Önceki ayet· 3:26Sonraki ayet· 3:28

Âl-i İmrân Suresi 27. Ayet· 3:27

↗ Âl-i İmrân suresi
Medeni
تُولِجُ ٱلَّيۡلَ فِي ٱلنَّهَارِ وَتُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِي ٱلَّيۡلِۖ وَتُخۡرِجُ ٱلۡحَيَّ مِنَ ٱلۡمَيِّتِ وَتُخۡرِجُ ٱلۡمَيِّتَ مِنَ ٱلۡحَيِّۖ وَتَرۡزُقُ مَن تَشَآءُ بِغَيۡرِ حِسَابٖ
Geceyi gündüze, gündüzü geceye geçirirsin; ölüden diri, diriden ölü çıkarırsın; dilediğini hesapsız rızıklandırırsın
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Geceyi gündüze, gündüzü geceye geçirirsin; ölüden diri, diriden ölü çıkarırsın; dilediğini hesapsız rızıklandırırsın
Elmalılı Hamdi Yazır
Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü gecenin içine sokarsın; ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.
Yaşar Nuri Öztürk
"Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü de gecenin içine sokarsın. Diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü diriden çıkarırsın. Dilediğini hesapsızca rızıklandırırsın."
Süleyman Ateşen ayrışan
Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın; ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkarırsın, dilediğini hesapsız rızıklandırırsın!
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.1%
İngilizce
You cause the night to enter the day, and You cause the day to enter the night; and You bring the living out of the dead, and You bring the dead out of the living. And You give provision to whom You will without account
Fransızca
Tu fais pénétrer la nuit dans le jour, et Tu fais pénétrer le jour dans la nuit, et Tu fais sortir le vivant du mort, et Tu fais sortir le mort du vivant. Et Tu accordes attribution à qui Tu veux, sans compter»
İspanyolca
Tú haces que la noche entre en el día y el día en la noche. Tú haces surgir lo vivo de lo muerto y lo muerto de lo vivo. Tú sustentas sin medida a quien quieres
Rusça
Ты удлиняешь день за счет ночи и удлиняешь ночь за счет дня. Ты выводишь живое из мертвого и выводишь мертвое из живого. Ты даруешь удел без счета, кому пожелаешь»
Endonezce
(Engkau masukkan malam ke dalam siang dan Engkau masukkan siang ke dalam malam. Dan Engkau keluarkan yang hidup dari yang mati, dan Engkau keluarkan yang mati dari yang hidup.117) Dan Engkau berikan rezeki kepada siapa yang Engkau kehendaki tanpa perhitungan
Bengalce
তুমি রাতকে দিনের ভেতরে প্রবেশ করাও এবং দিনকে রাতের ভেতরে প্রবেশ করিয়ে দাও। আর তুমিই জীবিতকে মৃতের ভেতর থেকে বের করে আন এবং মৃতকে জীবিতের ভেতর থেকে বের কর। আর তুমিই যাকে ইচ্ছা বেহিসাব রিযিক দান কর।
Çince
你使夜入昼,使昼入夜;你从无生物中取出生物,从生物中取出无生物;你无量地供给你所意欲的人。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kudretinin göstergelerinden biri de geceyi gündüze geçirirsin. Böylece gündüz vakti uzar. Gündüzü gecenin içine sokarsın ki, böylece gece uzar. Kâfirden Mümini, taneden ekini çıkardığın gibi, ölüden diriyi çıkarırsın. Tavuktan yumurtayı, müminden kâfiri çıkardığın gibi diriden ölüyü çıkarırsın. Sen, dilediğini geniş bir şekilde hesapsızca ve sayısızca rızıklandıransın.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
26- De ki:“Ey hükümranlığın sahibi olan Allah’ım! Sen hükümranlığı dilediğine verirsin, dilediğinden de hükümranlığı çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini de zelil edersin. Hayır (tümüyle) senin elindedir. Şüphesiz Sen her şeye kadirsin. 27- Geceyi gündüze eklersin, gündüzü de geceye eklersin. Ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkarırsın ve dilediğine de hesapsız rızık verirsin.” 26-27. Yüce Allah asaleten peygamberine tebean da ümmetine hitaben işleri çekip çevirmenin, tasarrufta bulunmanın, ulvi ve süfli alemi idare etmenin yalnızca Rabbinin hakkı olduğunu, mutlak hükümranlığın ve egemenliğin, muhkem tasarrufun sadece O’nun elinde bulunduğunu, hükümranlığı dilediğine verip dilediğinden de çekip aldığını, dilediğini aziz ve dilediğini de zelil kıldığını ilan etmesini emretmektedir. O halde durum ne Kitap ehlinin ne de başkalarının temennileri ile olacak şey değildir. Aksine emir Allah’ın emridir, tedbir onun tedbiridir. Tedbir ve idaresinde kimse O’na karşı çıkamaz. Takdirinde de yardımcıya ihtiyacı yoktur. Günleri insanlar arasında dönüp dolaştırmak sureti ile mutlak tasarrufta bulunan O olduğu gibi, bizzat zamanın kendisi üzerinde de tasarruf O’nun elindedir. Şöyle ki O, gündüzü geceye, geceyi de gündüze ekler. Yani birini ötekinin yerine geçirir ve o diğerinin yerini alır, diğer taraftan birinden eksiltip diğerine ilave eder. Böylelikle yarattıklarının maslahatlarını gerçekleştirmiş olur. Yine Yüce Allah ölüden diri çıkartır. Meselâ ekini ve ağaçları tohumlarından çıkartır. Kâfirden mü’min çıkartır. Diriden de ölü çıkartır. Meselâ ekinlerden ve ağaçlardan tohumları ve çekirdekleri, uçan kuştan da yumurtayı çıkartır... Kısacası birbirine zıt şeylerin birini diğerinden çıkartan O’dur ve her şey O’na itaatle boyun eğmiştir. Yüce Allah’ın:“Hayır (tümüyle) senin elindedir” buyruğu; hayrın tamamı Sendendir demektir. İyilikleri, hayır ve güzellikleri veren yalnız Allah’tır. Şerre gelince o, Yüce Allah’a ne sıfat olarak, ne isim olarak ne de fiil olarak izafe edilmez. Ancak şer, O’nun fiillerinin sonuçlarına, kader ve kazasının kapsamına dahildir. Hayır da şer de kaza ve kaderin kapsamı içerisindedir. Allah’ın hükümranlığında O’nun dilediğinden başkası meydana gelmez. Fakat şer (edeben) Allah’a izafe edilmez. O bakımdan “hayır ve şer senin elindedir” denmez, bunun yerine Yüce Allah’ın buyurduğu ve Rasûlünün de söylediği gibi “hayır senin elindedir” denir. Bazı müfessirlerin bu konuda “şer de aynı şekilde Allah’ın elindedir” diyerek araya bir ifade yerleştirmeleri bir yanılgıdır. Zira onlar, bunu söylerken özellikle hayrın anılmasının, Allah’ın umumi (hayrı da şerri de içine alan) kaza ve kaderine aykırı olduğunu sanmışlardır. Bu kanaatlerinin cevabı ise az önce yaptığımız açıklamadadır. “Dilediğine de hesapsız rızık verirsin” buyruğuna gelince; Yüce Allah başka âyet-i kerimelerde hangi sebeplerle Allah’ın rızkına kavuşulduğunu söz konusu etmektedir. Mesela:“Kim Allah’tan sakınırsa (takvalı olursa) Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve ona ummadığı bir yerden rızık verir. Kim Allah’a tevekkül ederse O kendisine yeter”(et-Talak, 65/2-3) buyruklarında olduğu gibi. O halde kullara düşen, rızkı ancak Yüce Allah’tan talep etmek ve Allah’ın kolaylaştırıp mubah kıldığı sebepler ile rızık elde etmek için çalışmaktır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Geceyi gündüze katarsın, gündüzü de geceye katarsın” cümleleri genellikle şu şekillerde açıklanmıştır: a) Bazan gecenin kısaltılıp bu fazlalığın gündüze dahil edilmesi, bazan da bunun aksinin gerçekleştirilmesi, b) gündüzün peşinden gecenin getirilip dünyanın karanlığa büründürülmesi, sonra da tekrar gündüzün getirilip dünyanın aydınlatılması (bk. İbn Atıyye, I, 418). Bunlardan birinci yorum hakkında İbn Arafe’den şöyle bir söz nakledilmiştir: Denir ki, Kur’an hem sokaktaki adamın, hem bilgili kişilerin hem de her iki kesimin anlayacağı ifadeler içerir. İşte bu âyet bu duruma bir örnektir. Zira âyet hem özel bilgi isteyen günlerin kısalması ve uzaması olayını hem de herkesin fark ettiği mevsimlerin değişmesini kapsamaktadır. Burada, insanların sahih bir dinî inanca sahip olduktan sonra yeryüzünü cehalet ve şirk karanlığının kaplamasına ve ardından yüce Allah’ın peygamberler göndererek insanlığa aydınlık yolu göstermesine işaret eden sembolik bir anlatım bulunduğu da düşünülebilir (İbn Âşûr, III, 214). Bu âyette geçen “Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın” cümleleri de, “ihyâ” (diriltme, yaşatma) ve “imâte” (öldürme, hayatiyetine son verme) kelimelerinin Kur’an’daki kullanımları ışığında değişik şekillerde açıklanmıştır. Bunların bir kısmı maddî hayatla ilgilidir: Topraktan bitkilerin, ölü gibi duran kuru çekirdekten ve tohumdan çeşit çeşit ağaçların, meyvelerin, çiçeklerin çıkması gibi. Bir de, müminden kâfirin ve kâfirden müminin, iyi insandan kötü insanın ve kötü kişiden iyi kişinin, âlimden cahilin ve cahilden âlimin dünyaya gelmesi gibi mânevî benzetmeler yapılmıştır. Bu benzetmelerin neticesi olarak müfessirlerin asıl üzerinde durdukları mâna ise şudur: Şer ve bozgunculukta çok ileri gitmiş toplumların içinden nice peygamberler çıkarmış olan yüce Allah’ın ümmî bir topluluktan tüm insanlığa rahmet olacak son peygamber Hz. Muhammed’i çıkarmasını ve onun öğretilerine gönülden bağlanıp gösterdiği yolu izleyenleri şan ve şerefin doruğuna yükseltmesini ve insanlık için örnek kılmasını yadırgamamak gerekir (Taberî, III, 225-227; İbn Atıyye, I, 418; Reşîd Rızâ, III, 275). Yine bu âyette geçen “Ve dilediğine sayısız rızık verirsin” cümlesinde vurgulanmak istenen mâna için şu ihtimallere değinilmiştir: a) Yüce Allah’ın kime ne kadar rızık verdiğinin hesabını sorabilecek hiçbir varlık yoktur. b) O’nun bağışı ve lütfu sayısız ve sınırsızdır. c) O’nun vermesi verilenin bunu hak etmesine göre değil, kendi irade ve takdirine göredir (Râzî, VIII, 10). Üçüncü yorumdaki “hak etme” sözcüğü bizim zihinlerimizdeki göreceli içeriği ile sınırlı olarak ele alınırsa, bu Allah’ı yüceltmek şöyle dursun –hâşâ– O’na adaletsizlik nisbet etme fikrini çağrıştırır. Oysa amaç O’nun her türlü bağımlılıktan ve noksanlıktan tenzih edilmesidir; dolayısıyla yüce Allah’ın bu takdirinin insan aklının idrakinin çok ötesinde hikmetler taşıdığını göz ardı etmemek gerekir (rızık konusunda bk. Rûm 30/37-40; Sebe’ 34/34-36; Şûrâ 42/27).
Âl-i İmrân Suresi 27. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kudretinin göstergelerinden biri de geceyi gündüze geçirirsin. Böylece gündüz vakti uzar. Gündüzü gecenin içine sokarsın ki, böylece gece uzar. Kâfirden Mümini, taneden ekini çıkardığın gibi, ölüden diriyi çıkarırsın. Tavuktan yumurtayı, müminden kâfiri çıkardığın gibi diriden ölüyü çıkarırsın. Sen, dilediğini geniş bir şekilde hesapsızca ve sayısızca rızıklandıransın.