Önceki ayet· 38:26Sonraki ayet· 38:28

Sâd Suresi 27. Ayet· 38:27

↗ Sâd suresi
Mekki
وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا بَٰطِلٗاۚ ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۚ فَوَيۡلٞ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنَ ٱلنَّارِ
Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkar edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkarcıların haline
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkar edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkarcıların haline
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem o göğü, yeri ve aralarındakileri biz boşuna yaratmadık. O, kâfirlerin zannıdır. Onun için vay ateşe girecek olan kâfirlerin haline!
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Biz şu göğü ve yeri ve ikisi arasındakileri boşuna yaratmadık. Böyle düşünmek, küfre sapanların sanısıdır. Vay hallerine o inkârcıların, ateş yüzünden!
Süleyman Ateşen ayrışan
Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık (bunlar bir tesadüf eseri değildir) bu, inkar edenlerin zannıdır, (onlar kainatın boş bir tesadüf eseri olduğunu söylerler). Ateşten vay hallerine o nankörlerin!
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.4%
İngilizce
And We did not create the heaven and the earth and that between them aimlessly. That is the assumption of those who disbelieve, so woe to those who disbelieve from the Fire
Fransızca
Nous n'avons pas créé le ciel et la terre et ce qui existe entre eux en vain. C'est ce que pensent ceux qui ont mécru. Malheur à ceux qui ont mécru pour le feu [qui les attend]
İspanyolca
No he creado el cielo, la Tierra y todo cuanto hay entre ambos en vano. Eso es lo que creen los que rechazan la verdad, pero, ¡ay de los incrédulos! ¡Qué [castigo les aguarda en] el Infierno
Rusça
Мы не создали небо, землю и то, что между ними, понапрасну. Так думают только те, которые не веруют. Горе же тем, которые не веруют, от Огня
Endonezce
Dan Kami tidak menciptakan langit dan bumi dan apa yang ada di antara keduanya dengan sia-sia. Itu anggapan orang-orang kafir, maka celakalah orang-orang yang kafir itu karena mereka akan masuk neraka
Bengalce
আমি আসমান-যমীন ও এতদুভয়ের মধ্যবর্তী কোন কিছু অযথা সৃষ্টি করিনি। এটা কাফেরদের ধারণা। অতএব, কাফেরদের জন্যে রয়েছে দূর্ভোগ অর্থাৎ জাহান্নাম।
Çince
我没有徒然地创造天地万物,那是不信道者的猜测。悲哉!不信道的人们将受火刑。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Biz gökleri ve yeri boş yere yaratmadık. Bu, kâfirlerin zannıdır. Eğer onlar küfür ve Allah hakkında bulunmuş oldukları suizan üzere ölürlerse, bu zanlarından dolayı kıyamet günü vay o kâfirlerin cehennem azabındaki haline!
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
27- Biz; göğü, yeri ve ikisi arasındekileri boşuna yaratmadık. Bu, kâfirlerin zannıdır. (Girecekleri cehennem) ateşinden dolayı vay o kâfirlerin haline! 28- Yoksa biz, iman eden ve salih ameller işleyenlerle yeryüzünde fesat çıkaranları yahut takvâ sahipleri ile günahkârları bir mi tutacağız (sanıyorlar)? 29- (Bu,) âyetlerini iyice düşünsünler ve olgun akıl sahipleri de öğüt alsın diye sana indirdiğimiz mübarek bir Kitaptır. 27. Yüce Allah, gökleri ve yeri yaratmaktaki eksiksiz hikmetini haber vermekte, onları boş yere yani faydasız, amaçsız, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadığını bildirmektedir. “Bu, kâfirlerin” Rableri hakkındaki “zannıdır.” Çünkü onlar, O’nun hakkında celal ve azametine yakışmayan zanlarda bulunurlar. “(Girecekleri cehennem) ateşinden dolayı vay o kâfirlerin haline!” İşte onların haksızlıklarına karşı verilecek ceza ateş olacaktır. Ve bu azap onların her yanlarını kuşatacaktır. Allah, gökleri ve yeri hak ile ve hak için yaratmıştır. Bu sayede kulları O’nun bilgisinin ve kudretinin kemalini, egemenliğinin genişliğini bilsinler diye var etmiştir. Yegane mabudun yalnızca O olduğunu, göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir şey yaratamamış varlıkların ibadete layık olmadıklarını anlasınlar, öldükten sonra dirilişin hak olduğunu, Allah’ın hayır ehli ile şer ehli arasında adil hükmünü vereceğini bilsinler, Allah’ın hikmetini bilmeyen cahiller de O’nun, vereceği hükümde bu iki tarafa eşit davranacağını sanmasınlar diye yaratmıştır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 28. Böylesi, bizim hikmetimize de hükmümüz de yakışmaz. 29. “(Bu)... sana indirdiğimiz mübarek” pek çok hayırlar ve pek büyük ilim ihtiva eden “bir Kitaptır.” Her türlü sapıklıktan uzaklaştırıp hidâyete iletir ve her türlü hastalığa şifa ihtiva eder. O, karanlıklarda kendisinin aydınlığında yol alınan bir nurdur. Bu kitapta mükelleflerin gerek duyabileceği her türlü hüküm vardır. O, her bir maksada dair kati delilleri içerir. Sahip olduğu bu özellikler dolayısı ile o, Allah'ın dünyayı yarattığı günden beri gönderilmiş en üstün kitaptır. “Âyetlerimi iyice düşünsünler…” yani bu Kitabın, indiriliş hikmeti budur. İnsanlar, onun âyetleri üzerinde iyice düşünsünler, o âyetlerdeki ilimleri çıkarsınlar, sırlarını ve hikmetlerini iyiden iyiye incelesinler. Bu Kitap üzerinde iyice düşünmek, anlamlarını tefekkür etmek, tekrar tekrar onun üzerinde fikir yürütmek sayesinde onun bereket ve hayırları elde edilir. Bu buyruk, Kur’ân-ı Kerîm üzerinde düşünmeyi teşvik ettiği gibi bunun, amellerin en faziletlisi olduğuna, tefekkür içerisinde Kur’ân okumanın, bu maksadı gerçekleştirmeyen hızlıca okumadan daha faziletli olduğuna delildir. “Olgun akıl sahipleri de öğüt alsın diye” yani sağlam akıl sahipleri, bu Kur’ân-ı Kerîm’in âyetleri üzerinde iyiden iyiye düşünerek her bir ilmi öğrenirler ve her bir maksada erişirler. Bu buyruk da kişinin aklının mükemmelliği ve doğruluğu oranında bu Kitaptan öğüt alıp yararlanabileceğine delildir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yukarıdaki bölümün sonunda “hesap günü”nü unutmanın, yani âhirete ve oradaki büyük yargılamaya inanmamanın insanın ebedî hayatıyla ilgili doğuracağı tehlikeye dikkat çekilmişti. Burada ise âhiret hayatının gerçekliğinin aklî ve mantıkî gerekçesi ortaya konmaktadır. Buna göre Allah göğü, yeri ve ikisi arasındakileri yani evreni ve evrendekileri boş yere yaratmamıştır. Yaratılışın mutlaka bir anlamı, hikmeti, amacı vardır. İnsan davranışları bakımından bu amaç nihaî adaletin yerini bulmasıdır. Şu halde, inkârcıların zannettiklerinin aksine, bu dünyanın ötesinde yeni bir âlem ve yeni bir hayat olacak; bu dünyadaki inkâr ve kötülükleriyle cezayı hak edenler öteki dünyada “ateş” kavramıyla dile getirilen azapla cezalandırılacaktır. Bu dünyada inanıp erdemli ve yararlı işler yapanlarla yer yüzünde fesat çıkaranlar, günah işlemekten sakınanlarla günaha boğulanlar o dünyada asla bir tutulmayacak, herkes ilâhî adalete göre hak ettiği karşılığı bulacaktır. 28. âyette sorulu bir anlatım tarzının seçilmesi, bu sonucun kesinliğini vurgulama amacı taşır. 29. âyete göre Allah Teâlâ peygamberine kutsal kitabı Kur’an-ı Kerîm’i göndermiştir ki insanlar onu okuyup dinleyerek âyetleri üzerinde düşünsünler de doğru inanca ulaşmanın, erdemli ve yapıcı işlerle meşgul olmanın nihaî anlamda kendileri için tek kurtuluş yolu olduğunu anlasınlar.
Sâd Suresi 27. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Biz gökleri ve yeri boş yere yaratmadık. Bu, kâfirlerin zannıdır. Eğer onlar küfür ve Allah hakkında bulunmuş oldukları suizan üzere ölürlerse, bu zanlarından dolayı kıyamet günü vay o kâfirlerin cehennem azabındaki haline!