Diyanet İşleri
Ey insanlar! Rabbinizden sakının; doğrusu kıyamet gününün sarsıntısı büyük şeydir
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey İnsanlar! Rabbinizden sakının; şüphesiz o kıyamet gününün sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kıyamet saatinin zelzelesi gerçekten çok büyük bir şeydir.
Süleyman Ateşen ayrışan
Ey insanlar, Rabbinizden korkun, çünkü (Duruşma) sa'ati(ni)n depremi, cidden korkunç bir şeydir.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey İnsanlar! Emrettiklerini yerine getirerek ve yasakladıklarından kaçınarak Rabbinizden korkun. Şüphesiz ki, yeryüzünün sarsıntısı ve diğer dehşet veren şeyler kıyamete eşlik edecek büyük işlerdir. Yüce Allah'ı razı edecek amel ile o güne hazırlanmak gerekir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Ey insanlar! Rabbinizden korkup sakının. Çünkü kıyametin sarsıntısı büyük bir şeydir. 2- Onu göreceğiniz gün her emzikli emzirdiğini unutur ve her hamile yükünü düşürür. Sen insanları sarhoş bir halde görürsün, halbuki onlar sarhoş değillerdir. Fakat Allah’ın azabı pek şiddetlidir.
(Kısmen Mekke’de, kısmen Medine’de inmiştir. 78 âyettir)
1. Yüce Allah, bütün insanlara kendilerini gizli ve açık nimetlerle besleyip doyuran Rablerinden korkup sakınmaları hususunda hitap etmektedir. Şirki, fasıklığı ve isyanı terk etmek ve güçleri yettiğince de emirlerine uymakla O’ndan sakınmaları (takvâlı olmaları) onlara yaraşan ve yerine getirmeleri gereken bir husustur. Daha sonra Yüce Allah, Allah’tan sakınmak hususunda kendilerine yardımcı olacak ve bu sakınmayı (takvâyı) terk etmekten de onları sakındıracak bir hususu zikretmektedir ki bu, kıyametin dehşetli halleridir. Şöyle buyurmaktadır:“Çünkü kıyametin sarsıntısı büyük bir şeydir.” Onun mahiyeti takdir edilemez, özü kavranılamaz. Çünkü kıyamet koptuğunda yeryüzü büyük bir sarsıntı ile sarsılır. Kendine has zelzelesi tahakkuk eder. Dağlar paramparça olur, dümdüz edilir. Adeta bir kum yığını haline gelir, sonra da etrafa saçılıp savrulan toz zerrecikleri olur. Daha sonra insanlar üç kısma ayrılır. İşte o vakit sema çatlar, güneş ve ay söndürülür, yıldızlar saçıp savrulur. Kalpleri paramparça edecek, yürekleri yerlerinden oynatacak, küçük çocukların saçlarını ağartacak ve sapasağlam kayaları dahi eritecek pek dehşetli haller ve musibetler vukua gelir. Bundan dolayı Yüce Allah bir sonraki âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır:
2. “Onu göreceğiniz gün her emzikli” yaratılıştan gelen yavrularını son derecede sevme özelliklerine ve hele de onların, kendileri olmaksızın yaşamaları mümkün olmayan o hallerine rağmen yine de “emzirdiğini unutur. Her hamile” aşırı dehşetten dolayı “yükünü düşürür. Sen insanları sarhoş bir halde görürsün. Halbuki onlar sarhoş değillerdir.” Ey onları görecek olan kişi! Sen onları içki içmiş ve sarhoş olmuş zannedeceksin. Gerçekte ise sarhoş değillerdir. “Fakat Allah’ın azabı pek şiddetlidir.” Bundan dolayı akılları başlarından gitmiş, kalpleri duygudan ve bilgiden boşalmış, dehşetle dolup taşmış, korkudan yürekler ağızlara gelip dayanmış, gözler yuvalarından fırlamıştır. O günde hiçbir babanın evladına, hiçbir evladın da babasına en ufak bir faydası olmayacaktır. Ve o gün kişi, “kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacaktır.”(Abese, 80/34-36) Azaptan kurutulmak için “kendisini barındıran aşiretini”(el-Meâric, 70/13) feda etmek isteyecektir. Ve “o günde onlardan her bir kişinin kendine yetecek bir işi olacaktır.”(Abese, 80/37) O vakit, zalim kişi pişmanlıktan ellerini ısıracak, “Keşke peygamber ile birlikte bir yol tutsaydım, keşke filanı dost edinmeseydim” diyecek. O zaman kimi yüzler kararacak, kimi yüzler de ağaracaktır. Hayır ve şer türünden zerre kadar ağırlıkların dahi tartılacağı teraziler kurulacak, amel sahifeleri ve onlardaki bütün ameller, sözler, niyetler, küçüğü ile büyüğü ile yayılacak, cehennem üzerinde boydan boya sırat kurulacak, cennet takvâ sahiplerine yakınlaştıracak, azgınlara cehennemin alevli ateşi açıktan açığa gösterilecektir. Cehennem bu azgınları uzaktan göreceği vakit onun alabildiğine öfkeli uğultusunu işiteceklerdir. Birbirlerine zincire vurulmuş olarak cehennemin dar bir yerine atılacakları vakit ise: Yetiş bize ey ölüm, diye feryad edeceklerdir. Bunlara:“Bugün ölümü bir kere değil, birçok kereler temenni edin”(el-Furkan, 25/14) denilecektir. Rablerine kendilerini cehennemden çıkarması için sesleneceklerinde O:“Yıkılın içerisine, bana da bir söz söylemeyin.”(el-Muminun, 23/108) diyecektir. Rahmeti sonsuz olan Rab onlara gazap etmiştir, o can yakıcı azap da onları kuşatmıştır. Her türlü hayırdan ümitlerini kesecekler, hurma çekirdeğinin sırtındaki ufacık nokta ve incecik zar kadar dahi olsa bütün amellerinin karşılığını bulacaklardır. Onlar bu durumda iken takvâ sahipleri de cennet bahçelerinde sevinç ve huzur içerisinde, türlü zevk ve lezzetler ile memnun ve bahtiyar olacaklardır. Canlarının çektikleri şeyler arasında ebedi kalacaklardır. O halde bütün bunların önünde/gelecekte olduğunu bilen aklı başında bir kimseye yaraşan, o güne gerekli şekilde hazırlanmaktır. Ameli terk ederek boş umutlarla oyalanmamaktır. Takvâyı ana hedef, Allah korkusunu bürüneceği elbise edinmeli, Allah’ı sevmeyi ve O’nu zikretmeyi de amellerinin ruhu haline getirmelidir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bütün insanlara hitap edilerek Allah şuurunun canlı tutulması, O’na saygısızlık etmekten sakınılması istenirken Allah’ın “yaratıcılık, yöneticilik, sahiplik ve terbiye edicilik” özelliklerine vurgu yapan rab ismi kullanılmıştır. Bu çağrının hemen ardından kıyamet ve âhiret gerçeği hatırlatılmış, bu gerçeğin iyi kavranması için de somut bir tasvire yer verilmiştir. Kıyamet sarsıntısının sıradan bir olay olmadığı ifade edildikten sonra herkesin o ana ait sahneleri gözünde canlandırmasına imkân verecek örneklere değinilmektedir: Emzikli kadınların çocuklarını emzirmeyi dahi akıllarından çıkaran bir dehşete kapılmaları, hamile kadınların düşük yapmalarına yol açan bir şok yaşamaları, insanların gerçekte sarhoş olmadıkları halde sarhoş gibi davranmaları veya görünmeleri. İlk iki örnekte “her” kaydının bulunması (“her emzikli kadın”, “her hamile kadın” denmiş olması), üçüncü örnekte de bütün insanları kapsar bir ifade kullanılmış bulunması, bu olayın sıra dışılığını açıkça ortaya koymaktadır. 2. âyetin son cümlesiyle, âhiretteki azabın bu yaşananlardan da çetin olacağı kastedilmiş olabilir. Bu mâna esas alınırsa meâli şöyle olur: “Fakat (bunun ardından gelecek olan) Allah’ın azabı çok zorlu olacaktır.” Kaynaklarda bu âyetlerin tefsiri sırasında, daha çok, belirtilen sarsıntının haşir sonrası kıyamet sahnelerinden mi yoksa dünyanın sonu geldiğinde kıyamet alâmeti olarak görülecek hallerden mi olduğu hususu üzerinde durulur. Âlimlerin çoğunluğu ikinci ihtimali daha güçlü bulmuşlardır (bk. Taberî, XVII, 109-115; Şevkânî, III, 490-491).