Önceki ayet· 24:62Sonraki ayet· 24:64

Nûr Suresi 63. Ayet· 24:63

↗ Nûr suresi
Medeni
لَّا تَجۡعَلُواْ دُعَآءَ ٱلرَّسُولِ بَيۡنَكُمۡ كَدُعَآءِ بَعۡضِكُم بَعۡضٗاۚ قَدۡ يَعۡلَمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ يَتَسَلَّلُونَ مِنكُمۡ لِوَاذٗاۚ فَلۡيَحۡذَرِ ٱلَّذِينَ يُخَالِفُونَ عَنۡ أَمۡرِهِۦٓ أَن تُصِيبَهُمۡ فِتۡنَةٌ أَوۡ يُصِيبَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Peygamberin çağrısını, kendi aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. Allah, içinizden sıvışıp gidenleri şüphesiz bilir. O'nun buyruğuna aykırı hareket edenler, başlarına bir belanın gelmesinden veya can yakıcı bir azaba uğramaktan sakınsınlar
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Peygamberin çağrısını, kendi aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. Allah, içinizden sıvışıp gidenleri şüphesiz bilir. O'nun buyruğuna aykırı hareket edenler, başlarına bir belanın gelmesinden veya can yakıcı bir azaba uğramaktan sakınsınlar
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
(Ey müminler!) Peygamberin davetini, aranızdan bazınızın bazınıza daveti gibi zannetmeyin. İçinizden, birini siper ederek sıvışıp gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, O'nun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir bela gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Aranızda peygamberi çağırmayı, sizin birbirinizi çağırmanıza eş tutmayın. Allah sizin, birbirini siper ederek sıvışıp gidenlerinizi bilir. Resulün emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir fitnenin gelip çatmasından yahut acıklı bir azabın yakalarına yapışmasından çekinsinler.
Süleyman Ateşen ayrışan
Elçinin çağırmasını, aranızda herhangi birinizin diğerini çağırmasıyla bir tutmayın. Allah içinizden, birbirinin arkasına gizlenerek sıvışıp gidenleri bilir. Elçinin emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir belanın çarpmasından, yahut onlara acı bir azabın uğramasından sakınsınlar.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.8%
İngilizce
Do not make [your] calling of the Messenger among yourselves as the call of one of you to another. Already Allah knows those of you who slip away, concealed by others. So let those beware who dissent from the Prophet's order, lest fitnah strike them or a painful punishment
Fransızca
Ne considérez pas l'appel du messager comme un appel que vous vous adresseriez les uns aux autres. Allah connaît certes ceux des vôtres qui s'en vont secrètement en s'entrecachant. Que ceux, donc, qui s'opposent à son commandement prennent garde qu'une épreuve ne les atteigne, ou que ne les atteigne un châtiment douloureux
İspanyolca
No llamen al Mensajero de la misma manera que se llaman unos a otros. Dios conoce bien a quienes se retiran con disimulo [sin pedir permiso]. Que estén precavidos aquellos que desobedezcan las órdenes del Mensajero de Dios, no sea que les sobrevenga una desgracia o los azote un castigo severo
Rusça
Не равняйте обращение к Посланнику среди вас с тем, как вы обращаетесь друг к другу. Аллах знает тех из вас, которые уходят украдкой под прикрытием. Пусть же остерегаются те, которые противятся его воле, как бы их не постигло искушение или не постигли их мучительные страдания
Endonezce
Janganlah kamu jadikan panggilan Rasul (Muhammad) di antara kamu seperti panggilan sebagian kamu kepada sebagian (yang lain). Sungguh, Allah mengetahui orang-orang yang keluar (secara) sembunyi-sembunyi di antara kamu dengan berlindung (kepada kawannya), maka hendaklah orang-orang yang menyalahi perintah Rasul-Nya takut akan mendapat cobaan atau ditimpa azab yang pedih
Bengalce
রসূলের আহবানকে তোমরা তোমাদের একে অপরকে আহ্বানের মত গণ্য করো না। আল্লাহ তাদেরকে জানেন, যারা তোমাদের মধ্যে চুপিসারে সরে পড়ে। অতএব যারা তাঁর আদেশের বিরুদ্ধাচরণ করে, তারা এ বিষয়ে সতর্ক হোক যে, বিপর্যয় তাদেরকে স্পর্শ করবে অথবা যন্ত্রণাদায়ক শাস্তি তাদেরকে গ্রাস করবে।
Çince
你们不要把使者对于你们的召唤当作你们互相间的召唤。安拉确是认识你们中溜走者的。违抗他的命令者,叫他们谨防祸患降临他们,或痛苦的刑罚降临他们!
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Müminler! Allah'ın Rasûlüne gereken saygıyı gösterip, ona değer verin. O'nu çağırdığınız zaman birbirinizi çağırdığınız gibi ismi ile, "Ey Muhammed!" ya da babasının ismi ile, "Ey Abdullah'ın Oğlu!" diye çağırmayın! Fakat, "Ey Allah'ın Rasûlü! Ey Allah'ın Nebisi!" diye çağırın. Allah'ın Rasûlü sizi bir şeye davet edip çağırdığı zaman onun davetini birbirinizi davet ettiğiniz davetler gibi ehemmiyetsiz bir davet olarak görmeyin. Aksine onun davetine icabet etmekte acele edin. Şüphesiz Yüce Allah, sizden izin almadan gizlice sıvışıp gidenleri bilmektedir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in emrine muhalefet edenler, Allah'ın kendilerine bir bela ve bir musibet isabet ettirmesinden yahut sabredemeyecekleri bir azap ile azap etmesinden sakınsınlar.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
62- Mü’minler ancak Allah ve Rasûlüne iman eden ve toplumu ilgilendiren bir işte onunla beraber bulundukları vakit ondan izin almadıkça ayrılmayan kimselerdir. Şüphe yok ki senden izin isteyenler, işte Allah ve Rasûlüne iman edenler onlardır. O halde bazı işleri için senden izin istediklerinde onlardan dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan mağrifet dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir. 63- Peygamberi, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın/Peygamberin sizi çağırmasını, birbirinizi çağırmanızla bir tutmayın. İçinizden birbirinizin arkasına gizlenerek sıvışıp gidenleri Allah kesinlikle bilir. O halde onun emrine (yüz çevirerek) muhalefet edenler, başlarına bir musibetin yahut can yakıcı bir azabın gelmesinden sakınsınlar. 64- Dikkat edin! Göklerde ve yerde olanlar yalnızca Allah’ındır. O, sizin ne üzere olduğunuzu çok iyi bilir. O gün (hepsi) O’na döndürülecekler ve O, onlara neler yaptıklarını haber verecektir. Allah, her şeyi çok iyi bilendir. 62. Bu buyrukla Allah, mü’min kullarına Rasûlullah ile birlikte toplumu ilgilendiren bir iş için bir arada bulundukları sırada yani kamuyu zorunlu olarak ilgilendiren, yahut onun maslahatına ait olan hususlarda bir arada olmaları gerektiği irşadını yapmaktadır. Cihad, istişare vb. gibi bütün mü’minlerin ortak ilgi alanına giren hususlar böyledir. Maslahat, onların bu iş etrafından birleşip bir arada olmalarını, ayrı olmamalarını gerektirir. İşte gerçekten Allah ve Rasûlüne iman eden bir kimse, Allah Rasûlünden, ondan sonra da onun vekili olanlardan izin almadıkça herhangi bir işe gitmez, aile halkının yanına dönmez. Yahut da onlardan farklı ve sırf kendisini ilgilendiren bazı ihtiyaçlarını görmeye gitmez. Bu buyrukta Yüce Allah, izin almaksızın gitmemeyi, imanın bir gereği olarak ortaya koymaktadır. Hem bu şekildeki davranışları dolayısıyla hem de Allah ve Rasûlüne ile içlerindeki yöneticilere karşı olan edepleri dolayısıyla onları överek şöyle buyurmaktadır:“Şüphe yok ki senden izin isteyenler, işte Allah ve Rasûlüne iman edenler onlardır.” Peki, Allah Rasûlü onlara izin verir mi vermez mi? İzin vermek için ayette iki şart söz konusu edilmektedir: 1- Bu izin istenilen hususun onları ilgilendiren bir iş yahut kendi meşguliyetlerinden birisi olmalıdır. Mazeretsiz olarak izin istiyene izin verilmez. 2- Peygamber, ona izin verme isteğinde olmalıdır ve bu izni, izin verene zarar vermeksizin, maslahat gereği olarak vermelidir. Zira Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“O halde bazı işleri için senden izin istediklerinde onlardan dilediğine izin ver.” İzin isteyenin bir mazereti bulunup da izin isteyecek olursa ama eğer belirteceği bir görüşü veya cesareti ve buna benzer bir özelliği dolayısıyla gitmeyip oturmasında bir maslahat varsa ona izin vermez. Bununla birlikte kişi, izin ister ve kendisinden izin istenilen de belirtilen iki şartla izin verecek olursa, Yüce Allah, Rasûlünden o kişi için mağfiret dilemesini istemektedir. Çünkü o kimse izin istemekte kusur etmiş olabilir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir.” Yani onların günahlarını bağışlar ve mazeretleri olması halinde izin istemelerine cevaz vermek sûretiyle onlara merhamet eder. 63. “Peygamberi, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın/Peygamberin sizi çağırmasını, birbirinizi çağırmanızla bir tutmayın.” Yani onun sizi çağırmasını da sizin onu çağırmanızı da birbirinizi çağırmak gibi görmeyin. O, sizi çağıracak olursa farz bir emir olarak onun çağrısına cevap verin. Hatta namaz esnasında bile Allah Rasûlünün çağrısına cevap vermek icab eder. Allah Rasûlu dışında bir söz söyleyen herhangi bir kimsenin o sözünün ümmet tarafından kabul edilmesi ve gereğince amel edilmesi farz değildir. Bu ancak onun için geçerlidir. Çünkü Allah Rasûlü, hatadan korunmuştur ve biz ona uymakla muhatabız. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman Allah ve Rasûlünün çağrısına uyun.”(el-Enfâl, 8/24). Aynı şekilde Allah Rasûlünü birbirinizi çağırdığınız gibi çağırmayın, ona seslendiğiniz zaman:“Ya Muhammed” yahut da “Ey Abdullah’ın oğlu Muhammed!” gibi birbirinize söylediğiniz sözleri söylemeyin. Aksine şerefi, fazileti ve başkalarından farklılığı dolayısıyla:“Ey Allah’ın Rasûlü” veya “Ey Allah’ın Peygamberi” diye ona hitap etmek gerekir. “Aranızda birbirinizin arkasına gizlenerek gizlice sıvışıp gidenleri Allah kesinlikle bilir.” Yüce Allah toplumu ilgilendiren bir iş dolayısıyla Peygamber ile birlikte bulunup ondan izin almaksızın ayrılıp gitmeyen, Allah ve Peygambere iman eden mü’minleri övdükten sonra, bu şekilde hareket etmeyerek, izin almadan çekip gidenleri tehdit etmektedir. Yüce Allah’ın:“Aranızda birbirinizin arkasına gizlenerek gizlice sıvışıp gidenler...” buyruğunda kastedilen, sıvışıp gittikleri ve ayrıldıkları vakit, başkalarının kendilerini görmesini önleyecek şekilde herhangi bir şey arkasına saklanıp gitmeleridir. İşte bu gidişleri sizin fark edemeyeceğiniz bir şekilde olsa bile Yüce Allah onları bilir ve bu yaptıklarına karşılık eksiksiz bir şekilde onları cezalandıracaktır. Bundan dolayı Yüce Allah, onları şu buyruğuyla tehdit etmektedir:“O halde onun emrine muhalefet edenler” yani bazı işleri için Allah ve Rasûlünün emrine rağmen gidenler “başlarına bir musibetin” yani şirk ve kötülük “yahut can yakıcı bir azabın gelmesinden sakınsınlar.” Bazı işleri için Allah ve Rasûlünün emrine rağmen gidenler hakkında durum buysa ya herhangi bir işi olmaksızın Allah’ın emrini terk edenlerin hali ne olur? 64. “Dikkat edin! Göklerde ve yerde olanlar” hem mülkiyetleri itibariyle hem de O’na kul olmaları itibariyle “yalnızca Allah’ındır.” O, bunlar hakkında hem kaderî hükmü gereğince, hem de şer’î hükmü gereğince tasarrufta bulunur. “O, sizin ne üzere olduğunuzu çok iyi bilir.” O, sizin hayır mı şer mi işlemekte olduğunuzu bildiği gibi bütün amellerinizi de bilir. O’nun ilmi hepsini kuşatmıştır. Kalemi bunları yazmıştır. Kiramen Kâtibin de bunları sizin hakkınızda yazıp tespit etmektedir. “O gün” yani kıyamet gününde “(hepsi) O’na döndürülecekler ve O, onlara neler yaptıklarını haber verecektir” Küçüğüyle, büyüğüyle onların yaptıklarını, bütün amellerini aynen bildirecektir. Kendi organlarını kendilerine karşı şahit tutacaktır. Ya O’nun fazileti, lütfu ile karşılaşacaklar ya da adaletini göreceklerdir. Şanı Yüce Allah, onların yaptıklarını bildiğine dair özel bilgisini söz konusu ettikten sonra bilgisinin her şeyi kuşatan umumi bir bilgi olduğunu belirterek:“Allah her şeyi çok iyi bilendir” buyurmaktadır. ûr Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Peygamber’in dinî emri, çağrısı, talebi Allah’ın emri gibidir; çünkü o, Allah elçisidir. Birçok âyette ona itaat etmenin Allah’a itaat demek olduğu açıkça ifade edilmiştir. Bu tersine çevrildiğinde şu mâna çıkar: Ona itaat etmemek, çağrısına katılmamak, talebini yerine getirmemek Allah’a itaatsizliktir. Bu âyetin lafza bağlı yorumundan şöyle bir sonuç çıkarmak da mümkündür: Hz. Peygamber’i çağırırken, ona seslenirken, hitap ederken edepli olun, birbirinize hitap ederken kullandığınız şekil ve üslûbu kullanmayın (bu konuda ayrıca bk. Hucurât 49/2-3). Hz. Peygamber’in emri Allah’ın emri gibi olduğuna göre ona uymayanların, aykırı hareket edenlerin hem dünyada birtakım belâ ve musibetlerle terbiye edilmeleri hem de âhirette yaptıklarının cezasını görmeleri, din mantığına göre tabiidir. Resûlullah’ın vazifesinin tebliğden ibaret olduğunu bildiren âyetler bizi yanıltmamalıdır. Bunlardan maksat, tebliğ vazifesini yerine getiren Hz. Peygamber’in, buna rağmen inkârda veya günahta ısrar edenlerin yaptıklarından sorumlu tutulmayacağından ibarettir. Kur’an’da olsun olmasın Peygamber’in emrine uymayanlara, aykırı davrananlara dünyada ve âhirette neler yapılacağı, bunların hangi haklardan mahrum kalacakları, nasıl cezalandırılacakları gibi konular başka âyetlerde hükme bağlanmış ayrı meselelerdir. Nitekim bu âyette, birbirlerini siper ederek gizlice Hz. Peygamber’in toplantısını terkedenler ve onun emrine aykırı hareket edenlerin, hem dünyada hem de âhirette cezalandırılacakları ifade edilmektedir.
Nûr Suresi 63. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Müminler! Allah'ın Rasûlüne gereken saygıyı gösterip, ona değer verin. O'nu çağırdığınız zaman birbirinizi çağırdığınız gibi ismi ile, "Ey Muhammed!" ya da babasının ismi ile, "Ey Abdullah'ın Oğlu!" diye çağırmayın! Fakat, "Ey Allah'ın Rasûlü! Ey Allah'ın Nebisi!" diye çağırın. Allah'ın Rasûlü sizi bir şeye davet edip çağırdığı zaman onun davetini birbirinizi davet ettiğiniz davetler gibi ehemmiyetsiz bir davet olarak görmeyin. Aksine onun davetine icabet etmekte acele edin. Şüphesiz Yüce Allah, sizden izin almadan gizlice sıvışıp gidenleri bilmektedir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in emrine muhalefet edenler, Allah'ın kendilerine bir bela ve bir musibet isabet ettirmesinden yahut sabredemeyecekleri bir azap ile azap etmesinden sakınsınlar.