Önceki ayet· 2:180Sonraki ayet· 2:182

Bakara Suresi 181. Ayet· 2:181

↗ Bakara suresi
Medeni
فَمَنۢ بَدَّلَهُۥ بَعۡدَ مَا سَمِعَهُۥ فَإِنَّمَآ إِثۡمُهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ يُبَدِّلُونَهُۥٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٞ
Vasiyeti işittikten sonra değiştiren olursa, bunun günahı değiştirenin üzerinedir. Allah şüphesiz işitir ve bilir
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Vasiyeti işittikten sonra değiştiren olursa, bunun günahı değiştirenin üzerinedir. Allah şüphesiz işitir ve bilir
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Şimdi her kim, bunu duyduktan sonra onu değiştirirse, her halde vebali, sırf o değiştirenlerin boynunadır. Şüphe yok ki Allah, her şeyi işitir ve bilir.
Yaşar Nuri Öztürk
Kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse hiç kuşkusuz bunun günahı onu değiştirenler üzerinedir. Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir.
Süleyman Ateş
Kim işittikten sonra vasiyyeti değiştirirse, günahı, onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 15.2%
İngilizce
Then whoever alters the bequest after he has heard it - the sin is only upon those who have altered it. Indeed, Allah is Hearing and Knowing
Fransızca
Quiconque l'altère après l'avoir entendu, le péché ne reposera que sur ceux qui l'ont altéré; certes, Allah est Audient et Omniscient
İspanyolca
Si los testigos al escuchar [el testamento] lo cambian después de haber oído la voluntad [del testador], ellos son los que habrán cometido un pecado. Dios todo lo oye, todo lo sabe
Rusça
Если же кто-либо изменит завещание после того, как он выслушал его, то вина ложится только на тех, кто его изменил. Воистину, Аллах - Слышащий, Знающий
Endonezce
Barang siapa mengubahnya (wasiat itu), setelah mendengarnya, maka sesungguhnya dosanya hanya bagi orang yang mengubahnya. Sungguh, Allah Maha Mendengar, Maha Mengetahui
Bengalce
যদি কেউ ওসীয়ত শোনার পর তাতে কোন রকম পরিবর্তন সাধন করে, তবে যারা পরিবর্তন করে তাদের উপর এর পাপ পতিত হবে।
Çince
既闻遗嘱之后,谁将遗嘱加以更改,谁负更改的罪过。安拉确是全聪的,确是全知的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kim vasiyeti öğrendikten sonra onu artırarak, eksilterek yahut vasiyetin bir bölümünü gizleyerek değişiklik yaparsa, bu değişikliğin günahı mirasçılara değil onu değiştirenlere ait olur. Şüphesiz Allah, kullarının sözlerini işitir, onların yaptıklarını bilir, onların durumlarından hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
180- Sizden birine ölüm gelip çattığı zaman eğer bir hayır (mal) bırakacaksa anneye, babaya ve yakın akrabaya maruf bir şekilde vasiyette bulunmak, takvâ sahipleri üzerine bir hak olarak farz kılındı. 181- Artık kim onu işittikten sonra değiştirirse, günah ancak onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz ki Allah her şeyi işitendir, bilendir. 182- Kim vasiyet edenin (hataen haktan) sapmasından yahut (bile bile) günaha düşmesinden korkar da aralarını bulursa, ona hiçbir günah yoktur. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir. 180. Ey mü’minler topluluğu “sizden birine ölüm gelip çattığı zaman” yani ölümün kertesine getiren hastalık vb. gibi ölümün belirtileri görülecek olursa ve “eğer hayır (mal) bırakacaksa” vasiyette bulunmayı Allah size farz kılmıştır. Bu buyrukta ve bundan başka birçok buyrukta geçen “hayır” örfen çok mal anlamındadır. Bu durumda olan bir kimsenin annesine, babasına ve insanlar arasında kendisine en yakın olanlara örfe göre vasiyette bulunmakla görevlidir. Bu da durumuna göre israfa sapmadan, yakın olanları bırakıp sadece uzak akrabaya vasiyete kalkışmadan, aksine onları yakınlık derecelerine ve ihtiyaçlarına göre sıraya koyarak yapmalıdır. Nitekim ayette akrabanın “daha yakın olanlar” anlamına gelen “والأقربين” ismi tafdil sîgası ile ifade edilmesi de bundan dolayıdır. “Takvâ sahipleri üzerine bir hak olarak” buyruğu, bunun farz olduğuna delil teşkil etmektedir. Çünkü “hak” sabit olan demektir. Ayrıca Allah bunu takvânın gerekleri arasında saymıştır. Şunu bilmek gerekir ki müfessirlerin çoğunluğu (cumhuru) bu âyet-i kerimenin miras âyetleri ile nesh edildiği görüşündedirler. Bazılarının görüşüne göre ise bu ayet, mirasçılar hakkında değil sadece anne baba ve yakın akrabalar hakkındadır. Ancak böyle bir tahsise dair herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu hususta en uygun olanı şöyle söylemektir: Anne babaya ve akrabalara dair bu vasiyet ile ilgili buyruk mücmeldir. Yüce Allah bunu (o dönemlerde) cari bir örfe (maruf) göre indirmiştir. Daha sonra Yüce Allah mirasçı olan anne baba ile onların dışında kalan diğer mirasçı akrabaları ve onların haklarını miras âyetleri ile genişçe açıklamış ve böylece daha önce mücmel olan “marûf/örfe göre” tabiri de açıklık kazanmıştır. Böylelikle de anne baba ile onların dışında olup herhangi bir kişi ya da bir nitelik dolayısıyla hacbedilerek miras alamayan kimseler hakkında bu vasiyet hükmü baki kalmıştır. O nedenle kişi, insanlar arasında iyiliğine en layık olan bu kimselere vasiyette bulunmak ile emrolunmuştur. Böyle bir açıklamayı ümmet ittifakla kabul eder. Böylelikle de az önce geçen iki görüşün arası bulunmuş olur. Çünkü her bir görüş sahibi bir hususu göz önünde bulundurmuş ve böylelikle farklı noktalardan hareket etmiştir. Böyle bir açıklama ile de ittifak ve uyum gerçekleşmekte, âyetler bir arada anlaşılabilmektedir. Gerçek şu ki eğer buyrukların bir arada mütalaası mümkün ise bu, sahih delil ile tespit edilemeyen nesh iddiasından daha güzeldir. Vasiyette bulunan kişi bazen kendisinden sonra kalacak olanların yapacağı vasiyeti değiştirebileceği vehmine kapılarak vasiyette bulunmaktan imtina edebileceğinden dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: 181-182. “Artık kim onu” yani sözü geçenlere veya başkalarına yapılan vasiyeti “işittikten” onu anlayıp kavradıktan, yollarını ve uygulama şeklini öğrendikten sonra “değiştirirse günah ancak onu değiştirenlerin boynunadır.” Vasiyet edenin ise ecrini vermek Allah’a aittir, günah ancak vasiyeti değişikliğe uğratanadır. “Şüphesiz ki Allah her şeyi işitendir,” Bütün sesleri işitir. Vasiyette bulunanın sözleri ile onun vasiyeti de bunlar arasındadır. O bakımdan vasiyette bulunan kimsenin kendisini işitip görenin gözetimi altında bulunduğunu bilmesi, vasiyetinde zulme sapmaması gerekir. “…bilendir” vasiyette bulunanın niyetini ve kendisine vasiyette bulunulan kişinin de amelini bilir. Vasiyette bulunacak kişi bütün gayretini ortaya koyarsa -hata edecek olsa dahi- Allah onun bu niyetini bildiği için onu mükâfatlandırır. Bu buyruk ile kendisine vasiyette bulunulan (vasiyeti gerçekleştirmekle görevli kişi) değişiklikten sakındırılmaktadır. Çünkü Allah onun halini çok iyi bilir. Onun yapacağına muttalidir. O bakımdan o, Allah’tan korkmalıdır. Adil vasiyetin hükmü budur. Herhangi bir haksızlık ve günah bulunan vasiyete gelince; vasiyette bulunana vasiyeti esnasında yanında hazır bulunan kimselerin en güzel ve en adil olanı öğütlemeleri, haksızlık yapmaktan, hataya meyletmekten onu alıkoymaları ve sakındırmaları gerekir. Vasiyette bulunanı hem hata ederek (kasıtsız) yapılan yanlış eğilimlerden hem de kasti olarak günah eğiliminden uzak tutmaya çalışmalıdırlar. Şâyet vasiyette bulunan kişi bunu dinlemeyecek olursa o takdirde kendilerine vasiyette bulunulan kimseler arasında sulh yapmaya ve karşılıklı rıza ve barışma yolu ile aralarında adaleti gerçekleştirmeye çalışmalı, yakınlarına vefat edeni haktan kurtarmaları için öğüt vermelidirler. Bunu yapan bir kimse büyük bir iyilik yapmış olur ve caiz olan vasiyeti değiştiren hakkında söz konusu olan vebal onun için vebal söz konusu olmaz. Bundan dolayı Yüce Allah: “Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır,” Yani tevbe edenlerin bütün yanılmalarını bağışlar ve günahlarını affeder. Hakkından ferâgat edip bir bölümünü kardeşi lehine terk edenlere mağfiret etmesi de buna dâhildir. Çünkü başkasına müsamaha gösterene Allah da müsamaha gösterir. Birbirlerine müsamaha gösterdikleri vakit bunu ölen yakınlarının günahtan kurtulması için gösterecek olurlarsa, vasiyetinde haksızlık yapan ölülerine de mağfiret eder. Kullarına da “pek merhametlidir”. Çünkü O, onlara birbirlerine merhamet edecekleri ve kendi aralarında şefkat gösterecekleri her bir emri meşru kılmıştır. Bu âyet-i kerimede vasiyetin teşvik edildiğine, vasiyetin kimin için olacağına, adil vasiyeti değiştirenin tehdide muhatap olduğuna, haksızlık ihtiva eden vasiyette de arayı düzeltmenin teşvik edildiğine delil bulunmaktadır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Vasiyet usulüne uygun olur, bir yanlışlık ve haksızlık bulunmazsa bunun hayatta kalan ilgililerce yerine getirilmesi gerekir. Yerine getirmeyen, ölünün iradesi dışında değişiklik yapan kimse sorumlu ve günahkâr olur. Ya meşrû ve helâl olmayan bir mal, menfaat ve fiil vasiyet edilmiş ya da vasiyetin dinî ve hukukî kuralları çiğnenmiş, kasten veya bilmeyerek yanlışlar yapılmış olursa vârislerle lehlerinde vasiyet yapılan kimselerin arasına girerek durumu düzeltmek, sakıncalı olmak bir yana müminlerin vazifeleri cümlesindendir; 181. âyette “günah” olarak nitelenen “değiştirme” fiili bu nevi düzeltmeleri, iyileştirmeleri kapsamaz.
Bakara Suresi 181. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kim vasiyeti öğrendikten sonra onu artırarak, eksilterek yahut vasiyetin bir bölümünü gizleyerek değişiklik yaparsa, bu değişikliğin günahı mirasçılara değil onu değiştirenlere ait olur. Şüphesiz Allah, kullarının sözlerini işitir, onların yaptıklarını bilir, onların durumlarından hiçbir şey O'na gizli kalmaz.