Önceki ayet· 25:14Sonraki ayet· 25:16

Furkân Suresi 15. Ayet· 25:15

↗ Furkân suresi
Mekki
قُلۡ أَذَٰلِكَ خَيۡرٌ أَمۡ جَنَّةُ ٱلۡخُلۡدِ ٱلَّتِي وُعِدَ ٱلۡمُتَّقُونَۚ كَانَتۡ لَهُمۡ جَزَآءٗ وَمَصِيرٗا
De ki: "Bu mu iyidir, yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanlara mükafat ve gidilecek yer olarak söz verilen ebedi cennet mi daha iyidir
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
De ki: "Bu mu iyidir, yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanlara mükafat ve gidilecek yer olarak söz verilen ebedi cennet mi daha iyidir
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takva sahiplerine vaad olunan ebedilik cenneti mi? Çünkü orası, onlar için bir mükafattır ve bir varış yeridir.
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Bu mu daha iyi, yoksa korunanlara vaat edilen o sürekli cennet mi? O cennet de bu korunanların ödülü ve dönüş yeridir."
Süleyman Ateş
De ki: "Bu mu iyi, yoksa korunanlara va'dedilen ebedi cennet mi? O da onların mükafat ve sonucudur!"
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.3%
İngilizce
Say, "Is that better or the Garden of Eternity which is promised to the righteous? It will be for them a reward and destination
Fransızca
Dis: «Est-ce mieux ceci? ou bien le Paradis éternel qui a été promis aux pieux, comme récompense et destination dernière
İspanyolca
Diles [¡oh, Mujámmad!]: "¿Acaso [ese tormento] es mejor que el Paraíso eterno que se les ha prometido a los piadosos? Para ellos [los piadosos] el Paraíso será su recompensa y destino final
Rusça
Скажи: «Это лучше или же Сад вечности, который обещан богобоязненным и будет им воздаянием и местом прибытия?»
Endonezce
Katakanlah (Muhammad), "Apakah (azab) seperti itu yang baik, atau surga yang kekal yang dijanjikan kepada orang-orang yang bertakwa sebagai balasan, dan tempat kembali bagi mereka
Bengalce
বলুন এটা উত্তম, না চিরকাল বসবাসের জান্নাত, যার সুসংবাদ দেয়া হয়েছে মুত্তাকীদেরকে? সেটা হবে তাদের প্রতিদান ও প্রত্যাবর্তন স্থান।
Çince
你说:“这是更好的呢?还是应许敬畏者永居其中的乐园好呢?”它是他们所有的报酬和归宿,
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Resul! Onlara de ki: "Size vasfolunmuş olan azap mı yoksa nimetleri devamlı olan ve asla kesilmeyen ebedilik cenneti mi daha hayırlı? İşte bu (Ebedilik cenneti); Allah'ın, takva sahibi Mümin kullarına kıyamet günü vadettiği bir sevap (karşılık) ve dönüş yeridir."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
15- De ki:“Bu mu iyi yoksa takvâ sahiplerine vaat edilen ebedilik cenneti mi? Onların mükâfatı ve dönüş yeri orasıdır.” 16- Orada onlar için diledikleri her şey vardır ve orada ebediyen kalacaklardır. Bu, Rabbinin üzerine aldığı (ve kendisinden yerine getirmesi) istenen bir vaadidir. 15. Yani sen, onlara görüşlerinin tutarsızlığını ve zararlıyı faydalı olana tercih ettiklerini açıklamak üzere de ki:“Bu mu” yani size niteliklerini belirttiğim azap mı “iyi yoksa takvâ sahiplerine vaat edilen” ve ona ulaştırıcı azığı takvâ olan “ebedilik cenneti mi?” Çünkü takvânın gereğini yerine getiren kimseye Yüce Allah cenneti vaat etmiştir. Bu cennet, takvâlarına karşılık “onların mükâfatı ve dönüş yeri”dir. Onlar sonunda oraya varacaklar, orada yerleşecekler ve ebediyen orada kalacaklardır. 16. “Orada onlar için diledikleri herşey vardır.” İstedikleri, temenni edecekleri ve dileyecekleri her türlü lezzetli yiyecekler, içecekler, görkemli elbiseler, güzel eşler, yüksek köşkler, geniş bahçeler, güzelliklerinden, çeşitlerinden ve türlerinin fazlalığından dolayı seyredenlerin de yiyenlerin de çok hoşlandığı meyveler, cennet bahçeleri ve dalları arasında akıp duran ve diledikleri yerlere yönlendirebilecekleri bozulmayan sudan, tadı değişmeyen sütten, içenlere hoş bir lezzet veren şaraptan, saf baldan akan ırmaklar, güzel kokular, pek süslü meskenler, coşturucu güzellikleriyle kalbi hoş eden sesler, kardeşlerin birbirlerini ziyaret etmeleri, ahbaplarla neşeli görüşmeler, bütün bunlardan daha üstün olmak üzere de Rahim olan Rabbin yüzüne bakmak, sözünü işitmek ve O’na yakın olma lutfuna mazhar olmakla elde edilecek nimetler, O’nun rızası ile mutlu olmak, gazabından yana emin olmak, üstelik bütün bu nimetlerin sürekli ve devamlı oluşları, zaman geçtikçe artıp durmaları… İşte bütün bunlar, orada onlar içindir. “Bu, Rabbinin üzerine aldığı (ve kendisinden yerine getirmesi) istenen bir vaadidir.” Böyle bir cennete girmeyi ve buna ulaşıp kavuşmayı, takvâ sahibi kulları O’ndan hem halleriyle hem de sözleriyle ister ve dilerler. imdi, sözü edilen bu iki yurdun hangisi daha iyidir ve hangisi tercih edilmeye değerdir? Acaba bedbahtlık yurdu için amel edenler mi yoksa mutluluk yurdu için amel edenler mi daha üstün, daha akıllı ve daha çok övünmeye layıktır? Ey özlü akıl sahipleri, söyleyin! Andolsun ki hak apaçık ortadır. Yol apaydınlıktır. Haddi aşan ve kusurlu davranan herhangi bir kimsenin delili terk etmekte kendisini haklı çıkartacak hiçbir mazereti kalmamıştır. Ey bazı kimseler hakkında bedbahtlık, bazıları hakkında da bahtiyarlık hükmünü vermiş olan yüce Rabbimiz! Senden bizleri kendilerine o güzel mükâfat yurdu olan cenneti ve cemalini takdir etmiş olduğun kimselerden kılmanı niyaz ederiz. Allah’ım, bedbahtların hallerinden sana sığınır ve bu hallerden yana senden esenlik dileriz.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İnkârcılarla müminlerin, dünyada yapıp ettiklerinin karşılığı olarak âhiretteki âkıbetleri hakkında çok kısa bir karşılaştırma yapılarak insanların akıllarını başlarına almaları öğütlenmektedir. Yukarıdaki cehennem tasvirine mukabil burada cennetin iki özelliği öne çıkarılmıştır: a) Cennet hayatının ve mutluluğunun sonsuz oluşu, b) Orada bulunanların, diledikleri bütün güzellikleri elde edebilecekleri. Âyette bunun müttakilere (takvâ sahipleri) Allah’ın bir vaadi olduğu bildirilmektedir. Burada müminlerin inanç ve yaşayışları hakkında ayrıntılı bilgi verilmeden onlar sadece takvâ sahipleri olarak anılmıştır. Bu da gösteriyor ki Kur’an dilinde takvâ kavramı, imandan başlamak üzere Allah’a itaat ve saygı anlamı taşıyan bütün olumlu tutum ve davranışları içermektedir. Bunu dikkate alarak âyetteki söz konusu kelimeyi, “Allah’a saygılı olmayı ilke haline getirmiş olanlar” şeklinde çevirmeyi uygun bulduk. “Bu, rabbinin, gerçekleşmesi istenen bir vaadidir” şeklinde çevirdiğimiz 16. âyetin son cümlesi değişik şekillerde açıklanmış olup bunların ikisi şöyledir: a) Müminlerin ebedî kalacakları ve diledikleri her şeyi elde edebilecekleri cennet, onların, “Rabbimiz! Peygamberlerine vaad ettiğin şeyleri bize de ver” diye dua ederek gerçekleşmesini daha dünyadayken istedikleri ilâhî bir vaaddir. b) Bu cennet, Allah’ın, yerine getirilmesi kesin olan, kendisinden gerçekleştirmesi istenecek olan bir vaadidir (Taberî, XVIII, 188-189). Allah’ın vaadinden dönmesi düşünülemeyeceği için (Hac 22/47; Rûm 30/6) bu vaadini de mutlaka yerine getirecektir.
Furkân Suresi 15. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Resul! Onlara de ki: "Size vasfolunmuş olan azap mı yoksa nimetleri devamlı olan ve asla kesilmeyen ebedilik cenneti mi daha hayırlı? İşte bu (Ebedilik cenneti); Allah'ın, takva sahibi Mümin kullarına kıyamet günü vadettiği bir sevap (karşılık) ve dönüş yeridir."