Önceki ayet· 2:111Sonraki ayet· 2:113

Bakara Suresi 112. Ayet· 2:112

↗ Bakara suresi
Medeni
بَلَىٰۚ مَنۡ أَسۡلَمَ وَجۡهَهُۥ لِلَّهِ وَهُوَ مُحۡسِنٞ فَلَهُۥٓ أَجۡرُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦ وَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ
Hayır, öyle değil; iyilik yaparak kendini Allah'a veren kimsenin ecri Rabbi'nin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Hayır, öyle değil; iyilik yaparak kendini Allah'a veren kimsenin ecri Rabbi'nin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır, hayır! Kim özü iyilik dolu olarak yüzünü Allah'a tertemiz döndürür ve teslim ederse, işte onun Rabbi katında ecri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olacak değiller.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
İş onların sandığı gibi değil! Kim güzel davranışlar sergileyerek yüzünü Allah'a teslim ederse, Rabbi katında ödülü vardır onun. Korku yoktur böyleleri için; tasalanmayacaklardır onlar...
Süleyman Ateşen ayrışan
Hayır, kim işini güzel yaparak özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı, Rabbinin yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.1%
İngilizce
Yes [on the contrary], whoever submits his face in Islam to Allah while being a doer of good will have his reward with his Lord. And no fear will there be concerning them, nor will they grieve
Fransızca
Non, mais quiconque soumet à Allah son être tout en faisant le bien, aura sa rétribution auprès de son Seigneur. Pour eux, nulle crainte, et ils ne seront point attristés
İspanyolca
Pero no es así, porque quienes sometan su voluntad a Dios y hagan el bien obtendrán su recompensa junto a su Señor, y no sentirán temor ni tristeza
Rusça
О нет! Кто покорит свой лик Аллаху, совершая добро, тот получит награду от своего Господа. Они не познают страха и не будут опечалены
Endonezce
Tidak! Barang siapa menyerahkan diri sepenuhnya kepada Allah, dan dia berbuat baik, dia mendapat pahala di sisi Tuhannya dan tidak ada rasa takut pada mereka dan mereka tidak bersedih hati
Bengalce
হাঁ, যে ব্যক্তি নিজেকে আল্লাহর উদ্দেশ্যে সমর্পন করেছে এবং সে সৎকর্মশীলও বটে তার জন্য তার পালনকর্তার কাছে পুরস্কার বয়েছে। তাদের ভয় নেই এবং তারা চিন্তিতও হবে না।
Çince
不然,凡全体归顺安拉,而且行善者,将在主那里享受报酬,他们将来没有恐惧,也没有忧愁。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Cennete, sadece ihlaslı bir şekilde Allah'a (ibadet eden) ve ona yönelen kimse girecektir. O kimse -ihlası ile birlikte- resulun getirdiğine ittiba ederek ibadetini güzel yapan kimsedir. İşte bu kimse hangi topluluktan olursa olsun cennete girecektir. O kimsenin sevabı Rabbi katındadır. Onları bekleyen ahirette onlar için bir korku yoktur. Dünyada kaçırdıklarından dolayı da üzülmeyeceklerdir. Bu vasıflar Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gelişinden sonra ancak Müslümanlar için gerçekleşir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
111- “Yahudi ve hıristiyan olanlardan başkası asla Cennet’e giremez!” dediler. Bu, onların kendi kuruntularıdır! De ki:“Eğer doğru iseniz delilinizi getirin.” 112- Hayır! Kim ihsan sahibi olarak yüzünü Allah’a teslim ederse işte onun ecri Rabb’i katındadır. Onlar için korku yoktur ve onlar üzülmezler de. 111. “Yahudi ve hıristiyan olanlardan başkası asla Cennet’e giremez!” dediler.” Yani yahudiler, “Cennet’e yahudi olandan başkası girmeyecektir.” dediler, hıristiyanlar da; “Cennet’e hıristiyan olandan başkası asla girmeyecektir,” dediler. Böylelikle yalnız kendilerinin Cennetlik olacağı hükmüne vardılar. Bu ise belli bir delil ve belgesi olmaksızın kabul edilemeyecek mücerret bir kuruntudur. O halde eğer doğru söyleyenler iseniz, böyle bir delili getirin. İşte herhangi bir iddiada bulunan herkesin durumu böyledir. Mutlaka iddiasının doğruluğuna dair delili ortaya koymak zorundadır. Eğer herhangi bir kimse de yine delilsiz olarak aynı iddianın aksini ileri sürecek olursa, ikisi arasında herhangi bir fark kalmaz. Çünkü iddiaları doğrulayan yahut yalan olduğunu ortaya koyan şey, delildir. Onların ellerinde de herhangi bir delil olmadığına göre onların bu iddialarında yalan söyledikleri açıkça ortaya çıkmış oldu. 112. Daha sonra Yüce Allah herkes için geçerli olan ve açık seçik delili şöylece söz konusu etmektedir:“Hayır!” Yani durum, sizin temenni, kuruntu ve iddialarınıza dayalı değildir; aksine “ihsan sahibi olarak” yani Rabb’ine ibadetini, Rabb’inin Şeriat’ına uygun surette yapmakla ve ihlâs ile birlikte “yüzünü Allah’a teslim ederse” yani kalbi ile Allah’a yönelerek amellerini ihlâsla sadece ve sadece Allah için yaparsa, işte Cennetlik olanlar ancak ve yalnız bunlardır. “işte onun ecri Rabb’i katındadır.” Bu da kapsadığı nimetler ile birlikte Cennet’tir. “Onlar için korku yoktur ve onlar üzülmezler de.” Böylelikle arzu ettiklerini elde etmiş, korktuklarından kurtulmuş olacaklardır. Âyetten şu da anlaşılmaktadır: Böyle olmayan herkes helâk olacak olan Cehennem ehlindendir. Ancak Mâbud’a ihlâs ile ibadet eden ve Rasûl’e tâbî olanlar kurtulabileceklerdir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yahudilerin veya hıristiyanların, sadece kendi dinlerine mensup olanların cennete girecekleri yolundaki iddiaları bir delilden yoksun olup kuruntudan ibarettir. Gerçekte ise kim “ihsan sahibi” olarak kendini Allah’a teslim ederse işte o ecrini Allah’tan alacaktır; dolayısıyla cennete girecek olan da bunlardır. Arapça’da “vech” (yüz) kelimesi “bir şeyin veya bir kimsenin kendisi, zatı, benliği” anlamlarında kullanılmakta olup (Taberî, I, 494) Kur’an’da da sık sık bu anlamda hem Allah hem de insan için geçmektedir (meselâ bk. Bakara 2/115, 272; Nisâ 4/125; Ra‘d 13/22). Âyetteki “muhsin” kelimesinin masdarı olan ihsan ise “bir işi samimiyetle, iyi niyet ve ihlâsla yapmak” anlamına gelir. Ayrıca “başkalarına haklarını veya haklarından daha fazlasını verme” anlamında da kullanılmaktadır. Hz. Peygamber, Cebrâil’le aralarındaki bir konuşmayı içeren, bu sebeple “Cibrîl hadisi” diye bilinen bir hadisinde bu kavramı, “İhsan, Allah’ı görüyormuşsun gibi ibadet etmendir; çünkü her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da O seni görmektedir” şeklinde açıklamıştır (Buhârî, “Îmân”, 37). Bu açıklamada ihsan kavramı, “ibadeti en iyi şekilde yapma” anlamında özel bir terim olarak kullanılmıştır. Ancak ihsan daha genel olarak, “iyi niyet ve ihlâsla, bütün işlerin en hayırlısını ve en güzelini en iyi şekilde yapma” anlamında bir ahlâk terimi olarak kullanılır. Kur’an-ı Kerîm’de bu şekilde iyi işler yapanlar, sık sık “muhsin” ve “muhsinler” şeklinde anılarak övülmektedir. Ahlâk bilginleri, “Allah size adalet ve ihsanı emreder” (Nahl 16/90) meâlindeki âyeti de dikkate alarak, adaleti başkalarının haklarını ihlâl etmemeyi gerektiren, ihsanı da –buna ek olarak– başkalarının yararı için kendi haklarından fedakârlık etmeyi, onlara iyilik etmeyi sağlayan bir erdem olarak açıklamışlardır. Konumuz olan âyetteki muhsin kelimesinin, yukarıdaki hadiste işaret edilen “Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etme, ibadeti en iyi ve en güzel şekilde yapma” mânasına uygun bir anlam taşıdığı anlaşılmaktadır. Sonuç olarak cennete girebilmek için inançların ve düşüncelerin kesin kanıtlara dayandırılması, ayrıca insanın Allah’a iman edip yüzünü O’na çevirmesi, bütün benliği ve varlığı ile, tam bir içtenlikle O’na teslim olması, hem bedeni hem de kalbiyle O’na kulluk etmesi, kısaca samimi bir dindar olarak Allah’ın hükümlerine teslim olması gerekir. Bu teslimiyeti sağlayan dine İslâm, bu şekilde teslim olan kişiye de “müslim” (müslüman) denir.
Bakara Suresi 112. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Cennete, sadece ihlaslı bir şekilde Allah'a (ibadet eden) ve ona yönelen kimse girecektir. O kimse -ihlası ile birlikte- resulun getirdiğine ittiba ederek ibadetini güzel yapan kimsedir. İşte bu kimse hangi topluluktan olursa olsun cennete girecektir. O kimsenin sevabı Rabbi katındadır. Onları bekleyen ahirette onlar için bir korku yoktur. Dünyada kaçırdıklarından dolayı da üzülmeyeceklerdir. Bu vasıflar Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gelişinden sonra ancak Müslümanlar için gerçekleşir.