Ey İnananlar! Hep birden barışa girin, şeytana ayak uydurmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ey İnananlar! Hep birden barışa girin, şeytana ayak uydurmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey iman edenler! Hepiniz barış ve selamete girin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin aranızı açan belli bir düşmandır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Ey iman sahipleri! Hepiniz toptan barış içine girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.
Süleyman Ateşen ayrışan
Ey inananlar, hepiniz birlikte islama (veya barışa) girin, şeytanın adımlarını izlemeyin, çünkü o size apaçık düşmandır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 10.3%
İngilizce
O you who have believed, enter into Islam completely [and perfectly] and do not follow the footsteps of Satan. Indeed, he is to you a clear enemy
Fransızca
O les croyants! Entrez en plein dans l'Islam, et ne suivez point les pas du diable, car il est certes pour vous un ennemi déclaré
İspanyolca
¡Oh, creyentes! Entréguense por completo [a Dios practicando el Islam] y no sigan los pasos del demonio, porque él es su enemigo declarado
Rusça
О те, которые уверовали! Принимайте ислам целиком и не следуйте по стопам дьявола. Воистину, он для вас - явный враг
Endonezce
Wahai orang-orang yang beriman! Masuklah ke dalam Islam secara keseluruhan, dan janganlah kamu ikuti langkah-langkah setan. Sungguh, ia musuh yang nyata bagimu
Bengalce
হে ঈমানদার গন! তোমরা পরিপূর্ণভাবে ইসলামের অন্তর্ভুক্ত হয়ে যাও এবং শয়তানের পদাংক অনুসরণ কর না। নিশ্চিত রূপে সে তোমাদের প্রকাশ্য শত্রু।
Ey Allah’a iman ve resulüne itaat edenler! İslam’a hiçbirini terk etmeden, bütünüyle girin. Kitap ehlinin yaptığı gibi, kitabın bir bölümüne iman edip, bir başka bölümünü inkâr etmeyin. Şeytanın yollarını takip etmeyin. Çünkü o size apaçık düşmanlık eden ve bunu gösteren bir düşmandır.
208- Ey iman edenler! Hep birden İslam’a girin. Şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, sizin apaçık bir düşmanınızdır. 209- Size apaçık deliller geldikten sonra kayarsanız bilin ki Allah Azîzdir, Hakîmdir.
208. “Ey iman edenler! Hep birden İslam’a girin.” Bu, Yüce Allah’ın mü’minlere hep birden İslam’a girmeleri yönünde verilmiş bir emridir. Yani İslâm dininin bütün hükümlerine girsinler, bunların hiçbirisini terk etmesinler, şeriatın verdiği emir eğer hevasına uygun düşerse yapıp, uymazsa terk etmek sureti ile hevasını ilâh edinen kimselerden olmasınlar. Aksine heva, dine tabi kılınmalıdır. Yapılabildiği kadar hayır fiilleri yapılmalıdır. Yapılamayanlara ise bağlı kalınmalı, yapma niyeti ve azmi taşınmalı, niyetiyle bile olsa ondan geri kalmamalıdır. İslâm’a bütünü ile girmek ancak şeytanın yollarına muhalefet etmekle mümkün olduğundan dolayı devamla:“Şeytanın adımlarına uymayın” buyrulmaktadır. Yani Allah’ın masiyetlerini işlemek sureti ile onun izinden gitmeyin. “Gerçekten o, sizin apaçık” düşmanlığı açıkça görülen “bir düşmanınızdır.” Apaçık düşman ise ancak kötülüğü, hayâsızlığı ve size zararlı olan şeyleri emreder. Kulun bir takım yanlışlıklara düşmesi ve ayağının kayması kaçınılmaz olduğundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
209. “Size apaçık deliller” yani kat’i bilgi ve yakîn “geldikten sonra kayarsanız” yani hatalar işleyerek günaha düşerseniz “bilin ki Allah Azîz ve Hakîmdir.” Bu buyrukta hataları ve kaymaları terk etmeyi gerektirecek şekilde ağır bir tehdit ve korkutma vardır. Çünkü her kim Azîz ve Hakîm olan zâta karşı gelecek olursa, O, onu mutlak gücü ile kahreder ve hikmeti gereğince onu azaba duçar eder. Çünkü isyankârları ve suçluları cezalandırmak O’nun hikmetinin bir gereğidir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Metindeki silm kelimesi, “uzlaşma, barış, teslimiyet, itaat” demektir (Reşîd Rızâ, II, 256). Râgıb el-İsfahânî’nin tanımına göre silm, “bir insanın diğerinden zarar görmemesi, iki tarafın birbirine güvenmesi” anlamına gelir (el-Müfredât, “slm” md.). Silmin bu son anlamını en iyi ifade eden Türkçe karşılığı ise “barış” kelimesidir. Aynı kökten gelen İslâm kelimesinde hem “teslimiyet ve itaat” hem de “barışa katılma” anlamı olduğu için (bk. Râgıb el-İsfahânî, gös. yer.), tefsirlerde silm kelimesi “İslâm” diye de açıklanmıştır (İslâm kelimesinin anlamı konusunda bilgi için ayrıca bk. Âl-i İmrân 3/19). Her ne kadar âyetin “ey iman edenler” diye başlamasına bakarak silmin İslâm anlamına geldiği şeklindeki açıklamanın isabetli olmayacağı düşünülebilirse de, mümin ve müslüman oldukları halde dinin buyruklarına tam olarak uymayan, hatta yaşayışlarına bakıldığında gayri müslimlerden farklı oldukları bile anlaşılamayan insanların her dönemde bulunabildiği dikkate alınarak âyeti, “Ey iman edenler! Hepiniz İslâm’a tam olarak girin; onun gereklerini eksiksiz yerine getirin ve bu suretle doğru dürüst müslüman olun. Müslümanlığın gereklerinden biri olmak üzere dostluk ve barışa yönelin, Allah’a itaat edin; apaçık düşmanınız olan şeytanın kışkırtmalarına uyarak yukarıda anılanlar gibi dışı başka içi başka olmayın. Sözünüzle yaşayışınız uyumlu olsun; ikiyüzlülük yapmayın, birbirinize karşı düşmanca duygular besleyip fitne ve fesat çıkarmayın” şeklinde anlamak uygun görünmektedir. Taberî ve diğer müfessirlerin kaydettiği bir yoruma göre âyetin muhatabı yahudilerdir. Buna göre âyette “Ey Tevrat’a inananlar! Hep birlikte barış ve teslimiyet dini olan İslâm’a girin...” buyurulmuştur.
Ey Allah’a iman ve resulüne itaat edenler! İslam’a hiçbirini terk etmeden, bütünüyle girin. Kitap ehlinin yaptığı gibi, kitabın bir bölümüne iman edip, bir başka bölümünü inkâr etmeyin. Şeytanın yollarını takip etmeyin. Çünkü o size apaçık düşmanlık eden ve bunu gösteren bir düşmandır.