Önceki ayet· 25:3Sonraki ayet· 25:5

Furkân Suresi 4. Ayet· 25:4

↗ Furkân suresi
Mekki
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ إِفۡكٌ ٱفۡتَرَىٰهُ وَأَعَانَهُۥ عَلَيۡهِ قَوۡمٌ ءَاخَرُونَۖ فَقَدۡ جَآءُو ظُلۡمٗا وَزُورٗا
İnkar edenler: "Bu Kuran uydurmadır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
İnkar edenler: "Bu Kuran uydurmadır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
İnkâr edenler: "Bu Kur'ân Muhammed'in uydurmasıdır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Küfre batanlar dediler ki: "Bu, onun uydurduğu bir düzmeceden başka şey değildir. Ve bu düzmecede ona, başka bir topluluk da yardım etmiştir." Yemin olsun ki, bunu söyleyenler bir zulüm, günah ve iftira sergilemişlerdir.
Süleyman Ateş
İnkar edenler: "Bu, yalandan başka bir şey değildir. (Muhammed) onu uydurdu, başka bir topluluk da kendisine yardım etti." dediler ve kesin bir haksızlığa ve iftiraya vardılar.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.2%
İngilizce
And those who disbelieve say, "This [Qur'an] is not except a falsehood he invented, and another people assisted him in it." But they have committed an injustice and a lie
Fransızca
Les mécréants disent: «Tout ceci n'est qu'un mensonge qu'il (Muhammad) a inventé, et où d'autres gens l'ont aidé». Or, ils commettent là une injustice et un mensonge
İspanyolca
Los que se niegan a creer dicen [acerca del Corán]: "Esto no es más que una mentira que [Mujámmad] ha inventado con la ayuda de otros". Pero son ellos los que han cometido una injusticia y una mentira
Rusça
Неверующие говорят: «Это - всего лишь ложь, которую он выдумал с помощью других людей». Воистину, они поступают несправедливо и лгут
Endonezce
Dan orang-orang kafir berkata, "(Alquran) ini tidak lain hanyalah kebohongan yang diada-adakan oleh dia (Muhammad), dibantu oleh orang-orang lain." Sungguh, mereka telah berbuat zalim dan dusta yang besar
Bengalce
কাফেররা বলে, এটা মিথ্যা বৈ নয়, যা তিনি উদ্ভাবন করেছেন এবং অন্য লোকেরা তাঁকে সাহায্য করেছে। অবশ্যই তারা অবিচার ও মিথ্যার আশ্রয় নিয়েছে।
Çince
不信道者说:“这只是他所捏造的谣言,别的许多人曾帮助他。”他们已做了不义的事,已说了不义的谬妄的话。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah'ı ve resulüne iman etmeyip, kafir olanlar: "Bu Kur'an; Muhammed'in bir iftira olarak uydurduğu ve Allah'a nispet ettiği bir yalandan başka bir şey değildir. Bunu uydurmak hususunda başka insanlar da ona yardım etmiştir." dediler. Bu kâfirler; batıl bir söz olarak iftira attılar. Kur'an, Allah'ın kelamıdır. Bir insanın yahut bir cinin, onun bir benzerini getirmesi mümkün değildir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
4- Kâfirler:“Bu, ancak onun uydurduğu bir yalandır. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir.” dediler. Gerçekten onlar zalim oldular ve yalan bir iddiada bulundular. 5- Ve dediler ki:“Bu, öncekilerin efsaneleridir. Onları başkalarına yazdırmıştır ve sabah akşam onlar kendisine okunmaktadır.” 6- De ki:“Onu göklerde ve yerde olan gizlilikleri bilen Allah indirmiştir. Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir.” 4. Yani Allah’ı inkâr eden kâfirler, küfürlerinin bir gereği olarak Kur’ân ve Rasûl hakkında şunları söylediler:“Bu Kur’an, Muhammed’in düzüp uydurduğu bir yalandır. O, bunu uydurup Allah’a isnat etmiştir. Bunu yapmak için de bu hususta başka birtakım kimseler de ona yardımcı olmuştur.” Allah, onların bu iddialarını şöyle reddetmektedir: Onların bu karşı çıkışları, bile bile hakka karşı kibirlenmektir. Zulme ve yalan söylemeye kalkışmaktır. Çünkü, Allah Rasûlünün halini, doğruluğunun kemalini, ne derecede emin olduğunu, çok iyi bir kimse olduğunu, onun da diğer tüm insanların da en üstün ve en değerli söz olan bu Kur’ân-ı Kerim’in benzerini asla meydana getiremeyeceğini, onun bu hususta kendisine yardımcı olmak üzere hiçbir kimseyle bir araya gelmediğini insanlar arasında en iyi bilenler onlardır. Bu yüzden onların bu iddialarının akla sığması mümkün değildir. Onlar, bu sözleriyle gerçekten haksızlık edip zalim oldular. Aslı astarı bulunmayan, yalan bir iddiada bulundular. 5. Onların Kur'ân hakkındaki sözleri arasında şunlar da vardır: Muhammed’in getirmiş olduğu bu Kitap “öncekilerin efsaneleridir. Onları başkalarına yazdırmıştır.” Yani bu, dilden dile dolaşan, herkesin aktarıp durduğu ve Muhammed’in de yazdırdığı öncekilere ait hikayeler ve masallardır, “ve sabah akşam onlar kendisine okunmaktadır.” Onların bu sözleri birkaç büyük ve asılsız iddiayı içermektedir: 1- Evvela insanların en iyisi, en doğru sözlüsü olan Allah Rasûlünü yalancılıkla ve Allah’a karşı cüretkârlıkla itham etmektedirler. 2- Sözlerin en doğrusu, en büyüğü ve en değerlisi olan bu Kur’ân-ı Kerîm’in yalan ve iftira olduğunu söylemektedirler. 3- Bu iddiaları, onların Kur'ân’ın benzeri bir söz söyleyebilecekleri ve her açıdan eksik olan insanın, her bakımdan kamil olan Yaratıcı’ya sıfatlarından birisi olan kelam sıfatında denk olduğu anlamını içermektedir. 4- Allah Rasûlünün durumu onlar tarafından bilinmekteydi. Onu en iyi bilenler onlardı. Ve onlar bilirlerdi ki o, yazmayı bilen birisi değildi. Kendisi için bir şeyler yazan kimselerle de bir araya gelmemişti. Onlar, herhangi bir dayanakları bulunmaksızın böyle bir iddiada bulunmuşlardı. Bundan dolayı Allah, onların iddialarını reddetmek üzere şöyle buyurmaktadır: 6. “De ki: Onu göklerde ve yerde olan gizlilikleri bilen Allah indirmiştir.” Yani bu Kitabı ilmiyle göklerde ve yerde bulunan her bir şeyi, görüneni ve görünmeyeni, gizliyi ve açığı bilen indirmiştir. Bir başka yerde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Muhakkak bu, âlemlerin Rabbinin indirdiğidir. Onu uyarıcılardan olasın diye kalbinin üzerine Ruhu’l-Emin indirdi.”(eş-Şuara, 192-194) Bu buyrukta onlara karşı getirilen delilin açıklaması şöyledir: Bu Kitabı indirenin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Dolayısıyla herhangi bir yaratılmışın bu Kur’ân-ı Kerîm’i uydurup Allah’a isnat etmesi ve Allah tarafından gönderilmediği halde:“Bu Allah’tandır”, demesi imkânsızdır. Buna dayanarak kendisine muhalefet edenlerin kanlarını ve mallarını helâl sayması, üstelik bunu Yüce Allah’ın kendisine emrettiğini iddia etmesine imkân yoktur. Çünkü Allah her şeyi bilir. Diğer taraftan O, bu kulunu desteklemekte ve düşmanlarına karşı ona yardım etmektedir. Onlara ve ülkelerine onu hakim kılmaktadır. Ona bu imkânları vermektedir. O halde bir kimsenin, Allah’ın ilmini inkâr etmedikçe bu Kur’ân-ı Kerîm’i inkâr etmesine imkân yoktur. Allah’ın ilmini ise Ademoğulları içinde materyalist (Dehri) filozoflar dışında inkâr eden hiçbir fırka yoktur. Aynı şekilde Yüce Allah’ın her şeyi kuşatan ilminin söz konusu edilmesi, bu Kur’ân-ı Kerîm’e dikkatlerini çekmekte ve onun üzerinde iyice düşünmeye teşvik etmektedir. Çünkü onlar, Kur’ân-ı Kerîm üzerinde gereği gibi düşünecek olurlarsa orada Yüce Allah’ın ilminden ve hükümlerinden öyle şeyler görürler ki bunlar, o Kitabın ancak gizliyi de açığı da bilen Allah tarafından geldiğini onlara ispatlar. nların tevhid ve risaleti inkâr etmesine rağmen Allah'ın, onları zulümleriyle başbaşa bırakmaması da Allah’ın lütfunun bir tecellisidir. Aksine O, onları tevbeye ve kendisine dönüşe davet etmiş ve tevbe edip döndükleri takdirde de şu buyruğuyla mağfiret ve rahmet vaadinde bulunmuştur:“Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir.” Yani O, günah ve suç işleyenleri mağfirete nail olmanın sebepleri olan masiyetlerinden dönüp tevbeyi yerine getirdiklerinde bağışlayıp affetme sıfatına sahiptir. Onlara karşı çok merhametlidir. Çünkü cezalandırılmaları gerektiren işleri yapmakla birlikte onları hemen cezalandırmaz ve masiyetlerden sonra tevbelerini kabul eder. Geçmiş günahlarını siler, iyiliklerini de kabul eder. Kendisinden kaçmış olanları, yüz çevirdikten sonra kendisine yönelenleri, itaatkârların ve kendisine dönenlerin makamına yüseltir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Mekkeli putperestler, aslında Kur’an-ı Kerîm’in hükümlerini kendi bâtıl inançları, zulme dayanan mevcut düzenleri için zararlı gördüklerinden, onun etkisini değişik yollardan önlemeye çalışıyorlardı. Bu yollardan biri de Resûlullah’ın “birilerinden”, yani o dönemde Mekke’de bulunan birkaç Ehl-i kitap mensubundan da yardım alarak Kur’an’ı kendisinin uydurduğu iddiasıydı. Gerçi Resûlullah’ın genellikle köle sınıfından olan birkaç hıristiyanla görüştüğü söylenmektedir. Bunun da sebebi, onların inançlarının putperestlerinkine göre doğruya daha yakın oluşuydu. Ancak Kur’an-ı Kerîm gibi mükemmel bir kitabı böyle rastgele kişilerden aldığı bilgilerle oluşturması saçma bir iddia olmaktan öte gidemezdi (bu hususta ayrıntılı bilgi ve eleştiriler için bk. Ateş, VI, 244-246; ayrıca bk. Nahl 16/103). 6. âyette putperestlerin iddiaları reddedilirken “Onu, göklerin ve yerin sırlarını bilen Allah indirdi” buyurulması şu gerçeğe işaret etmektedir: Kur’an, Allah’ın yardımı olmadan hiçbir insanın, kendi beşerî yetenekle iyle ulaşamayacağı zenginlikte sırlar, gayb âlemine ilişkin bilgiler, kurallar ve gerçekler içermektedir; dolayısıyla Kur’an’ın insan değil Allah’ın sözü olduğunu kanıtlayan delil yine Kur’an’ın kendisidir, onun içeriğidir.
Furkân Suresi 4. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah'ı ve resulüne iman etmeyip, kafir olanlar: "Bu Kur'an; Muhammed'in bir iftira olarak uydurduğu ve Allah'a nispet ettiği bir yalandan başka bir şey değildir. Bunu uydurmak hususunda başka insanlar da ona yardım etmiştir." dediler. Bu kâfirler; batıl bir söz olarak iftira attılar. Kur'an, Allah'ın kelamıdır. Bir insanın yahut bir cinin, onun bir benzerini getirmesi mümkün değildir.