Önceki ayet· 34:8Sonraki ayet· 34:10

Sebe' Suresi 9. Ayet· 34:9

↗ Sebe' suresi
Mekki
أَفَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَىٰ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِۚ إِن نَّشَأۡ نَخۡسِفۡ بِهِمُ ٱلۡأَرۡضَ أَوۡ نُسۡقِطۡ عَلَيۡهِمۡ كِسَفٗا مِّنَ ٱلسَّمَآءِۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗ لِّكُلِّ عَبۡدٖ مُّنِيبٖ
Önlerinde ve ardlarında olan göğü ve yeri görmezler mi? Dilesek onları yere geçirir veya göğün bir parçasını başlarına indiririz. Bunlarda, Allah'a yönelen her kul için dersler vardır
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Önlerinde ve ardlarında olan göğü ve yeri görmezler mi? Dilesek onları yere geçirir veya göğün bir parçasını başlarına indiririz. Bunlarda, Allah'a yönelen her kul için dersler vardır
Elmalılı Hamdi Yazır
Ya gökten ve yerden önlerindekine ve arkalarındakine bir bakmazlar mı? Dilesek kendilerini yere geçiriveririz. Yahut gökten üzerlerine parçalar düşürüveririz. Şüphesiz bunda Allah'a yönelen (hakka gönül veren) her kul için bir ibret vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar, önlerinde ve arkalarında, gökten ve yerden neler var, görmediler mi? Dilesek onları yere batırırız, ya da üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. Hiç kuşkusuz, bütün bunlarda Allah'a yönelen her kul için mutlak bir ibret vardır.
Süleyman Ateş
Onlar gökten ve yerden önlerinde ve arkalarında bulunanı, (kendilerini her yandan kuşatan göğü ve yeri) görmüyorlar mı? Dilesek onları yere batırırız, ya da üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. Şüphesiz bunda (Rabbine) yönelen her kul için bir ibret vardır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.2%
İngilizce
Then, do they not look at what is before them and what is behind them of the heaven and earth? If We should will, We could cause the earth to swallow them or [could] let fall upon them fragments from the sky. Indeed in that is a sign for every servant turning back [to Allah]
Fransızca
Ne voient-ils donc pas ce qu'il y a comme ciel et comme terre devant et derrière eux? Si Nous voulions, Nous ferions que la terre les engloutisse, ou que des morceaux du ciel tombent sur eux. Il y a en cela une preuve pour tout serviteur repentant
İspanyolca
¿Es que no observan los cielos y la tierra que los rodea? Si quisiera, haría que se los tragara la tierra, o haría que cayera sobre ellos un castigo del cielo. En eso hay un signo para todo siervo arrepentido
Rusça
Неужели они не видят того, что перед ними и что позади них на небе и на земле? Если Мы пожелаем, то заставим землю поглотить их или же низринем на них кусок неба. Воистину, в этом - знамение для каждого раскаивающегося раба
Endonezce
Maka apakah mereka tidak memperhatikan langit dan bumi yang ada di hadapan dan di belakang mereka? Jika Kami menghendaki, niscaya Kami benamkan mereka di bumi atau Kami jatuhkan kepada mereka kepingan-kepingan dari langit. Sungguh, pada yang demikian itu benar-benar terdapat tanda (kekuasaan Allah) bagi setiap hamba yang kembali (kepada-Nya)
Bengalce
তারা কি তাদের সামনের ও পশ্চাতের আকাশ ও পৃথিবীর প্রতিলক্ষ্য করে না? আমি ইচ্ছা করলে তাদের সহ ভূমি ধসিয়ে দেব অথবা আকাশের কোন খন্ড তাদের উপর পতিত করব। আল্লাহ অভিমুখী প্রত্যেক বান্দার জন্য এতে অবশ্যই নিদর্শন রয়েছে।
Çince
难道他们没有观察在他们上面和下面的天地吗?如果我意欲,我必使他们沦陷在地面下,或使天一块一块地落在他们的头上。对于每一个归依的仆人,此中确有一种迹象。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yeniden dirilmeyi inkâr edenler, yerde önlerinde olanı ve gökte arkalarında olanı görmezler mi? Eğer dilersek onları ayaklarının altından yere batırırız ve yine dilersek onların üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. İşte bunda, Allah'ın kudretine delil getirmek ve Rabbine çokça itaat ederek O'na dönmek isteyen her kul için açık ve kesin deliller vardır. Bunlara kadir olan (Allah); ölümünüzden ve bedenlerinizin paramparça olmasından sonra sizleri yeniden diriltmeye kadirdir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
7- O kafirler dediler ki:“(Öldükten sonra) çürüyüp paramparça olduğunuz zaman sizlerin kesinlikle yeniden yaratılacağınızı haber veren bir adamı size gösterelim mi?!” 8- “Allah’a karşı yalan mı uyduruyor yoksa onda bir delilik mi var (anlamadık)!?” Hayır, âhirete iman etmeyenler, azap ve uzak bir sapıklık içindedirler. 9- Gerek gökte gerek yerde önlerinde ve arkalarında bulunanlara hiç bakmazlar mı? Dilersek onları yerin dibine geçiririz yahut gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Şüphesiz bunda (Rabbine) yönelen her bir kul için elbette bir ibret vardır. 7. “O kafirler” yalanlamak, alay etmek ve dirilişin uzak bir ihtimal olduğunu belirtmek üzere “dediler ki: (Öldükten sonra) çürüyüp paramparça olduğunuz zaman sizlerin kesinlikle yeniden yaratılacağınızı haber veren bir adamı size gösterelim mi?!” Bu adam ile kastettikleri, Allah Rasûlüdür. Onlara göre o, garip karşılanacak bir şeyler bildirmektedir. O kadar ki onlara göre o, seyredilecek ve söyledikleri ile alay edilecek kadar hayret edilecek bir haldedir. O nedenle şöyle diyorlar:“Çürüyüp darmadağın olduktan sonra, eklemler parçalanıp ayrıldıktan, organlar yok olup gittikten sonra nasıl olur da yeniden yaratılacaksınız, diyebiliyor bu adam?” 8. “Bunları söyleyen kişi, bu sözleri ile “Allah’a karşı yalan mı uyduruyor” O’na karşı cüretkârlık ederek mi bu sözleri söyler, “yoksa onda bir delilik mi var (anlamadık)!?” Eğer öyleyse bu söyledikleri garip karşılanmaz. Çünkü delilik çeşit çeşittir. Bütün bu söyledikleri, inat ve zulüm üzere söylenmiştir. Yoksa onlar, peygamberin insanların en doğru sözlüsü ve en akıllısı olduğunu kesinlikle biliyorlardı. Bunu bildikleri için de düşmanlıklarını tekrar tekrar ortaya koydular, insanları onun sözlerini dinlemekten engellemek için canlarını ve mallarını feda ettiler. Ey temiz olmayan akıl sahipleri! Gerçekten o, yalan söyleyen bir deli olsaydı, sizin onun söylediklerine kulak vermemeniz, onun çağrısına hiçbir şekilde aldırış etmemeniz gerekirdi. Çünkü akıllı bir kimsenin, delinin söylediklerine hiçbir şekilde önem vermemesi yahut onun söylediği sözün bu kadar ileri derecede kendisini etkilememesi gerekirdi. Sizin inadınız ve zulmünüz olmasaydı hiç şüphesiz onun çağrısını kabul etmekte elinizi çabuk tutardınız. Ancak:“O âyetler ve korkutmalar iman etmeyen bir topluluğa fayda vermez.”(Yunus, 10/21) Bundan dolayı Yüce Allah, devamla şöyle buyurmaktadır:“Hayır, âhirete iman etmeyenler” ki onlardan bir kısmı da bu sözleri söyleyenlerdir “azap ve uzak bir sapıklık içindedirler.” Büyük bir bedbahtlık ve doğruya hiçbir şekilde yakınlığı bulunmayan, haktan alabildiğine uzak bir sapıklık içindedirler. Allah’ın, öldükten sonra diriltmeye kadir olduğunu inkâr edişlerinden, bunu bildiren Rasûlünü yalanlayarak onunla alay edişlerinden, onun getirdiklerinin hak olduğunu kesin olarak bildikleri halde hakkı batıl, batıl ve sapıklığı ise hak ve hidâyet olarak görmelerinden daha ileri derecede bir bedbahtlık ve sapıklık olabilir mi? 9. Daha sonra Yüce Allah, dikkatlerini aklî bir delile çekmektedir. Bu delil, öldükten sonra dirilişin gördükleri gibi uzak olmadığını göstermektedir. Eğer önlerinde ve arkalarında bulunan semaya ve arza bakacak olsalar hiç şüphesiz Yüce Allah’ın bunlardaki göz kamaştırıcı kudretini görürler, en ileri ilim adamlarını bile dehşete düşürecek boyutlardaki azametine tanık olurlardı. Göklerin ve yerin yaratılmasının, bunların büyüklüklerinin ve her ikisinde bulunan bunca mahlukatın var edilişinin, öldükten sonra insanların kabirlerinden diri olarak çıkarılmasından daha muazzam olduğunu anlarlardı. Peki, bundan daha büyük şeyleri tasdik ettikleri halde öldükten sonra dirilişi yalanlamaya onları iten nedir? Evet, şüphesiz ki bu, şu ana kadar gaybî bir haberdir. Onlar bunu görmemektedirler. İşte onu yalanlayışlarının sebebi de budur. Allah da şöyle buyurmaktadır:“Dilersek onları yerin dibine geçiririz yahut gökten üzerlerine” azaptan “parçalar düşürürüz.” Çünkü gökler ve yer, bizim irademiz ve emrimiz altındadır. Emir verecek olursak, bize karşı gelemezler. Öyleyse yalanlamalarınız üzere ısrar etmekten sakının. Yoksa sizi en ağır cezalarla cezalandırırız. “Şüphesiz bunda” göklerin, yerin ve her ikisinde bulunan bunca varlıkların yaratılmasında Rabbine “yönelen her bir kul için elbette bir ibret vardır.” Kulun Yüce Allah’a yönelişi ne kadar büyük olursa, ilâhî delillerden yararlanması da o kadar büyük olur. Çünkü Rabbine yönelen kimse O’na dönmüştür. Böyle bir kimsenin iradesi ve bütün gayreti Rabbinin rızasına yöneliktir. Bütün işlerinde Rabbine döner. Bu yüzden Rabbine oldukça yakındır. Onun Allah’ı razı edecek şeylerle uğraşmaktan başka hiçbir gayesi yoktur. Mahlukata bakışı da tefekkür ve ibret bakışıdır. Faydasız ve gafilane bir bakış değildir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu âyetin “Kendilerini her yönden kuşatan göğe ve yere bakıp düşünmezler mi?” şeklinde çevrilen kısmı için yapılan yorumlardan biri şöyledir: Onlar bütün yönlerden bizim yarattığımız gök ve yer ile kuşatılmış olduklarını görmüyorlar mı ki, yere onları yutmasını veya göğe üzerlerine parçalar düşürmesini emretmemizden çekinmiyorlar! (Taberî, XXII, 64). Bunun deyimsel bir ifade olduğu kanaatini taşıyan Muhammed Esed’in yorumu şöyledir: “Yukarıdaki ifade bu bağlamda –ve 2/255’te– insanın ulaştığı yahut kendisine sunulan bilginin önemsizliğini vurgular; o halde insan, yeniden dirilmenin ve öldükten sonraki hayatın insan tecrübesinin ulaşamayacağı bir fenomen olduğunu, diğer taraftan, evrendeki her şeyin Allah’ın sınırsız yaratma gücünü ispatladığını gördüğü halde nasıl bu realiteleri inkâr edecek kadar küstah olabilir?” Onun için yazar bu cümleyi şöyle çevirmiştir: “Göğün ve yerin ne kadar az kısmının önlerine serildiğini, ne kadarının da gizlendiğini anlamazlar mı?” Aynı yazar âyetin devamındaki, “yerin dibine geçirme ve gökten parçalar düşürme” ifadesinin, önceden kestirilemeyen jeolojik ve kozmik olaylara –yer sarsıntısı, meteor veya meteoritlerin düşüşü, kozmik ışınlar vb.– yapılan bir atıf olduğunu, bunun yukarıda verilen tercümeyi desteklediğini ve Allah’ın bilgisinin kuşatıcılığına ve yüceliğine nazaran insanın güçsüzlüğünü vurguladığını belirtmektedir (II, 872, 873). Bize göre de insanlar önlerinde (fiilen bilgi alanlarında) olan şeyler üzerine düşündükleri gibi, bir yandan da bilgilerinin sınırlı olduğunu (bilinmeyen, önde değil arkada olan şeylerin de bulunduğunu) idrak eder ve düşünürler. Bu iki alanlı düşünme onları bir Allah’a iman etmeye götürebilir.
Sebe' Suresi 9. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yeniden dirilmeyi inkâr edenler, yerde önlerinde olanı ve gökte arkalarında olanı görmezler mi? Eğer dilersek onları ayaklarının altından yere batırırız ve yine dilersek onların üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. İşte bunda, Allah'ın kudretine delil getirmek ve Rabbine çokça itaat ederek O'na dönmek isteyen her kul için açık ve kesin deliller vardır. Bunlara kadir olan (Allah); ölümünüzden ve bedenlerinizin paramparça olmasından sonra sizleri yeniden diriltmeye kadirdir.