Önceki ayet· 39:23Sonraki ayet· 39:25

Zümer Suresi 24. Ayet· 39:24

↗ Zümer suresi
Mekki
أَفَمَن يَتَّقِي بِوَجۡهِهِۦ سُوٓءَ ٱلۡعَذَابِ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ وَقِيلَ لِلظَّـٰلِمِينَ ذُوقُواْ مَا كُنتُمۡ تَكۡسِبُونَ
Kıyamet günü kötü azaptan yüzünü korumaya çalışan kimse, güven içinde olan kimse gibi midir? Zalimlere: "Kazandıklarınızın karşılığını tadın" denir
Meal ihtilafı: 7% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Kıyamet günü kötü azaptan yüzünü korumaya çalışan kimse, güven içinde olan kimse gibi midir? Zalimlere: "Kazandıklarınızın karşılığını tadın" denir
Elmalılı Hamdi Yazır
O halde kıyamet günü zalimlere: "Tadın bakalım kazanıp durduklarınızı!" denilirken, o kötü azabdan yüzü ile korunacak kimse ne olur? ()
Yaşar Nuri Öztürk
Zalimlere, "Kazanmış olduğunuzu tadın!" denildiğinde, kıyamet günü o kötü azaptan yüzünü kim koruyabilir?
Süleyman Ateş
Kıyamet günü, (elleri bağlı olduğu için) yüzüyle o en kötü azabdan korunmağa çalışan (ile güven içinde bulunan bir olur) mu? (O gün) Zalimlere: "Kazandığınız(ın tadın)ı tadın!" denmiştir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.7%
İngilizce
Then is he who will shield with his face the worst of the punishment on the Day of Resurrection [like one secure from it]? And it will be said to the wrongdoers, "Taste what you used to earn
Fransızca
Est-ce que celui qui, au Jour de la Résurrection, se sera protégé le visage contre le pire châtiment... Et l'on dira aux injustes: «Goûtez à ce que vous avez acquis»
İspanyolca
¿Acaso aquel que se resguarda del terrible castigo del Día de la Resurrección [se equipara con quien se siente seguro contra él]? A los que cometieron injusticias se les dirá [el Día del Juicio]: "Sufran [el castigo por] lo que obraron
Rusça
Разве тот, кто в День воскресения будет лицом защищаться от ужасных мучений, равен верующему? Беззаконникам скажут: «Вкусите то, что вы приобретали!»
Endonezce
Maka apakah orang-orang yang melindungi wajahnya menghindari azab yang buruk pada hari Kiamat (sama dengan orang mukmin yang tidak kena azab)? Dan dikatakan kepada orang-orang yang zalim, "Rasakanlah olehmu balasan apa yang telah kamu kerjakan
Bengalce
যে ব্যক্তি কেয়ামতের দিন তার মুখ দ্বারা অশুভ আযাব ঠেকাবে এবং এরূপ জালেমদেরকে বলা হবে, তোমরা যা করতে তার স্বাদ আস্বাদন কর,-সে কি তার সমান, যে এরূপ নয়
Çince
复活日以面部防御严刑的人,像不受刑罚者吗?或者将对不义者说:“你们尝试你们所获得的果报吧!”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yüce Allah'ın kendisine hidayet verdiği, hidayete ermesine muvaffak kıldığı ve ahirette cennete koyduğu kimseyle, küfreden ve bu küfrü üzere ölüp elleri ve ayakları kelepçelenmiş halde cehenneme soktuğu, ateşe karşı ancak yüzünü yere bakarak korumaya çalışan kimse eşit olur mu? ‘’Kendi nefislerine kufür ve günahlar işleyerek zulmedenlere yapmış olduğunuz zulüm ve isyanların karşılığında kazandığınızı tadın! İşte bu sizin cezanızdır! ’’ denilir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
24- Kıyamet günü feci azaptan (elleri bağlı olduğu için) yüzü ile korunmaya çalışacak olan kimse hiç (böyle olmayanla bir) midir? (O gün) zalimlere: “Tadın kazandıklarınızı!” denir. 25- Onlardan öncekiler yalanlamıştı da azap onlara hiç fark etmedikleri bir yerden geliverdi. 26- Böylece Allah, onlara dünyada rüsvaylığı tattırdı. Âhiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi! 24. Yani Yüce Allah’ın kendisine hidâyet verdiği, lütuf ve ihsan yurduna ulaştıran yolu izleme başarısını ihsan ettiği böyle bir kimse ile sapıklıkta olup inadını sürdüren ve ölene kadar böyle devam eden kimse hiç bir olur mu? Nihayet kıyamet günü geldiğinde o, pek büyük bir azapla karşılaşır ve insan organlarının en şereflisi olan yüzü ile kendisini çok az miktarı dahi onu etkileyecek olan o azaptan korumaya çalışır. Elleri ve ayakları zincire vurulmuş olacağından yüzüyle kendisini korumaya çalışır? Küfür ve masiyetlerle kendi nefislerine zulmetmiş olan “zalimlere de” azar olarak: “Tadın kazandıklarınızı!, denir.” 25. “Onlardan önceki” ümmetler de bunların yalanladığı gibi “yalanlamıştı da azap onlara hiç fark etmedikleri bir yerden” Onlar gafil iken, gündüzün başında ya da öğle vakti dinlenmek üzere uyumaya çekildikleri bir sırada “geliverdi.” 26. “Böylece Allah, onlara dünyada” azabı tattırmak sureti ile “rüsvaylığı tattırdı.” Böylelikle hem Allah’ın huzurunda hem de yarattıkları karşısında rezil rüsvay oldular. “Âhiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi!” O halde bunlar da yalanlamakta ısrar etmekten sakınmalıdırlar. Yoksa onlara da öncekilere isabet eden azap isabet eder.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Tefsirlerde, 24. âyette inanç yönünden iki insan tipinin durumu arasında bir karşılaştırma yapıldığı kabul edilir. Bunlardan inkârcı olması sebebiyle cehenneme atılacak olan zikredilmekle birlikte, bunun kiminle karşılaştırılabileceği belli olduğu için âyette onun zikredilmesine gerek görülmemiştir. Müfessirler, bu karşılaştırmada zikredilmeyen tarafı belirtmek üzere, “âhirette kendisini ateşten korumak gibi bir tehlikeyle karşılaşmayacak olan mümin” veya “mutluluğu hak eden mümin” ya da “cennette olan mümin” gibi içerik olarak birbirinden farklı olmayan değişik açıklamalar yapmışlardır (Taberî, XXIII, 212; Şevkânî, IV, 526). İnsan, bir tehlikeye karşı yüzünü başka bir uzvu ile korumaya çalışır ama yüzünü bir koruma aracı olarak kullanması mümkün değildir. Buna göre 24. âyetteki “şiddetli azaba karşı kendini yüzüyle korumaya çalışma” ifadesi, cehenneme atılan birinin, artık en değerli varlığı olan yüzünü dahi koruma imkânından yoksun kalacağı, tamamen çaresizlik içinde bulunacağı anlamına gelmektedir (İbn Âşûr, XXIII, 393). Sonuçta âyet, “zalimler”in yani Allah’a ait olan tanrılığı Allah’tan başkasına tanımak yahut O’nu inkâr etmekle en büyük haksızlığı işleyenlerin ve daha başka haksızlıklar yapanların acıklı durumunu dile getirmekte; bunun sebebinin de yine onların bizzat kendileri, kendi kazandıkları olduğunu hatırlatmaktadır. 25-26. âyetlerde ise ilâhî hakikatleri yalan sayıp inkâr ve isyanlarını sürdüren eski toplulukların, daha bu dünyada belâlarını buldukları, rezilliği tattıkları, âhirette ise daha ağır cezaya çarptırılacakları belirtilerek insanlığa dünya ve âhiret hayatlarını kurtarmaları hususunda hayatî bir uyarıda bulunulmaktadır.
Zümer Suresi 24. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yüce Allah'ın kendisine hidayet verdiği, hidayete ermesine muvaffak kıldığı ve ahirette cennete koyduğu kimseyle, küfreden ve bu küfrü üzere ölüp elleri ve ayakları kelepçelenmiş halde cehenneme soktuğu, ateşe karşı ancak yüzünü yere bakarak korumaya çalışan kimse eşit olur mu? ‘’Kendi nefislerine kufür ve günahlar işleyerek zulmedenlere yapmış olduğunuz zulüm ve isyanların karşılığında kazandığınızı tadın! İşte bu sizin cezanızdır! ’’ denilir.