Önceki ayet· 25:44Sonraki ayet· 25:46

Furkân Suresi 45. Ayet· 25:45

↗ Furkân suresi
Mekki
أَلَمۡ تَرَ إِلَىٰ رَبِّكَ كَيۡفَ مَدَّ ٱلظِّلَّ وَلَوۡ شَآءَ لَجَعَلَهُۥ سَاكِنٗا ثُمَّ جَعَلۡنَا ٱلشَّمۡسَ عَلَيۡهِ دَلِيلٗا
Rabbini görmedin mi gölgeyi nasıl uzattı? Dileseydi, onu durgun yapardı. Sonra nasıl güneşi ona delil kıldık (gölgenin görünmesini, ışığa bağlı kıldık)?
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Rabbini görmedin mi gölgeyi nasıl uzattı? Dileseydi, onu durgun yapardı. Sonra nasıl güneşi ona delil kıldık (gölgenin görünmesini, ışığa bağlı kıldık)?
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Rabbinin gölgeyi nasıl uzatmakta olduğunu görmedin mi? Dileseydi onu elbet hareketsiz de kılardı. Sonra biz güneşi, ona (gölgeye) delil kılmışızdır.
Yaşar Nuri Öztürk
Görmedin mi Rabbini, nasıl uzatmıştır gölgeyi? Eğer dileseydi, onu elbette hareketsiz kılardı. Sonra nasıl Güneş'i ona delil yapmışız!
Süleyman Ateş
Rabbini görmedin mi gölgeyi nasıl uzattı? Dileseydi, onu durgun yapardı. Sonra nasıl güneşi ona delil kıldık (gölgenin görünmesini, ışığa bağlı kıldık)?
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.5%
İngilizce
Have you not considered your Lord - how He extends the shadow, and if He willed, He could have made it stationary? Then We made the sun for it an indication
Fransızca
N'as-tu pas vu comment ton Seigneur étend l'ombre? S'Il avait voulu, certes, Il l'aurait faite immobile. Puis Nous lui fîmes du soleil son indice
İspanyolca
¿No ves cómo tu Señor extiende la sombra? Si Él quisiera podría dejarla fija, pero ha hecho que se deslice siguiendo el curso del sol
Rusça
Разве ты не видишь, как твой Господь простирает тень? Если бы Он захотел, то сделал бы ее неподвижной. Затем Мы делаем солнце ее путеводителем
Endonezce
Tidakkah engkau memperhatikan (penciptaan) Tuhanmu, bagaimana Dia memanjangkan (dan memendekkan) bayang-bayang; dan sekiranya Dia menghendaki, niscaya Dia menjadikannya (bayang-bayang itu) tetap, kemudian Kami jadikan matahari sebagai petunjuk
Bengalce
তুমি কি তোমার পালনকর্তাকে দেখ না, তিনি কিভাবে ছায়াকে বিলম্বিত করেন? তিনি ইচ্ছা করলে একে স্থির রাখতে পারতেন। এরপর আমি সূর্যকে করেছি এর নির্দেশক।
Çince
难道你没有看见你的主怎样伸展阴影吗?假若他意欲,他必定使阴影成为静止的。我以太阳为其标志,
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Yeryüzünde gölgeyi yayıp, uzattığı vakit Yüce Allah'ın yarattıklarının izlerini görmez misin? Eğer dileseydi, onu hareketsiz olarak sabit kılardı. Sonra biz uzayıp kısalmasıyla Güneş'i ona delil kıldık.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
45- Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? Dileseydi onu hareketsiz kılardı. Sonra güneşi ona delil kıldık. 46- Sonra onu yavaş yavaş kendimize doğru çektik. 45-46. Yani sen, gözünle ve basiretinle Rabbinin kudretini, kemalini ve rahmetinin genişliğini görmedin mi? O gölgeyi kulların üzerine uzatıp çeker. Bu güneşin doğuşundan önce olan bir şeydir. “Sonra ona güneşi delil kıldık.” Yani güneşi gölgeye delil kıldık. Güneş olmasaydı gölgenin varlığı bilinmezdi, çünkü zıt şeyler birbirleriyle tanınırlar. Güneş yükseldikçe gölge de yavaş yavaş kısalır ve nihâyet tamamen ortadan kalkar. Gözleriyle bu vakıayı gören insanlar için gölge ve güneşin gelmesi ve bunun sonucu olarak da gece ile gündüzün değişip durması, birinin diğerinin ardından gelmesi, mevsimlerin birbirlerini izlemesi ve bundan dolayı da pek çok maslahatların meydana gelmesi, hiç şüphesiz Allah’ın kudret, azamet ve rahmetinin kemalinin, kullarına gösterdiği inâyetin en açık delillerindendir. Yine O’nun tek başına mabud, yaptıklarından dolayı hamde layık, sevgi ve tazimi hak eden, celâl ve ikram sahibi olduğuna da delildir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İnkârcıların, nefsânî tutkularını tanrılaştırırcasına akıl ve iz‘an yolundan saptıklarını bildirerek bu tutumun yanlışlığını vurgulayan âyetlerin ardından bu bölümde de insanın aklına, irfanına ve basiretine hitap eden deliller ortaya konmakta; insanın her an içinde yaşadığı tabiat olaylarındaki yaratıcı kudrete işaret eden ontolojik düzenden, bu düzeni kuran ve sürdüren ilâhî yasalardan bazı örnekler verilmekte; bu suretle insanlar, Kur’an’ın temel hedefi olan Allah’a imana ve hidayet yoluna davet edilmektedir. 50. âyetteki “... kendilerine” diye çevirdiğimiz beynehüm ifadesi lafzî olarak “aralarında” anlamına gelir. Ancak biz, bu ifadenin Türkçe anlatım tarzına en uygun karşılığının tercih ettiğimiz şekilde olduğunu düşünüyoruz. Bu âyet, Kur’an’da bazı bilgilerin, uyarıların, ibretli olayların vb. anlatımların yer yer aynı ifade kalıplarıyla sık sık tekrar edilmesinin sebebini de ortaya koymaktadır.
Furkân Suresi 45. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Yeryüzünde gölgeyi yayıp, uzattığı vakit Yüce Allah'ın yarattıklarının izlerini görmez misin? Eğer dileseydi, onu hareketsiz olarak sabit kılardı. Sonra biz uzayıp kısalmasıyla Güneş'i ona delil kıldık.