Allah, kullarından dilediğine rızkı bol ve ölçüye göre verir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Allah, kullarından dilediğine rızkı bol ve ölçüye göre verir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah, kullarından dilediğine rızkı bol bol verir, dilediğine de kısar. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah, kullarından dilediğine rızkı açıp yayar da ölçülü verip kısar da. Allah herşeyi çok iyi bilir.
Süleyman Ateş
Allah kullarından dilediğine rızkı açar da, kısar da. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.9%
İngilizce
Allah extends provision for whom He wills of His servants and restricts for him. Indeed Allah is, of all things, Knowing
Fransızca
Allah dispense largement ou restreint Ses dons à qui Il veut parmi Ses serviteurs. Certes, Allah est Omniscient
İspanyolca
Dios concede Su sustento en abundancia a quien quiere de Sus siervos y se lo restringe [a quien Él quiere]. Dios conoce todas las cosas
Rusça
Аллах увеличивает или ограничивает удел тому из Своих рабов, кому пожелает. Воистину, Аллах знает о всякой вещи
Endonezce
Allah melapangkan rezeki bagi orang yang Dia kehendaki di antara hamba-hamba-Nya dan Dia (pula) yang membatasi baginya. Sungguh, Allah Maha Mengetahui segala sesuatu
Bengalce
আল্লাহ তাঁর বান্দাদের মধ্যে যার জন্য ইচ্ছা রিযিক প্রশস্ত করে দেন এবং যার জন্য ইচ্ছা হ্রাস করেন। নিশ্চয়, আল্লাহ সর্ববিষয়ে সম্যক পরিজ্ঞাত।
Allah Teâlâ, hikmeti gereği kullarından dilediğine rızkı genişletir, dilediğine de rızkı az vererek kısar. Şüphesiz Yüce Allah, her şeyi bilendir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Kulları için uygun olan düzenlemeler O'na gizli kalmaz.
61- Eğer sen onlara:“Gökleri ve yeri kim yarattı? Güneşi ve ayı kim istifadenize sundu?” diye sorsan onlar elbette: “Allah” diyeceklerdir. O halde nasıl (tevhidden) döndürülüyorlar?! 62- Allah, rızkı kullarından dilediği kimselere genişletir, dilediklerine de daraltır. Şüphesiz Allah her şeyi çok iyi bilendir. 63- Eğer sen onlara: “Gökten suyu indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra dirilten kimdir?” diye sorsan onlar elbette: “Allah” diyeceklerdir. Sen: “Allah’a hamdolsun” de. Ama onların çoğu akıllarını kullanmazlar.
61-63. Bu, Yüce Allah’ın ulûhiyette bir olduğunu yalanlayan ve yalnızca O’na ibadeti reddeden müşriklere karşı getirilen susturucu bir delildir. Şöyle ki onlar, Allah’ın rububiyette tek olduğunu kabul ettiklerinden dolayı uluhiyette de tek olduğunu kabul etmek zorundadırlar. Çünkü onlara “Gökleri ve yeri kim yarattı? Gökten bir su indirerek ölümünden sonra o su ile yeryüzünü dirilten kimdir? Bütün işlerin idaresi kimin elindedir?” diye soracak olursak: “onlar elbette: Allah, diyeceklerdir.” Bunların yapan yalnızca Allah’tır, diyecek ve putlarla Allah’tan başka taptıkları varlıkların, bunların herhangi birisini yapabilecek güce sahip olmadıklarını itiraf edeceklerdir. Acizliklerini ve hiçbir şeyi idare edebilecek güce sahip olmadıklarını kabul ettikleri bu varlıklara yönelişleri ve bundan dolayı da ortaya attıkları yalan ve iftiraları gerçekten hayret edilecek bir iştir. Böylece onların akılsız ve kafaları çalışmaz kimseler oldukları tescillenmiştir. Zira fayda sağlayamayacağını, zarar veremeyeceğini, hiçbir şey yaratamayacağını, rızık veremeyeceğini bilmekle birlikte bir taşa yahut da bir kabre yahut da buna benzer bir şeye yönelen, sonra da tam bir samimiyetle ona bağlanıp ibadet eden; yaratıcı, rızık verici, fayda ve zarar verici Rabbe onu ortak kılan kimseden daha kıt akıllı birisi olabilir mi? Hidâyeti sapıklıktan ayırt eden, müşriklerin izledikleri yolun batıl olduğunu -ilâhî tevfike mazhar olanlar ondan sakınsınlar diye- açık seçik ortaya koyan Allah’a hamdolsun, de. Yine ulvi ve süfli alemleri yaratan, bunların işlerini çekip çeviren, bunların rızkını veren, dilediğine rızkı geniş geniş tutmakla birlikte dilediğininkini kısan ve bunu hikmeti gereğince ve kullarına neyin yararlı olduğunu bildiği için yapan Allah’a hamdolsun, de.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Önceki âyetlerde Mekke putperestlerinin baskıları karşısında bunalan müminlerden, bir kurtuluş yolu olmak üzere, hicret etmeleri istendikten sonra bu âyetler grubunda baskıcı putperestlerin asıl sorunları olan çarpık inançlarından ve bu yüzden içine düştükleri çelişkilerinden örnekler verilmektedir. Buna göre onlar, bir yandan sorulduğunda yeri göğü yaratan, değişmez yasaları uyarınca ay ve güneş gibi gök cisimlerinin hikmetli ve amaçlı bir düzen içinde işleyişlerini sağlayan, kezâ gökten su indirip ölü toprağı canlandıran gücün Allah olduğunu söylüyor; fakat öte yandan Allah’ı bırakıp âdi nesnelere tapıyorlardı. 61. âyette bu tutumun haktan yüz çevirme anlamına geldiği, 63. âyette de akılsızlık olduğu bildirilmektedir. Zira gerçek mânada insan, inancında ve yaşayışında hakikatle uyum içinde olmalıdır. Oysa müşrikler, bir yandan evreni yaratıp yöneten gücün Allah olduğunu söylerlerken diğer yandan Allah’tan başka şeyleri tanrı sayıp onlara tapıyorlardı; tevhidden sapma demek olan bu tutum hem bir çelişki hem de insanın en değerli meziyetlerinden olan aklı kullanmamak, akıl ölçülerinden uzaklaşmak demektir. Bu durumda putperestlerin, sorulduğunda Allah’ı yaratıcı güç olarak tanıdıklarını söylemelerinin pratikte bir anlamı kalmamaktadır. Çünkü onlar, Allah’ın dinini, peygamberini ve kitabını inkâr ediyor; buyruk ve yasaklarını tanımıyor; eylemlerini sanki Allah yokmuş, O’na karşı sorumlu değillermiş gibi sürdürüyorlardı. Kuşkusuz ilk muhatapları müşrikler olduğu için onlara hitap eden bu âyetler, aynı zamanda benzer tutumları sergileyen bütün insanları kapsamaktadır.
Allah Teâlâ, hikmeti gereği kullarından dilediğine rızkı genişletir, dilediğine de rızkı az vererek kısar. Şüphesiz Yüce Allah, her şeyi bilendir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Kulları için uygun olan düzenlemeler O'na gizli kalmaz.