Sana bir misal vermezler ki, Biz onun gerçeğini ve en iyi anlaşılanını sana vermemiş olalım
Meal ihtilafı: 8% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Sana bir misal vermezler ki, Biz onun gerçeğini ve en iyi anlaşılanını sana vermemiş olalım
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem onlar sana karşı herhangi bir mesel ile gelmezler ki, biz sana (onun karşılığında) doğrusunu ve tefsirin daha güzelini getirmiş olmayalım.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Onlar sana bir mesel getirdikçe, biz sana hakkı ve en güzel yorumu getiririz.
Süleyman Ateş
Onların sana getirdiği her misale (her batıl soruya) karşı mutlaka biz sana, (o batılı yok edecek) gerçeği ve en güzel açıklamayı getiririz.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.8%
İngilizce
And they do not come to you with an argument except that We bring you the truth and the best explanation
Fransızca
Ils ne t'apporteront aucune parabole, sans que Nous ne t'apportions la vérité avec la meilleure interprétation
İspanyolca
Siempre que ellos presenten un argumento [en contra del Mensaje] te revelaré la Verdad, para que los refutes con un fundamento más claro y una explicación mejor
Rusça
Какую бы притчу они ни приводили тебе, Мы открывали тебе истину и наилучшее толкование
Endonezce
Dan mereka (orang-orang kafir itu) tidak datang kepadamu (membawa) sesuatu yang aneh, melainkan Kami datangkan kepadamu yang benar dan penjelasan yang paling baik
Bengalce
তারা আপনার কাছে কোন সমস্যা উপস্থাপিত করলেই আমি আপনাকে তার সঠিক জওয়াব ও সুন্দর ব্যাখ্যা দান করি।
-Ey Resul!- Müşriklerin sana önerip getirdiklerinden hiçbir misal yoktur ki, biz onun karşılığında sana sabit olan hak ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım.
32- Kâfirler:“Kur’ân ona toptan, bir defada indirilmeli değil miydi?” dediler. Biz, onunla kalbine sebat verelim diye böyle yaptık ve onu ağır ağır okuduk. 33- Onlar, sana bir misal getirdikleri her seferinde biz (ona karşılık) sana hakkı ve en güzel açıklamayı getiririz.
32. Bu da kâfirlerin nefislerinin kendilerine telkin etmiş olduğu tekliflerinden birisidir. Onlar dediler ki:“Kur’ân ona” önceki kitapların indirildiği gibi “toptan, bir defada indirilmeli değil miydi?” Yani “Kur’ân’ın bu dediğimiz şekilde inişindeki sakınca nedir? Hatta bu şekilde indirilmesi daha mükemmel, daha güzeldir.” Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Biz onunla kalbine sebat verelim diye böyle yaptık.” Biz Kur’ân-ı Kerîm’i bu şekilde kısım kısım indirdik. Çünkü Kur’ân’dan bir bölüm nazil oldukça senin huzurun ve sebatın daha da artar. Özellikle de tedirgin edici sebepler varken Kur’ân-ı Kerîm’in gerektikçe nazil olmasının çok büyük bir etkisi olur ve kalbe pek büyük ölçüde sebat verir. Hiç şüphesiz ki bu etki ve sebat, bundan önce o buyruğun nazil olup da o sebebin meydana gelmesi esnasında hatırlanmasından daha ileri derecede etkilidir. “Ve onu ağır ağır okuduk.” Biz, o Kur’ân-ı Kerîm’i zaman içerisinde, ara ara indirdik ve onu sana kısım kısım bellettik. Bütün bunlar, Yüce Allah’ın, Kitabı Kur’ân-ı Kerîm’e ve Rasûlü Muhammed sallallahu aleyli ve sellem’e ne kadar itina gösterdiğinin delilidir. Çünkü Yüce Allah Kitabını, Allah Rasûlünün durumuna ve dini maslahatlarına uygun olarak indirmiştir. Bundan dolayı da şöyle buyurmaktadır:
33. “Onlar sana” kendisi ile hakka karşı çıkmak ve senin peygamberliğini reddetmek amacıyla “bir misal getirdikleri her seferinde biz (ona karşılık) sana hakkı ve en güzel açıklamayı getiririz.” Yani biz, sana manalarında hakkı, lafızlarında da tam bir beyanı içeren Kur’ân’ı indirdik ki onun bütün manaları haktır ve doğrudur. Herhangi bir batıl ya da şüphe hiçbir şekilde söz konusu değildir. Onun lafızları ve varlıkları beyanı en açık lafızlar, en güzel açıklamalardır. O, gerekli manaları eksiksiz bir şekilde beyan etmektedir. u âyet-i kerimede şuna delil vardır: Gerek muhaddis, gerek öğretmen, gerekse vaiz olsun, ilme dair konuşan herhangi bir kimsenin, Rabbinin Rasûlünün halini göz önünde bulundurmasını örnek almalıdır. Alimler de aynı şekilde yapmalıdır. Gerektirici herhangi bir olay yahut bir münasebet meydana geldikçe ona uygun Kur’ânî âyetleri ve nebevi hadisleri hatırlatmalı ve ona uygun öğütler vermelidirler. Yine bu buyrukta Kur’ân naslarının pek çoğunun zahir anlamından farklı şekilde yorumlanacağını ve bunların kendilerinden anlaşılan manalardan başka manaları bulunduğunu kabul eden Cehmiye ve benzeri gibi Kur’ân’ın tefsirinde olmadık yollara başvuranların bu kanaatleri reddedilmektedir. Zira onların bu iddialarına göre Kur’ân-ı Kerîm’in getirdiği açıklama, başkalarının açıklamasından daha güzel olmaz. Çünkü onların bozuk iddialarına göre en güzel açıklama, kendilerinin Kur’ân’ın anlamları alabildiğine tahrif ettikleri açıklamalardır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Kuşku doğurucu bir talep” diye çevirdiğimiz mesel kelimesi, sözlükte “misal, örnek, temsil, atasözü” gibi anlamlara gelir. Ancak kelimenin burada, –belirttiğimiz anlamı yanında– Kur’an’ın başka bazı yerlerinde görüldüğü gibi putperestlerin İslâm hakkında kuşku uyandırmayı, zihinleri çelmeyi hedef alan iddiaları, soruları, talepleri ve misalleri için kullanıldığı da düşünülebilir (Zemahşerî, III, 97; İbn Âşûr, XIX, 21-22). Buna göre inkârcılar kuşku uyandırıcı misaller, sorular, itirazlar ortaya attıkça Allah da konunun aslı, özü, doğrusu ne ise onu ortaya koyarak, o konuda en doğru delilleri, en kesin açıklamaları bildirerek inkârcıların niyetlerini boşa çıkarmıştır. Nitekim Kur’an’a ve peygambere karşı mücadele veren inkârcıların bütün gayretleri sonuçsuz kalmış, en sonunda ortaya koyduğu inanç ilkeleri ve hayat düzeniyle başarı ve hâkimiyet Kur’an’ın olmuştur.
Kuşkusuz bu âyet, dolaylı olarak bugünün insanlarına da bir ders vermekte; bir fikri, bir inancı haklı gerekçelere dayanmadan ortadan kaldırmaya kalkışan gayretleri eleştirdiği gibi bu gayretleri etkisiz kılmanın tek doğru yolu olarak “kesin gerçeğe” dayanmak ve “en güzel açıklama”lar getirerek gerçeğin insanlar tarafından doğru anlaşılıp kavranmasını sağlamak gerektiğine işaret etmektedir.
-Ey Resul!- Müşriklerin sana önerip getirdiklerinden hiçbir misal yoktur ki, biz onun karşılığında sana sabit olan hak ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım.