Diyanet İşleri
Vadettiğimiz güzel bir nimete kavuşan kimse; dünya hayatında kendisine bir geçimlik verdiğimiz, sonra kıyamet günü azap için getirilen kimse gibi midir
Elmalılı Hamdi Yazır
Şu halde, kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz, ardından ona kavuşan kimse, (sırf) dünya hayatının geçici zevkini yaşattığımız ve sonra kıyamet gününde (azab için) huzurumuza getirilenler arasında bulunan kimse gibi midir?
Yaşar Nuri Öztürk
Kendisine güzel bir vaatte bulunduğumuz, ardından da ona kavuşan kimse, şu iğreti hayatın yararıyla nimetlendirdiğimiz, sonra kıyamet gününde huzurumuza dikilecekler arasına giren kimse gibi midir?
Süleyman Ateşen ayrışan
İmdi kendisine güzel bir söz verdiğimiz ve muhakkak o(söz verile)ne kavuşacak olan kimse; sırf kendisine dünya hayatının geçici zevkini yaşattığımız ve sonra kıyamet günü (yakalanıp) getirileceklerden olan insan gibi midir?
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ahiret hayatında, Cennet ve içindeki kalıcı nimetleri vadettiğimiz kimse, bunları kaçınılmaz olarak elde edecektir. Dünya hayatında verdiğimiz mal ve süslerle faydalandırdığımız, sonra da kıyamet günü Cehennem'e getirilen kimse gibi olur mu hiç?
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
60. Size verilen her şey, dünya hayatının (geçici) menfaati ve süsüdür. Allah katında olanlar ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? 61- Kendisine güzel bir vaatte bulunduğumuz ve ona kavuşacak olan kimse, hiç kendisine dünya hayatının (geçici) menfaatlerini verdiğimiz, sonra da Kıyamet günü (hesap ve azap için) huzura getirilecek olan kimse gibi midir?
60. Bu buyrukla Yüce Allah, kullarını dünyaya karşı düşkün olmamaya, ona aldanmamaya, buna karşılık âhirete arzu duymaya, esas maksat ve isteklerinin âhiret olması gerektiğine teşvik etmekte; insanlara verilen altın, gümüş, hayvan, mal, mülk, kadın, evlat, yiyecekler, içeceklerle zevk alınacak her türlü şeyin, dünya hayatının geçici menfaati ve süsü olduğunu haber vermektedir. Yani kul, bunlarla sınırlı olarak ve hevesi kursakta bırakan kederli şeylerle dolu bir süre içerisinde faydalanır. Övünmek ve riyakârlık için kısa bir süre bunlarla süslenir. Sonra bunlar çabucak yok olup gider, hepsi de bitip tükenir. Bunlara sahip olan kimseye ise bunlardan pişmanlık, zarar ve mahrumiyetten başka bir şey kalmaz. “Allah katında olanlar ise” ebedi nimetler içinde her türlü olumsuzluklardan uzak bir yaşam “daha hayırlı ve daha kalıcıdır.” Hem niteliği itibari ile hem miktarı itibari ile daha üstündür. Ebedîdir ve süreklidir. “Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” Yani bu ikisini ölçüp biçerek hangisinin tercih edilmeye değer olduğunu ve bu iki yurttan hangisi için çalışmanın daha uygun olduğunu tespit edecek akıllarınız yok mu? u buyruk, kulun aklı oranında âhireti dünyaya tercih edeceğine delildir. Aynı şekilde dünyayı tercih edenin ancak kıt akıllılığından dolayı böyle bir tercihe yöneldiğini göstermektedir. Bundan dolayı Yüce Allah, dünyayı tercih edenle âhireti tercih edenin âkıbeti arasında bir mukayese yapmak üzere akılları uyarmakta ve şöyle buyurmaktadır:
61. “Kendisine güzel bir vaatte bulunduğumuz ve ona kavuşacak olan kimse...” Yani Rabbinin kendisine vaat ettiği güzel mükafat olan cennet ve ondaki pek büyük nimetlere arzu duyarak amel edip âhiret için gereken şekilde çalışan ve hiç şüphesiz bu amelin mükâfatını görecek olan -çünkü bu vaat, kendisini razı edecek şeyleri yerine getiren ve onu gazaplandıran şeylerden uzak duran kuluna keremi sonsuz, sözü doğru ve sözünden caymayan Allah vermiştir- böyle bir mü’min kişi “hiç kendisine dünya hayatının (geçici) menfaatlerini verdiğimiz” o nedenle de dünyaya dalan, alıp-veren, yiyip-içen, hayvanların faydalandığı gibi faydalanan, dünyası ile meşgul olup âhiretini unutan, Allah’ın hidâyetine yönelmeyen, peygamberlerin izinden gitmeyen ve dünyasından hüsran ve helâkten başka bir azık biriktirmemeyi sürdüren “sonra da Kıyamet günü” hesap için “huzura getirilecek olan kimse gibi midir?” Böyle bir kimse, nefsi için hayır namına bir şey göndermediğine, aksine kendisine zarar verecek her şeyi yaptığına ve bu halde amellerin karşılığının verileceği yurda intikal ettiğine göre onun nasıl bir sonuçla karşılaşacağı beklenir? Acaba ona yapılacak muamele ne olabilir, dersiniz? İşte aklı başında olanlar, tercih edilmeye değer olanı tercih etsin. Bu iki şıktan daha doğru olanı seçsin.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Mekke müşriklerine hitap edilerek onların sahip olduğu dünya nimet ve ziynetlerinin geçici, Allah’ın âhirette vereceği nimetlerin ise daha hayırlı ve kalıcı olduğu ifade edilmekte, ardından da 62. âyette bu iki farklı nimetten faydalanacak olan iki grup mukayese edilmektedir. Bu mukayesede, dünyevî sıkıntılara göğüs gererek kararlı bir şekilde doğru yolda yürüyüp bu sayede Allah’ın kendilerine vaad ettiği âhiretteki kalıcı ve güzel nimetlere kavuşacak olanların orada mutlu bir hayat yaşayacaklarına; dünyanın geçici zevklerine aldanıp da âhireti unutanların, kendilerine bahşedilen dünyevî nimetleri kaybetme korkusuyla inanç ve yaşayışta haktan sapanların, böylece o nimetleri kötüye kullananların, nihayet nimetleri Allah’tan başka güçlere isnat ettikleri için Allah huzurunda yargılanacak olanların da mutsuz ve bedbaht olacaklarına işaret edilmektedir.