Diyanet İşleri
Ayetlerimizi çekişmeye dalanları görünce, başka bir bahse geçmelerine kadar onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra artık zulmedenlerle beraber oturma
Elmalılı Hamdi Yazır
Âyetlerimiz hakkında münasebetsizliğe dalanları gördüğün zaman hemen onlardan uzaklaş ki, ondan başka söze dalsınlar. Eğer şeytan bunu sana unutturursa hatırladıktan sonra hemen kalk, o zalimler topluluğuyla oturma.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Ayetlerimiz hakkında lakırdıya dalanları gördüğünde, onlar başka bir söze dalıncaya değin onlardan yüz çevir. Eğer şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra o zalimler topluluğu ile oturma.
Süleyman Ateş
Ayetlerimiz hakkında (münasebetsizliğe) dalanları gördüğün zaman, onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan yüz çevir; eğer şeytan sana (bunu) unutturursa hatırladıktan sonra (hemen kalk), o zalimler topluluğuyla beraber oturma!
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Eğer müşriklerin ayetlerimiz hakkında ileri geri alay ederek konuştuklarını görürsen, onlar ayetlerimizle alay edip ileri geri konuşmayı bırakıp başka bir söze geçinceye kadar onlardan uzaklaş. Eğer şeytan bunu sana unutturduğu için onlarla oturmaya devam edersen hatırladığında onların meclisini terk et ve bu haddi aşanlarla beraber aynı yerde bulunma.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
68- Âyetlerimiz hakkında bâtıla dalanları gördüğün zaman onlar ondan başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir! Eğer şeytan sana unutturacak olursa hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğu ile birlikte oturma! 69- Korkup sakınanlara onların hesabından herhangi bir sorumluluk yoktur. Fakat korkup sakınırlar diye hatırlatmaları gerekir.
68. Allah’ın âyetleri hakkında batıla dalmaktan kasıt, batıl sözleri güzel göstermek, batıla davet etmek, batıl ehlini övmek, haktan yüz çevirmek, hakkı tenkit etmek, hak ehline dil uzatmak gibi yollarla hakka muhalif konuşmalar yapmak demektir. İşte Yüce asaleten Allah Rasûlüne, ona tâbi olarak da ümmetine Allah’ın âyetlerine sözü geçen şekillerde dalan kimseleri gördükleri takdirde o kimselerden yüz çevirmeyi, batıla dalıp bu hal üzere devam edenlerin meclislerinde başka bir söz açılıp, başka bir konuya dalacakları vakte kadar yanlarında bulunmamayı emretmektedir. Eğer başka bir söze dalınacak olursa sözü edilen yasak ortadan kalkar. Eğer bu başka söz, faydalı ise zaten bu emrolunan bir şeydir. Başka türden ise faydasızdır ve emrolunmuş bir şey değildir. Batıla dalmanın yerilmesi ile aynı zamanda hakkın araştırılması, hakkın üzerinde düşünülmesi ve hak ile münazara edilemsi teşvik edilmektedir. Daha sonra Yüce Allah:“Eğer şeytan sana unutturacak olursa” yani unutmak ve gaflet sebebi ile onlarla birlikte oturacak olursan “hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğu ile birlikte oturma” buyurmaktadır. “Zalimler” ifadesi, batıl sözlere dalanları, her türlü haram şeyleri konuşanları ya da herhangi bir haram işleyen kimseleri kapsamaktadır. Kişinin, ortadan kaldırmaya gücü yetmediği münkerin yanında hazır bulunması ve oturması da haramdır. Bu yasak ve haramlık, onlarla birlikte oturan ve Allah’tan korkup sakınmayan kişilere yöneliktir. Böyleleri haram olan söz ve işte onlarla ortak olur yahut ses çıkarmaz ve onların bu haramlarına tepki göstermezler. Eğer Allah’tan korkup sakınır da hayrı emreder, kötülükten ve söyledikleri sözlerden onları alıkoyarsa, onlarla oturmak hakkındaki bu yasak ya tamamen kalkar veya hafifler. Böyle yapan bir kimse için onlarla oturmaktan dolayı vebal ve günah yoktur. Bundan dolayı Yüce Allah bir sonraki âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır:
69. “Korkup sakınanlara onların hesabından herhangi bir sorumluluk yoktur. Fakat sakınırlar diye hatırlatmaları gerekir.” Yani Yüce Allah’tan korkar ve sakınırlar umuduyla hatırlatsınlar ve onlara öğüt versinler. Bu buyruk ögüt verip hatırlatan kimsenin, korunup sakınma maksadını gerçekleştirecek en uygun sözler kullanması gerektiğine delildir. Yine bu buyrukta şuna da delil vardır: Eğer hatırlatma ve öğüt, hatırlatılan kimsenin kötü halini daha da artıracak ise o hatırlatmayı terk etmek gerekir. Çünkü hatırlatma, eğer kendi esas maksadı ile çelişirse, artık onu terk etmek esas maksada dönüşür.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Allah’ın âyetleri hakkında ileri-geri konuşmaya dalmak”tan maksat, Kur’an-ı Kerîm’i alaya almak veya eleştirmeye kalkışmaktır. Âyet, bu şekilde davrananların –eğer engel olmak mümkün değilse– başka bir konuya geçinceye kadar yanlarından ayrılmayı emretmektedir. Aynı buyruk, daha sonra gelen bir başka âyette de tekrar edilmiştir (Nisâ 4/140). Fahreddin er-Râzî’nin naklettiğine göre âyetin asıl mâna ve maksadını dikkate alan bazı âlimler, inançsızların Kur’an’la ilgili kötü sözlerine karşı, yanlarından uzaklaşmanın dışında başka tepkiler de gösterilebileceğini belirtmişlerdir (XIII, 25). Aynı müfessir bu âyetteki havd kelimesini açıklarken –haklı olarak– “Havd, sözlükte eğlence tarzında ve aşırı derecede dalmayı ifade eder... Binaenaleyh, bazı Haşviyye’nin zannettiğinin aksine bundan, ilâhiyyât meselelerini derinlemesine inceleyip araştırmanın, istidlâl ve münazaranın, Allah’ın âyetlerine dalmaktır diye, haram olduğu sonucunu çıkarmaya kalkışılmamalıdır” der.
Bazı müfessirler, âyette sadece Hz. Peygamber’e hitap edildiğini, dolayısıyla buyruğun da yalnız ona yönelik olduğunu ileri sürmüşlerse de yaygın kanaate göre âyetin asıl muhatabı hem Resûlullah hem ümmetidir (bk. Taberî, VII, 228-229; İbn Atıyye, II, 303-304; M. Reşîd Rızâ, VII, 508). Muhatabın Hz. Peygamber dışındaki müslümanlar olduğu da söylenmiştir. Ancak, beşer olması itibariyle Hz. Peygamber’in de bazı şeyleri unutabileceğini, bunu bizzat kendisinin kabul ettiğini bildiren hadisler de vardır. Bu hadislerin birinde Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Ben, ancak bir beşerim; sizin gibi ben de unutabilirim...” (Buhârî, “Salât”, 31; Müslim, “Mesâcid”, 89, 92, 93, 94).
Âyette bu tâlimatın unutulması halinde oturmaktan ötürü günahkâr olunmayacağı (zira unutma meşrû bir mazerettir), ancak hatırlayınca artık “zalimler”le oturmamak gerektiği ifade ediliyor. Kur’an aleyhinde konuşanlara “zalimler” denilmesi, onların konuşmalarının iyi niyetli, adaletli, gerçeklere dayalı olmadığını; aksine tahkir, tezyif ve iptal amacı taşıyan asılsız ve gerçek dışı konuşmalar olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu âyet bize, Allah’ın âyetlerine dil uzatmadıkları, İslâmî değerlere karşı saygısızca sözler sarfetmedikleri sürece, yanlış inanç ve görüşteki insanlarla bir arada oturulup konuşulabileceğini göstermektedir. Kanaatimizce “Allah’ın âyetleri hakkında ileri-geri konuşmaya dalma”, onlarla eğlenme ya da onları reddetme, bu birlikteliği ortadan kaldıran en temel sebepse de, bu bir örnek olup, düşmanlık duygularına dayalı daha başka kötü ve yanlış söz veya davranışta bulunan kimseleri de terketmek gerekir. Nitekim gıybet eden kimselerin meclislerini terketmeyi emreden hadisler de vardır (Dârimî, “Mukaddime”, 23). Esasen “Hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğu ile oturma” ifadesindeki “zalimler” nitelemesi de bunu gösteriyor. Çünkü “zulüm”, başta inkârcılık olmak üzere her türlü haksızlık ve adaletsizliği, kasıtlı kötülükleri kapsamaktadır (zulüm hakkında bilgi için bk. Bakara 2/54).