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَۚ أَتُرِيدُونَ أَن تَجۡعَلُواْ لِلَّهِ عَلَيۡكُمۡ سُلۡطَٰنٗا مُّبِينًا
Ey İnananlar! Müminleri bırakıp kafirleri dost edinmeyin. Allah'ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Ey İnananlar! Müminleri bırakıp kafirleri dost edinmeyin. Allah'ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Yaşar Nuri Öztürk
Ey iman sahipleri! Müminleri bırakıp da küfre sapanları dostlar edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a açık bir kanıt mı vermek istiyorsunuz?
Süleyman Ateş
Ey inananlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dost tutmayın! Allah'a, aleyhinizde olacak açık bir delil vermek mi istiyorsunuz?
Diller arası (7 dil)ıraksama 10.4%
İngilizce
O you who have believed, do not take the disbelievers as allies instead of the believers. Do you wish to give Allah against yourselves a clear case
Fransızca
O les croyants! Ne prenez pas pour alliés les mécréants au lieu des croyants. Voudriez-vous donner à Allah une preuve évidente contre vous
İspanyolca
¡Oh, creyentes! No tomen a los que niegan la verdad como aliados en vez de a los creyentes. ¿Acaso pretenden darle a Dios una prueba en contra de ustedes mismos
Rusça
О те, которые уверовали! Не берите неверующих себе в помощники и друзья вместо верующих. Неужели вы хотите предоставить Аллаху очевидный довод против вас самих
Endonezce
Wahai orang-orang yang beriman! Janganlah kamu menjadikan orang-orang kafir sebagai pemimpin selain dari orang-orang mukmin. Apakah kamu ingin memberi alasan yang jelas bagi Allah (untuk menghukummu)
Bengalce
হে ঈমানদারগণ! তোমরা কাফেরদেরকে বন্ধু বানিও না মুসলমানদের বাদ দিয়ে। তোমরা কি এমনটি করে নিজের উপর আল্লাহর প্রকাশ্য দলীল কায়েম করে দেবে
Çince
信道的人们啊!你们不要舍信道者而以不信道者为盟友,你们欲为安拉立一个不利于你们的明证吗?
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Allah'a iman eden ve resulüne tabi olanlar! Müminleri bırakıp da Allah’ı inkâr eden kâfirleri Müminler dışında yakınlık ettiğiniz seçkin dostlar edinmeyin. Böyle yaparak Allah’a cezalandırılmaya müstahak olduğunuzu gösteren apaçık delil vermek mi istiyorsunuz?
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
144- Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Aleyhinizde Allah’a apaçık bir delil vermek mi istiyorsunuz? 144. Şanı Yüce Allah münafıkların nitelikleri arasında mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinme vasfını söz konusu ettikten sonra mü’min kullarına bu çirkin sıfata sahip olmalarını ve münafıklara benzemelerini yasaklamaktadır. Çünkü böyle bir tutum “aleyhinizde Allah’a apaçık bir delil vermek” olur, yani sizin cezalandırılmanızı haklı kılacak açık bir kanıt vermiş olacaksınız. Çünkü Yüce Allah böyle bir niteliğe sahip olmaktan bizi sakındırmış ve uyarmıştır. Ayrıca böyle bir niteliğe sahip olmanın doğuracağı fesatları da bize haber vermiştir. Artık bundan sonra böyle bir yolu izlemek cezalandırmayı gerektirir. Bu ayet-i kerime Yüce Allah’ın adaletinin kemaline, O’nun herhangi bir kimseye gerekli delili ortaya koymadan azap etmeyeceğine delildir. Yine bu buyruk günahlardan da sakındırmaktadır. Çünkü günah işleyen bir kimse kendi aleyhine Allah’a apaçık bir delil vermiş olur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Çeşitli vesilelerle tekrar edilen “müminleri bırakıp kâfirleri veli edinmeme, müminleri ihmal ederek kâfirleri dost tutmama” tâlimatı, müminlerle gayri müslimler arasındaki bütün iyi ilişkileri yasaklayan bir hüküm olarak anlaşılmamalıdır. “Müminleri bırakıp” kaydında ısrar edilmesi bu kaydın önemli olduğunu göstermektedir. Müminleri bırakmamak, onları birinci planda dost, veli, taraf saymak şartıyla gayri müslimler ile de, taraflar ve bütün insanlık için hayırlı olacak, faydalar sağlayacak, kötülükleri önleyecek ilişkiler kurmak, anlaşmalar yapmak ve dayanışmalarda bulunmak yasak değildir, hatta teşvik edilmiştir (Âl-i İmrân 3/28; Mümtehine 60/7-8). Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinenler, onlarla düşüp kalkanlar, dinleri ve dindaşları aleyhine de olsa kâfir dostlarının yapıp ettiklerine ses çıkaramayanlar, kâfirlerin kendilerine hâkim olmasına itiraz etmeyenler; bütün bunları –ki hepsi “velâyet, veli edinme” kavramına dahildir– mecbur olmadıkları halde yapanlar, kâfirlere dünyada ve âhirette verilecek cezaya katılmaya lâyık ve müstehak olurlar. Allah vereceği cezaya –âdeti gereği– bu yapılanları gerekçe gösterir.
Nisâ Suresi 144. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Allah'a iman eden ve resulüne tabi olanlar! Müminleri bırakıp da Allah’ı inkâr eden kâfirleri Müminler dışında yakınlık ettiğiniz seçkin dostlar edinmeyin. Böyle yaparak Allah’a cezalandırılmaya müstahak olduğunuzu gösteren apaçık delil vermek mi istiyorsunuz?