Allah yolunda sarf edin, kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın, işlerinizi iyi yapın. Şüphesiz Allah iyi iş yapanları sever
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Allah yolunda sarf edin, kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın, işlerinizi iyi yapın. Şüphesiz Allah iyi iş yapanları sever
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah yolunda mal harcayın da kendinizi ellerinizle tehlikeye bırakmayın ve güzel hareket edin. Çünkü Allah güzellik ve iyilik edenleri sever.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Allah yolunda harcama yapın/nimetleri paylaşın; kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın! Güzel düşünüp güzel işler yapın! Çünkü Allah, güzellik sergileyenleri sever.
Süleyman Ateşen ayrışan
(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın, kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın, iyilik edin, doğrusu Allah iyilik edenleri sever.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.1%
İngilizce
And spend in the way of Allah and do not throw [yourselves] with your [own] hands into destruction [by refraining]. And do good; indeed, Allah loves the doers of good
Fransızca
Et dépensez dans le sentier d'Allah. Et ne vous jetez pas par vos propres mains dans la destruction. Et faites le bien. Car Allah aime les bienfaisants
İspanyolca
Contribuyan a la causa de Dios [de buen grado] y no sean avaros, sino que hagan el bien, porque Dios ama a los que hacen el bien
Rusça
Делайте пожертвования на пути Аллаха и не обрекайте себя на гибель. И творите добро, ведь Аллах любит творящих добро
Endonezce
Dan infakkanlah (hartamu) di jalan Allah, dan janganlah kamu jatuhkan (diri sendiri) ke dalam kebinasaan dengan tangan sendiri, dan berbuat baiklah. Sungguh, Allah menyukai orang-orang yang berbuat baik
Bengalce
আর ব্যয় কর আল্লাহর পথে, তবে নিজের জীবনকে ধ্বংসের সম্মুখীন করো না। আর মানুষের প্রতি অনুগ্রহ কর। আল্লাহ অনুগ্রহকারীদেরকে ভালবাসেন।
Malınızı, cihat ve diğerleri gibi Allah'a itaat etme yollarında infak edin. Cihadı, Allah yolunda gayret etmeyi terk ederek veya kendinizi, helak olmanıza sebep olacak işlere bulaştırarak helak etmeyin. İbadetlerinizi de, muamelelerinizi de, ahlakınızı da güzelleştirin. Şüphesiz Allah, bütün işlerinde ihsan sahibi olanları sever, sevaplarını arttırır ve onları doğru yola muvaffak kılar.
195- Allah yolunda infak edin ve ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İhsan edin, şüphesiz Allah ihsan edenleri sever.
195. Yüce Allah kullarına kendi yolunda harcamalarda (infak) bulunmalarını emretmektedir. Allah yolunda infak ise Allah’a götüren yollarda mal harcamaktır. Bunlar ise yoksula sadaka vermek, yakına sadaka vermek yahut azığının karşılanması gereken kimseye nafaka vermek gibi bütün hayır yollarını kapsar. Bunların en büyüğü ve bunun kapsamına hepsinden öncelikle giren ise Allah yolunda cihad için infak etmek, malını harcamaktır. Çünkü bu yolda infak mal ile cihaddır ve bu da tıpkı beden ile cihad gibi bir farzdır. Bunda çok büyük menfaatler vardır. Müslümanların güçlenmesine, şirkin ve müşriklerin de zayıflatılmasına katkıda bulunulur, Allah’ın dininin uygulanması ve daha bir güçlendirilmesine yardım edilmiş olur. Allah yolunda cihad ancak Allah yolunda infak üzerinde yükselir. Bu uğurda infak, ruh olmaksızın bedenin varlığının mümkün olmamasına benzer. Allah yolunda infak terk edilirse cihad iptal edilmiş olur, düşmanlar müslümanlara musallat olurlar ve daha bir azgınlaşırlar. O halde Yüce Allah’ın:“Ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın” buyruğu da bu emrin bir nevi gerekçesidir. Kişinin kendi eli ile kendisini tehlikeye atması da iki türlüdür. Birisi kulun emrolunduğu, bedenin yahut canın helâk olmasını gerektiren veya ona yakın bir noktaya getiren şeyi terk etmesi, canın veya ruhun telefine sebep olan işi yapması dolayısıyla olur. Bunun kapsamına pek çok şey girer. Allah yolunda cihad yahut bu uğurda infakta bulunmayı terk etmek bunlar arasındadır. Çünkü bunlar düşmanın musallat olması sonucunu verir. İnsanın herhangi bir çarpışma yahut korkulu bir yolculuk veya yırtıcı hayvanları ya da yılanları çok olan bir yere gitmesi yahut bir ağaca ya da tehlikeli yüksek bir yapıya çıkması yahut tehlikesi bulunan bir şeyin altına girmesi ve buna benzer şekillerde tehlikeye atılması bunlar arasında yer alır. Bu ve benzerlerini yapan bir kimse kendi eliyle kendisini tehlikeye atmış olur. Allah’a isyan gerektiren işleri devamlı yapmak ve tevbeyi hatırına getirmemek de bunlar arasındadır. Terk edilmeleri ruhu da dini de yok eden Allah’ın emretmiş olduğu farzların terk edilmesi de bunlar arasındadır. Allah yolunda infak ihsan çeşitlerinden biri olduğundan ötürü Yüce Allah genel olarak ihsanda bulunmayı emrederek:“İhsan edin, şüphesiz Allah ihsan edenleri sever” diye buyurmaktadır. Bu da bütün ihsan çeşitlerini kapsar. Çünkü ayet bu konuda herhangi bir kayıt getirmemektedir. Dolayısıyla az önce geçtiği gibi mal ile ihsan kapsamına girdiği gibi, mevki itibari ile aracı olmakla vb. benzeri yollarla yapılan ihsan da bunun kapsamına girer. Yine iyiliği emredip kötülükten uzaklaştırmaya çalışmak ve faydalı bilgiyi öğretmek de ihsan kapsamına girer. İnsanların ihtiyaçlarını gidermek, sıkıntılarını kaldırmak, hastalarını ziyaret etmek, cenazelerine katılmak, yollarını şaşırmış olanlarına yol göstermek, bir iş yapmakta olana yardımcı olmak, bir işi doğru dürüst yapamayanın yerine o işi yapmak ve buna benzer Allah’ın emretmiş olduğu iyilik türünden olan bütün ihsanlar da bu kapsama dahildir. Yine Yüce Allah’a ibadet konusundaki ihsan da bunun kapsamına girmektedir. Nitekim ibadetteki ihsan, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in zikrettiği üzere şöyle olur:“İhsan, Allah’a onu görüyormuş gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen onu görmüyorsan da o seni görür.” İşte bu niteliklere sahip olan bir kimse Yüce Allah’ın haklarında: “İhsanda bulunanlara daha güzeli ve daha fazlası da vardır.”(Yunus, 10/26) buyurduğu kimselerden olur. Allah böyleleri ile beraberdir, onlara doğruyu gösterir ve onları hakka iletir. Bütün işlerinde de onlara yardımcı olur.
Yüce Allah oruç ve cihada dair hükümleri söz konusu ettikten sonra hacca dair hükümleri zikrederek şöyle buyurmaktadır:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Konumuz olan âyetlerin içeriği dikkate alındığında, “Allah yolunda harcama yapmak”, öncelikle savaş masraflarını karşılamayı, ülkenin savunulması için gerekli olan maddî fedakârlıklarda bulunmayı ifade eder. Ancak nüzûl sebebinin belirli olması âyetin hükmünü o sebeple sınırlamayı gerektirmez. Buna göre âyet, insanın sahip olduğu maddî imkânlardan kendine Allah’ın hoşnutluğunu ve âhiret mutluluğunu kazandıracak hayır yollarına harcamada bulunmasını, Kur’anî kavramla infakta bulunmasını emretmektedir. Müslüman âlimlerce ve İslâm medeniyeti tarihinde, böyle bir niyete dayanması şartıyla ülkenin savunulması, hac hizmetleri, yoksulların desteklenmesi; okul, cami, yol, köprü, çeşme, bakımevleri gibi toplumsal hizmet ve hayır müesseselerinin kurulması ve güçlendirilmesi, hatta tabiatın korunup geliştirilmesine kadar çok çeşitli hizmetler için yapılan her türlü harcama Allah yolunda harcama sayılmıştır (ayrıca bk. âyet 254). Savunma ve diğer hizmetler için yapılan harcamalar hem harcama yapanın dinî hayatını hem de ülkenin ve toplumun güvenliğini geliştirmesi ve güçlendirmesi için son derece gerekli olduğundan âyetin devamında “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın” buyurulmak suretiyle bir bakıma, cimrilik yaparak bu tür harcamalardan kaçınmanın müslüman toplumlar ve bireyler için tehlike teşkil ettiği haber verilmiş; âyetin sonunda bir defa daha müslümanlar iyilik etmeye çağrılarak Allah’ın iyilik edenleri sevdiği müjdesi verilmiştir.
Malınızı, cihat ve diğerleri gibi Allah'a itaat etme yollarında infak edin. Cihadı, Allah yolunda gayret etmeyi terk ederek veya kendinizi, helak olmanıza sebep olacak işlere bulaştırarak helak etmeyin. İbadetlerinizi de, muamelelerinizi de, ahlakınızı da güzelleştirin. Şüphesiz Allah, bütün işlerinde ihsan sahibi olanları sever, sevaplarını arttırır ve onları doğru yola muvaffak kılar.