Diyanet İşleri
Allah yolunda hicret edenlere, sonra öldürülen veya ölenlere Allah, elbette onlara güzel bir rızık verecektir. Rızık verenlerin en hayırlısı yalnız Allah'tır
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince, elbette Allah, onları güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Çünkü Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah yolunda hicret edip sonra da öldürülen yahut ölenleri, Allah güzel bir rızıkla mutlaka rızıklandıracaktır. Allah, rızık verenlerin elbette ki en hayırlısıdır.
Süleyman Ateşen ayrışan
Allah yolunda göç edip sonra öldürülen veya ölenlere gelince, Allah onları en güzel bir rızıkla besleyecektir. Doğrusu Allah, rızık verenlerin en iyisidir.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yüce Allah'ın rızasını kazanmak ve dinini izzetli kılmak için vatanlarını, beldelerini terk eden sonra Allah yolunda cihat ederken öldürülen ya da ölen kimseleri Yüce Allah kesintisiz daimî güzel bir rızık ile cennetinde rızıklandıracaktır. Şüphesiz Allah -Subhanehu ve Teâlâ- rızık verenlerin en hayırlısıdır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
58- Allah yolunda hicret eden, sonra da öldürülen yahut ölen kimseleri Allah, elbette güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Hiç şüphesiz rızık verenlerin hayırlısı Allah'tır. 59- O, elbette onları razı olacakları bir yere koyacaktır. Gerçekten Allah, her şeyi pek iyi bilendir, Halîmdir.
58. Bu, Allah yolunda yurdundan çıkan, vatanından, çocuklarından ve malından Allah rızası için ve O’nun dinine yardımcı olmak kastı ile hicret eden kimselere pek büyük bir müjdedir. Böylesinin mükâfatını vermek Allah’a aittir. İster yatağında ölsün, isterse Allah yolunda cihad ederek öldürülsün, fark etmez. “Allah elbette güzel bir rızık ile rızıklandıracaktır.” Onları hem Berzah aleminde hem de Kıyamet gününde o huzur ve sükûnu, güzel kokuları, güzelliği ve ihsanı, kalbî ve bedenî nimetleri bir arada barındıran cennete koymakla rızıklandıracaktır. Bu ayet-i kerimeden maksat şu da olabilir: Allah yolunda hicret eden kimsenin dünyada güzel ve geniş bir şekilde rızkını vermeyi Allah üzerine almıştır. İster bu kimsenin yatağı üzerinde öleceğini isterse de şehid olarak öldürüleceğini bilmiş olsun, hepsinin rızkı Allah’ın teminatındadır. Öyleyse herhangi bir kimse yurdunu ve mallarını bırakıp hicret ettiği takdirde fakir düşeceğini ve muhtaç olacağını zannetmesin. Çünkü ona rızık veren, rızık verenlerin en hayırlısıdır. Nitekim bu, Yüce Allah’ın haber verdiği gibi aynen gerçekleşmiştir. İlk muhacirler yurtlarını, çoluk çocuklarını ve mallarını Allah’ın dininin yardımına koşmak maksadı ile terk ettiler. Aradan fazla bir süre geçmeden de Yüce Allah nice ülkeleri fethetmelerini sağladı. Onları insanlara yönetici yaptı. O bölgelerin mallarından onlara vergiler ve çeşitli gelirler geldi. Böylece onlar insanların en zenginleri oluverdiler.
59. Bu açıklamaya göre Yüce Allah’ın:“O, elbette onları razı olacakları bir yere koyacaktır.” buyruğu Allah’ın onlara çeşitli ülkelerin fethini, özellikle de hoşnutluk ve sevinç içerisinde girdikleri şerefli Mekke fethini müyesser kılması ile gerçekleşmiştir. Ya da (ilk manaya göre) bundan kasıt, âhiretteki rızık olup girilecek yer de cennettir. Böylelikle âyet-i kerime, hem dünyadaki hem âhiretteki rızkı bir arada ifade etmiş olmaktadır. Buyruğun lafızları bütün bu anlamlara uygun düşmektedir. Anlaşılan o ki bu iki mana da doğrudur. İki mananın bir arada kastedilmiş olmasına da bir mani yoktur. “Gerçekten Allah, her şeyi pek iyi bilendir.” İşlerin içini de dışını da öncekilerini de sonrakilerini de bilir. ”Halîmdir.” İnsanlar, O’na isyan ederler, pek büyük günahlarla O’na karşı çıkarlar. O ise onları cezalandırmaya tam anlamıyla muktedir olduğu halde cezalarını çabuklaştırmaz. Aksine kesintisiz olarak onlara rızkını ihsan eder. Yine de lütfunu onlara ulaştırır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Dünyada geçici güç, itibar ve servetle başkaları üzerinde hâkimiyet kurmuş olanların burada ulaştıkları yargıların ve buna göre yaptıkları uygulamanın gerçek bir değere sahip olmadığı, asıl kıymet ifade eden yargının mahşer günü Allah tarafından verileceği; daha önce sınav ortamının gereği olarak yine O’nun iradesiyle elde edilmiş olan sınırlı egemenliklerin o gün tamamen sona ereceği ve mutlak hükümranlığın yalnız Allah’a ait olduğunu herkesin anlayacağı bildirilmekte; ardından da Cenâb-ı Allah’ın vereceği hüküm ve bunun sonuçları hakkında hatırlatmalar yapılmaktadır. Buna göre Allah’a iman edip bu inanca yaraşır iyi işler yapanlar nimetlerle dolu cennetlere konacak, inkârcılıkta direnenler aşağılayıcı cezalara çarptırılacaktır. Bu genel tasniften sonra Allah yolunda hicreti göze alıp yollara düşen ve bu uğurda canlarını feda edenlere özel mükâfatlar bulunduğu ayrıca belirtilmektedir.