Önceki ayet· 3:150Sonraki ayet· 3:152

Âl-i İmrân Suresi 151. Ayet· 3:151

↗ Âl-i İmrân suresi
Medeni
سَنُلۡقِي فِي قُلُوبِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ ٱلرُّعۡبَ بِمَآ أَشۡرَكُواْ بِٱللَّهِ مَا لَمۡ يُنَزِّلۡ بِهِۦ سُلۡطَٰنٗاۖ وَمَأۡوَىٰهُمُ ٱلنَّارُۖ وَبِئۡسَ مَثۡوَى ٱلظَّـٰلِمِينَ
Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah'a ortak koşmalarından ötürü, inkar edenlerin kalbine korku salacağız. Onların varacağı yer cehennemdir. Zalimlerin durağı ne kötüdür
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah'a ortak koşmalarından ötürü, inkar edenlerin kalbine korku salacağız. Onların varacağı yer cehennemdir. Zalimlerin durağı ne kötüdür
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah'ın, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O'na ortak koşmalarından dolayı, inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Onların yurtları ateştir. Zalimlerin dönüp varacağı yer ne kötüdür!
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Allah'ın, kendileri hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koştukları için, küfre sapanların kalplerine korku salacağız. Barınakları ateştir onların. Ne kötüdür o zalimlerin varacakları yer!
Süleyman Ateş
Allah'ın, kendilerine hiçbir güç (vermediği, haklarında hiçbir delil) indirmediği şeyleri, Allah'a ortak koştuklarından dolayı inkar edenlerin kalblerine korku salacağız; gidecekleri yer de cehennemdir! Zalimlerin varacağı yer, ne kötüdür!
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.7%
İngilizce
We will cast terror into the hearts of those who disbelieve for what they have associated with Allah of which He had not sent down [any] authority. And their refuge will be the Fire, and wretched is the residence of the wrongdoers
Fransızca
Nous allons jeter l'effroi dans les cœurs des mécréants. Car ils ont associé à Allah (des idoles) sans aucune preuve descendue de Sa part. Le Feu sera leur refuge. Quel mauvais séjour, que celui des injustes
İspanyolca
Infundiremos miedo en el corazón de los que rechazan la verdad por haber dedicado actos de adoración a otros además de Dios, sin fundamento lógico ni evidencia revelada. Su morada será el Fuego. ¡Qué pésima será la morada de los opresores
Rusça
Мы вселим ужас в сердца неверующих за то, что они приобщали к Аллаху сотоварищей, о которых Он не ниспослал никакого доказательства. Их пристанищем будет Огонь. Как же скверна обитель беззаконников
Endonezce
Akan Kami masukkan rasa takut ke dalam hati orang-orang kafir, karena mereka mempersekutukan Allah dengan sesuatu yang Allah tidak menurunkan keterangan tentang itu. Dan tempat kembali mereka ialah neraka. Dan (itulah) seburuk-buruk tempat tinggal (bagi) orang-orang zalim
Bengalce
খুব শীঘ্রই আমি কাফেরদের মনে ভীতির সঞ্চার করবো। কারণ, ওরা আল্লাহর সাথে অংশীদার সাব্যস্ত করে যে সম্পর্কে কোন সনদ অবতীর্ণ করা হয়নি। আর ওদের ঠিকানা হলো দোযখের আগুন। বস্তুতঃ জালেমদের ঠিকানা অত্যন্ত নিকৃষ্ট।
Çince
(我要把恐怖投在不信道者的心中,因为他们把安拉和安拉所未证实的(偶像)去配他,他们的归宿是火狱。不义者的归宿真恶劣。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah'ı inkâr edenlerin kalbine şiddetli bir korku salacağız. Hevâlarına uyup ibadet ettikleri ilahlarını Allah'a şirk koşmalarından dolayı sizinle savaşırken sebat etmeye güç yetiremezler. Bu hususta onlara hiçbir delil inmedi. Ahirette dönüp kalacakları yer cehennemdir. Zalimlerin kalacağı yer ne kötü bir ateştir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
149- Ey iman edenler! Eğer kâfirlere itaat edecek olursanız sizi ökçelerinizin üzerinde geri döndürürler de zarara uğrayanların durumuna düşersiniz. 150- Hâlbuki Allah sizin dost ve yardımcınızdır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır. 151- Allah’a haklarında hiçbir delil indirmediği şeyleri ortak koştuklarından dolayı kâfirlerin kalplerine korku salacağız. Onların barınağı cehennemdir. Zalimlerin dönüp varacağı yer ne kötüdür! 149. Yüce Allah:“Ey iman edenler! Eğer kâfirlere itaat edecek olursanız…” buyruğu ile mü’minlere münafık ve müşriklerin de aralarında bulunduğu kâfirlere itaat etmelerini yasaklamaktadır. Çünkü mü’minler bunlara itaat edecek olurlarsa bilmelidirler ki bunlar, mü’minler hakkında kötülükten başka bir şey istemezler. Onlar mü’minleri küfre geri döndürmek isterler ki küfrün âkıbeti ise zarardır, ziyandır. 150. Daha sonra Yüce Allah bizzat kendisinin mü’minlerin dost ve yardımcısı olduğunu haber vermektedir. Bu buyruk onlara bu gerçeği bildirdiği gibi, mü’minlerin işlerini lütfu ile üzerine alanın ve onları çeşitli şerlerden koruyacak olanın kendisi olduğuna dair bir müjdeyi de içermektedir. Bunun kapsamı içerisinde ise yalnızca O’nu -herkesi bir tarafa bırakmak sureti ile- dost ve yardımcı edinmeleri gerektiğine dair bir teşvik de vardır. 151. Allah’ın onlara dost ve yardımcı olmasının bir belirtisi de onlara kâfir olan düşmanlarının kalplerine büyük bir korku salacağı vaadinde bulunmasıdır. Bu büyük korku ise o kâfirleri maksatlarının birçoğunu gerçekleştirmekten alıkoyar. Nitekim Yüce Allah mü’minlere verdiği bu sözü gerçekleştirmiştir. Çünkü müşrikler Uhud’dan geri döndükten sonra kendi aralarında danışarak:“Onlardan birtakım kimseleri öldürdükten ve onları bozguna uğrattıktan sonra kökten onları imha etmeden nasıl geri döneriz?” demişler ve bunu gerçekleştirmek istemişlerdi. Ancak Allah kalplerine korku saldı ve istediklerini gerçekleştiremeden geri dönmek zorunda kaldılar. Şüphesiz bu, ilâhi yardımın en büyüklerindendir. Çünkü önceden de geçtiği gibi Allah’ın mü’min kullarına yardımı şu iki şekilden birisi ile olur: Ya kâfirlerin bir bölümünün öldürülmesini sağlar yahut da onları istediklerini gerçekleştirmekten alıkoyup zarar içerisinde geri dönmelerini sağlar. İşte buradaki yardım şekli bu ikinci türdendir. Daha sonra Yüce Allah kâfirlerin kalplerine korku salmayı gerektiren sebebi şöylece söz konusu etmektedir:“Allah’a haklarında hiçbir delil indirmediği şeyleri ortak koştuklarından dolayı...” Yani bu korku salmanın sebebi, onların herhangi bir delil ve belge olmaksızın sırf kendi hevâ ve bozuk iradeleri uyarınca ilâh diye edindikleri ortaklar ve putlardır. Böylelikle onlar bir ve tek olan Rahman’ın dostluk bağını koparmış oldular. İşte bundan dolayı müşrik, her zaman için mü’minden korkar. Sağlam bir dayanağı yoktur. Her türlü zorluk ve sıkıntı esnasında sığınacağı yeri de yoktur. Onun dünyadaki hali budur. Âhiretteki hali ise bundan daha zorlu ve daha ağırdır. İşte bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Onların barınağı cehennemdir” yani onların barınacakları ve duracakları yer cehennem olacaktır, onlar oradan çıkma imkânını bulamayacaklardır. “Zalimlerin dönüp varacağı yer ne kötüdür!” Onların zulüm ve düşmanlıkları sebebi ile varacakları yer ateştir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Burada yüce Allah müminlere, düşmanlarına karşı zafer müjdesi vererek onları teselli etmekte, heyecanlarını yatıştırmakta ve Allah’a inanmanın verdiği moral gücünden yoksun olanların kalplerini kısa zamanda korku saracağını haber vermektedir. Çünkü müşrikler ne aklî ne de naklî hiçbir delile dayanmaksızın, atalarından intikal eden tamamen bâtıl bir inançla putları Allah’a ortak koşmakta, onlardan yardım istemekte ve onları Allah ile mahlûkatı arasında aracı kılmaktadır. Oysa putlar, başkalarına yardım etmek şöyle dursun kendilerine yapılan bir saldırıyı dahi savacak güce sahip değillerdir. Bu sebeple müslümanların Allah’ın yardımına güvendikleri derecede müşrikler putların yardımına güvenmemektedirler. Çünkü kendi tanrılarında var olduğuna inandıkları gücün başkalarının tanrılarında da var olduğuna, tanrılar arası mücadelenin devam ettiğine inanmaktadırlar. Bu da onların korkaklaşmasına sebep olmaktadır. Nitekim bu âyetlerde söz konusu edilen Uhud Savaşı’nda, bir ara müslümanların paniğe kapılıp dağılmalarına rağmen, müşrikler önemli bir sonuç elde edemeden çekilip gitmişlerdir. Hatta giderken bir ara geri dönüp müslümanların işini bitirmeyi düşünmüşler, ancak dönme cesaretini gösterememişler, büsbütün yenilmemiş olmayı yeğlemişlerdir. Şüphesiz bu durum Allah’ın onların kalbine soktuğu korkunun neticesinde meydana gelmiştir. Hz. Peygamber bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: “Bir aylık yola kadar (düşmanlarımın kalbine) korku salma özelliği verilerek bana yardım edildi” (Buhârî, “Teyemmüm”, 1).
Âl-i İmrân Suresi 151. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah'ı inkâr edenlerin kalbine şiddetli bir korku salacağız. Hevâlarına uyup ibadet ettikleri ilahlarını Allah'a şirk koşmalarından dolayı sizinle savaşırken sebat etmeye güç yetiremezler. Bu hususta onlara hiçbir delil inmedi. Ahirette dönüp kalacakları yer cehennemdir. Zalimlerin kalacağı yer ne kötü bir ateştir.