Önceki ayet· 3:169Sonraki ayet· 3:171

Âl-i İmrân Suresi 170. Ayet· 3:170

↗ Âl-i İmrân suresi
Medeni
فَرِحِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦ وَيَسۡتَبۡشِرُونَ بِٱلَّذِينَ لَمۡ يَلۡحَقُواْ بِهِم مِّنۡ خَلۡفِهِمۡ أَلَّا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ
Allah'ın, keremiyle kendilerine verdiklerinden sevinçli olarak, arkalarından henüz kendilerine yetişemeyenlere de korku olmadığına, onların da üzüntüye uğramayacaklarına sevinirler.
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Allah'ın, keremiyle kendilerine verdiklerinden sevinçli olarak, arkalarından henüz kendilerine yetişemeyenlere de korku olmadığına, onların da üzüntüye uğramayacaklarına sevinirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah'ın lütfundan verdiği nimetle sevinçlidirler. Arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere de hiç bir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiğiyle sevinçlidirler. Ve arkada kalıp kendilerine katılmamış olanlara şunu müjdeliyorlar: Onlar için korku yoktur; tasalanmayacaklardır onlar.
Süleyman Ateş
Allah'ın, keremiyle kendilerine verdiklerinden sevinçli olarak, arkalarından henüz kendilerine yetişemeyenlere de korku olmadığına, onların da üzüntüye uğramayacaklarına sevinirler.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.2%
İngilizce
Rejoicing in what Allah has bestowed upon them of His bounty, and they receive good tidings about those [to be martyred] after them who have not yet joined them - that there will be no fear concerning them, nor will they grieve
Fransızca
et joyeux de la faveur qu'Allah leur a accordée, et ravis que ceux qui sont restés derrière eux et ne les ont pas encore rejoints, ne connaîtront aucune crainte et ne seront point affligés
İspanyolca
Se regocijan por las gracias que Dios les ha concedido y están felices por la recompensa que recibirán quienes todavía no se les han unido, que no sentirán temor ni tristeza
Rusça
радуясь тому, что Аллах даровал им по Своей милости, и ликуя от того, что их последователи, которые еще не присоединились к ним, не познают страха и не будут опечалены
Endonezce
(mereka bergembira dengan karunia yang diberikan Allah kepadanya, dan senang hati terhadap orang yang masih tinggal di belakang yang belum menyusul mereka,163) bahwa tidak ada rasa takut pada mereka dan mereka tidak bersedih hati
Bengalce
আল্লাহ নিজের অনুগ্রহ থেকে যা দান করেছেন তার প্রেক্ষিতে তারা আনন্দ উদযাপন করছে। আর যারা এখনও তাদের কাছে এসে পৌঁছেনি তাদের পেছনে তাদের জন্যে আনন্দ প্রকাশ করে। কারণ, তাদের কোন ভয় ভীতিও নেই এবং কোন চিন্তা ভাবনাও নেই।
Çince
他们喜欢安拉赏赐给自己的恩惠,他们又给那些还未赶上他们〔留在人间〕的教胞报喜讯:将来没有恐惧,也不忧愁。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah'ın kendilerine bahşetmiş olduğu lütfundan dolayı onları mutluluk kaplamış ve sevinç bürümüştür. Dünyada kalan kardeşlerinin onlara yetişmesini bekler ve ümit ederler. Onlar (kardeşleri) cihatta öldürülürlerse kendileri gibi lütfa nail olacaklardır. Ahiret hayatında karşılaşacakları bir korku yoktur ve dünyada kaçırdıklarından dolayı da üzülmeyeceklerdir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
169- Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanma. Bilakis onlar Rableri katında diridirler, rızıklanırlar. 170- Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği (nimetlerle) sevinç içindedirler ve arkalarından henüz kendilerine katılmamış olanları: “Onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de” diye müjdelemek isterler. 171- Onlar Allah’tan bir nimet, bir lütuf ve Allah’ın mü’minlerin ecrini boşa çıkarmayacağı müjdesini de vermek isterler. 169. Bu âyet-i kerimelerde şehitlerin faziletleri ve üstün değerleri dile getirilmekte, Allah’ın onlara ihsan ettiği lütuf ve nimetler anlatılmaktadır. Ayrıca bu âyetlerde hayatta kalanlara öldürülen yakınları için bir teselli, Allah yolunda savaşa ve şehadeti elde etmeye karşı da bir teşvik bulunmaktadır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Allah yolunda öldürülenleri” Yâni Allah’ın kelimesini yüceltmek kastı ile din düşmanları ile cihad ederken öldürülenleri “sakın ölü sanma!” Yâni sakın onların öldüklerini ve onları kaybettiğinizi hatırınıza getirmeyin. Dünya hayatının zevkini ve onun güzellikleri ile yararlanma imkanını kaybettiklerini düşünmeyin ki zaten bu zevkleri yitirmekten ancak savaştan korkan ve şehid olmaktan çekinen kimseler korkar. “Bilakis onlar Rableri katında diridirler.” Artık onlar için yarışanların kendisi için yarışa girdikleri en büyük maksatlar hasıl olmuştur. Onlar Allah’ın ikram yurdunda hayattadırlar. “Rableri katında” ifadesi onların derecelerinin yüksekliğini ve Rablerine yakınlıklarını ifade eder. “Rızıklanırlar” niteliğini onlara bu nimetleri ihsan edenden başka kimsenin bilmediği pek çok nimetler onlara ihsan edilir. 170. Ayrıca onlar “Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği (nimetlerle) sevinç içindedirler.” Bu nimetlerden dolayı mutludurlar, memnundurlar. Bunlarla gözleri aydın olmuş, ruhları sevince gark olmuştur. Buna sebep ise bu lütfun güzelliği, bolluğu ve büyüklüğüdür. Bunu elde etmek sureti ile lezzetlerinin kemal derecesinde olması ve bu lezzetlerini gölgelendirecek herhangi bir sıkıntının bulunmayışıdır. Böylece Yüce Allah hem verdiği rızıklarla bedeni nimetleri, hem de onlara ihsan etmiş olduğu lütuflardan kaynaklanan sevinçleri ile ruhi ve kalbî nimetleri bir arada onlara ihsan etmiştir. Bu suretle de nimet ve sevinçleri tam ve eksiksiz bir hale ulaşmıştır. Bu bakımdan onlar:“arkalarından henüz kendilerine katılmamış olanları: Onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de, diye müjdelemek isterler.” Yahut da onlar birbirlerine henüz kendilerine katılmamış bulunan kardeşlerinin kendilerine gelecekleri ve onların da kendilerinin nail oldukları nimetlere nail olacağı müjdesini verirler. Böylelikle sakınılacak şeylerin ortadan kalkacağı ve hem onların hem de kardeşlerinin tam bir sevince gark olacaklarının sevincini yaşarlar. 171. “Onlar Allah’tan bir nimet, bir lütuf” yâni Rablerinin nimeti, lütuf ve ihsanı “ve Allah’ın mü’minlerin ecrini boşa çıkarmayacağı” aksine bunu artırıp mükâfatla karşılayacağı, lütfu ile kendi çabalarının ulaşamayacağı noktaya kadar ecirlerini artıracağı “müjdesini de vermek isterler.” Yâni birbirlerini en ileri derecede sevinçlerle tebrik ederler. Bu âyet-i kerimelerde berzah/kabir aleminde nimetlerin söz konusu olduğu ve şehidlerin de Rableri nezdinde en yüksek mevkide bulundukları ortaya konulmaktadır. Ayrıca hayır ehlinin ruhlarının birbirleri ile karşılaştıkları, birbirleri ile ziyaretleştikleri ve birbirlerini müjdeledikleri de ifade edilmektedir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Allah yolunda şehit olanların “ölü” olduklarını düşünmek doğru değildir. Çünkü ölü, hayatı sona eren, duyuları yok olan, bu nedenle hiçbir şeyi algılayamayan kimse demektir; oysa Allah yolunda öldürülenler böyle değillerdir; onlar görünürde ölmüş olsalar bile Allah’ın kendilerine bahşettiği özel bir hayatla diridirler. Onların hissetme, lezzet ve zevk alma kabiliyetleri vardır; Allah katında onlara bol nimetler, geniş rızıklar sunulmakta ve mutlu bir hayat yaşamaktadırlar; fakat dünyadaki insanlar bunu farkedemezler. Çünkü şehitlerin hayatları mahiyet ve boyut bakımından dünyadakilerden farklıdır (İbn Âşûr, IV, 366). Genellikle müfessirler bu tür âyetleri ruhun ölümsüzlüğü inancıyla açıklamışlardır. Onlara göre ölüm olayı, ruhun bedenden ayrılmasından ibarettir. Ölen ruh değil bedendir. Ölümden sonra iyilerin ruhları âhiretteki güzel makamlarını görerek onunla mutlu olurlar; kötülerin ruhları da cehennemdeki yerlerini görerek bundan elem duyarlar. Şehitler ise sadece yüksek makamlarını görmekle kalmaz, Allah nezdinde dünyalılara verilenden daha güzel ve daha büyük nimetlere mazhar olurlar (bilgi için bk. Bakara 2/154). 170. âyete göre şehitler Allah’ın kendilerine lutfettiği nimetler sebebiyle sevinip mutlu oldukları gibi, şehit olarak kendilerine katılmamış olan mücahitlerin İslâm uğrundaki cihadlarının Allah katında zayi olmadığı, onlar için herhangi bir korku ve tasanın bulunmadığı müjdesini alarak buna da sevinirler. “Henüz kendilerine katılmamış olanlar” ifadesini, “Sadece mücahidler değil bütün müminlerdir” diye yorumlayanlar da vardır. Buna göre şehitler, arkalarından kendilerine katılmamış, yani şehit olmamış bütün müminler için herhangi bir korku ve tasa olmadığına dair aldıkları müjde ile sevinirler ve mutlu olurlar. İbn Âşûr bu âyete dayanarak Allah yolunda öldürülen şehitlerin ruhlarının dünyadaki sevdiklerinin sevinç veren hallerinden haberdar olduklarını söylemektedir. Bu haberdar olma bazan sadece sevindirici durumlara mahsus olur, şehit bununla mutlu olur; bazan da genel olarak bütün durumlardan haberdar olur, zira bilgi sahibi olmakla ruhlar mutluluğa erişir (IV, 166). Elmalılı’nın yorumuna göre ise yüce Allah şehitlere dünyadakilerin üzücü hallerini ya bildirmeyecek veya bildirdiği takdirde onlara lutuf ve kereminden vereceği güzel nimetler sayesinde onları bu üzüntüden koruyacaktır (II, 1231). 171. âyet hem bir önceki âyeti pekiştirmekte hem de şehitlerin sadece arkada bıraktıkları müminler için korku ve tasa olmadığını öğrenmeleri sebebiyle değil aynı zamanda Allah’ın kendilerine vereceği nimeti ve müminlerin ecrini zayi etmeyeceği vaadi dolayısıyla da sevineceklerini ifade eder.
Âl-i İmrân Suresi 170. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah'ın kendilerine bahşetmiş olduğu lütfundan dolayı onları mutluluk kaplamış ve sevinç bürümüştür. Dünyada kalan kardeşlerinin onlara yetişmesini bekler ve ümit ederler. Onlar (kardeşleri) cihatta öldürülürlerse kendileri gibi lütfa nail olacaklardır. Ahiret hayatında karşılaşacakları bir korku yoktur ve dünyada kaçırdıklarından dolayı da üzülmeyeceklerdir.