Önceki ayet· 33:70Sonraki ayet· 33:72

Ahzâb Suresi 71. Ayet· 33:71

↗ Ahzâb suresi
Medeni
يُصۡلِحۡ لَكُمۡ أَعۡمَٰلَكُمۡ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡ ذُنُوبَكُمۡۗ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَقَدۡ فَازَ فَوۡزًا عَظِيمًا
Ki (Allah) işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve Resulüne ita'at ederse, büyük bir başarıya ermiş olur.
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ki (Allah) işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve Resulüne ita'at ederse, büyük bir başarıya ermiş olur.
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Ki (Allah) işlerinizi yoluna koysun ve günahlarınızı bağışlasın. Her kim Allah'a ve Resulü'ne itaat ederse, o gerçekten büyük murada ermiştir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Ki Allah amellerinizi barışa/hayra yarayışlı kılsın, günahlarınızı affetsin. Allah'a ve O'nun resulüne itaat eden, büyük bir başarı elde etmiştir.
Süleyman Ateş
Ki (Allah) işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve Resulüne ita'at ederse, büyük bir başarıya ermiş olur.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.4%
İngilizce
He will [then] amend for you your deeds and forgive you your sins. And whoever obeys Allah and His Messenger has certainly attained a great attainment
Fransızca
afin qu'Il améliore vos actions et vous pardonne vos péchés. Quiconque obéit à Allah et à Son messager obtient certes une grande réussite
İspanyolca
[Si lo hacen,] Él hará virtuosas sus obras y perdonará sus pecados. Quien obedece a Dios y a Su Mensajero obtendrá un triunfo grandioso
Rusça
Тогда Он исправит для вас ваши дела и простит вам ваши грехи. А кто повинуется Аллаху и Его Посланнику, тот уже достиг великого успеха
Endonezce
niscaya Allah akan memperbaiki amal-amalmu dan mengampuni dosa-dosamu. Dan barang siapa menaati Allah dan Rasul-Nya, maka sungguh, dia menang dengan kemenangan yang agung
Bengalce
তিনি তোমাদের আমল-আচরণ সংশোধন করবেন এবং তোমাদের পাপসমূহ ক্ষমা করবেন। যে কেউ আল্লাহ ও তাঁর রসূলের আনুগত্য করে, সে অবশ্যই মহা সাফল্য অর্জন করবে।
Çince
他就改善你们的行为,就赦宥你们的罪过。服从安拉及其使者的人,确已获得伟大的成功。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Eğer sizler, Allah'tan sakınır ve doğru söz söylerseniz; O, sizin amellerinizi ıslah eder (düzeltir) ve sizden kabul eder. Aynı şekilde sizin günahlarınızı siler ve günahlarınızdan dolayı sizi cezalandırmaz. Kim, Allah'a ve resulüne itaat ederse; işte o, hiçbir benzeri olmayan büyük bir kurtuluşu elde etmiş olur ki, bu kurtuluş Allah'ın rızası ve cennete giriştir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
70- Ey iman edenler! Allah’a karşı takvalı olun ve doğru söz söyleyin. 71- (Böyle yaparsanız) Allah, amellerinizi sizin için salih/düzgün kılar ve günahlarınızı da bağışlar. Kim, Allah’a ve Rasûlüne itaat ederse gerçekten o, büyük bir kurtuluşa ermiş olur. 70. Yüce Allah, mü’minlere bütün hallerinde, gizli ve açıkta kendisinden korkup takvâya bağlı kalmalarını emretmekte, takvâdan da özellikle kavl-i sedîd’i (doğru sözü) teşvik etmektedir. Kavl-i sedîd, doğruya birebir uygun -veya kesin bir kanaat sahibi olmak mümkün olmadığı hallerde- ona en yakın olan söz demektir. Bu da kıraat, zikir, iyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak, ilim öğrenmek ve öğretmek, ilmi meselelerde doğruyu isabet ettirmeye olanca gayret harcamak, buna ulaştıran bütün yolları izleyip bu hususta yardımcı olan bütün araçları kullanmayı içine alır. İnsanlarla konuşma esnasında yumuşak ve nazik söz söylemek de kavl-i sedîde dahildir. En uygun olana yol göstermek ve nasihat ihtiva eden sözler de bu kabildendir. Daha sonra Yüce Allah, takvanın ve kavl-i sedîd söylemenin sağlayacağı faydaları söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: 71. “(Böyle yaparsanız) Allah, amellerinizi sizin için salih/düzgün kılar.” Yani bu, amellerinizin salih-düzgün olmasına sebep ve kabul edilmesine bir vesile olur. Çünkü takvâ sebebiyle ameller, Allah tarafından kabul edilir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder.”(el-Maide, 5/27) Bununla insan, salih amel işleme tevfikine mazhar olur ve aynı şekilde Allah amelleri, onları bozan hususlara karşı korumak sureti ile ıslah ettiği gibi o amellerin mükâfatını ve kat kat artırılmasını da sağlar. Diğer taraftan takvâyı ve kavl-i sedidi ihlal etmek de amellerin bozulmasına, kabul edilmemesine yol açar, amellerin kabul edilmesi ve kat kat artırılması gibi sonuçları doğurmamasına da sebep teşkil eder. Yine bu şekilde davranmanız sayesinde helâk oluşa sebep teşkil eden “günahlarınızı da bağışlar.” O halde işler takvâ ile doğru yolu bulur ve takvâ sayesinde sakınılan hususlar bertaraf edilir. Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Kim Allah’a ve Rasûlüne itaat ederse gerçekten o, büyük bir kurtuluşa ermiş olur.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Mûsâ hakkında “bulaşıcı hastalıkları var” şeklinde sözler çıka­ranlar, savaşmak gerektiğinde “Sen ve rabbin gidip savaşın, biz burada kalacağız” diyenler, “Bizi Mısır’dan niçin çıkardın? Orada hiç değilse karnımızı doyuruyorduk. Şimdi bu çölün ortasında ne yapacağız?” (Çıkış, 14/10-14, 16/3, 20, 28) diye söylenenler olmuş, Allah da peygamberini korumuş, yaptıklarının isabetli, söylediklerinin doğru olduğunu sonuçlarıyla ortaya koymuştu. Münafıklar ile bazı irfanı kıt müslümanlar da zaman zaman Hz. Peygamber’i üzecek sözler söylediler, haberler yaydılar. Eşi hakkında yapılan iftiraya kapılanlar oldu, Zeyneb’le evlendiğinde çıkarılan dedikodulara katılanlar bulundu, ganimet dağıtırken bazı kimselerin müslümanlara dostluğunu veya İslâm’a sevgisini kazanmak için verdiği paylara itiraz edenler çıktı. Hz. Peygamber bir beşerdi, tevazuu ve teklifsizliği sebebiyle imtiyazsız, merasimsiz, külfetsiz bir hayat yaşardı. Ama o Allah elçisi, rahmet peygamberi, ilâhî sevginin temsilcisi ve rehberi idi. Onu inciten Allah’ı incitmiş olurdu, ona karşı edepte kusur etmek, itaatte kusuru da beraberinde getirebilirdi. Bu yüzden müminler uyarıldılar. Allah’a itaatsizlikten, onun rızâsına aykırı davranışlardan sakınmak mânasındaki takvâ ile aslında buna dahil olmakla beraber önemi sebebiyle ayrıca zikredilen doğru söz, İslâmî erdemlerin iki direği gibidir. Hayat ve ahlâk binasında bu iki direği koruyanlara burada Allah’ın vaad ettiği sonuç gerçekten heyecan vericidir: İşlerin düzeltilmesi, günahların bağışlanması; bir başka deyişle dünya ve âhiret saadeti. Bu iki kazancın, elde edilen bu iki mutluluğun ne kadar önemli, kapsamlı, büyük ve değerli olduğunu izaha hacet bulunmasa gerektir.
Ahzâb Suresi 71. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Eğer sizler, Allah'tan sakınır ve doğru söz söylerseniz; O, sizin amellerinizi ıslah eder (düzeltir) ve sizden kabul eder. Aynı şekilde sizin günahlarınızı siler ve günahlarınızdan dolayı sizi cezalandırmaz. Kim, Allah'a ve resulüne itaat ederse; işte o, hiçbir benzeri olmayan büyük bir kurtuluşu elde etmiş olur ki, bu kurtuluş Allah'ın rızası ve cennete giriştir.