Önceki ayet· 65:9Sonraki ayet· 65:11

Talâk Suresi 10. Ayet· 65:10

↗ Talâk suresi
Medeni
أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمۡ عَذَابٗا شَدِيدٗاۖ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ يَـٰٓأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْۚ قَدۡ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيۡكُمۡ ذِكۡرٗا
Allah onlara çetin bir azap hazırlamıştır. Ey inanmış olan akıl sahipleri! Allah'tan sakının; Allah size Kuran'ı indirmiştir
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Allah onlara çetin bir azap hazırlamıştır. Ey inanmış olan akıl sahipleri! Allah'tan sakının; Allah size Kuran'ı indirmiştir
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. O halde ey inanan aklı selim sahipleri! Allah'tan korkun, Allah size bir uyarıcı gönderdi.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah onlar için şiddetli bir azap hazırladı. Artık Allah'tan korkun, ey iman etmiş akıl ve gönül sahipleri! Allah size bir Zikir/bir uyarıcı/bir düşündürücü indirmiştir.
Süleyman Ateşen ayrışan
Allah o(insa)nlara şiddetli bir azab da hazırlamıştır. Ey inanmış olan, sağduyu sahipleri, Allah'tan korkun, Allah size bir uyarı indirdi.
Diller arası (7 dil)ıraksama 10.7%
İngilizce
Allah has prepared for them a severe punishment; so fear Allah, O you of understanding who have believed. Allah has sent down to you the Qur'an
Fransızca
Allah a préparé pour eux un dur châtiment. Craignez Allah donc, ô vous qui êtes doués d'intelligence, vous qui avez la foi. Certes, Allah a fait descendre vers vous un rappel
İspanyolca
[A ellos] Dios les ha preparado un castigo severo. Tengan temor de Dios, ustedes que reflexionan y son creyentes, ya que Dios ha descendido para ustedes el Corán [para que lo tomen como código de vida]
Rusça
Аллах приготовил для них тяжкие мучения. Бойтесь же Аллаха, о обладающие разумом, которые уверовали. Аллах уже ниспослал вам напоминание
Endonezce
Allah menyediakan azab yang keras bagi mereka, maka bertakwalah kepada Allah wahai orang-orang yang mempunyai akal! (Yaitu) orang-orang yang beriman. Sungguh, Allah telah menurunkan peringatan kepadamu
Bengalce
আল্লাহ তাদের জন্যে যন্ত্রণাদায়ক শাস্তি প্রস্তত রেখেছেন অতএব, হে বুদ্ধিমানগণ, যারা ঈমান এনেছ, তোমরা আল্লাহকে ভয় কর। আল্লাহ তোমাদের প্রতি উপদেশ নাযিল করেছেন।
Çince
安拉已为他们预备了严厉的刑罚。信道的有理智的人们啊!你们当敬畏安拉。安拉确已降示你们一种教训,
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah, onlar için güçlü bir azap hazırlamıştır. -Ey emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Allah'a ve O'nun resulüne iman eden akıl sahipleri! Allah'tan korkun ki, onların başına gelen sizin de başınıza gelmesin. Allah, size kendisine isyan edenin kötü akıbetini ve taatte bulunanın ulaşacağı güzel sonucu hatırlattığı bir zikir indirmiştir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
8- Rabbinin ve peygamberlerinin emrine başkaldırıp azan nice ülke vardı ki Biz, onları çetin bir hesaba çektik ve onları görülmemiş bir azaba uğrattık. 9- Böylece onlar yaptıklarının cezasını (dünyada) tatmış oldular. Yaptıklarının sonu da hüsrân oldu. 10- Allah onlar için (ahirette de) çok şiddetli bir azap hazırlamıştır. O halde ey iman eden akıl sahipleri, Allah’tan korkup sakının! Gerçek şu ki Allah, size bir Zikir indirmiştir. 11- İman edip salih ameller işleyenleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için de Allah’ın apaçık/açıklayıcı ayetlerini size okuyan bir peygamber (göndermiştir). Kim Allah’a iman edip salih amel işlerse O, onu içinde ebediyen kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Allah ona pek güzel rızıklar ihsan eder. 12- Yedi göğü ve yerden de bir o kadarını yaratan Allah'tır. Buyruğu/hükmü bunlar arasında iner durur ki böylece Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve yine Allah’ın ilmi ile her şeyi kuşatmış olduğunu bilesiniz. 8-10. Yüce Allah, azgın ümmetleri ve peygamberleri yalanlayan nesilleri helâk ettiğini, onlara pek çetin bir hesaba ve çok can yakıcı bir azaba uğradıklarını, onların sayıca çok ve güçlü olmalarının kendilerine hiçbir fayda sağlamadığını haber vermekte ve kötü amellerinin gereği olarak onlara azabı tattırdığını bildirmektedir. Dünya azabının yanı sıra Allah, âhirette de onlara çok çetin bir azap hazırlamıştır. "O halde ey iman eden akıl sahipleri, Allah’tan korkup sakının!” Ey Allah’ın âyetlerini, ibretli takdir ve hükümlerini anlayıp kavrayan akıl sahipleri! Geçmiş kavimleri yalanlamış olmaları sebebi ile helâk eden, hiç şüphesiz onlardan sonra onlar gibi olanları da helâk eder. Çünkü her iki kesim arasında herhangi bir fark yoktur. 11. Yüce Allah daha sonra mü’min kullarına kendilerine indirmiş olduğu Kitabı hatırlatmakta, ondan öğüt almalarını emretmektedir. O, bu Kitabını Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e insanlığı cahilliğin, küfrün ve isyanın karanlıklarından ilmin, imanın ve itaatin nuruna/aydınlığına çıkartmak için indirmiştir. İnsanlardan kimisi ona iman ederken kimisi de ona iman etmemiştir ki “Kim Allah’a iman edip” farz ve müstehab türünden “salih ameller işlerse O, onu içinde ebediyen kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar.” Orada hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir insanın hatırından geçirmediği pek çok ebedi nimetler vardır. "Allah ona pek güzel rızıklar ihsan eder.” Buna karşılık Allah’a ve peygamberlerine iman etmeyenler cehennemliktirler ve onlar da orada ebediyen kalacaklardır. 12. Daha sonra Yüce Allah gökleri, yeri ve onlarda bulunan her şeyi, yedi kat yeri ve onlarda bulunanları, hem de bunlar arasında bulunanları yaratmış olduğunu haber vermektedir. Ayrıca O buyruğunu/hükmünü de indirmiştir ki bunlar şeriatler ve dinî hükümler demektir. O, bunları kullara öğüt vermek için peygamberlerine vahyetmiştir. Yine kâinatı ve yaratıkların işlerini çekip çevirdiği kevnî ve kaderî buyrukları/hükümleri de bu şekilde inmektedir. Bütün bunlar ise kulları kendisini tanısınlar, O’nun hem kudretinin hem de ilminin her şeyi kuşattığını bilsinler diyedir. Onlar Rablerini en güzel isimleri ile ve mukaddes vasıfları ile bilip tanıyacak olurlarsa, O’na ibadet ederler, O’nu severler ve O’na karşı görevlerini yerine getirirler. İşte yaratmaktan ve buyrukları indirmekteki amaç da budur: Allah’ı bilmek ve O’na ibadet etmek. İlahî tevfike mazhar olan Allah’ın salih kulları bunları yerine getirirken yüz çeviren zalimler, bu görevi yerine getirmekten kaçınmışlardır. Talâk Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Yüce Allah’a hamdolsun. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Aile ilişkilerinin düzenli, hak ve hukuka dayalı yürümesi, harcamalarda dengenin gözetilmesi gibi iyi ve yararlı amaçlar etrafında bazı hükümleri açıklayan âyetlerden sonra burada Allah’ın ve elçilerinin buyruklarına karşı direnen, taşkınlık eden toplumların acı âkıbetlerine değinilmesi, toplumun çekirdeğini oluşturan aile kurumunun ve bununla yakından ilgili olan iktisadî düzenin sağlam bir yapıda olması ve sağlıklı işlemesinin, medeniyetlerin varlık ve bekaları açısından ne kadar önemli olduğuna, böyle bir yapının kurulup geliştirilebilmesinin ise ancak davranışlarını Allah inancı ve ahlâk ilkeleriyle şekillendiren ve denetleyen bireyler yetiştirilmesine bağlı bulunduğuna ilişkin bir uyarı olarak değerlendirilebilir. Nitekim İslâm bilginleri amelî ahlâkı incelerken, eski kültürlerin doğru bildikleri yönlerinden de istifade ederek bu çerçevedeki ilke ve kuralları fert, aile ve toplum düzeyinde ele almalarının yanında iktisâdî ahlâk ve ailenin iyi yönetilmesi üzerinde özel bir biçimde durmuşlar, hatta “tedbîr-i menzil” adını verdikleri ekonomi-politik ağırlıklı bir ilmî disiplin geliştirmişler, siyaseti de genellikle bilinen işlevlerinin yanında bütün bireylerin mânevî gelişimini ve en yüksek mutluluktan pay almalarını sağlayan bir kurum ve siyaset bilimini öncelikle bu imkânları araştıran bir disiplin olarak görmüşlerdir. 8 ve 9. âyetlerde Allah’ın buyruklarına, ilâhî-tabii yasalara uymamakta direnip kaosu yeğleyenlerin sonlarının hüsran olduğu belirtildikten sonra 11. âyette peygamber ve ilâhî kitap göndermenin amacının insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak olduğu ifade edilerek, dirlik ve düzenliği sağlayabilmek ve anarşiden kurtulabilmek için vahyin aydınlığından müstağni kalınamayacağına bir kez daha dikkat çekilmiştir. 10. âyette geçen “uyarı” diye çevirdiğimiz zikir (zikr) kelimesi, “unut­mama, hatırlama, anma, öğüt” mânalarına gelir; hiç dikkatten uzak tutulmaması ve uyulması gereken bir öğüt olduğundan Kur’an-ı Kerîm’i ifade etmek üzere burada ve başka bazı âyetlerde bu kelime kullanılmıştır. 11. âyetteki elçiden maksat müfessirlerin büyük çoğunluğuna göre Hz. Muhammed’dir; Cebrâil’in kastedildiği kanaatinde olanlar da vardır (bk. Zemahşerî, IV, 112; Şevkânî, V, 284). Öte yandan, 10. âyetin sonundaki zikir kelimesinin hemen ardından “elçi” anlamındaki resul kelimesine yer verilmiş olması, bunların her ikisiyle Kur’an’ın veya Hz. Muhammed’in kastedildiği yorumları da yapılmıştır. İbn Atıyye –bu kullanımın i‘câz üslûbu gereği böyle olduğunu belirtip– birincinin Kur’an’ı, ikincinin Hz. Peygamber’i ifade ettiği görüşünü tercih eder (V, 327).
Talâk Suresi 10. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah, onlar için güçlü bir azap hazırlamıştır. -Ey emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Allah'a ve O'nun resulüne iman eden akıl sahipleri! Allah'tan korkun ki, onların başına gelen sizin de başınıza gelmesin. Allah, size kendisine isyan edenin kötü akıbetini ve taatte bulunanın ulaşacağı güzel sonucu hatırlattığı bir zikir indirmiştir.