Önceki ayet· 19:86Sonraki ayet· 19:88

Meryem Suresi 87. Ayet· 19:87

↗ Meryem suresi
Mekki
لَّا يَمۡلِكُونَ ٱلشَّفَٰعَةَ إِلَّا مَنِ ٱتَّخَذَ عِندَ ٱلرَّحۡمَٰنِ عَهۡدٗا
Rahman'ın katında bir ahd almış olandan başkası asla şefaatte bulunamıyacaktır
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Rahman'ın katında bir ahd almış olandan başkası asla şefaatte bulunamıyacaktır
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
(O gün) Rahmân (olan Allah)'ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Rahman katında söz almış olandan başkaları şefaat imkânı bulamazlar.
Süleyman Ateş
Yalnız Rahman'ın huzurunda söz almış olanlardan başkaları şefa'at edemezler.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.5%
İngilizce
None will have [power of] intercession except he who had taken from the Most Merciful a covenant
Fransızca
ils ne disposeront d'aucune intercession, sauf celui qui aura pris un engagement avec le Tout Miséricordieux
İspanyolca
No tendrán quién interceda por ellos, salvo quienes hayan asumido el compromiso con el Compasivo [de creer que Él es la única divinidad con derecho a ser adorada]
Rusça
Никто не обретет права заступничества, кроме тех, у кого был завет с Аллахом
Endonezce
Mereka tidak berhak mendapat syafaat, (pertolongan) kecuali orang yang telah mengadakan perjanjian di sisi (Allah) Yang Maha Pengasih
Bengalce
যে দয়াময় আল্লাহর কাছ থেকে প্রতিশ্রুতি গ্রহণ করেছে, সে ব্যতীত আর কেউ সুপারিশ করার অধিকারী হবে না।
Çince
但与至仁主订约者除外,人们不得说情。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kâfirler kıyamet gününde birbirlerine şefaat etme yetkisine sahip olamayacaklar. Ancak dünyada Allah'a ve resullerine iman etmelerinden dolayı kendilerine söz verilenlere bu yetki verilecektir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
85- O gün takva sahiplerini (konuk) heyet halinde Rahman’ın huzuruna toplarız. 86- Günahkarları da susuz olarak cehenneme süreriz. 87- Rahmân’ın katında söz almış olandan başkası (o gün) şefaat hakkına sahip olamaz. 85. Şanı Yüce Allah, muttakiler ile günahkârlardan oluşan iki kesim arasındaki farkı bildirmektedir: Allah, kendi uğruna şirkten, bidatlerden ve masiyetlerden sakınanlar kıyamette şerefli kılınmış ve tazime mazhar olmuş olarak mahşere getirecektir. Onların sonunda huzuruna varacakları ve varmayı istedikleri zat, lütufkâr ve Rahmân olan Allah’tır. O’nun huzuruna heyetler halinde varacaklardır. Birisinin yanına heyet halinde giden kimsenin kalbinde ise mutlaka belli bir umut, yanına gittiği kimse hakkında bilinen şekilde bir hüsn-ü zan bulunur. İşte takvâ sahipleri de Rahmân olan Allah’ın huzuruna rahmetini, herkesi kuşatan ihsanını ve rıza yurdu olan cennette O’nun bağışlarına nail olmayı umarak gideceklerdir. Buna sebep ise O’na olan takvaları ve dünyada iken işledikleri O’nu razı edecek amellerdir. Zira Yüce Allah, bu amellere karşılık peygamberleri aracılığıyla onları mükâfatlandıracağına söz vermişti. Onlar da bu sözün verdiği kalp huzuru ile ve O’nun lütfuna güvenerek Rablerine yönelirler. 86. Günahkârlar ise cehenneme susuz olarak sürüleceklerdir. Bu ise en büyük zindan, en ağır ve dehşetli ceza olan cehenneme, en zelil ve en hakir halde sürüleceklerini, en korkunç şekilde oraya götürüleceklerini ifade eder. Susamış, yorgun ve bitkin olacaklardır. İmdat ve yardım isteyecekler, yardımlarına cevap verilmeyecektir. Dua edecekler, duaları kabul olunmayacaktır. Kendilerine şefaat edilmesini isteyecekler, onlara şefaat olunmayacaktır. Bundan dolayı da Allah şöyle buyurmaktadır: 87. “Rahmân’ın katında söz almış olandan başkası (o gün) şefaat hakkına sahip olamaz.” Yani şefaat veya onun bir bölümü onlardan hiçbirisinin elinde ve imkânında değildir. Şefaat yalnızca Yüce Allah’ın elindedir:“De ki: Bütün şefaat Allah’ındır.”(ez-Zümer, 39/44) Allah, onlara şefaat edeceklerin şefaatinin fayda vermeyeceğini haber vermektedir. Çünkü onlar Allah nezdinde O’na ve peygamberlerine iman etmek suretiyle herhangi bir söz almış değillerdir. Aksi takdirde Allah nezdinde bir söz alıp da O’na ve peygamberlerine iman eden ve peygamberlerine tâbi olan kimseler, Allah’ın kendilerinden razı olacağı ve şu ayette olduğu gibi şefaate nail olacak kimselerden olabileceklerdir:“O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler.”(el-Enbiya 21/28) Yüce Allah kendisine iman edip de peygamberlerine uymayı “söz” diye adlandırmıştır. Çünkü O, kitaplarında ve peygamberleri vasıtasıyla peygamberlerine uyan kimselere güzel mükâfatlar vereceğine dair söz vermiştir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Rahmân’dan söz alanlar” ifadesi iki türlü anlaşılabilir: a) Bunlar âhirette lâyık olanlara şefaat etmek için kendilerine izin verilenlerdir. Nitekim bir âyette, Allah izin vermedikçe hiçbir kimsenin şefaat edemeyeceği haber verilmektedir (bu konuda bilgi için bk. Bakara 2/255). b) Dünyada iken şefaati hak ettiren iman ve amel sahibi olanlar. Bunlar Allah’ın birliği, peygamberlik, âhiret vb. iman esaslarına inandıkları için kendilerine şefaat edilmeye liyakat kazanmışlardır. Allah’ın izin verdiği kimseler bunların günahlarının affı için şefaat edeceklerdir (bk. Râzî, XXI, 252-253).
Meryem Suresi 87. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kâfirler kıyamet gününde birbirlerine şefaat etme yetkisine sahip olamayacaklar. Ancak dünyada Allah'a ve resullerine iman etmelerinden dolayı kendilerine söz verilenlere bu yetki verilecektir.