Önceki ayet· 49:1Sonraki ayet· 49:3

Hucurât Suresi 2. Ayet· 49:2

↗ Hucurât suresi
Medeni
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَرۡفَعُوٓاْ أَصۡوَٰتَكُمۡ فَوۡقَ صَوۡتِ ٱلنَّبِيِّ وَلَا تَجۡهَرُواْ لَهُۥ بِٱلۡقَوۡلِ كَجَهۡرِ بَعۡضِكُمۡ لِبَعۡضٍ أَن تَحۡبَطَ أَعۡمَٰلُكُمۡ وَأَنتُمۡ لَا تَشۡعُرُونَ
Ey inananlar! Seslerinizi, Peygamberin sesini bastıracak şekilde yükseltmeyin. Farkına varmadan, işlediklerinizin boşa gitmemesi için, Peygambere birbirinize bağırdığınız gibi yüksek sesle bağırmayın
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ey inananlar! Seslerinizi, Peygamberin sesini bastıracak şekilde yükseltmeyin. Farkına varmadan, işlediklerinizin boşa gitmemesi için, Peygambere birbirinize bağırdığınız gibi yüksek sesle bağırmayın
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber'in sesinden fazla yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber'e yüksek sesle bağırmayın. Öyle yaparsanız, siz farkına varmadan amelleriniz boşa gider.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey iman edenler! Seslerinizi o Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin! Kiminizin kiminize bağırarak konuştuğu gibi, onun huzurunda sözü yükseltmeyin! Yoksa siz hiç farkında olmadan amelleriniz eriyip gider.
Süleyman Ateş
Ey inananlar, seslerinizi, Peygamberin sesinin üstüne çıkarmayın, birbirinizle yüksek sesle konuştuğunuz gibi, onunla da öyle yüksek sesle konuşmayın; yoksa siz farkında olmadan amelleriniz boşa gider.
Diller arası (7 dil)ıraksama 10.4%
İngilizce
O you who have believed, do not raise your voices above the voice of the Prophet or be loud to him in speech like the loudness of some of you to others, lest your deeds become worthless while you perceive not
Fransızca
O vous qui avez cru! N'élevez pas vos voix au-dessus de la voix du Prophète, et ne haussez pas le ton en lui parlant, comme vous le haussez les uns avec les autres, sinon vos œuvres deviendraient vaines sans que vous vous en rendiez compte
İspanyolca
¡Oh, creyentes! No levanten sus voces sobre la voz del Profeta, y no hablen con él del mismo modo que hablan entre ustedes, pues sus obras se podrían malograr sin que se dieran cuenta
Rusça
О те, которые уверовали! Не поднимайте ваши голоса над голосом Пророка и не обращайтесь к нему так же громко, как вы обращаетесь друг к другу, а не то ваши деяния окажутся тщетными, и вы даже не почувствуете этого
Endonezce
Wahai orang-orang yang beriman! Janganlah kamu meninggikan suaramu melebihi suara Nabi, dan janganlah kamu berkata kepadanya dengan suara keras sebagaimana kerasnya (suara) sebagian kamu terhadap yang lain, nanti (pahala) segala amalmu bisa terhapus sedangkan kamu tidak menyadari
Bengalce
মুমিনগণ! তোমরা নবীর কন্ঠস্বরের উপর তোমাদের কন্ঠস্বর উঁচু করো না এবং তোমরা একে অপরের সাথে যেরূপ উঁচুস্বরে কথা বল, তাঁর সাথে সেরূপ উঁচুস্বরে কথা বলো না। এতে তোমাদের কর্ম নিস্ফল হয়ে যাবে এবং তোমরা টেরও পাবে না।
Çince
信道的人们啊!不要使你们的声音高过先知的声音,不要对他高声说话,犹如你们彼此间高声说话那样,以免你们的善功变为无效,而你们是不知不觉的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Allah'a iman edenler ve Allah'ın dinine tabi olanlar! Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e karşı edepli olun ve onu muhatap alırken seslerinizi sakın onun sesinin üstüne çıkarmayın ve sakın onu ismi ile çağırmayın. Aksine onu ismi ile değil yumuşak bir şekilde peygamberlik ve risalet ile çağırın. Yoksa siz, farkında olmadan amellerinizin sevabı boşa gider.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Ey iman edenler! (Söz ve işte) Allah’ın ve Rasûlünün önüne geçmeyin ve Allah’a karşı takvalı olun. Şüphesiz Allah Semidir, Alîmdir. 2- Ey iman edenler! Sesinizi Peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin ve onunla birbirinize bağırır gibi bağırarak konuşmayın. Yoksa siz farkında olmadan amelleriniz boşa gider. 3- Rasûlullah’ın yanında seslerini kısanlar var ya; işte onlar, Allah’ın kalplerini takvâ için sınayıp seçtiği kimselerdir. Onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır. (Medine’de inmiştir. 18 âyettir) Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. Bu buyruklar, Yüce Allah’a ve Rasulullah’a karşı takınılması gereken edebi, tazimi, saygı ve ikrâmı içermektedir. Yüce Allah, mü’min kullarına Allah ve Rasûlüne imanın bir gereği olarak, Allah’ın emirlerini yerine getirmelerini, yasaklarından kaçınmalarını ve bütün işlerinde Allah’ın emirlerinin ardından yürüyerek Rasûlünün sünnetine uymalarını emretmektedir. Yine Allah ve Rasûlünün önüne geçmemelerini, o buyurmadan bir söz söylememelerini ve o emretmedikçe emir vermemelerini istemektedir. İşte Allah’a ve Rasûlüne karşı takınılması gereken edebin gerçek mahiyeti budur, kulun mutluluğunun ve felahının anahtarı budur. Bunu elde edemeyen ebedi mutluluğu ve sonsuz nimetleri elden kaçırmış olur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in dışındakilerin sözlerini, Rasûlün sözünün önüne geçirmeye dair bu şiddetli yasak, şunu gerektirmektedir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünneti açıkça ortaya çıktı mı, artık ona uymak mutlak bir farzdır. Onun buyruğu, kim olursa olsun başkalarının sözlerinden önce gelir. 1. Daha sonra Yüce Allah, genel olarak takvâyı emretmektedir. Takvâ ise Talk b. Habîb’in dediği gibi “Allah’ın mükâfatını umarak, O’na itaat olan işleri Allah’tan bir nur üzere yapmak ve O’na isyanı gerektiren hususları da Allah’ın cezasından korkarak yine Allah’tan bir nur üzere terk etmek” demektir. “Şüphesiz Allah, Semi’dir” bütün zamanlarda, en gizli yer ve yönlerdeki her bir sesi işitendir. “Alîmdir.” Gizliyi, açığı, geçmişi, geleceği, varlığı zorunlu olanları, varlığı imkânsız olanları ve mümkün olanları hep bilir. Allah’ın ve Rasûlünün önüne geçmeyi yasaklayan ve ondan korkmayı emreden buyruklardan sonra bu iki şerefli ismin zikredilmesi, güzel emirleri ve güzel görülen adabı yerine getirmeye bir teşvik, bunların zıddı olan şeylerden de bir sakındırma anlamı taşımaktadır. 2. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler! Sesinizi Peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin ve onunla birbirinize bağırır gibi bağırarak konuşmayın.” Bu da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e hitap ederken takınılması gereken edebi göstermektedir. Yani ona hitap eden kimse onunla konuşurken sesini Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in sesinden fazla yükseltmemeli, bağırarak konuşmamalı, aksine sesini kısmalı, edeple, yumuşak ifadelerle, tazim ile ve gereken saygıyı göstererek ona hitap etmelidir. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem onlardan herhangi biri gibi değildir. Ümmet üzerindeki hakkı, ona iman etmenin farz oluşu, kendisi olmaksızın imanın tamamlanamayacağı sevgi vb. gibi hususlarda ayrıcalıklı olduğu gibi, hitaplarda da ayrıcalıklı olmalıdır. Bu konuda onun hakkına riâyet etmemek, sakınılması gereken bir husustur. Zira kulun amelinin o, farkında bile değilken boşa çıkmasından korkulur. Nitekim ona karşı gereken edebi takınmak da mükâfatın elde edilmesinin ve amellerin kabul edilmesinin sebepleri arasındadır. 3. Daha sonra Yüce Allah, Rasûlullah’ın huzurunda seslerini alçaltan kimseleri Allah’ın kalplerini takvâ için imtihan etmiş olması ile övmektedir. Bu imtihan sonucunda kalplerinin takvâya elverişli olduğu ortaya çıkmıştır. Daha sonra onlara günahlarının bağışlanmasını da vaat etmektedir. Bu da kötülüklerin ve hoşa gitmeyen şeylerin ortadan kalkmasını, buna karşılık pek büyük mükâfatın elde edilmesini içerir. Bu mükâfatın niteliklerini ise Allah’tan başka kimse bilmez. Böylece arzu edilen her şey elde edilmiş olur. Bu, Yüce Allah’ın emirlerle, yasaklarla ve çeşitli sıkıntılarla kalpleri sınadığına bir delildir. Allah’ın emrine sarılan, razı olacağı işlere uyan ve bu konuda elini çabuk tutan, onu hevâsının önüne geçiren kimseler, takvâyı elde etmiş ve kalpleri de ıslah olmuş olur. Böyle olmayan kimselerin ise takvâya elverişli kimseler olmadığı ortaya çıkar.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Söz, karar ve davranışta Allah ve resulünün iradelerini aşmamak, onların rızalarının dışına çıkmamak gerektiği önceki âyette bildirilmişti. Buna nisbetle daha hafif bir ihlâl ve kusur teşkil eden iki davranışın daha çirkinliği de bu âyette ifade edilmektedir: 1) Hz. Peygamber’in yanında başkalarıyla konuşurken onun sesini bastıracak kadar yüksek bir sesle konuşmak. Buhârî’nin rivayetine göre Hz. Peygamber ile görüşme yapmak üzere Temîmoğulları’ndan bir heyet gelmişti. Görüşme sırasında Hz. Ebû Bekir ile Ömer de orada idiler. Kabileye başkan yapılacak kişi üzerinde bu ikisi ihtilâfa düşüp Hz. Peygamber’in yanında seslerini fazla yükselttiler. Bu âyet inince çok pişman oldular, üzüldüler. Artık onun yanında o kadar alçak sesle konuşuyorlardı ki, çoğu kere Peygamber efendimiz “İşitemedim, tekrarlar mısın?” diyordu (“Tefsîr”, 49/1-2). 2) Onunla konuşurken, sıradan bir kimse ile konuşur gibi bağırıp çağırarak konuşmak. İslâm’dan önce Araplar bu gibi inceliklere riayet etmez, ilâhî bir dinin eğitiminden geçmedikleri için bir peygambere nasıl davranılacağını da bilmezlerdi. Âyetler hem onlara edep dersi vermekte hem de daha sonra gelecek olan müminlere, vefatından sonra da olsa peygamberlerine karşı besleyecekleri saygı ve sevgi konusunda örnekli açıklama yapmaktadır. Râzî’ye göre “sesi, peygamberin sesinin üstüne çıkarmak”, onun huzurunda çok konuşmak şeklinde de anlaşılabilir. Çünkü bir kimse konuşuyorsa (sesi çıkıyorsa) diğeri susuyor ve dinliyor demektir. Hz. Peygamber’in yanında olabildiğince az konuşmak ve çok dinlemek gerekir; çünkü hayırlı olan onun konuşmasıdır (XXVII, 112). “Farkında olmadan amelin boşa gitmesi” iki türlü olabilir: a) Âhiret hesaplaşmasında günahlar ile sevapların denkleştirilmesi, başkalarının haklarıyla ilgili bazı günahlardan kurtulabilmek için sevap hanesinden aktarmalar yapılması söz konusudur. Bu durumda insana büyük dereceler ve ödüller kazandıracak birçok amel (ibadet, hayır, güzel iş) tazminata gitmekte, bir mânada heder edilmektedir. b) İman olmazsa ebedî kurtuluş bakımından amelin bir değeri yoktur. Hz. Peygamber’e karşı gerekli edep ve saygıyı göstermeyen, onu hayatında örnek almayan kimselerin zaman içinde din duyguları, dinî pratikleri ve imanları –kendileri işin farkında olmadıkları halde– zayıflayabilir. Bu zayıflama imanın varlığı ile yokluğu eşit olan bir dereceye vardığında ibre, fikirde veya fiilde inkâra doğru yönelir, inkâr gerçekleşince de amellerin değeri kalmaz, âhiret sermayesi olarak boşa gitmiş sayılır.
Hucurât Suresi 2. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Allah'a iman edenler ve Allah'ın dinine tabi olanlar! Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e karşı edepli olun ve onu muhatap alırken seslerinizi sakın onun sesinin üstüne çıkarmayın ve sakın onu ismi ile çağırmayın. Aksine onu ismi ile değil yumuşak bir şekilde peygamberlik ve risalet ile çağırın. Yoksa siz, farkında olmadan amellerinizin sevabı boşa gider.