Önceki ayet· 21:8Sonraki ayet· 21:10

Enbiyâ Suresi 9. Ayet· 21:9

↗ Enbiyâ suresi
Mekki
ثُمَّ صَدَقۡنَٰهُمُ ٱلۡوَعۡدَ فَأَنجَيۡنَٰهُمۡ وَمَن نَّشَآءُ وَأَهۡلَكۡنَا ٱلۡمُسۡرِفِينَ
Sonra Biz onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik, kendilerini ve dilediklerimizi kurtardık; aşırı gidenleri ise yok ettik
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Sonra Biz onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik, kendilerini ve dilediklerimizi kurtardık; aşırı gidenleri ise yok ettik
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Sonra biz onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik; hem onları, hem de dilediğimiz kimseleri kurtardık, aşırı gidenleri yok ettik.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Sonra onlara verilen söze sadık kaldık da onları ve dilediklerimizi kurtardık. Ve israfa saplanıp haddi aşanları helâk ettik.
Süleyman Ateş
Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik, onları ve dilediklerimizi kurtardık, aşırı gidenleri helak ettik.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.1%
İngilizce
Then We fulfilled for them the promise, and We saved them and whom We willed and destroyed the transgressors
Fransızca
Puis Nous réalisâmes la promesse (qui leur avait été faite). Nous les sauvâmes avec ceux que Nous voulûmes [sauver]. Et Nous fîmes périr les outranciers
İspanyolca
Luego cumplí con la promesa que les había hecho. Los salvé a ellos y a otros que quise, pero hice perecer a los transgresores
Rusça
Потом Мы выполнили данное им обещание, спасли их и тех, кого пожелали, и погубили тех, кто излишествовал
Endonezce
Kemudian Kami tepati janji (yang telah Kami janjikan) kepada mereka. Maka Kami selamatkan mereka dan orang-orang yang Kami kehendaki, dan Kami binasakan orang-orang yang melampaui batas
Bengalce
অতঃপর আমি তাদেরকে দেয়া আমার প্রতিশ্রুতি পূর্ণ করলাম সুতরাং তাদেরকে এবং যাদেরকে ইচ্ছা বাঁচিয়ে দিলাম এবং ধবংস করে ছিলাম সীমালঙ্ঘনকারীদেরকে।
Çince
嗣后,我对他们实践诺约,故拯救他们和我所意欲者,而毁灭了过份者。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Sonra resulleri ve Müminlerden dilediğimiz kimseleri helak olmaktan kurtarıp resullerimize verdiğimiz sözü yerine getirdik. Allah'ı inkâr ederek ve günahları işleyerek haddi aşanları helak ettik.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
7- Senden önce (peygamber olarak) gönderdiklerimiz, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkeklerden başkası değildi. Eğer bilmiyorsanız zikir ehline sorun 8- Onları yemek yemeyen birer ceset kılmadık ve onlar ebedi de değildiler. 9- Sonra onlara verdiğimiz sözümüzü yerine getirip onları ve dilediğimiz kimseleri kurtardık, haddi aşanları da helâk ettik. 7-9. Bu buyruk, şu sözleriyle son peygamberi yalanlayan kişilerin şüphelerine bir cevaptır:“O niye yemeye, içmeye, pazarlarda gezip dolaşarak alış-veriş yapmaya ihtiyacı olmayan bir melek değildir? Niçin ebedi bir hayatı yok? Onun böyle olmayışı peygamber olmadığının delilidir.” Bu gibi şüpheler peygamberleri yalanlayanların kalplerinde hep var olagelmiştir. Onlar küfürleriyle birbirlerine benzedikleri gibi sözleri de birbirlerine benzemiştir. Şanı Yüce Allah, kendisinden önceki rasûlleri -velev ki peygamber olduğunu bütün kesimlerin kabul ettiği ve müşriklerin de kendilerinin onun dini üzerine olduklarını iddia ettikleri İbrahim aleyhisselam’ın dışındaki bir peygamber bulunmasaydı bile- kabul ettikleri halde son peygamberi yalanlayan bu gibilerin şüphelerine cevap vermektedir. Şöyle ki Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’den önce gelmiş bütün peygamberler insan idiler. Yerler, içerler, çarşı-pazarlarda gezer, dolaşırlardı. Ölüm ve buna benzer bütün insanlar hakkında söz konusu olan çeşitli olaylar, onlar için de söz konusu idi. Yüce Allah, bu peygamberleri kendi kavimlerine, ümmetlerine göndermiş ve onları tasdik edenler etmiş, yalanlayanlar da yalanlamıştır. Şanı Yüce Allah da onlara vaat etmiş olduğu kurtuluş ve hem onların hem de onlara uyanların bahtiyar olacağına dair sözünü yerine getirmiş, haddi aşıp onları yalanlayan kimseleri de helâk etmiştir. Peki, ne diye Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in risaletini inkâr etmek için aslı astarı olmayan şüpheler ileri sürülmektedir? Oysa bu şüpheler, onun diğer peygamber kardeşleri hakkında da söz konusudur. Ama onlar, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanlarken önceki peygamberlerin peygamberliğini kabul etmektedirler. Bu, gâyet açık ve susturucu bir delildir. Zira onlar, insanlardan birisinin peygamber olduğunu kabul edip de yine insanlardan bir başka peygamberi kabul etmiyorlarsa o takdirde bu şüpheleri tutarsızdır. Zaten bizzat kendileri de bu şüphelerinin tutarsız olduğunu kabul etmekle ve bu konuda çelişkiye düşmekle delil diye ileri sürdükleri şüphelerini de çürütmüş olmaktadırlar. ğer onların insanlar arasından herhangi bir peygamberin gelmesini inkâr ettiklerini, ebedi ve yemek yemeyen bir melek dışında hiçbir insanın peygamber olamayacağını söyleyecek noktaya geldiklerini kabul etsek dahi Yüce Allah, onların bu türden şüphelerini de ele almış ve şu buyruğuyla da bunu cevaplandırmıştır:“Ona ne diye bir melek indirilmedi, dediler. Eğer biz bir melek indirseydik, her halde iş bitirilmiş olurdu ve sonra kendilerine mühlet de verilmezdi. Eğer onu bir melek yapsaydık onu elbette bir adam yapardık ve onları düşmekte oldukları şüpheye yine düşürürdük.”(el-En’am, 6/8-9) Diğer taraftan insanların meleklerden vahiy telakki etmeye güçleri de yoktur: “De ki: Şâyet yeryüzünde yerleşmiş, yürüyen melekler olsaydı, biz onlara gökten melek bir peygamber gönderirdik.”(el-İsrâ, 17/95) Eğer sizin daha önce gönderilmiş peygamberlerin durumu ile ilgili bir şüpheniz varsa, bilginiz söz konusu değilse o takdirde “zikir ehline sorun.” Önceki kitapları bilenlere sorun. Kendilerine Tevrat ve İncil verilmiş kimseler gibi. Bunlar sahip oldukları bilgiye göre size haber verecekler ve gönderilmiş bütün peygamberlerin, kendilerine gönderilmiş kimseler türünden birer insan olduklarını söyleyeceklerdir. Bu âyet-i kerime her ne kadar daha önce gönderilmiş peygamberlerin durumunun zikir ehline -ki bunlar ilim ehli kimseler demektir- sorulması hakkında özel bir sebebe bağlı ise de dinin, usulü ve fürûu ile ilgili olup da insanın hakkında bilgi sahibi olmadığı her bir mesele buna dahildir, onlar da onu bilen kimseye sorulmalıdır. O halde bu buyrukta ilim öğrenmek ve ilim ehline soru sormak emri vardır. Onlara soru sorma emrinin verilmesinin tek sebebi, ilim sahiplerinin bildiklerini öğretmekle ve bildikleri hakkında cevap vermekle yükümlü olduklarından dolayıdır. Bu buyrukta zikir/ilim ehline soru sormak, özellikle söz konusu edilmekte ve böylelikle bilgi sahibi olmadığı bilinen kimselere soru sormak yasaklandığı gibi böyle bir kimsenin bu işe kalkışması da yasaklanmaktadır. Yine bu âyet-i kerimede kadınlar arasından peygamber gönderilmediğine, Meryem’in de bir başkasının da peygamber olmadığına delil vardır. Çünkü Yüce Allah:“Senden önce (peygamber olarak) gönderdiklerimiz, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkeklerden başkası değildi” buyurmaktadır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Müşrikler, Hz. Muhammed’in peygamberliğini kabul edebilmeleri için onun insan üstü varlıklardan olması gerektiğini ileri sürüyorlardı. Oysa gönderilen peygamberlerin tamamı insandı. Onlar da diğer insanlar gibi yer, içer, uyur, evlenir, çocuk sahibi olur, kısaca diğer insanların özelliklerini taşırlardı (bu konuda ayrıca bk. En‘âm 6/8-9).
Enbiyâ Suresi 9. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Sonra resulleri ve Müminlerden dilediğimiz kimseleri helak olmaktan kurtarıp resullerimize verdiğimiz sözü yerine getirdik. Allah'ı inkâr ederek ve günahları işleyerek haddi aşanları helak ettik.