Herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz bir âyetten her neyi nesheder veya unutturursak, ondan daha hayırlısını yahut mislini getiririz. Bilmez misin ki, Allah her şeye kâdirdir.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz bir ayeti siler, unutturur veya ertelersek ondan daha iyisini veya onun bir benzerini getiririz. Allah'ın her şeye gücü yeter olduğunu bilmedin mi?
Süleyman Ateşen ayrışan
Biz bir ayeti siler veya unutturursakondan daha iyisini, ya da benzerini getiririz. Allah'ın her şeye gücü yeter olduğunu bilmedin mi?
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.6%
İngilizce
We do not abrogate a verse or cause it to be forgotten except that We bring forth [one] better than it or similar to it. Do you not know that Allah is over all things competent
Fransızca
Si Nous abrogeons un verset quelconque ou que Nous le fassions oublier, Nous en apportons un meilleur, ou un semblable. Ne sais-tu pas qu'Allah est Omnipotent
İspanyolca
No abrogo ninguna regla [ni versículo] ni la hago olvidar sin traer otra mejor o similar. ¿Acaso no sabes que Dios tiene poder sobre todas las cosas
Rusça
Когда Мы отменяем или заставляем забыть один аят, то приводим тот, который лучше его, или равный ему. Разве ты не знаешь, что Аллах способен на всякую вещь
Endonezce
Ayat yang Kami batalkan atau Kami hilangkan dari ingatan, pasti Kami ganti dengan yang lebih baik atau yang sebanding dengannya. Tidakkah kamu tahu bahwa Allah Mahakuasa atas segala sesuatu
Bengalce
আমি কোন আয়াত রহিত করলে অথবা বিস্মৃত করিয়ে দিলে তদপেক্ষা উত্তম অথবা তার সমপর্যায়ের আয়াত আনয়ন করি। তুমি কি জান না যে, আল্লাহ সব কিছুর উপর শক্তিমান
Allah Teâlâ Kur'an'daki bir ayetin hükmünü ya da lafzını kaldırıp da insanlar onu unuttuğunda, Allah -Subhanehu ve Teâlâ- hemen ya da daha sonra insanlar için daha faydalı olanını yahut onun benzerini gönderir. Bu Allah'ın ilmi ve hikmeti ile gerçekleşir. -Ey Peygamber!- Allah'ın her şeye kadir olduğunu sen biliyorsun. O dilediğini yapar ve istediği ile hükmeder.
106- Biz bir âyeti nesheder veya unutturursak ya ondan daha hayırlısını ya da onun benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her şeye kâdirdir. 107- Bilmez misin ki göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır? Allah’tan başka hiçbir dostunuz ve hiçbir yardımcınız da yoktur.
106. Nesh, nakletmek, aktarmak demektir. Neshin gerçek mahiyeti, mükelleflerin, muhatap oldukları meşru bir hükümden başka hükme nakledilmeleri yahut da o hükmün düşürülmesidir. Yahudiler neshi inkâr ediyor, neshin caiz olmadığını iddia ediyorlardı. Hâlbuki nesh ellerinde bulunan Tevrat’ta da zikredilmiştir. Buna göre neshi inkâr etmeleri katıksız bir küfür ve hevâdan ibaretti. İşte bu yüzden Yüce Allah neshin hikmetini haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Biz bir âyeti nesheder veya unutturursak” yani onu kullara unutturup kalplerinden silecek olursak, “ya ondan daha hayırlısını” ve sizin için daha faydalısını “veya onun benzerini getiririz.” Bu, neshin sizin için en azından maslahat itibari ile birinci hükümden daha aşağıda olmayacağını göstermektedir. Çünkü Yüce Allah’ın özellikle bu ümmet üzerindeki lütfu devamlı artış halindedir. O bu ümmete dinini son derece kolaylaştırmıştır. Yüce Allah neshe dil uzatan kimselerin aslında Yüce Allah’ın hükümranlığına ve kudretine de dil uzatmış olacağını haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Bilmez misin ki Allah her şeye kâdirdir.”
107. “Bilmez misin ki göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır?” O sizin mutlak mâlikiniz olduğuna göre, son derece şefkatli ve merhametli bir mâlikin egemenlik sahasında tasarrufta bulunduğu gibi O da sizin üzerinizde kaderiyle, emirleri ve yasakları ile tasarruf eder. O’nun kulları hakkındaki çeşitli takdirlerinde kudreti için herhangi bir sınır söz konusu olmadığı gibi, kulları için teşri buyurduğu hükümlerde de kendisine itiraz olunamaz. Çünkü kul Rabb’inin dinî ve kaderî emirleri altında altındadır, onlara boyun eğmek durumundadır. O halde kul kim oluyor ki, itiraz etsin? Aynı şekilde O, kullarının gerçek dostu ve yardımcısıdır. Menfaatlerinin elde edilmesinde onların dostu olduğu gibi, zarar verecek şeylerin bertaraf edilmesinde de onlara yardımcı olur. Allah’ın kullarının velisi, gerçek dostu olmasının bir göstergesi de onlara olan rahmetinin ve hikmetinin gerektirdiği hükümleri onlar için teşrî’ buyurmasıdır. Kur’ân ve Sünnetteki nesh üzerinde dikkatle düşünen bir kimse bu yolla Allah’ın hikmetini, kullarına olan rahmetini ve onların fark edemeyecekleri bir şekilde lütfuyla yararlı olan şeyleri onlara nasıl ulaştırdığını görür.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Sözlükte “iptal etmek, gidermek, yok etmek, nakletmek” gibi anlamlara gelen nesh (nesih), İslâmî bir terim olarak “dinî bir hükmün yürürlükten kaldırılması veya daha sonra gelen bir hükümle değiştirilmesi” anlamında kullanılır. Sadece buyruk ve yasaklarda nesih söz konusu olabilir. Ortadan kaldırılan hükme mensuh, onu ortadan kaldırana da nâsih denir.
Prensip olarak neshin aklen mümkün olduğu, ayrıca diğer dinlerde de fiilen meydana geldiği hususunda görüşbirliği vardır. Nitekim Tevrat’ın bazı hükümleri İncil ile yürürlükten kaldırılmıştır. Aynı şekilde Tevrat ve İncil’deki hükümlerin bir kısmı da Kur’an-ı Kerîm tarafından değiştirilmiş veya kaldırılmıştır. Ayrıca Hz. Peygamber’in kabir ziyaretiyle ilgili hadislerinde olduğu gibi İslâm’ın gelişme sürecine bağlı olarak önceki bazı hükümler sonradan değiştirilmiştir. Ancak Kur’an-ı Kerîm’de neshedilmiş âyetler bulunup bulunmadığı konusu tartışmalıdır. İslâm bilginlerinin çoğunluğu bâzı âyetlerin sonradan gelen başka âyetler veya hadislerle neshedildiğini savunurken bazı âlimler de bu görüşü reddetmişlerdir. Bu arada Kur’an’da neshi mümkün görenler de mensuh âyetlerin sayısıyla ilgili olarak 5 ile 200 arasında değişen farklı rakamlar ileri sürmüşlerdir.
Daha çok son dönem İslâm bilginlerinin tercih ettiği ve bizce de isabetli olan anlayışa göre bir konuda iki farklı hüküm içeren iki âyetten, sonra gelenin –nihaî bir düzenleme getirme amacının açıkça anlaşıldığı durumlar dışında– öncekinin hükmünü tamamen ortadan kaldırdığını kabul etmek yerine, her iki âyetin de kendi şartlarında geçerli ve yürürlükte olduğunu, hangisinin indiği şartlar mevcutsa onun hükmünün uygulanması gerektiğini, böylece duruma göre birinin veya ötekinin uygulanabileceğini, eğer birinin şartları artık sonsuz olarak tekrar doğmazsa pratikte o hükmü uygulamaya da imkân bulunmayacağını düşünmek daha isabetli görülmektedir (nesih hakkında ek bilgi için ayrıca bk. “Tefsire Giriş” bölümü, “I. Kur’an-ı Kerîm F Nesih” başlığı).
“Unutturursak” diye çevirdiğimiz “nünsi(hâ)” fiiliyle ne kastedildiği konusunda farklı yorumlar yapılmıştır. Şevkânî’nin özetlediği bilgilere göre söz konusu fiili “nense (hâ)” şeklinde okuyanlara göre âyette bu fiil, “(neshedilmesini) ertelersek” anlamında kullanılmıştır. Bizim de tercih ettiğimiz “nünsi(hâ)” şeklindeki okunuşa göre bu ifade, “... o âyeti (değiştirmeden, neshetmeden) olduğu gibi bırakırsak” veya “o âyetin yürürlükten kaldırılmasına izin verirsek” şeklinde açıklanmıştır. Şevkânî, son yorumun, “lugat ve nazar ehlinin çoğunluğunun üzerinde birleştiği yorum” olduğunu söyler (Başka yorumlar için bk. Şevkânî, I, 138-139). Buradaki “unutturma” ifadesiyle, geçmiş dinlere ait kitaplarda bulunan ilâhî mesajların unutturulması, yani sonraki kitaplara ve rivayetlere hiç intikal etmemesi de kastedilmiş olabilir.
Allah Teâlâ Kur'an'daki bir ayetin hükmünü ya da lafzını kaldırıp da insanlar onu unuttuğunda, Allah -Subhanehu ve Teâlâ- hemen ya da daha sonra insanlar için daha faydalı olanını yahut onun benzerini gönderir. Bu Allah'ın ilmi ve hikmeti ile gerçekleşir. -Ey Peygamber!- Allah'ın her şeye kadir olduğunu sen biliyorsun. O dilediğini yapar ve istediği ile hükmeder.