Önceki ayet· 31:21Sonraki ayet· 31:23

Lokmân Suresi 22. Ayet· 31:22

↗ Lokmân suresi
Mekki
۞وَمَن يُسۡلِمۡ وَجۡهَهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ وَهُوَ مُحۡسِنٞ فَقَدِ ٱسۡتَمۡسَكَ بِٱلۡعُرۡوَةِ ٱلۡوُثۡقَىٰۗ وَإِلَى ٱللَّهِ عَٰقِبَةُ ٱلۡأُمُورِ
İyilik yaparak kendini Allah'a veren kimse, şüphesiz en sağlam kulpa sarılmış olur. İşlerin sonucu Allah'a aittir
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
İyilik yaparak kendini Allah'a veren kimse, şüphesiz en sağlam kulpa sarılmış olur. İşlerin sonucu Allah'a aittir
Elmalılı Hamdi Yazır
Oysa her kim iyilik yaparak yüzünü tertemiz Allah'a tutarsa, o gerçekten en sağlam kulpa yapışmıştır. Öyle ya bütün işlerin sonu Allah'a dayanır.
Yaşar Nuri Öztürk
Güzel düşünüp güzel davranarak yüzünü Allah'a teslim eden, en sağlam kulpa yapışmıştır. İş ve oluşların sonu Allah'a varır.
Süleyman Ateş
Kim güzel davranarak özünü Allah'a teslim ederse o, en sağlam kulpa yapışmıştır. İşlerin sonu Allah'a döner.
Diller arası (7 dil)ıraksama 15.2%
İngilizce
And whoever submits his face to Allah while he is a doer of good - then he has grasped the most trustworthy handhold. And to Allah will be the outcome of [all] matters
Fransızca
Et quiconque soumet son être à Allah, tout en étant bienfaisant, s'accroche réellement à l'anse la plus ferme. La fin de toute chose appartient à Allah
İspanyolca
Quien entregue su voluntad a Dios y haga obras de bien, se habrá aferrado al asidero más firme. Todo vuelve a Dios para ser juzgado
Rusça
Кто подчинил свой лик Аллаху, будучи творящим добро, тот ухватился за надежную рукоять, а решение всех дел - за Аллахом
Endonezce
Dan barang siapa berserah diri kepada Allah, sedang dia orang yang berbuat kebaikan, maka sesungguhnya dia telah berpegang kepada buhul (tali) yang kokoh. Hanya kepada Allah kesudahan segala urusan
Bengalce
যে ব্যক্তি সৎকর্মপরায়ণ হয়ে স্বীয় মুখমন্ডলকে আল্লাহ অভিমূখী করে, সে এক মজবুত হাতল ধারণ করে, সকল কর্মের পরিণাম আল্লাহর দিকে।
Çince
诚心归顺安拉而且常行善事者,确已把握住坚固的把柄。万事的结局,只归安拉。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kim ihlaslı bir şekilde ibadet ederek ve amelini en güzel şekilde yaparak Yüce Allah'a yönelirse; kurtuluşa ermesi umulan en sağlam kulpa sarılmış olur ki, tutmuş olduğu şeyin kopmasından korkmaz. İşlerin akıbeti yalnızca Allah'a varır. Allah, herkese hak ettiğinin karşılığı verecektir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
22- Kim ihsan sahibi olduğu halde yüzünü Allah’a teslim ederse şüphesiz o, en sağlam kulpa tutunmuş olur. İşlerin âkıbeti Allah’a döner. 23- Kim de küfre saparsa onun küfrü seni üzmesin. Onlar, bize döneceklerdir ve biz de yaptıklarını onlara bildireceğiz. Şüphesiz Allah, kalplerde olanı çok iyi bilir. 24- Biz onları (dünyada) azıcık faydalandırırız, sonra da oldukça ağır bir azaba mahkûm ederiz. 22. “Kim ihsan sahibi olduğu halde” sahip olduğu bilgi, meşru bir bilgi olup bu hususta da Allah Rasûlüne uymuş olduğu halde “yüzünü Allah’a teslim ederse” şer’î hükümleri yerine getirerek, dinini yalnızca O’na halis kılarak, O’na itaat eder ve boyun eğerse... Yahut kim, Yüce Allah’a O’nu görüyormuş gibi ibadet eder, Allah’ı görmese bile Allah’ın kendisini gördüğü şuuru içinde olarak ihsan sahip olur, bütün ibadetleri yerine getirmek sureti ile kendisini Allah’a teslim ederse; Yahut da her kim, Allah’ın kullarına -onların haklarını yerine getirmek sureti ile- ihsan sahibi olup iyilik eder ve kendisini Yüce Allah’a teslim ederse... Bu anlamların biri diğerinden ayrılmaz. Sadece lafızların geliş noktaları bakımından aralarında bir fark vardır. Yoksa bunların hepsi de makbul ve kemâl derecede dinin bütün şer’î hükümlerini yerine getirme konusunda ittifak halindedir. İşte kim bunları yapacak olursa “şüphesiz o, en sağlam kulpa tutunmuş olur.” Yani tutunan kişiyi sağlam bir yere tutunduran, kurtuluşa götüren, helâkten koruyan ve her bir hayrı elde etmesi sonucunu doğuran kulpa yapışmış olur. Kim de kendisini Allah’a teslim etmeyecek yahut bu sapasağlam kulpa sımsıkı sarılmayacak olursa artık o, helâk ve yok oluştan başka bir sonuç ile karşı karşıya kalmaz. “İşlerin âkıbeti Allah’a döner.” Dönüşü, varacağı yer ve sona ereceği nokta O’dur. O, kulları hakkında hükmünü verecek ve amellerinin vardığı sonuca, ulaştığı âkıbete göre karşılıklarını verecektir. O halde bu sonuca hazır olsunlar. 23. “Kim de küfre saparsa onun küfrü seni üzmesin.” Çünkü sen, davet ve tebliğ görevini eksiksiz yerine getirdin. Eğer davetine muhatap olanlar, hidâyet bulmayacak olsa bile senin Allah’tan ecrini alman bir haktır. Bu kimselerin hidâyet bulmayışları dolayısı ile üzülmeyi gerektiren bir sebep yoktur. Çünkü bu gibilerinde hayır olsa idi, şüphesiz Allah onları hidâyete iletirdi. Aynı şekilde sana karşı düşmanlık etme cesaretini göstermiş, seninle savaşmış, sapıklık ve küfürlerini sürdürmüş olmaları dolayısı ile de üzülme. Diğer taraftan Allah’ın onların azaplarını dünyada çabucak göndermemiş olmasından ötürü de yanıp yakılma. Çünkü “onlar, bize döneceklerdir ve biz de yaptıklarını onlara bildireceğiz.” Onların inkârlarını, düşmanlıklarını, Allah’ın nurunu söndürmek için çalışmalarını ve peygamberlerine olan eziyetlerini haber vereceğiz. “Şüphesiz Allah” dile dahi getirmedikleri ve içlerinde sakladıkları da dahil “kalplerde olanı çok iyi bilir.” Ya açığa çıkıp herkesin gözü önünde olanların durumu ne olur, dersin? 24. “Biz onları” günahları daha çok artsın, azapları daha çok biriksin diye dünayda “azıcık faydalandırırız. Sonra da oldukça ağır bir azaba” yani son derece büyük, korkunç, acı ve ızdırap verici, şiddetli bir azaba “mahkûm ederiz.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yukarıda Allah’ın yolunu bırakıp atalarının bâtıl inanç ve geleneklerini sürdürenlerin şeytanın davetine uydukları bildirilmişti; burada ise kendilerini Allah’a teslim edenlerin, yani Allah’a inanıp O’nun yolundan gidenlerin bu doğru ve kurtarıcı tercihleriyle “sağlam kulp”a yapışmış olacakları, yani yollarının doğru, âkıbetlerinin hayırlı ve güvenli olacağı müjdelenmektedir. “Kendini iyiliğe adamış” diye çevirdiğimiz muhsin kelimesi, sözlükte “iyilik eden, güzel davranan, yaptığını güzel yapan” gibi anlamlara gelir. Ancak bu bağlamda özellikle “içten bir kulluk sergileyerek Allah’a yönelme” şeklinde dinî bir anlam içerdiği anlaşılmaktadır. Nitekim bir hadiste, muhsin kelimesinin masdarı olan ihsan kavramı, “Allah’a O’nu görüyormuş gibi ibadet etmektir” şeklinde açıklanmıştır (Buhârî, “Îmân”, 37; Müslim, “Îmân”, 5-7).
Lokmân Suresi 22. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kim ihlaslı bir şekilde ibadet ederek ve amelini en güzel şekilde yaparak Yüce Allah'a yönelirse; kurtuluşa ermesi umulan en sağlam kulpa sarılmış olur ki, tutmuş olduğu şeyin kopmasından korkmaz. İşlerin akıbeti yalnızca Allah'a varır. Allah, herkese hak ettiğinin karşılığı verecektir.