İnkar edenlerin, Bizi yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanmayasın. Varacakları yer ateştir. Ne kötü dönüştür
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
İnkar edenlerin, Bizi yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanmayasın. Varacakları yer ateştir. Ne kötü dönüştür
Elmalılı Hamdi Yazır
İnkâr edenlerin, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacaklarını sanmayasın! Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varış yeridir orası!
Yaşar Nuri Öztürk
Sakın o küfre sapanların, yeryüzünde âciz bırakıcı güçler olduklarını zannetme. Varacakları yer ateştir onların. Ne kötü dönüş yeridir o, ne kötü!
Süleyman Ateşen ayrışan
Nankörlerin, yer yüzünde (Allah'ı) aciz bırakacaklarını, (Allah'ın azabına engel olacaklarını) sanma. Onların varacağı yer ateştir. Ne kötü bir gidiş yeridir o!
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.7%
İngilizce
Never think that the disbelievers are causing failure [to Allah] upon the earth. Their refuge will be the Fire - and how wretched the destination
Fransızca
Ne pense point que ceux qui ne croient pas puissent s'opposer à l'autorité d'Allah sur terre. Le Feu sera leur refuge. Quelle mauvaise destination
İspanyolca
No creas que los que se negaron a creer podrán escapar [de Mi castigo] en la Tierra. Su morada será el Infierno. ¡Qué mal destino
Rusça
Не думай, что неверующие могут спастись на земле. Их пристанищем будет Огонь. Как же скверно это место прибытия
Endonezce
Janganlah engkau mengira bahwa orang-orang yang kafir itu dapat luput dari siksaan Allah di bumi; sedang tempat kembali mereka (di akhirat) adalah neraka. Dan itulah seburuk-buruk tempat kembali
Bengalce
তোমরা কাফেরদেরকে পৃথিবীতে পরাক্রমশালী মনে করো না। তাদের ঠিকানা অগ্নি। কতই না নিকৃষ্ট এই প্রত্যাবর্তনস্থল।
Ey Resul! Yüce Allah'ın kâfirlere bir azap indirecek olması durumunda onların Allah'ı bundan aciz bırakabileceklerini sanma! Kıyamet günü onların varacakları yer cehennemdir. Varış yerleri cehennem olan kimselerin varacakları yer ne kötü bir yerdir.
56- Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Rasûle itaat edin ki merhamete kavuşasınız. 57- Sakın kâfirlerin yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer ateştir. O, ne kötü bir dönüş yeridir!
56. Yüce Allah, namazı rükünleriyle, şartlarıyla, adabıyla, zahiren ve batınen dosdoğru kılmayı, Allah’ın kulların tasarrufuna verdiği mallarının zekâtlarını fakirlere ve zekâtın harcama yerleri olarak Yüce Allah’ın sözünü ettiği diğer yerlere vermelerini emretmektedir. Bu iki emir, itaatlerin en büyükleri, en değerlileridir. Hem Allah’ın hakkını hem de yaratılmışların hakkını bir arada içerirler. Bir taraftan mabuda ihlâs, diğer taraftan kullara ihsan özelliklerini taşımaktadırlar. Daha sonra Yüce Allah, bu ikisine genel bir emri atfetmiştir:“ve Rasûle” emirlerine uyarak ve yasaklarından da uzak durarak “itaat edin” Çünkü “Rasûle itaat eden Allah’a itaat etmiş olur.”(en-Nisa, 4/80)“ki” bunları yerine getirdiğiniz takdirde “merhamete kavuşasınız.” İlâhi rahmete nail olmak isteyenlerin izlemeleri gereken yol işte budur. Namaz kılmaksızın, zekât vermeksizin, Allah rasûlüne itaat etmeksizin rahmete nail olacağını uman bir kimse boş bir temennide bulunmaktadır. Böyle bir kimse, nefsinin gerçekle ilgisi olmayan asılsız temennilerine kanan birisidir.
57. “Sakın kâfirlerin yeryüzünde (Allah'ı) âciz bırakacaklarını sanma!” Dünya hayatında faydalandırıldıkları nimetler seni aldatmasın. Şüphesiz ki Yüce Allah, onlara mühlet verecek olsa dahi, azabı ihmal etmeyecektir. “Biz onları azıcık faydalandırırız. Sonra oldukça ağır bir azaba mahkûm ederiz.”(Lokman, 31/24) Bundan dolayı Yüce Allah burada da: “Onların varacağı yer ateştir. O, ne kötü bir dönüş yeridir!” buyurmaktadır. Yani kâfirlerin dönecekleri yer ne kötüdür! O yerde şer, pişmanlık ve ebedî ceza vardır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Görünüşte sözün muhatabı Allah’ın resulüdür; ancak Arapça’daki üslûba göre burada, Hz. Peygamber’in böyle bir zan taşıyacağı var sayılarak bunu gidermek değil, sözü güçlendirmek kastedilmektedir. Buna göre mâna “Asla âciz bırakamazlar” demektir. Başka bir okunuşa göre ise tercüme şöyle olacaktır: “İnkârcılar yeryüzünde Allah’ı âciz bırakabileceklerini zannetmesinler...” Âyetin nâzil olduğu tarihte böyle bir güçlü ifadeye ihtiyaç vardı; çünkü henüz müslümanlar zayıftı, ilâhî vaad ve müjde dışında, korkunun yerini güvenliğin alacağını gösteren şartlar mevcut değildi.
Ey Resul! Yüce Allah'ın kâfirlere bir azap indirecek olması durumunda onların Allah'ı bundan aciz bırakabileceklerini sanma! Kıyamet günü onların varacakları yer cehennemdir. Varış yerleri cehennem olan kimselerin varacakları yer ne kötü bir yerdir.