Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda düşünen kimseler için dersler vardır
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda düşünen kimseler için dersler vardır
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah, o canları öldükleri zaman, ölmeyenleri de uyuduklarında alır. Sonra haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkor, diğerlerini de takdir edilmiş bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Allah, canları, ölümleri sırasında alır, ölmeyenleri de uykuları sırasında. Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, belirlenen bir süreye kadar salıverir. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
Süleyman Ateş
Allah, ölmekte olan canları alır, ölmeyenleri de uykularında (bedenlerinden alıp kendilerinden geçirir); sonra ölümüne hükmettiğini yanında tutar, ötekilerini de belli bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.3%
İngilizce
Allah takes the souls at the time of their death, and those that do not die [He takes] during their sleep. Then He keeps those for which He has decreed death and releases the others for a specified term. Indeed in that are signs for a people who give thought
Fransızca
Allah reçoit les âmes au moment de leur mort ainsi que celles qui ne meurent pas au cours de leur sommeil. Il retient celles à qui Il a décrété la mort, tandis qu'Il renvoie les autres jusqu'à un terme fixé. Il y a certainement là des preuves pour des gens qui réfléchissent
İspanyolca
Dios toma las almas en el momento de la muerte, y durante el sueño las de quienes aún no les ha llegado su hora. Retiene aquellas de quienes decretó su muerte, y devuelve las otras hasta [que se cumpla] el plazo prefijado [para su muerte]. En esto hay signos para quienes reflexionan
Rusça
Аллах забирает души в момент смерти, а ту, которая пока не умирает, - во время сна. Он удерживает ту, которой предопределил смерть, а другую отпускает до определенного срока. Воистину, в этом - знамения для людей размышляющих
Endonezce
Allah memegang nyawa (seseorang) pada saat kematiannya dan nyawa (seseorang) yang belum mati ketika dia tidur; maka Dia tahan nyawa (orang) yang telah Dia tetapkan kematiannya dan Dia lepaskan nyawa yang lain sampai waktu yang ditentukan.764) Sungguh, pada yang demikian itu terdapat tanda-tanda (kebesaran) Allah bagi kaum yang berpikir
Bengalce
আল্লাহ মানুষের প্রাণ হরণ করেন তার মৃত্যুর সময়, আর যে মরে না, তার নিদ্রাকালে। অতঃপর যার মৃত্যু অবধারিত করেন, তার প্রাণ ছাড়েন না এবং অন্যান্যদের ছেড়ে দেন এক নির্দিষ্ট সময়ের জন্যে। নিশ্চয় এতে চিন্তাশীল লোকদের জন্যে নিদর্শনাবলী রয়েছে।
Yüce Allah, ecelleri son bulduğu vakit ruhları kabzeder. Ecelleri son bulmayan ruhları da uykularında kabzeder. Ölümüne hükmettiklerini tutar, ölümüne hükmetmediklerini ise ilmi doğrultusunda belirli bir vakte kadar bırakır. Şüphesiz ki ruhların kabzedilip bırakılmasında ve öldürülüp diriltilmesinde düşünen toplumlar için ibretler vardır. Öyle ki, bunları yapan öldükten sonra hesap ve karşılıklarını vermek için insanları yeniden diriltmeye de kadirdir.
42- Allah, ölüm vakitleri geldiğinde ruhları alır. Ölmeyeninkini de uykusunda (alır) da hakkında ölüm hükmü verdiğini tutar, diğerini ise belirli bir süreye kadar (bedenine geri) gönderir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.
42. Yüce Allah uyanıkken, uykuda iken, hayatta iken ve ölümleri esnasında kulları üzerinde yegane tasarruf sahibi olanın yalnız kendisi olduğunu haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Allah, ölüm vakitleri geldiğinde ruhları alır.” Burada sözü geçen ölüm, büyük ölümdür. Yüce Allah’ın ruhları aldığını ve ruhları almak fiilini kendisine izafe ettiğini haber vermiş olması, bu işle ölüm meleği ile yardımcılarını görevlendirmiş olmasına aykırı değildir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“De ki: Size vekil kılınan ölüm meleği sizin ruhunuzu alır...”(es-Secde, 32/11); “... nihâyet birinize ölüm gelse elçilerimiz onun ruhunu alırlar, onlar kusur da etmezler.”(el-En’am, 6/61) Çünkü Yüce Allah, yaratanın ve işleri çekip çevirenin kendisi olması itibari ile işleri kendi zatına izafe eder. Sünneti/kanunu ve hikmeti gereği her bir iş için bir sebep yaratmış olması itibari ile de işleri sebeplerine izafe ettiği de olur. Yüce Allah’ın:“Ölmeyenlerinkini de uykularında (alır)” buyruğunda sözü edilen ise küçük ölümdür. Yani uykuda olup da ölmeyen ruhu O tutar. İşte bu (uykuda olan) iki ruhtan “hakkında ölüm hükmü verdiğini tutar.” Bu, ölmüş olanın yahut da uykuda iken öleceğine hükmettiği kimsenin ruhudur. “Diğerini ise belirli bir süreye kadar” rızkını ve ecelini tamamlamak üzere “gönderir.” Bu durumdaki nefsi serbest bırakır. “Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için” Yüce Allah’ın kudretinin kemâline, ölümlerinden sonra ölüleri dirilteceğine dair “ibretler” belgeler, deliller “vardır.” Bu âyet-i kerimede ruh ve nefsin bizatihi kaim bir cisim olduğuna, onun cevherinin bedeninin cevherinden farklı olduğuna, ruh ve nefsin yaratılmış olduğuna ve Allah tarafından idare edildiğine, Allah’ın onda vefat ettirmek, alıkoymak ve serbest bırakmak gibi suretlerle tasarruf ettiğine, canlıların ruhlarının Berzahta karşılaşacağına, bir araya gelip karşılıklı konuşacağına, Allah'ın hayatta kalacakların ruhlarını serbest bıraktığına, ölenlerin ruhlarını da alıkoyup bırakmadığına delil vardır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bir önceki âyette insanların hidayete yönelmelerinin de yoldan çıkmalarının da kendi seçimlerine bağlı bulunduğuna işaret edilmişti. Hidayetin birinci şartı Allah’a imandır. İşte burada insanların Allah’a, O’nun yaratıp yönetmesindeki hikmetlere dikkat çekilmekte; sonraki âyetlerde de diğer bazı delillere yer verilmektedir. İnsanı öteki varlıklardan ayıran en temel özelliği ruh sahibi bir varlık oluşudur. Allah Teâlâ’nın insanı öldürmesi, ruhun bedenle ilişkisini kesmesidir. Âyette de işaret buyurulduğu gibi ruhun başta gelen niteliği can ve şuur kaynağı olmasıdır. Ölüm olayında Allah ruhu bedenden tamamen ayırdığından beden hem candan hem de şuurdan yoksun hale gelmekte, uyku denilen psiko-fizyolojik olayda ise can bedende kalmakla birlikte geçici bir duyum ve bilinç kaybı yaşanmaktadır. Bu kayıp bir bakıma ruhun bedeni kısmen terketmesi anlamına geldiği için âyette uyku ölüme benzetilmiştir (Zemahşerî, IV, 349). Ölüm olayında –âyetteki deyimiyle– Allah ruhu tutarken uyku olayının sonunda ruh, uyanıklıktaki fonksiyonunu yeniden kazanır. Ama bunun da ölümle son bulacak belli bir süresi (ecel-i müsemmâ) vardır. 44. âyetin sonunda da ifade buyurulduğu üzere, sonunda herkes O’nun huzuruna dönecektir (nefis-ruh-insan ilişkisi için bk. Nisâ 4/1; İsrâ 17/85).
Yüce Allah, ecelleri son bulduğu vakit ruhları kabzeder. Ecelleri son bulmayan ruhları da uykularında kabzeder. Ölümüne hükmettiklerini tutar, ölümüne hükmetmediklerini ise ilmi doğrultusunda belirli bir vakte kadar bırakır. Şüphesiz ki ruhların kabzedilip bırakılmasında ve öldürülüp diriltilmesinde düşünen toplumlar için ibretler vardır. Öyle ki, bunları yapan öldükten sonra hesap ve karşılıklarını vermek için insanları yeniden diriltmeye de kadirdir.