Önceki ayet· 33:5Sonraki ayet· 33:7

Ahzâb Suresi 6. Ayet· 33:6

↗ Ahzâb suresi
Medeni
ٱلنَّبِيُّ أَوۡلَىٰ بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ مِنۡ أَنفُسِهِمۡۖ وَأَزۡوَٰجُهُۥٓ أُمَّهَٰتُهُمۡۗ وَأُوْلُواْ ٱلۡأَرۡحَامِ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلَىٰ بِبَعۡضٖ فِي كِتَٰبِ ٱللَّهِ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُهَٰجِرِينَ إِلَّآ أَن تَفۡعَلُوٓاْ إِلَىٰٓ أَوۡلِيَآئِكُم مَّعۡرُوفٗاۚ كَانَ ذَٰلِكَ فِي ٱلۡكِتَٰبِ مَسۡطُورٗا
Müminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir; onun eşleri onların anneleridir; akraba olanlar, miras hususunda, Allah'ın Kitap'ında birbirlerine müminler ve muhacirlerden daha yakındırlar. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. Bu Kitap'ta yazılı bulunmaktadır
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Müminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir; onun eşleri onların anneleridir; akraba olanlar, miras hususunda, Allah'ın Kitap'ında birbirlerine müminler ve muhacirlerden daha yakındırlar. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. Bu Kitap'ta yazılı bulunmaktadır
Elmalılı Hamdi Yazır
Peygamber, müminlere kendi nefislerinden önce gelir. O'nun hanımları da onların analarıdır. Akraba da Allah'ın kitabında birbirlerine, diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir maruf (uygun bir vasiyet) yapmanız müstesnâdır. Bu, kitapta yazılıdır.
Yaşar Nuri Öztürk
O peygamber, müminlere öz benliklerinden daha dost, daha yakındır. Onun eşleri de o müminlerin anneleridir. Anne tarafından akraba olanlar da Allah'ın Kitabı'nda, birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak yakın dostlarınız için örfe uygun bir vasiyette bulunmanız müstesnadır. Bu, Kitap'ta satırlara geçirilmiştir.
Süleyman Ateş
Peygamber, mü'minlere canlarından ileridir. Onun eşleri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (anne tarafından akrabalar) da Allah'ın Kitabında birbirlerine öteki mü'minlerden ve Muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız (bir vasiyyet etmeniz) hariç (yaptığınız o vasiyyet yerine getirilir). Bunlar Kitapta yazılmıştır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.4%
İngilizce
The Prophet is more worthy of the believers than themselves, and his wives are [in the position of] their mothers. And those of [blood] relationship are more entitled [to inheritance] in the decree of Allah than the [other] believers and the emigrants, except that you may do to your close associates a kindness [through bequest]. That was in the Book inscribed
Fransızca
Le Prophète a plus de droit sur les croyants qu'ils n'en ont sur eux-mêmes; et ses épouses sont leurs mères. Les liens de consanguinité ont [dans les successions] la priorité [sur les liens] unissant les croyants [de Médine] et les émigrés [de la Mecque] selon le livre d'Allah, à moins que vous ne fassiez un testament convenable en faveur de vos frères en religion. Et cela est inscrit dans le Livre
İspanyolca
El Profeta es más amado para los creyentes que ellos mismos; las esposas del Profeta [deben ser respetadas como si fueran] sus madres; y según el Libro de Dios [el Corán], los parientes son quienes tienen derecho a la herencia, algunos en mayor proporción que otros, y no los creyentes y los emigrados, pero aun así pueden testar a favor de ellos. Esto ha sido decretado y registrado en el Libro
Rusça
Пророк ближе к верующим, чем они сами, а его жены - их матери. В соответствии с предписанием Аллаха, кровные родственники ближе друг к другу, чем верующие и мухаджиры, если только вы не сделаете добро своим друзьям. Так было записано в Писании (Хранимой скрижали)
Endonezce
(Nabi itu lebih utama bagi orang-orang mukmin dibandingkan diri mereka sendiri666) dan istri-istrinya adalah ibu-ibu mereka. Orang-orang yang mempunyai hubungan darah satu sama lain lebih berhak (waris-mewarisi) di dalam Kitab Allah daripada orang-orang mukmin dan orang-orang Muhajirin, kecuali kalau kamu hendak berbuat baik667) kepada saudara-saudaramu (seagama). Demikianlah telah tertulis dalam Kitab (Allah)
Bengalce
নবী মুমিনদের নিকট তাদের নিজেদের অপেক্ষা অধিক ঘনিষ্ঠ এবং তাঁর স্ত্রীগণ তাদের মাতা। আল্লাহর বিধান অনুযায়ী মুমিন ও মুহাজিরগণের মধ্যে যারা আত্নীয়, তারা পরস্পরে অধিক ঘনিষ্ঠ। তবে তোমরা যদি তোমাদের বন্ধুদের প্রতি দয়া-দাক্ষিণ্য করতে চাও, করতে পার। এটা লওহে-মাহফুযে লিখিত আছে।
Çince
先知对信士的权利,重于他们自身的权利,他的众妻,是他们的母亲。血亲与血亲相互间的权利,依安拉的经典,是重于信士和迁士的权利的,除非你们对自己的亲友行善。这是记录在天经里的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Müminlerin nefisleri başka bir şeye meyletse bile, Peygamber Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- onları çağırdığı her şeyde Müminlere kendi canlarından daha önceliklidir. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımları bütün Müminlerin annesi konumundadır. Bundan dolayı Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in vefatından sonra bir Müminin onlardan birisi ile evlenmesi bütün Müminlere haram kılınmıştır. Aralarında akrabalık bağı olanlar kendi aralarında Allah'ın hükmüne göre Allah yolunda hicret eden ve iman ehlinden miras almak hususunda daha hak sahibidir. Zira İslam'ın ilk yıllarında Allah yolunda hicret eden ve iman ehli kimseler kendi aralarında mirası paylaşmaktaydılar. Daha sonra kendi aralarında miras paylaşımı nesh edilip, hükmü kaldırılmıştır. Ancak -Ey Müminler!- Varis olmayan dostlarınıza iyilik yapmak için bir şeyler vermenizde bir beis yoktur. Bu hüküm Levh-i Mahfuz'da yazılmıştır. Onunla amel etmek gerekir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
6- Peygamber, mü’minler için kendi canlarından önce gelir. Onun hanımları da onların analarıdır. Akrabalar da Allah’ın Kitabı gereğince birbirlerine (varis olmaya) diğer mü’minlerden ve muhacirlerden daha layıktırlar. Ancak dostlarınıza (vasiyette bulunarak) iyilikte bulunmanız müstesnâ. Bunlar, Kitapta yazılmıştır. 6. Yüce Allah, mü’minlere Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in durumunu ve mertebesini kendisi vasıtası ile anlayacakları ve böylece bu durumuna ve mertebesine uygun olarak ona muamele edecekleri bir haber vermektedir:“Peygamber mü’minler için kendi canlarından önce gelir.” İnsana en yakın ve sahip olduğu en ileri şey, canıdır. İşte Allah Rasûlü mü’min için canından önce gelir. Çünkü o, kendilerine samimiyetle öğüt vermiş, iyiliklerini istemiş, onlara şefkat ve merhamet göstermiştir. Bütün mahlukat arasında onlara en merhametli ve en şefkatli olan odur. Allah Rasûlü’nün onlar üzerindeki lütuf ve ihsanı herkesten daha çoktur. Onlara zerre ağırlığınca bir hayır ulaşmışsa, zerre ağırlığınca bir kötülük de onlardan uzaklaşmışsa bu, ancak onun vasıtası ile olmuştur. O nedenle onlara düşen görev, nefislerinin istekleri yahut herhangi bir insanın isteği, Allah Rasûlünün isteği ile çatışacak olursa Allah Rasûlünün isteğine öncelik tanımaktır. Kim olursa olsun başkasının sözü ile Allah Rasûlünün sözüne karşı çıkmamalı, onun uğrunda canlarını, mallarını ve evlatlarını feda edebilmeli, bütün varlıklardan daha çok onu sevmeli, o buyurmadıkça kendileri bir söz söylememeli ve onun önüne geçmemelidirler. O sallallahu aleyhi ve sellem -bazı ashabın kıraatinde de olduğu gibi- mü’minlerin babasıdır. Tıpkı bir babanın evladını yetiştirmesi gibi ashabını yetiştirmiştir. Böyle bir babalığın sonucu da onun hanımlarının, mü’minlerin anneleri olmasıdır. Yani hürmet, onlarla evlenmenin haram oluşu ve onlara saygı gösterme noktasında anneleri gibidirler. Ancak halvet ve mahremiyet bundan müstesnadır. Bu ifadeler, sanki ileride gelecek olan ve daha önceleri “Muhammed oğlu Zeyd” diye anılan Zeyd b. Harise’nin kıssasına dair bir mukaddime gibidir. Nitekim Yüce Allah:“Muhammed sizin adamlarınızdan hiç kimsenin babası değildir.”(el-Ahzab, 33/40) buyruğu ile Zeyd’in Peygamber’le nesep bağını ve ona nispet edilmesini kesip atmıştır. Yüce Allah, bu âyet-i kerimede de bütün mü’minlerin Allah Rasûlünün evlâtları durumunda olduğunu haber vermektedir. Bu konuda kimsenin kimseye bir üstünlüğü yoktur. Onlardan herhangi bir kimse ona neseben nispet edilmese bile hiç şüphesiz aralarındaki iman bağı kopmaz. O bakımdan hiç kimse üzülmesin. Allah Rasûlünün hanımlarının, mü’minlerin anneleri olmalarının bir sonucu olarak onların, Peygamber’den sonra herhangi bir kimse tarafından nikahlanmaları helâl değildir. Nitekim Yüce Allah, şu buyruğunda da bu gerçeği açıkça ifade etmektedir:“... onun ardından zevcelerini nikâhlamanız da sizin için ebediyyen olacak bir şey değildir.”(el-Ahzâb, 33/53)“Akrabalar” uzak ya da yakın olsunlar “Allah’ın Kitabı” yani hükmü “gereğince birbirlerine (varis olmaya) diğer mü’minlerden ve muhacirlerden daha layıktırlar.” Sözü geçen bu mü’min akrabalar ister muhacir olsunlar, ister muhacir olmasınlar “zevi’l-erhâm” diye bilinen yakın akrabalardır ve mirasta daha önce gelirler. Akrabalar birbirlerine mirasçı olur ve birbirlerine iyilikte bulunurlar. Onların bu yakınlıkları da anlaşma ile yapılan akrabalık ve yardımlaşma bağlarından ve evlâtlıklardan önce gelir. Nitekim bunlar, daha önceleri bu sebepler dolayısı ile “zevi’l-erham” diye bilinen yakın akrabalardan ayrı olarak mirasçı oluyorlardı. İşte bu mirasçılık bağını Yüce Allah, bu buyrukla koparmakta ve mirası -bir lütuf ve hikmeti olarak- akrabalara tahsis etmektedir. Çünkü durum, eski âdet üzere devam edecek olsa idi akrabaları mirastan mahrum etmek için pek çok fesat ve kötülükler baş gösterir ve hilelere başvurulurdu. Bu âyet-i kerime, veli gereke bütün konularda -nikah veliliği, mal ve benzeri hususlardaki velilik gibi- “zevi’l-erham”ın veliliğinin söz konusu olacağına da delildir. “Ancak dostlarınıza (vasiyette bulunarak) iyilikte bulunmanız müstesnâ.” Onlara Yüce Allah tarafından tespit edilmiş farz bir hisse ve bir hak yoktur. Bu iyilik, sizin kendi isteğinizle olacak bir şeydir. Dilerseniz siz, bunu bir bağış olarak yapabilirsiniz ve bir iyilik olarak onlara malınızdan verebilirsiniz. “Bunlar” sözü edilen hükümler “Kitapta yazılmıştır.” Allah, bunu yazılı olarak tespit ve takdir etmiştir. Bunun yerine gelmesi kaçınılmazdır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Peygamber ile müminler arasındaki yakınlık, sevgi, bağlılık, itaat, korumada öncelik –hukukî uzantıları olsa da– daha ziyade hissî yakınlıktır. Aile fertlerinin birbirlerine diğer müminlere nisbetle daha yakın olmaları ise –hissî tarafı olsa da– daha çok hukukî yakınlıktır; miras, nafaka, diyet gibi konularda kendini gösteren “hak ve borç yükümlülüğü açısından öncelik”tir. Hz. Peygamber’in niteliklerinden ve vasıflarından birini de bu âyetten öğreniyoruz; o, müminlere kendilerinden daha yakındır. Burada geçen “kendilerinden” iki şekilde anlaşılmaya müsaittir: a) Her bir müminin kendinden, b) Bir müminin diğer herhangi bir mümine yakınlığından. Resûlullah bu yakınlığın hissî ve hukukî boyutlarını bazı hadislerde kısmen açıklamışlardır: “Hiçbir mümin yoktur ki, ben ona, dünyada ve âhirette insanların en yakını olmayayım. İsterseniz ‘Peygamber müminlere kendilerinden daha yakındır...’ âyetini okuyunuz. Kim bir mal bırakırsa onu, vârisleri kimler ise alsınlar, eğer geride bir borç veya korunmaya muhtaç çoluk çocuk bırakırsa bana gelsin, ben onun yakınıyım” (Müslim, “Ferâiz”, 14-15). “Hayatım elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ben bir kimseye kendinden, servetinden ve çocuğundan daha sevgili olmadığım sürece o, gerçek mânada inanmış olmaz” (Müslim, “Îmân”, 69-70). Kur’an’da ve Sünnet’te peygamber sevgisinin bu kadar vurgulanma­sının birçok sebep ve dayanağı vardır: Onu Allah sevmiştir, bu sebeple kendisine “habîbullah” (Allah’ın sevgilisi) denilmiştir. Müminler Allah sevgisine mazhar olabilmek için onun yolundan gitmek durumundadırlar. O, insanlık için kurtuluş reçetesi gibi olan bir dini tebliğ etmiş, insanlara olan sevgisi ve şefkati sebebiyle onu benimsesinler diye kendini helâk edercesine gayret sarfetmiştir. Hem şekli, sureti, fiziği hem de ahlâkı emsalsiz güzellikte ve mükemmelliktedir. Âhirette ümmetine şefaat edeceğine dair sahih hadisler vardır. Bu nitelikleri taşıyan bir kimseyi herkesten ve her şeyden çok sevmeyen kimsenin ilim, irfan ve imanında eksiklik bulunduğunda şüphe yoktur. İleride gelecek olan 53. âyete göre Hz. Peygamber’den sonra da onun eşleri ile evlenmek müminlere haram kılınmıştır. Bunun ötesinde “Peygamber hanımlarının annelik vasıfları”, hukuk ve haram-helâl hükümleri bakımından bir anneliği değil, anne mesabesinde saygınlığı ifade etmektedir. Müslümanlar Mekke’de her şeylerini bırakarak Medine’ye göçtüler. Peygamberimiz hem ensarla muhacirlerin kaynaşmaları hem de ikincilerin âcil ihtiyaçlarının karşılanması için her bir muhaciri bir Medineli ile kardeş yaptı. Bir süre bu kardeşlik mal ortaklığını ve karşılıklı vâris olma hakkını da kapsadı. Miras âyetleri ile burada geçen ilgili cümle nâzil olunca yapay kardeşliğin miras hakkına dayanak olması hükmü kaldırılmış oldu. Artık müminlerin birbirlerine vâris olabilmeleri için akraba olmaları ve başkaca bir engelin bulunmaması gerekiyordu. Mâkul ve meşrû gerekçelere dayalı olan geçici hüküm kalkmış, kitapta yer almış bulunan aslî ve devamlı hüküm yürürlüğe konmuştu. Ancak müminler birbirinin mânevî kardeşleri olduğundan, miras dışında karşılıklı yardımlaşma, hediyeleşme, vasiyet yoluyla mal bırakma gibi ilişki ve lutuflara da bir engel yoktu.
Ahzâb Suresi 6. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Müminlerin nefisleri başka bir şeye meyletse bile, Peygamber Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- onları çağırdığı her şeyde Müminlere kendi canlarından daha önceliklidir. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımları bütün Müminlerin annesi konumundadır. Bundan dolayı Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in vefatından sonra bir Müminin onlardan birisi ile evlenmesi bütün Müminlere haram kılınmıştır. Aralarında akrabalık bağı olanlar kendi aralarında Allah'ın hükmüne göre Allah yolunda hicret eden ve iman ehlinden miras almak hususunda daha hak sahibidir. Zira İslam'ın ilk yıllarında Allah yolunda hicret eden ve iman ehli kimseler kendi aralarında mirası paylaşmaktaydılar. Daha sonra kendi aralarında miras paylaşımı nesh edilip, hükmü kaldırılmıştır. Ancak -Ey Müminler!- Varis olmayan dostlarınıza iyilik yapmak için bir şeyler vermenizde bir beis yoktur. Bu hüküm Levh-i Mahfuz'da yazılmıştır. Onunla amel etmek gerekir.