İnkar edenler: "Kuran ona bir defada indirilmeliydi" derler. Oysa Biz onu böylece senin kalbine yerleştirmek için azar azar indirir ve onu ağır ağır okuruz
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
İnkar edenler: "Kuran ona bir defada indirilmeliydi" derler. Oysa Biz onu böylece senin kalbine yerleştirmek için azar azar indirir ve onu ağır ağır okuruz
Elmalılı Hamdi Yazır
Yine o inkâr edenler dediler ki: "O Kur'ân ona, hepsi birden indirilseydi ya"! Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Gerçeği örten nankörler/inkârcılar dediler ki: "Kur'an ona toptan, bir kerede indirilsedi ya!" Biz böyle yaptık ki, onunla senin kalbini dayanıklı kılalım. Biz onu parça parça/ayet ayet okuduk.
Süleyman Ateş
İnkar edenler: "Kur'an, ona bir defada indirilmeli değil miydi?" dediler. Biz onunla senin kalbini sağlamlaştırmak için onu böyle (parça parça indirdik) ve onu ağır ağır okuduk.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.0%
İngilizce
And those who disbelieve say, "Why was the Qur'an not revealed to him all at once?" Thus [it is] that We may strengthen thereby your heart. And We have spaced it distinctly
Fransızca
Et ceux qui ne croient pas disent: «Pourquoi n'a-t-on pas fait descendre sur lui le Coran en une seule fois?» Nous l'avons révélé ainsi pour raffermir ton cœur. Et Nous l'avons récité soigneusement
İspanyolca
Los que se negaron a creer dicen: "¿Por qué no le ha sido revelado el Corán de una sola vez?" Sabe que te lo he revelado gradualmente para dar firmeza a tu corazón
Rusça
Неверующие сказали: «Почему Коран не ниспослан ему целиком за один раз?». Мы поступили так, чтобы укрепить им твое сердце, и разъяснили его самым прекрасным образом
Endonezce
(Dan orang-orang kafir berkata, "Mengapa Alquran itu tidak diturunkan kepadanya sekaligus?" Demikianlah,578) agar Kami memperteguh hatimu (Muhammad) dengannya dan Kami membacakannya secara tartil³ (berangsur-angsur, perlahan dan benar)
Bengalce
সত্য প্রত্যাখানকারীরা বলে, তাঁর প্রতি সমগ্র কোরআন একদফায় অবতীর্ণ হল না কেন? আমি এমনিভাবে অবতীর্ণ করেছি এবং ক্রমে ক্রমে আবৃত্তি করেছি আপনার অন্তকরণকে মজবুত করার জন্যে।
Kâfirler şöyle dediler: "Bu Kur'an Rasûlullah'a, bir defada indirilseydi ve kendisine aralıklı olarak indirilmeseydi ya!" dediler. Hâlbuki -Ey Resul!- Biz Kur'an'ı senin kalbine sebat vermek için böyle indirdik. Anlamanı ve ezberlemeni kolaylaştırmak için parça parça ve kısım kısım indirdik.
32- Kâfirler:“Kur’ân ona toptan, bir defada indirilmeli değil miydi?” dediler. Biz, onunla kalbine sebat verelim diye böyle yaptık ve onu ağır ağır okuduk. 33- Onlar, sana bir misal getirdikleri her seferinde biz (ona karşılık) sana hakkı ve en güzel açıklamayı getiririz.
32. Bu da kâfirlerin nefislerinin kendilerine telkin etmiş olduğu tekliflerinden birisidir. Onlar dediler ki:“Kur’ân ona” önceki kitapların indirildiği gibi “toptan, bir defada indirilmeli değil miydi?” Yani “Kur’ân’ın bu dediğimiz şekilde inişindeki sakınca nedir? Hatta bu şekilde indirilmesi daha mükemmel, daha güzeldir.” Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Biz onunla kalbine sebat verelim diye böyle yaptık.” Biz Kur’ân-ı Kerîm’i bu şekilde kısım kısım indirdik. Çünkü Kur’ân’dan bir bölüm nazil oldukça senin huzurun ve sebatın daha da artar. Özellikle de tedirgin edici sebepler varken Kur’ân-ı Kerîm’in gerektikçe nazil olmasının çok büyük bir etkisi olur ve kalbe pek büyük ölçüde sebat verir. Hiç şüphesiz ki bu etki ve sebat, bundan önce o buyruğun nazil olup da o sebebin meydana gelmesi esnasında hatırlanmasından daha ileri derecede etkilidir. “Ve onu ağır ağır okuduk.” Biz, o Kur’ân-ı Kerîm’i zaman içerisinde, ara ara indirdik ve onu sana kısım kısım bellettik. Bütün bunlar, Yüce Allah’ın, Kitabı Kur’ân-ı Kerîm’e ve Rasûlü Muhammed sallallahu aleyli ve sellem’e ne kadar itina gösterdiğinin delilidir. Çünkü Yüce Allah Kitabını, Allah Rasûlünün durumuna ve dini maslahatlarına uygun olarak indirmiştir. Bundan dolayı da şöyle buyurmaktadır:
33. “Onlar sana” kendisi ile hakka karşı çıkmak ve senin peygamberliğini reddetmek amacıyla “bir misal getirdikleri her seferinde biz (ona karşılık) sana hakkı ve en güzel açıklamayı getiririz.” Yani biz, sana manalarında hakkı, lafızlarında da tam bir beyanı içeren Kur’ân’ı indirdik ki onun bütün manaları haktır ve doğrudur. Herhangi bir batıl ya da şüphe hiçbir şekilde söz konusu değildir. Onun lafızları ve varlıkları beyanı en açık lafızlar, en güzel açıklamalardır. O, gerekli manaları eksiksiz bir şekilde beyan etmektedir. u âyet-i kerimede şuna delil vardır: Gerek muhaddis, gerek öğretmen, gerekse vaiz olsun, ilme dair konuşan herhangi bir kimsenin, Rabbinin Rasûlünün halini göz önünde bulundurmasını örnek almalıdır. Alimler de aynı şekilde yapmalıdır. Gerektirici herhangi bir olay yahut bir münasebet meydana geldikçe ona uygun Kur’ânî âyetleri ve nebevi hadisleri hatırlatmalı ve ona uygun öğütler vermelidirler. Yine bu buyrukta Kur’ân naslarının pek çoğunun zahir anlamından farklı şekilde yorumlanacağını ve bunların kendilerinden anlaşılan manalardan başka manaları bulunduğunu kabul eden Cehmiye ve benzeri gibi Kur’ân’ın tefsirinde olmadık yollara başvuranların bu kanaatleri reddedilmektedir. Zira onların bu iddialarına göre Kur’ân-ı Kerîm’in getirdiği açıklama, başkalarının açıklamasından daha güzel olmaz. Çünkü onların bozuk iddialarına göre en güzel açıklama, kendilerinin Kur’ân’ın anlamları alabildiğine tahrif ettikleri açıklamalardır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kur’an’a inanmamak için bahaneler üreten müşriklerin başka bir iddiası dile getirilmektedir. Aslında Kur’an’ın hepsi birden indirilseydi onlar yine inanmayacaklardı. Çünkü amaçları gerçeği bulmak değil, taassup duygularıyla bağlandıkları bâtıl inançlarını, maddî ve sosyal çıkarlarını korumaktır. Ayrıca bu tutum sadece Câhiliye müşriklerine özgü bir hal de değildir. İnsanlardan bir kısmı, günümüzde bile asıl niyetlerini ve amaçlarını saklayarak –istedikleri yerine getirilse iyi bir dindar olacakmış gibi– böyle mâsum görünüşlü iddialar, gerekçeler, talepler, görüş ve öneriler ileri sürebilmektedir.
Müşriklerin, “Kur’an ona bütünüyle bir defada indirilseydi ya!” derken asıl maksatları Allah’ın mâlûmu olmakla birlikte, bu sözlerin iyi niyetli insanların zihnini karıştırması ihtimali bulunduğu için âyette iddiaya kısaca cevap verilmiştir. Buna göre Allah Teâlâ, Kur’an’ın tamamını bir defada değil de yaklaşık yirmi üç sene zarfında, âyet âyet, bölüm bölüm indirmekle Resûlullah’ın her gelen âyeti gerek metni gerekse anlamıyla zihnine iyice yerleştirmesini, ruhuna sindirmesini amaçlamış; Resûlullah da Kur’an’ın bütününü eksiksiz ve yanlışsız olarak hâfızasına yerleştirdiği gibi, diğer insanlara tebliğ etmeden önce bizzat kendisi, başta iman esasları olmak üzere Kur’an’ın ilkeleriyle kişiliğini bütünleştirmiş, Hz. Âişe’nin ifadesiyle Kur’an onun ahlâkı haline gelmiştir (Müslim, “Müsâfirîn”, 139).
Kâfirler şöyle dediler: "Bu Kur'an Rasûlullah'a, bir defada indirilseydi ve kendisine aralıklı olarak indirilmeseydi ya!" dediler. Hâlbuki -Ey Resul!- Biz Kur'an'ı senin kalbine sebat vermek için böyle indirdik. Anlamanı ve ezberlemeni kolaylaştırmak için parça parça ve kısım kısım indirdik.