Diyanet İşleri
Bu dünya hayatında sarfettiklerinin durumu, kendilerine zulmeden kimselerin ekinlerine isabetle kavurup mahveden soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine yazık ettiler
Elmalılı Hamdi Yazır
Onların bu dünya hayatında harcadıklarının durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın hali gibidir. Allah onlara zulmetmedi. Fakat kendileri, kendilerine zulmediyorlar.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Bu dünya hayatında harcamakta olduklarının durumu, bir rüzgâr örneğine benzer: Onda kavurucu bir soğuk vardır. Öz benliklerine zulmetmiş bir toplululuğun ekinine değmiş de onu mahvetmiştir. Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Süleyman Ateş
Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, nefislerine zulmeden bir topluluğun ekinine vurup onu mahveden dondurucu bir rüzgar(ın tahribatın)a benzer. Allah onlara zulmetmedi; fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kâfirlerin hayır yolunda infakta bulundukları ve sevabını bekledikleri harcamaların misali; kendilerine günah ve diğer şeylerle zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgârın durumu gibidir. Bu rüzgâr onların ekinlerine zarar vermiştir. İnfak etmiş oldukları şeylerden çok, hayır ümit etmişlerdir. Aynı bu rüzgârın ekine zarar verip ondan faydalanamadıkları gibi, küfürleri de ümitvar oldukları amellerin sevaplarını yok eder. Allah Teâlâ onlara zulmetmekten münezzehtir. Ancak onlar Allah'ı inkâr edip resullerini yalanladıklarından dolayı kendi nefislerine zulmetmişlerdir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
116- Kâfirlerin mallarının da oğullarının da Allah’(ın azabın)a karşı kendilerine asla bir faydası olmayacaktır. Onlar ateş ehlidirler ve onlar orada ebediyyen kalacaklardır. 117- Onların bu dünya hayatında harcadıkları, kendilerine zulmeden bir kavmin ekinlerini vurup da helâk eden kavurucu bir rüzgâra benzer. Allah onlara zulmetmemiştir; fakat onlar kendilerine zulmediyorlar.
116-117. Yüce Allah kâfirlerin Allah’ın âyetlerini inkâr edip peygamberlerini yalanlayan kimseleri hiçbir şeyin, Allah’ın azabından kurtaramayacağını, hiçbir kimsenin onlara bir fayda sağlayamayacağını ve Allah nezdinde hiçbir kimsenin onlara şefaatçi olmayacağını beyan etmektedir. Zorlu zamanlar ve hoşlanmadıkları haller için hazırladıkları mallarının ve evlatlarının da kendilerine hiçbir faydasının olmayacağını, dünyada iken batıllarının zaferi için harcadıkları bütün mallarının da zayi olup gideceğini ifade etmektedir. Onların bu harcamalarının misali ise “kavurucu” çok soğuk yahut da yakıcı bir ateş içeren oldukça şiddetli bir rüzgârın isabet ettiği ekine benzer ki böyle bir rüzgâr o ekini mahveder. Bütün bunların sebebi ise onların zulümleridir. Allah onlara zulmetmemiş, günahsız yere onları cezalandırmamıştır, asıl onlar kendi kendilerine zulmetmektedirler. Bu Yüce Allah’ın şu buyruğunu andırmaktadır: “O kâfirler, şüphesiz mallarını Allah yolundan alıkoymak için harcarlar, yakında da onları harcayacaklar, sonra bu onlara bir yürek acısı olacaktır. Sonra da yenilgiye uğrayacaklardır...”(el-Enfal, 8/36)
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Kavurucu” diye tercüme ettiğimiz “sırr” kelimesi “şiddetli soğuk, sıcak zehir ve alevli ateş” anlamlarına gelmektedir. Âyette sahip oldukları nimetlerden dolayı şımaran ve Allah’a isyan eden kâfirlerin gösteriş yapmak, insanlar tarafından övülmek veya müslümanları mağlûp etmek için harcadıkları mallar, zalim bir topluluğun dondurucu rüzgârın kasıp kavurarak faydasız hale getirdiği ekinine benzetilmiştir. Müfessirler bu benzetmeyi farklı biçimlerde açıklamışlardır:
a) Kâfirlerin gösteriş yapmak ve övülmek için harcadıkları malların durumu, dondurucu bir kasırganın kasıp kavurduğu ve kupkuru sap haline getirdiği ekinin durumuna benzetilmiştir. Bu ekinden bir fayda sağlanamadığı gibi inkârcıların yaptıkları harcamalardan da herhangi bir fayda sağlanamaz (Şevkânî, I, 416-417).
b) İnkârcıların dünya hayatında insanlar tarafından övülmek ve şöhret kazanmak için yaptıkları harcamaların iyi amellerini yok etmesi, dondurucu kasırganın henüz yeşermekte olan ekini kasıp kavurarak yok etmesine benzer. Onların harcadıkları bu mallar, kendilerine bir iyilik getirmek şöyle dursun, aksine diğer iyi amellerini de yok eder ve âhiret hayatlarının mahvına sebep olur (Şevkânî, I, 416-417). Bu olay, gıda maddelerine karışan zehirin onları zehirleyip zararlı hale getirmesi gibidir.
c) Bu misalde ekin insan hayatını sembolize etmektedir. Çünkü insan hayatta iyi ve kötü işler yapar, âhirette de bunların karşılığını alır, yani dünyada ne ekerse âhirette onu biçer. Buna göre yüce Allah bu misalle şöyle bir ders vermektedir: Hava ekinlerin yetişmesi için yararlıdır. Ancak aşırı sıcak veya soğuk hava zararlı da olabilir hatta ekinleri yok edebilir. Bunun gibi sadaka verip yardım etmek de âhiretteki sevabın çoğalmasına yardımcı olabilir. Fakat bu sadaka inkârla zehirlenmişse o sevabı mahvedebilir de. Allah insanın ve onun etkinlikte bulunduğu alanların mutlak hâkimi olduğu gibi, sahip olduğu servetin de gerçek sahibidir. Eğer Allah’ın kulu, O’nun iradesinin üstünlüğünü kabul etmez veya O’nun nimetlerini kullanırken, O’nun kanunlarını çiğnerse suçlu duruma düşer, hatta bu harcamalarından dolayı cezalandırılır (Mevdûdî, I, 253).
Hakkın inkâr edilmesi ve kabul edeceklerin engellenmesi için yapılan harcamalar, bunu yapanların güzel vasıflarını da yok etmiştir. Bu harcamalarının karşılığı olarak âhirette hiçbir şey alamayacakları gibi dünyada da ziyana uğramışlardır. Nitekim bu sûrenin 22. âyetiyle Bakara sûresinin 217. âyetinde kâfirlerin amellerinin dünyada da âhirette de ziyan olduğu bildirilmektedir. Râzî, konumuz olan âyetle ilgili çeşitli yorumları verdikten sonra şöyle der: “Biz bu âyeti kâfirlerin âhiretteki kayıplarıyla yorumladık ama, aynı zamanda onların dünyadaki kayıplarıyla yorumlamak da uzak bir ihtimal değildir (VIII, 195). Âyeti şöyle anlamak da mümkündür: Dünya hayatını devam ettirebilmek için yaptıkları harcamalar boşa gitmiştir. Çünkü bu değerli ömür sermayesiyle ebedî saadeti kazanamamışlardır.