Önceki ayet· 8:74Sonraki ayet· 9:1

Enfâl Suresi 75. Ayet· 8:75

↗ Enfâl suresi
Medeni
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنۢ بَعۡدُ وَهَاجَرُواْ وَجَٰهَدُواْ مَعَكُمۡ فَأُوْلَـٰٓئِكَ مِنكُمۡۚ وَأُوْلُواْ ٱلۡأَرۡحَامِ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلَىٰ بِبَعۡضٖ فِي كِتَٰبِ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمُۢ
Sonra inanıp hicret eden ve sizinle birlikte savaşanlar, işte onlar sizdendir. Birbirinin mirasçısı olan akraba, Allah'ın Kitap'ına göre birbirine daha yakındır. Doğrusu Allah her şeyi bilir
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Sonra inanıp hicret eden ve sizinle birlikte savaşanlar, işte onlar sizdendir. Birbirinin mirasçısı olan akraba, Allah'ın Kitap'ına göre birbirine daha yakındır. Doğrusu Allah her şeyi bilir
Elmalılı Hamdi Yazır
Daha sonradan hicret edip sizinle beraber savaşa katılanlar da sizdendirler. Bir de akraba olanlar, Allah'ın kitabına göre, birbirlerine daha yakındırlar. Şüphe yok ki, Allah her şeyi bilir.
Yaşar Nuri Öztürk
Sonradan inanarak hicret edip de sizinle birlikte cihada katılanlar da sizdendir. Kan akrabaları ise, Allah'ın Kitabı'na göre birbirlerine daha yakın dostturlar. Allah herşeyi bilir.
Süleyman Ateşen ayrışan
Onlar ki sonradan inandılar, hicret ettiler, sizinle beraber savaştılar, işte onlar da sizdendir. Rahim sahipleri (kan akrabası), Allah'ın Kitabına göre birbirlerine daha yakın dostturlar. Allah herşeyi bilir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.9%
İngilizce
And those who believed after [the initial emigration] and emigrated and fought with you - they are of you. But those of [blood] relationship are more entitled [to inheritance] in the decree of Allah. Indeed, Allah is Knowing of all things
Fransızca
Et ceux qui après cela ont cru et émigré et lutté en votre compagnie, ceux-là sont des vôtres. Cependant ceux qui sont liés par la parenté ont priorité les uns envers les autres, d'après le Livre d'Allah. Certes, Allah est Omniscient
İspanyolca
Y aquellos que posteriormente crean [abrazando el Islam], emigren y luchen con ustedes, serán de los suyos. Sepan que Dios ha prescrito en Su Libro que sus parientes tienen más derecho a la herencia que sus hermanos en la fe, y Dios es conocedor de todas las cosas
Rusça
Те, которые уверовали впоследствии, совершили переселение и сражались вместе с вами, являются одними из вас. Однако родственники ближе друг к другу. Таково предписание Аллаха. Воистину, Аллах ведает о всякой вещи
Endonezce
Dan orang-orang yang beriman setelah itu, kemudian berhijrah dan berjihad bersamamu maka mereka termasuk golonganmu. Orang-orang yang mempunyai hubungan kerabat itu sebagiannya lebih berhak terhadap sesamanya (daripada yang bukan kerabat) menurut Kitab Allah. Sungguh, Allah Maha Mengetahui segala sesuatu
Bengalce
আর যারা ঈমান এনেছে পরবর্তী পর্যায়ে এবং ঘর-বাড়ী ছেড়েছে এবং তোমাদের সাথে সম্মিলিত হয়ে জেহাদ করেছে, তারাও তোমাদেরই অন্তর্ভুক্ত। বস্তুতঃ যারা আত্নীয়, আল্লাহর বিধান মতে তারা পরস্পর বেশী হকদার। নিশ্চয়ই আল্লাহ যাবতীয় বিষয়ে সক্ষম ও অবগত।
Çince
此后信道而且迁居,并与你们共同奋斗的人,这等人是你们的同教。骨肉至亲互为监护人,这是载在天经中的,安拉确是全知万物的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Muhacirlerden ve ensardan önceden iman eden, küfür beldesinden İslam beldesine hicret eden ve Allah Teâlâ'nın kelimesinin yüce olması ve kâfirlerin kelimesinin ise alçalması için Allah yolunda cihat edenlerden sonra iman edenler var ya; -Ey Müminler!- İşte bunlar da sizdendir. Onların da sizin haklarınız gibi hakları vardır ve size farz olan şeyler onlara da farzdır. Mirasta Allah'ın hükmüne göre yakın akraba olanlar birbirlerine mirasçı olmakta, daha önce iman ve hicret sebebi ile birbirine varis olanlardan daha yakın ve önceliklidirler. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O, neyin kullarını ıslah edeceğini bilir ve bunu onlara din kılar.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
74- İman edip de hicret eden ve Allah yolunda cihad edenlerle (muhacirleri) barındırıp onlara yardım edenler var ya, işte onlar gerçek mü’minlerin ta kendileridir. Onlar için mağfiret ve bitmez tükenmez bir rızık vardır. 75- (Bunlardan) sonra iman ve hicret edip de sizinle beraber cihad edenlere gelince onlar da sizdendir. Akrabalar, Allah’ın Kitabına göre birbirlerine (varis olmaya) daha layıktırlar. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 74. İşte Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“İman edip de hicret eden ve Allah yolunda cihad edenlerle (muhacirleri) barındırıp onlara yardım edenler var ya, işte onlar gerçek mü’minlerin ta kendileridir.” Yani Muhacirlerle Ensar, hakiki mü’minlerdir. Çünkü onlar, gerçekleştirdikleri hicret, Ensar adını almalarına sebep olan yardımcı olmaları, birbirlerini dost ve yardımcı edinmeleri, kâfir ve münafıklardan oluşan düşmanlarına karşı cihad etmeleri ile imanlarındaki samimiyetlerini ortaya koymuşlardır. İşte “onlar için” Allah’tan kötülüklerini silecek ve hatalarını ortadan kaldıracak bir “mağfiret ve” yine onlar için “bitmez tükenmez bir rızık” keremi pek bol yüce Rab tarafından nimet dolu cennetlerde ihsan olunacak pek çok hayırlar “vardır.” Belki dünyada da gözlerini aydınlatacak ve kalplerini huzurla dolduracak birtakım mükâfatlar elde etmeleri de söz konusu olabilir. 75. Aynı şekilde bu muhacir ve ensardan sonra gelip onlara güzelce uyan, iman eden, hicret eden ve Allah yolunda cihad edenlerin durumu da aynıdır. “Onlar da sizdendir.” Sizin lehinize olanlar, onların da lehinedir ve sizin aleyhinize olanlar onların da aleyhinedir. Bu imanî dostluk bağı, İslâm’ın ilk dönemlerinde oldukça etkili idi ve büyük bir öneme sahipti. Hatta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem muhacirler ile ensar arasında genel imanî kardeşlik bağı dışında özel bir kardeşlik bağı da kurmuştu ki bu bağ gereği aralarında miras hukuku da cereyan ediyordu. İşte bu hususta Yüce Allah:“Akrabalar, Allah’ın Kitabına göre birbirlerine (varis olmaya) daha layıktırlar” buyruğunu indirmiştir. Yani akrabalardan ölen bir kimseye ancak onun akrabası olan asabe ile farz hisse sahibi olan kimseler mirasçı olurlar. Eğer bunlar bulunmayacak olurlarsa bu durumda âyet-i kerimenin umumunun da delalet ettiği gibi zevilerham olan diğer yakın akrabaları mirasçı olurlar. “Allah’ın Kitabına göre” buyruğu, Allah’ın hüküm ve şeriatına göre anlamındadır. “Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir.” Halleriniz, bilmesi ve onlara uygun bir şekilde dinî ve şer’î hükümlerini size bildirmesi de O’nun bu ilminin tecellilerindendir. Enfâl Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd, Allah’a mahsustur. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İman zihinde ve kalpte olan psikolojik bir durum olduğu için dışa vuran işaretleri, delil ve belirtileri olmadan bir kimsede var olup olmadığı bilinemez. İnsanların inanmadıkları halde inanıyormuş gibi görünmeleri mümkündür. Ancak öyle belirti ve deliller vardır ki, bunların bulunması halinde imanın gerçek olduğuna hükmedilir. İnancına göre yaşayabilmek için yurdunu yuvasını bırakıp bir başka ülkeye göç etmek, orada müslümanların safına katılarak düşmanla savaşmak, muhacirlere kucak açarak her şeylerini onlarla paylaşmak samimi imanın dışa vuran güçlü belirtileridir; bunlar bir kimsede görüldüğünde onun mümin olduğuna hükmeden kişi, objektif delillere dayanmış olmaktadır. Âyette geçen “gerçek” niteliği, diğerlerinin, meselâ hicret etmeyenlerin imanlarının asılsız veya geçersiz olduğunu değil, objektif delillerle sabit olmadığını, başka bir deyişle gerçekte var olsa bile, başkalarına göre varlığının sabit olmadığını veya şüpheli bulunduğunu ifade etmektedir. Arkadan gelen âyet ise bu eksiğin nasıl giderilebileceğinin yolunu göstermektedir. Gizli iman da Allah ile kul arasında muteber olmakla beraber müminlerin kuracakları ilişki bakımından bunun söz veya fiil ile açıklanması gerekmektedir. İmanını objektif delillerle ortaya koyan herkese mümin muamelesi yapılır, şartlarını yerine getiren herkes velâyet hakkından istifade eder ve böyle kimseler bütün müminlerin kardeşidir. Son âyetin son cümlesi, genel olan iman bağına ek olarak, bulunması halinde kandan ve doğumdan yakınlığın, akrabalığın ayrı bir yeri ve değeri bulunduğunu, bu ilişkinin hukukî sonuçlarının da bulunabileceğini ifade etmektedir. Bütün fakih ve müfessirler, akrabadan olan müminlerin ilgi, yardım ve dayanışmada önceliği bulunduğu konusunda ittifak etmişlerdir. Bu yakınlığın miras hukukuna etkisi konusunda ise görüş ayrılığı vardır. “Mirasla alâkası yoktur; buradaki velâyet önceliği, genel yardımlaşma ve dayanışma ile ilgilidir” diyenlere karşı, içlerinde Ebû Hanîfe’nin de bulunduğu bir gruba göre bu cümle miras hukukunda da önceliği ifade etmektedir, miras âyetlerine yeni bir kayıt getirmekte, hicretin ilk yıllarında uygulanan “muhacir-ensar kardeşlemesine” dayalı miras hakkını kaldırmaktadır. Bu anlayış ve yoruma dayalı olarak Ebû Hanîfe’nin dahil bulunduğu birçok müctehide göre “zevi’l-erhâm” diye bilinen, kızın ve kız kardeşin çocukları, dayı, teyze gibi “kızdan ve anadan olma yakın akraba”, asabe ve belli pay sahibi vârisler (eshâbü’l-ferâiz) bulunmadığında vâris olurlar (bk. Cessâs, III, 76). Bu hüküm, miras hukuku bakımından akraba olan müminlere, diğerlerine nisbetle bir öncelik bahşedildiğini göstermekte, açıklamakta olduğumuz âyetin de bir uygulamasını teşkil etmektedir.
Enfâl Suresi 75. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Muhacirlerden ve ensardan önceden iman eden, küfür beldesinden İslam beldesine hicret eden ve Allah Teâlâ'nın kelimesinin yüce olması ve kâfirlerin kelimesinin ise alçalması için Allah yolunda cihat edenlerden sonra iman edenler var ya; -Ey Müminler!- İşte bunlar da sizdendir. Onların da sizin haklarınız gibi hakları vardır ve size farz olan şeyler onlara da farzdır. Mirasta Allah'ın hükmüne göre yakın akraba olanlar birbirlerine mirasçı olmakta, daha önce iman ve hicret sebebi ile birbirine varis olanlardan daha yakın ve önceliklidirler. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O, neyin kullarını ıslah edeceğini bilir ve bunu onlara din kılar.