Gece gündüz, açık gizli, mallarını sarfedenlerin mükafatlarını Rab'leri verecektir. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Gece gündüz, açık gizli, mallarını sarfedenlerin mükafatlarını Rab'leri verecektir. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Mallarını gece ve gündüz, gizlice ve açıkça infak edenler yok mu, işte onların Rableri katında ecir ve mükafatları vardır. Ve onlara herhangi bir korku yoktur, onlar hiçbir zaman mahzun da olmazlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Mallarını; gece ve gündüz, gizli ve açık infak edenler var ya, işte onlar için Rableri katında kendilerine özgü ödüller vardır. Korku yoktur onlar için; tasalanmayacaklardır onlar.
Süleyman Ateşen ayrışan
Mallarını gece gündüz, gizli ve açık Allah yolunda verenlerin ödülü Rableri yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 10.3%
İngilizce
Those who spend their wealth [in Allah 's way] by night and by day, secretly and publicly - they will have their reward with their Lord. And no fear will there be concerning them, nor will they grieve
Fransızca
Ceux qui, de nuit et de jour, en secret et ouvertement, dépensent leurs biens (dans les bonnes œuvres), ont leur salaire auprès de leur Seigneur. Ils n'ont rien à craindre et ils ne seront point affligés
İspanyolca
Quienes hagan caridad con sus bienes materiales, de noche o de día, en privado o en público, su Señor los recompensará, y no sentirán temor ni tristeza
Rusça
Тем, кто расходует свое имущество ночью и днем, тайно и явно, уготована награда у их Господа. Они не познают страха и не будут опечалены
Endonezce
Orang-orang yang menginfakkan hartanya malam dan siang hari (secara) sembunyi-sembunyi maupun terang-terangan, mereka mendapat pahala di sisi Tuhannya. Tidak ada rasa takut pada mereka dan mereka tidak bersedih hati
Bengalce
যারা স্বীয় ধন-সম্পদ ব্যয় করে, রাত্রে ও দিনে, গোপনে ও প্রকাশ্যে। তাদের জন্যে তাদের সওয়াব রয়েছে তাদের পালনকর্তার কাছে। তাদের কোন আশংঙ্কা নেই এবং তারা চিন্তিত ও হবে না।
Allah'ın rızasını kazanmak için mallarını riya ve gösteriş olmaksızın gece ve gündüz, gizli ve açık hayra sarf edenler var ya, onların mükâfatları kıyamet günü Allah katındadır. Karşılaşacakları şeyler hususunda onlara korku yoktur. Onlar, Allah'tan bir fazilet ve nimet olarak dünyada gelip geçen şeylere de üzülmezler.
273- (Sadakalar) Allah yolunda kendilerini vakfetmiş, yeryüzünde dolaşmaya gücü yetmeyen, iffetli davranmalarından dolayı bilmeyenin kendilerini zengin sandığı, senin ise simalarından tanıdığın ve yüzsüzlük edip de insanlardan (bir şey) istemeyen o fakirler içindir. Şüphesiz hayır türünden her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir. 274- Mallarını gece-gündüz, gizli-açık infak edenler var ya, işte onların Rab’leri katında mükâfatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.
273. Yani verdiğiniz sadakaları gereken araştırmayı yaparak, kendilerini Allah yoluna ve O’na itaate vakfetmiş, bununla birlikte mal kazanma istekleri bulunmayan ya da buna güçleri yetmeyen ve aynı zamanda da iffetli davranan, o nedenle de onları tanımayan kimsesinin kendilerini gördüğü vakit zengin zannettiği fakirleri bulmanız gerekir. “yüzsüzlük edip de insanlardan (bir şey) istemeyen” Ounlar hiçbir zaman istemezler. Eğer mecbur kaldıkları için isteyecek olsalar dahi isteklerinde yüzsüzlük edip ısrar etmezler. İşte bunlar ihtiyaçlarını gidermeleri için kendilerine infak edilen fakir kesimlerin en faziletlileridir. Onlara verilenle hacetleri giderilir, maksatlarını gerçekleştirmeleri için ve hayır yolunda onlara yardım edilmiş olur. Sabır, yaratıcının nimetini gözlemek ve yaratılmışlardan bir şey beklememek gibi nitelikleri dolayısı ile bu, onlara ilâhî bir mükâfat gibi olur. Bununla birlikte iyilik ve ihsan yollarında ve nerede olurlarsa olsunlar muhtaçlara infakta bulunmak elbetteki bir hayırdır, ecre sebeptir ve Allah nezdinde mükâfaatı görülecektir. Bundan dolayı Yüce Allah bir sonraki âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır:
274. İşte bu şekilde infak edenleri Allah kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde gölgesinde barındıracaktır. Şüphesiz Allah onları pek çok hayırlara nail edecek, kederlerini, korkularını ve hoşlanmadıkları şeyleri onlardan uzak tutacaktır. “Rableri katında mükâfatları vardır” buyruğu da bu infak edenlerden her birisinin kendi durumuna uygun bir mükâfaatı vardır, demektir. Bu mükâfaatın özellikle “Rab’leri katında” olmakla tahsis edilmesi bu durumun ne kadar şerefli olduğuna ve ne büyük bir önem taşıdığına delildir. Nitekim sahih bir hadiste de şöyle buyrulmaktadır:“Şüphesiz ki kul helâl kazancından bir hurma tasadduk eder de Cebbar olan Allah onu eli ile alıp kabul eder ve o kimse için bu sadakayı tıpkı sizden herhangi birinin kendi tayını besleyip büyütmesi gibi besleyip büyütür. Nihayet o, kocaman bir dağ gibi oluverir.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Kendilerini Allah yoluna adayan, geçimlerini sağlamak üzere bir kazanç elde etmek için çalışma, ticaret ve seyahat etme imkânları bulunmayan yoksullar” kimlerdir? Âyetin nâzil olduğu tarihi göz önüne alan tefsirciler bunların Suffe ehliyle (Peygamber Mescidi’nin bir köşesinde barınan kimsesiz ve yoksul müslümanlar) Mekke’den hicret eden muhacirler olduğunu ifade etmişlerdir. Onların, Medine’ye yerleşip işgüç sahibi olmaları için zamana ve uygun şartlara ihtiyaç vardı. Allah rızâsı için (fî sebîlillâh) hicret etmişler; yurt, yuva ve işlerinden uzak düşmüşlerdi. O dönemde savaş ganimeti kabilinden bir gelirleri de yoktu. Şu halde infak ve tasaddukta bunların önceliği vardı. Bu tarihî durum dışında Allah rızâsı için O’nun dinini korumak, öğrenmek, öğretmek ve yaymak maksadıyla devamlı meşgul olduklarından dolayı iş ve ticaret yapma imkânı bulamayan kimselerin her zaman ve zeminde infak ve tasaddukta ön sırada olma hakları vardır. Bunlardan sonra sıra, meşrû bir mazeret sebebiyle çalışıp kazanma imkânı bulamayan fakat yine de insanlara el açıp dilenmeyen ve istemeyen yoksullara gelir. Âyette de belirtildiği gibi böyle iffetli, asil, insanlık şerefine düşkün kimseleri erbabı, simalarından tanır ve gereken yardımı yaparlar. Burada geçen sîmâ “yüzlerindeki nur, ibadet izi, yoksulluğun verdiği solgunluk, üstte başta görülen eksiklik” gibi farklı şekillerde yorumlanmıştır.
Allah'ın rızasını kazanmak için mallarını riya ve gösteriş olmaksızın gece ve gündüz, gizli ve açık hayra sarf edenler var ya, onların mükâfatları kıyamet günü Allah katındadır. Karşılaşacakları şeyler hususunda onlara korku yoktur. Onlar, Allah'tan bir fazilet ve nimet olarak dünyada gelip geçen şeylere de üzülmezler.