Önceki ayet· 24:26Sonraki ayet· 24:28

Nûr Suresi 27. Ayet· 24:27

↗ Nûr suresi
Medeni
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَدۡخُلُواْ بُيُوتًا غَيۡرَ بُيُوتِكُمۡ حَتَّىٰ تَسۡتَأۡنِسُواْ وَتُسَلِّمُواْ عَلَىٰٓ أَهۡلِهَاۚ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرٞ لَّكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ
Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere, izin almadan, seslenip sahiplerine selam vermeden girmeyiniz. Eğer düşünürseniz bu sizin için daha iyidir
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere, izin almadan, seslenip sahiplerine selam vermeden girmeyiniz. Eğer düşünürseniz bu sizin için daha iyidir
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi farkettirip ev halkına selam vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir. Herhalde (bunu) düşünüp anlarsınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey iman edenler! Kendi evleriniz dışındaki evlere, sahipleriyle kaynaşıp izin almadan, bir de ev sakinlerine selam vermeden girmeyin! Düşünüp taşınmanızı sağlamada bu sizin için daha hayırlıdır.
Süleyman Ateş
Ey inananlar, kendi evlerinizden başka evlere, izin alıp halkına selam vermeden girmeyin. Herhalde bunun, sizin için daha iyi olduğunu düşünüp anlarsınız.
Diller arası (7 dil)ıraksama 9.8%
İngilizce
O you who have believed, do not enter houses other than your own houses until you ascertain welcome and greet their inhabitants. That is best for you; perhaps you will be reminded
Fransızca
O vous qui croyez! N'entrez pas dans des maisons autres que les vôtres avant de demander la permission [d'une façon délicate] et de saluer leurs habitants. Cela est meilleur pour vous. Peut-être vous souvenez-vous
İspanyolca
¡Oh, creyentes! No entren en ninguna casa que no sea la suya sin antes pedir permiso y saludar a su gente. Esto es lo mejor para ustedes, para que así recapaciten
Rusça
О те, которые уверовали! Не входите в чужие дома, пока не спросите позволения и не поприветствуете миром их обитателей. Это лучше для вас. Быть может, вы помяните назидание
Endonezce
Wahai orang-orang yang beriman! Janganlah kamu memasuki rumah yang bukan rumahmu sebelum meminta izin dan memberi salam kepada penghuninya. Yang demikian itu lebih baik bagimu, agar kamu (selalu) ingat
Bengalce
হে মুমিনগণ, তোমরা নিজেদের গৃহ ব্যতীত অন্য গৃহে প্রবেশ করো না, যে পর্যন্ত আলাপ-পরিচয় না কর এবং গৃহবাসীদেরকে সালাম না কর। এটাই তোমাদের জন্যে উত্তম, যাতে তোমরা স্মরণ রাখ।
Çince
信道的人们啊!你们不要进他人的家去,直到你们请求许可,并向主人祝安。这对于你们是更高尚的,(安拉这样指导你们),以便你们能记取教诲。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Allah'a iman eden ve Allah'ın dini ile amel edenler! Sakın kendi evleriniz dışındaki evlere sahipleri size izin vermeden girmeyin. Bilakis izin alarak ve selam vererek: "Esselamu aleykum, girebilir miyim?" deyin. Almakla emrolunduğunuz bu izin, sizin için aniden izin almadan girmenizden daha hayırlıdır. Umulur ki, emrolunduğunuz bu husustan öğüt alır ve onu uygularsınız.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
27- Ey iman edenler! Kendi evlerinizin dışındaki (yabancı) evlere izin alıp o ev halkına selâm vermeden girmeyin. Bu, sizin için daha hayırlıdır. Olur ki düşünüp öğüt alırsınız. 28- Eğer o (yabancı evlerde) kimseyi bulamazsanız size izin verilinceye kadar oralara girmeyin. Eğer size “Geri dönün” denirse, geri dönün. Bu, sizin için daha nezihtir. Allah yaptıklarınızı çok iyi bilir. 29- Oturulmayan ve içlerinde size ait eşya/fayda bulunan evlere (izinsiz) girmenizde ise size bir günah yoktur. Allah, açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir. 27. Yüce Yaratıcı mü’min kullarına irşadda bulunarak kendi evleri dışındaki evlere izin almaksızın girmemelerini emretmektedir. Çünkü izinsiz başkasının evine girmenin pek çok kötü sonucu vardır. Bunlardan birisini Allah Rasûlü şu buyruğu ile söz konusu etmektedir:“İzin istemek, ancak (ev sahiplerinin görülmesinin arzulamadıkları hallerinin) görülmesi(ni önlemek) için emredilmiştir.” İzin istememe dolayısı ile evlerin içerisinde görülmesi istenmeyen haller göze çarpar. Ev, içindekileri örtüp saklama hususunda elbisenin insanın bedenindeki avreti örtmesine benzer. İzin istemenin bir diğer sebebi, izinsiz giren kimsenin hırsızlık veya buna benzer kötü bir itham ve şüphe altında kalmasını gerektirmesidir. Çünkü gizlice bir yere girmek, kötülük yapmak istemenin delilidir. İşte Yüce Allah, mü’minlere kendi evlerinin dışındaki evlere “izin alıp o ev halkına selâm vermeden” girmeyi yasaklamaktadır. İzin almaya âyet-i kerimede (ısınma, ünsiyet sağlama anlamında)“istinas” denmesinin sebebi, bu yolla ünsiyetin husule gelmesi, izin almaksızın ise soğukluk ve ürkmenin söz konusu olması dolayısıyladır. İzin alıp hane halkına selam vermek, hadis-i şerifte geçtiği üzere: “Esselamu aleykum, girebilir miyim?” demek sûreti ile olur. “Bu” sözü geçen şekilde izin istemek “sizin için daha hayırlıdır. Olur ki düşünüp öğüt alırsınız.” Çünkü bunun birçok faydası vardır ve bu, sahip olunması gereken ahlâkî erdemlerdendir. Eğer kendisinden izin istenen kişi izin verirse, izin talep eden de içeri girer. 28. “Eğer o (yabancı evlerde) kimseyi bulamazsanız size izin verilinceye kadar oralara girmeyin. Eğer size “Geri dönün” denirse, geri dönün.” Geri dönmemezlik etmeyin, bundan dolayı da kızıp öfkelenmeyin. Çünkü ev sahibi, sizin yerine getirilmesi gereken bir hakkınızı engellemiş değildir. O, bağışta bulunan kişi durumundadır. Dilerse izin verir, dilemezse vermez. Öyleyse sizden herhangi bir kimse böyle bir halden dolayı kibirlenip de kızmasın. Çünkü “bu, sizin için daha nezihtir.” Kötülüklerden arınıp temizlenmeniz ve iyiliklerle bezenmeniz için daha uygundur. “Allah, yaptıklarınızı çok iyi bilir.” Ve herkese az olsun, çok olsun, iyi olsun kötü olsun, ne amel yaptıysa onun karşılığını verecektir. 29. Bu, fiilen mesken olarak kullanılan evlere dair hükümdür. İnsanın orada eşyasının bulunması ile bulunmaması arasında fark yoktur. Yine mesken olarak kullanılmayan ama insanın eşyası bulunmayan evler için de hüküm böyledir. Ev halkı bulunmayan, içinde kişiye ait eşyaların bulunduğu, oraya girme gereği duymakla birlikte kendilerinden izin alması mümkün olacak kimse bulunmayan evlere gelince -mesela ücret ödeyerek ve benzeri yollarla tutulup kalınan kiralık evler (otel vb.) buna örnektir- bunlar hakkında Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Oturulmayan ve içlerinde size ait eşya/fayda bulunan evlere (izinsiz) girmenizde ise size bir günah yoktur.” Bu, daha önce sözü edilen evlere izinsiz girmenin haram ve günah olduğuna delildir. Yüce Allah’ın:“Oturulmayan ve içlerinde size ait eşya/fayda bulunan evler” tabiri, Kur’ân-ı Kerîm’in hayret verici kayıtlı ifadelerinden birisidir. Çünkü daha önce geçen “kendi evlerinizin dışındaki evlere” buyruğu, insanın mülkiyetinde bulunmayan bütün evleri kapsayan umumi bir lafızdır. Bu âyet-i kerimedeki kayıt ile Yüce Allah, kişinin kendi mülkü altında olmamakla birlikte içinde kendisine ait eşya/fayda bulunan ve orada oturan kimselerin olmadığı evleri bu umumi lafzın dışına çıkarmakta ve bu gibi evlere izinsiz girmekten vebali kaldırmaktadır. “Allah, açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.” Gizli ve açık bütün hallerinizi bilir. Sizin maslahatınıza olan şeyleri de bilir. Bu yüzden size gerek duyduğunuz ve sizin için zorunlu bulunan şer’î hükümler buyurmuştur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İffet ve namusla ilgili iftirayı yasaklayan, bu davranışın ne kadar büyük bir günah ve ağır bir suç teşkil ettiğini açıklayan âyetlerden sonra ve iffeti korumak için tedbirler getiren âyetlerden önce her iki konuyla da sebep-sonuç ilişkisi bulunan bir konuya yer verilmektedir: Başkalarının evlerine girip çıkma kuralları. Başkalarının evlerine girme konusunda bazı kurallara ve ihtiyat tedbirlerine uyulmaması halinde hem girip çıkanları görenlerin suizanna kapılmaları ve tecessüs duygularının tahrik edilmesi hem de girip çıkanların bazı aile sırlarına vâkıf olmaları, ailenin görülmesini istemediği bazı şeyleri görmeleri, o anda veya ileride bazı olumsuz ve yasak duyguların, niyetlerin oluşması gibi kötü sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Bugün şehirlerde, elektriğin ve elektronik araçların bulunduğu binalarda oturanlar, gelenlerle konuşmak, kimliklerini sormak, hatta onları görmek, buna göre kapıyı açmak veya açmamak imkânlarına sahip bulunmaktadırlar. Böyle imkânların bulunmaması halinde kapıya gelenin bazı kurallara kendiliğinden riayet etmesi ve edebe aykırı yollara tevessül etmemesi gerekir. Belli kimselerin oturmasına mahsus bulunmayan, ya boş olan veya hanlar, kervansaraylar, oteller, abdesthaneler, dükkânlar gibi her isteyenin girip çıkmasına, oturup kalkmasına, alışveriş yapmasına açık bulunan yerlere girmek için yukarıdaki usule göre izin almak gerekli değildir. “İçinde kendinize ait eşya bulunan” şeklinde çevirdiğimiz ifadeyi, “faydalanmanıza açık bulunan” şeklinde de anlamak mümkündür. Yukarıdaki örnekler bu anlayışa uygun bulunmaktadır. Bizim çevirimize uygun örnek ise sahipleri tarafından terkedilmiş ve içine başkaları tarafından yakacak vb. eşya konmuş binalar ve yerlerdir. Câhiliye dönemiyle İslâm’ın ilk yıllarında insanlar birbirlerinin evine girerken “iyi sabahlar, iyi akşamlar” gibi iltifat ifadeleri kullanmakla birlikte bu konularda muaşeret kurallarına yeterince önem verilmiyor, baskın yapar gibi evlere dalanlar oluyor; sık sık rahatsız edici durumlarla karşılaşılıyordu (Buhârî, “İsti’zân”, 11; Râzî, X, 197). Daha sonra, özellikle konumuz olan âyetler ile diğer âyet ve hadislerde evlere girerken izin isteme ve izin verme konularında özel hükümler getirilmiş; böylece meskenlerin mahremiyeti ve dokunulmazlığı, bireyin ve ailenin saygınlığı korunmak istenmiştir. Kaynaklarda izin konusunda bilhassa şu hususlar üzerinde durulmaktadır: a) Yukarıda belirtilen istisnaî yerler ile kural olarak sahibince veya yetkili kişi ve makamlarca söz, işaret, yazılı belge, tabela vb. yollarla girilmesine izin verilen yerler dışındaki mahallere, özel ve mahrem mekanlara izin almadan girilemez. Ancak bir hadiste belli bir zamanda bir yere gelmesi için davet edilen kişinin belirtilen zamanda o yere girmesi için izin alması gerekmediği ifade edilir (Buhârî, “İsti’zân”, 14). b) Hz. Peygamber’in belirlediği bir kurala göre bir yere girmek için izin isteyen kişi, bu isteğini en çok üç defa tekrar etmeli, buna rağmen izin ifade eden bir karşılık alamazsa dönüp gitmelidir (Buhârî, “İsti’zân”, 13; Müslim, “Âdâb”, 32, 34, 35, 37; Râzî, XXIII, 197-198). Ancak sesinin duyulmadığını düşünen kimsenin izin talebini üçten fazla tekrar edebileceği belirtilmektedir (Kurtubî, XII, 218). c) Konumuz olan 27. âyette izin isterken ev halkına ayrıca selâm verilmesi de istenmiştir. Hz. Peygamber’in böyle durumlarda genellikle selâm verip kendisini tanıtarak izin istediği bildirilmektedir (Ebû Dâvûd, “Edeb”, 138). 27. âyetin söz dizilişinde selâm izin istemeden sonra gelmektedir. Bununla birlikte âyetteki sıranın bağlayıcı olmadığı, duruma göre önce selâm verip kendini tanıttıktan sonra izin istemenin mümkün olduğu görüşü de vardır (Nevevî, XVI, 131). Hz. Peygamber’in, izin almadan huzuruna giren birini, “Dışarı çık, ‘Selâmün aleyküm, girebilir miyim?’ de” şeklinde uyarırken önce selâmı zikrettiği görülmektedir (Dârimî, “Salât”, 88). d) İzin isteyen kişi içeridekilere kendisini açıkça tanıtmalıdır. Nitekim Resûl-i Ekrem, içeri girmek isteyen birine kim olduğunu sorunca bu kişinin “benim” demesine canı sıkılmış, “Sen de kimsin!” diyerek yaptığının yanlışlığını hatırlatmıştır (Buhârî, “İsti’zân”, 17; “Edeb”, 94). Bu durumda kapı tokmağını kullanma, zil çalma, diyafonla seslenme gibi modern imkânlardan yararlanırken de kendini açıkça tanıtmak gerekmektedir. e) Bir kimsenin izinsiz girmesi câiz olmayan yeri iyi niyetle de olsa kapı aralığından veya pencereden gözetlemesi de câiz değildir. Zira izin isteme hükmünün konuluş sebebi, aile mahremiyeti gibi ilgililerin görülmesini istemediği mahremiyetleri yabancı gözlere karşı korumaktır (Aynî, XVIII, 286, 294). Müminlerin casusluk yapar gibi birbirlerinin mahrem durumlarını araştırmalarını yasaklayan âyetin (Hucurât 49/12) bu konuyla da ilgili olduğu kabul edilmektedir. Hz. Peygamber, birinin bu şekilde evini gözetlediğini görünce onu sert bir dille uyarmıştır (Buhârî, “İsti’zân”, 11; “Diyât”, 15, 23; ayrıca bk. Mustafa Çağrıcı “İzin”, DİA, XXIII, 509-510).
Nûr Suresi 27. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Allah'a iman eden ve Allah'ın dini ile amel edenler! Sakın kendi evleriniz dışındaki evlere sahipleri size izin vermeden girmeyin. Bilakis izin alarak ve selam vererek: "Esselamu aleykum, girebilir miyim?" deyin. Almakla emrolunduğunuz bu izin, sizin için aniden izin almadan girmenizden daha hayırlıdır. Umulur ki, emrolunduğunuz bu husustan öğüt alır ve onu uygularsınız.