Önceki ayet· 25:45Sonraki ayet· 25:47

Furkân Suresi 46. Ayet· 25:46

↗ Furkân suresi
Mekki
ثُمَّ قَبَضۡنَٰهُ إِلَيۡنَا قَبۡضٗا يَسِيرٗا
Sonra (güneş yükseldikçe) gölgeyi yavaş yavaş çekip aldık.
Meal ihtilafı: 11% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Sonra (güneş yükseldikçe) gölgeyi yavaş yavaş çekip aldık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra da onu yavaş yavaş kendimize (başka yöne) çekmekteyiz.
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra nasıl tutup onu ağır ağır kendimize çekmişiz!
Süleyman Ateş
Sonra (güneş yükseldikçe) gölgeyi yavaş yavaş çekip aldık.
Diller arası (7 dil)ıraksama 18.2%
İngilizce
Then We hold it in hand for a brief grasp
Fransızca
puis Nous la saisissons [pour la ramener] vers Nous avec facilité
İspanyolca
Luego hace que desaparezca gradualmente
Rusça
и затем постепенно сжимаем ее к Себе
Endonezce
kemudian Kami menariknya (bayang-bayang itu) kepada Kami580) sedikit demi sedikit
Bengalce
অতঃপর আমি একে নিজের দিকে ধীরে ধীরে গুটিয়ে আনি।
Çince
然后我逐渐地收回阴影。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Sonra, gölgeyi Güneş'in yükselmesine göre kademe kademe yavaş yavaş kendimize doğru çektik.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
45- Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? Dileseydi onu hareketsiz kılardı. Sonra güneşi ona delil kıldık. 46- Sonra onu yavaş yavaş kendimize doğru çektik. 45-46. Yani sen, gözünle ve basiretinle Rabbinin kudretini, kemalini ve rahmetinin genişliğini görmedin mi? O gölgeyi kulların üzerine uzatıp çeker. Bu güneşin doğuşundan önce olan bir şeydir. “Sonra ona güneşi delil kıldık.” Yani güneşi gölgeye delil kıldık. Güneş olmasaydı gölgenin varlığı bilinmezdi, çünkü zıt şeyler birbirleriyle tanınırlar. Güneş yükseldikçe gölge de yavaş yavaş kısalır ve nihâyet tamamen ortadan kalkar. Gözleriyle bu vakıayı gören insanlar için gölge ve güneşin gelmesi ve bunun sonucu olarak da gece ile gündüzün değişip durması, birinin diğerinin ardından gelmesi, mevsimlerin birbirlerini izlemesi ve bundan dolayı da pek çok maslahatların meydana gelmesi, hiç şüphesiz Allah’ın kudret, azamet ve rahmetinin kemalinin, kullarına gösterdiği inâyetin en açık delillerindendir. Yine O’nun tek başına mabud, yaptıklarından dolayı hamde layık, sevgi ve tazimi hak eden, celâl ve ikram sahibi olduğuna da delildir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İnkârcıların, nefsânî tutkularını tanrılaştırırcasına akıl ve iz‘an yolundan saptıklarını bildirerek bu tutumun yanlışlığını vurgulayan âyetlerin ardından bu bölümde de insanın aklına, irfanına ve basiretine hitap eden deliller ortaya konmakta; insanın her an içinde yaşadığı tabiat olaylarındaki yaratıcı kudrete işaret eden ontolojik düzenden, bu düzeni kuran ve sürdüren ilâhî yasalardan bazı örnekler verilmekte; bu suretle insanlar, Kur’an’ın temel hedefi olan Allah’a imana ve hidayet yoluna davet edilmektedir. 50. âyetteki “... kendilerine” diye çevirdiğimiz beynehüm ifadesi lafzî olarak “aralarında” anlamına gelir. Ancak biz, bu ifadenin Türkçe anlatım tarzına en uygun karşılığının tercih ettiğimiz şekilde olduğunu düşünüyoruz. Bu âyet, Kur’an’da bazı bilgilerin, uyarıların, ibretli olayların vb. anlatımların yer yer aynı ifade kalıplarıyla sık sık tekrar edilmesinin sebebini de ortaya koymaktadır.
Furkân Suresi 46. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Sonra, gölgeyi Güneş'in yükselmesine göre kademe kademe yavaş yavaş kendimize doğru çektik.