Önceki ayet· 2:92Sonraki ayet· 2:94

Bakara Suresi 93. Ayet· 2:93

↗ Bakara suresi
Medeni
وَإِذۡ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَكُمۡ وَرَفَعۡنَا فَوۡقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُواْ مَآ ءَاتَيۡنَٰكُم بِقُوَّةٖ وَٱسۡمَعُواْۖ قَالُواْ سَمِعۡنَا وَعَصَيۡنَا وَأُشۡرِبُواْ فِي قُلُوبِهِمُ ٱلۡعِجۡلَ بِكُفۡرِهِمۡۚ قُلۡ بِئۡسَمَا يَأۡمُرُكُم بِهِۦٓ إِيمَٰنُكُمۡ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ
Sizden kesin söz almış ve Tur'u tepenize dikmiştik, "Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve dinleyin" demiştik "İşittik ve karşı geldik" dediler de inkarları yüzünden buzağı sevgisi kalblerine sindirildi. De ki, "Eğer inanmışsanız, imanınız size ne kötü şey emrediyor
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Sizden kesin söz almış ve Tur'u tepenize dikmiştik, "Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve dinleyin" demiştik "İşittik ve karşı geldik" dediler de inkarları yüzünden buzağı sevgisi kalblerine sindirildi. De ki, "Eğer inanmışsanız, imanınız size ne kötü şey emrediyor
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Bir zamanlar size, "verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin." diye Tûr'u tepenize kaldırıp mîsakınızı aldık. (O yahudiler): "Duyduk, dinledik, isyan ettik." dediler, kâfirlikleri yüzünden o danayı yüreklerinde besleyip büyüttüler. De ki, " Eğer siz mümin kimseler iseniz, bu imanınız size ne çirkin şeyler emrediyor!
Yaşar Nuri Öztürk
Hani, kesin söz almıştık sizden de Tûr'u üzerinize kaldırmıştık. "Size verdiğimizi kuvvetlice tutun ve dinleyin!" demiştik. Şöyle demişlerdi: "Dinledik ve isyan ettik." İnkârları yüzünden gönüllerine buzağı içirildi. De ki: "Eğer inanan kişilerseniz, ne kötü şeydir size imanınızın emretmekte olduğu!"
Süleyman Ateş
Bir zaman üzerinize Tur(dağın)ı kaldırıp sizden kesin söz almıştık: "Size verdiğimiz şeyi kuvvetle tutun, dinleyin!" (demiştik). "Dinledik ve isyan ettik." dediler. İnkarlarıyla kalblerine buzağı sevgisi içirildi. De ki: "Eğer inanan kimseler iseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor."
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.2%
İngilizce
And [recall] when We took your covenant and raised over you the mount, [saying], "Take what We have given you with determination and listen." They said [instead], "We hear and disobey." And their hearts absorbed [the worship of] the calf because of their disbelief. Say, "How wretched is that which your faith enjoins upon you, if you should be believers
Fransızca
Et rappelez-vous, lorsque Nous avons pris l'engagement de vous, et brandi sur vous AT-Tûr (le Mont Sinaï) en vous disant: «Tenez ferme à ce que Nous vous avons donné, et écoutez!». Ils dirent: «Nous avons écouté et désobéi». Dans leur impiété, leurs cœurs étaient passionnément épris du Veau (objet de leur culte). Dis-[leur]: «Quelles mauvaises prescriptions ordonnées par votre foi, si vous êtes croyants»
İspanyolca
Y [recuerden] cuando celebré con ustedes el pacto y levanté el monte encima suyo [y dije]: "Aférrense con fuerza a lo que les he dado y obedezcan". Dijeron: "Oímos, pero desobedecemos". Y como castigo por haber negado la verdad sus corazones quedaron embebidos de amor por el becerro [de oro]. Diles [¡oh, Mujámmad!, a ellos]: "¡Qué pésimo es lo que su fe les ordena hacer, si en verdad fueran creyentes
Rusça
Вот Мы заключили с вами завет и воздвигли над вами гору: «Крепко придерживайтесь того, что Мы даровали вам, и слушайте». Они сказали: «Слышали и ослушаемся». Их сердца впитали любовь к тельцу по причине их неверия. Скажи: «Скверно то, что велит вам ваша вера, если вы вообще являетесь верующими»
Endonezce
Dan (ingatlah) ketika Kami mengambil janji kamu dan Kami angkat gunung (Sinai) di atasmu (seraya berfirman), "Pegang teguhlah apa yang Kami berikan kepadamu dan dengarkanlah!" Mereka menjawab, "Kami mendengarkan tetapi kami tidak menaati." Dan diresapkanlah ke dalam hati mereka itu (kecintaan menyembah patung) anak sapi karena kekafiran mereka. Katakanlah, "Sangat buruk apa yang diperintahkan oleh kepercayaanmu kepadamu jika kamu orang-orang beriman
Bengalce
আর যখন আমি তোমাদের কাছ থেকে প্রতিশ্রুতি নিলাম এবং তুর পর্বতকে তোমাদের উপর তুলে ধরলাম যে, শক্ত করে ধর, আমি যা তোমাদের দিয়েছি আর শোন। তারা বলল, আমরা শুনেছি আর অমান্য করেছি। কুফরের কারণে তাদের অন্তরে গোবৎসপ্রীতি পান করানো হয়েছিল। বলে দিন, তোমরা বিশ্বাসী হলে, তোমাদের সে বিশ্বাস মন্দ বিষয়াদি শিক্ষা দেয়।
Çince
当时,我与你们缔约,并在你们上面升起“土勒”(山),我说:“你们当坚守我所赐你们的经典,并当听从。”他们说:“我们听而不从。”他们不信道,故对犊之爱,已浸润了他们的心灵。你说:“如果你们是信士,那么,你们的信仰所命你们的真恶劣!”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Musa -aleyhisselam-'a ittiba edeceğinize ve Allah'ın katından getirdiğini kabul edeceğinize dair sizden aldığımız sözü hatırlayın. Sizi korkutmak için dağı üzerinize kaldırdık. Size: "Tevrat'ta indirmiş olduğumuz şeye ciddiyet ve çalışkanlıkla, kabul etmek için dinleyerek ve itaat ederek sarılın, eğer bunu yapmaz iseniz dağı başınıza geçiririz!" dedik. Sizler de: "Kulaklarımızla işittik, amellerimizle karşı geldik" dediniz. Küfürlerinden dolayı kalplerine, buzağıya ibadet etmeleri yerleşti. Ey Peygamber! de ki: "Eğer müminlerden iseniz Allah'ı inkâr etmenizi emreden bu imanınız ne kötüdür. Çünkü doğru iman ile birlikte küfür olmaz."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
91- Onlara; “Allah’ın indirdiğine iman edin” denildiği zaman; “Biz, bize indirilene iman ederiz” derler de ondan ötesini inkâr ederler. Hâlbuki o, beraberlerinde bulunanı doğrulayan hakkın tâ kendisidir. De ki: Madem iman ediyordunuz da niçin daha önce Allah’ın Peygamberlerini öldürüyordunuz?” 92- Andolsun Mûsâ size apaçık belgelerle gelmişti de siz onun ardından (açıkça) zulme saparak buzağıyı (ilah) edindiniz. 93- Hani sizden bir söz almış ve Tur’u üstünüze kaldırıp; “Size verdiğimiz (Kitabı) kuvvetle tutun ve dinleyin” demiştik. Onlar ise “Dinledik, isyan ettik” demişlerdi. Küfürleri yüzünden buzağı (sevgisi) kalplerine içirildi. De ki:“Eğer mümin iseniz, imanınız size ne çirkin şeyler emrediyor!” 91. “Onlara; “Allah’ın indirdiğine iman edin” denildiği zaman” Yani yahudilere Allah’ın Peygamberine indirmiş olduğu Kur’ân-ı Kerîm’e iman etmeleri söylendiği zaman büyüklenir ve azgınlık ederler:“Biz bize indirilene iman ederiz derler de ondan ötesini” yani onun dışındaki diğer kitapları “inkar ederler.” Hâlbuki ister kendilerine indirilmiş olsun, ister başkalarına indirilmiş olsun, kayıtsız şartsız olarak Allah’ın bütün indirdiklerine iman etmeleri gerekirdi. Fayda verecek olan iman, Allah’ın bütün Peygamberlerine indirdiklerine iman etmek şeklindeki imandır. Peygamberlerle kitaplar arasında ayırım gözeterek onların bir bölümüne iman ettiğini ileri sürmek iman değil, küfrün tâ kendisidir. İşte bundan dolayı Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Şüphe yok ki Allah’ı ve Peygamberlerini inkar edenler, bir de Allah ve Peygamberlerinin arasını ayırmak isteyenler; “Kimine iman eder, kimini inkar ederiz” diyenler ve böylece ikisi arasında bir yol tutturmaya yeltenenler, işte onlar gerçek kâfirlerin tâ kendileridirler.” (en-Nisa, 4/150-151) Bundan dolayı Yüce Allah burada bu gibi kimselerin kabahatlerini mükemmel bir şekilde reddetmekte ve kaçıp kurtulamayacakları bir şekilde onları susturmaktadır. Kur’ân’ı inkârlarına iki husus ile cevap vermekte ve şöyle buyurmaktadır:“Hâlbuki o... hakkın tâ kendisidir.” İhtiva ettiği bütün haberleri, emirleri ve yasakları ile hakkın tâ kendisi olduğuna ve Rab’lerinden geldiğine göre -buna rağmen- onu inkar etmek, hem Allah’a, hem de O’nun indirdiği hakkı inkar etmektir. Yüce Allah ayrıca “beraberlerinde bulunanı doğrulayan” diye buyurmaktadır. Yani bu Kur’ân onların ellerinde bulunan ve hak olan her şeye uygun ve onun hakkında hüküm vericidir. Peki, ne diye üzerinize indirilene iman ediyorsunuz da onun benzerine küfrediyorsunuz? Bu, taassup ve hidâyete değil hevâya tâbî olmaktan başka nedir? Aynı şekilde Kur’ân’ın onların beraberinde bulunanı doğrulaması, onlar için de ellerinde bulunan kitaplardan doğru olan hususlar hakkında bir delildir. Kur’ân’dan başka bir şeyle bunun ispatı mümkün değildir. Onlar Kur’ân’ı inkar ederek şöyle bir kimsenin durumuna düşmüş oldular: Bir kimse bir iddiada bulunmaktadır ve iddiasını ispatlamak için tek bir delili vardır. Bu iddiasının tahakkuku ise o delilin gerçek ve sağlıklı bir delil olmasına bağlıdır. Ancak tutar, kendisi kendi delilini, tenkit eder ve yalanlar. Böyle bir tutum ahmaklık ve delilikten başka nedir ki? Buna göre onların Kur’ân’ı inkar etmeleri, bizzat ellerinde bulunanı inkâr etmeleri ve çürütmeleri demektir. Daha sonra Yüce Allah kendilerine indirilmiş olanlara iman ettikleri iddialarını da şöylece çürütmektedir: Onlara “De ki: Madem iman ediyordunuz da niçin daha önce Allah’ın Peygamberlerini öldürüyordunuz?” 92. “Andolsun ki Mûsâ size apaçık belgelerle” hem hakkı açıkça ortaya koyan hem de kendileri açık seçik olan delillerle “gelmişti de onun ardından” size Peygamber olarak gelişinden sonra “(açıkça) zulme saparak buzağıyı (ilah) edindiniz.” Yani bu konuda hiçbir mazeretiniz geçerli değil. 93. “Hani sizden bir söz almış ve Tur’u üstünüze kaldırıp; “Size verdiğimiz (Kitabı) kuvvetle tutun ve dinleyin” demiştik.” Dinlemek hakkındaki bu emir, verileni kabul, ona itaat ve emri yerine getirmek şeklindeki dinlemedir. “Onlar ise “Dinledik, isyan ettik” demişlerdi.” Bunun yerine böyle bir tutum takınmışlardı. “Küfürleri yüzünden buzağı (sevgisi) kalplerine içirildi.” Yani buzağıya ve ona ibadete karşı duydukları sevgi kalplerini çepeçevre kuşatmış ve küfürleri sebebi ile bu sevgi kalplerinin tâ içine sinmişti. “De ki: “Eğer mümin iseniz, imanınız size ne çirkin şeyler emrediyor!” Yani sizler iman iddiasında bulunuyor ve hak dine bağlı olmakla övünüyorsunuz. Hâlbuki sizler hem peygamberleri öldürmüş, hem de Allah’ın Peygamberi sizin yanınızda olmadığı sırada Allah’ı bırakıp buzağıyı ilâh edinmiştiniz. Allah’ın emir ve yasaklarını ise ancak tehdit edildikten ve üzerinize Tur’un kaldırılmasından sonra kabul etmiş, sözlü olarak emirlere uyacağınızı söylemekle birlikte fiilen bu sözünüzü de bozmuş idiniz. Sahibi olduğunuzu iddia ettiğiniz bu iman nasıl bir imandır, bu din ne biçim bir dindir? Eğer iddianıza göre iman bu demekse, kişiyi azgınlığa götüren, Allah’ın Peygamberlerini inkâra ve pek çok hususta Allah’a isyana götüren iman ne kadar kötü bir imandır! Hâlbuki bilinen şudur: Sağlıklı bir iman, sahibine her türlü hayrı yapmayı emreder ve her türlü kötülükten de onu alıkoyar. Böylelikle sizin yalan söylediğiniz ortaya çıkmakta ve çelişkileriniz açıkça belli olmaktadır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Allah İsrâiloğulları’ndan “Allah’a kulluk edip O’na ortak koşmayacaklarına, doğru olduklarına ilişkin kanıtlar getiren peygamberlere iman edeceklerine, Allah’ın hükümlerine ve kanunlarına boyun eğeceklerine”, özellikle kendi milletlerinden olan Hz. İsmâil’in soyundan gelen Hz. Muhammed’e inanacaklarına ve daha başka konulara ilişkin olarak söz almış (bilgi için bk. Bakara 2/40); bu arada üzerlerine dağı kaldırmıştır. İsrâiloğulları’na Allah’ın kudretini göstererek tehdit yoluyla söz vermelerini veya sözlerinde durmalarını sağlama ya da genel olarak ıslah etme amacı taşıdığı rivayet edilen bu dağı kaldırma olayının bir mûcize olduğu anlaşılmakla birlikte mahiyeti hakkında tefsirlerde yer alan bilgilerin hangi kaynağa dayandırıldığı bilinmemektedir (bilgi için bk. Bakara 2/63). Buna rağmen onlar, Hz. Mûsâ’nın ikazlarına, “İşittik ve isyan ettik” şeklinde karşılık vermek veya bu anlama gelebilecek eylemlerde bulunmak (İbn Atıyye, I, 180) suretiyle inat ve isyanlarını sürdürmüşlerdir. “İnkârları yüzünden kalpleri buzağı sevgisiyle dopdoluydu” anlamındaki ifadeden, İsrâiloğulları’nın, asırlarca Mısır’da kalmalarının bir sonucu olarak, Mısırlılar gibi sığıra kutsallık atfetmelerinin kastedildiği düşünülebilir (bk. Bakara 2/51, 54, 67; A‘râf 7/152; Tâhâ 20/85-96). Her ne sebeple olursa olsun bu durum inkâr etmelerinin bir sonucuydu. Medine yahudileri, “Biz sadece bize indirilene inanırız” diyorlardı. Oysa onların inanç tarihleri, belirtildiği gibi bir sürü sapmalarla doluydu; onun için de onların yanlış inançları kendilerine böyle çok kötü şeyler emrediyordu; Hz. Peygamber’i ve Kur’an’ı reddetmeleri de bu kötülüklerden biriydi.
Bakara Suresi 93. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Musa -aleyhisselam-'a ittiba edeceğinize ve Allah'ın katından getirdiğini kabul edeceğinize dair sizden aldığımız sözü hatırlayın. Sizi korkutmak için dağı üzerinize kaldırdık. Size: "Tevrat'ta indirmiş olduğumuz şeye ciddiyet ve çalışkanlıkla, kabul etmek için dinleyerek ve itaat ederek sarılın, eğer bunu yapmaz iseniz dağı başınıza geçiririz!" dedik. Sizler de: "Kulaklarımızla işittik, amellerimizle karşı geldik" dediniz. Küfürlerinden dolayı kalplerine, buzağıya ibadet etmeleri yerleşti. Ey Peygamber! de ki: "Eğer müminlerden iseniz Allah'ı inkâr etmenizi emreden bu imanınız ne kötüdür. Çünkü doğru iman ile birlikte küfür olmaz."